MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
İlhanlı Safevi Özbek ve Babür Devletlerinde Minyatür
Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar Beğen

SELÇUKLU MİNYATÜR ESERLERİ

Selçuklu Türkleri minyatür sanatına önem vermeye başladılar. Bu dönemde Tıp, Botanik, Astronomi ve mekanik buluşları içeren bilimsel konulu eserler minyatürlendirilmiştir. Bunlar arasında KİTAB AL-HAŞA’İŞ, MARİFAT AL-HIYAL AL-HANDASİYA, KİTAB EL, BAYTARA, VARKA ve GÜLŞAH, KELİLE VE DİMNE isimli yazma eserleri sayabiliriz.

Anadolu'da üretilmiş XII.-XIII. yüzyıllara tarihlenen ilk minyatürler Meyyâfârikîn (Silvan), Diyarbekir, Mardin, Aksaray, Kayseri ve Konya gibi merkezlerde hazırlanmış eserlerde yer alır. İsmâil b. Rezzâz el Cezeri tarafından Diyarbakır 'de Artuklu Emîri Nâsırüddin Mahmûd için hazırlanan Kitâb fi ma'rifeti'l-hiyeli'l-hendesiyye adlı eserin minyatürleri (TSMK. III.Ahmed.nr.3472) Anadolu dışındaki çağdaş Selçuklu resim üslûbuyla benzerlik taşır. Harîrî'nin el Makamât'ı ile Abdurrahman es-sufî'nin Suverü'l-kevâkibi's-sâbite'sinin birer nüshası, Artuklu sarayı için yazılmış Selçuklu resim üslûbundaki diğer minyatürlü kitaplardırselcukulular zamanında Konya, Diyarbakır, Musul ve Bağdat gibi kentler bu dönem minyatür sanatının korunduğu önemli sanat merkezleri oldu.( İSLAM ANSİKLOPEDİSİ- TDV-Minyatür)

http://www.turkishairlines.com/images/skylife/2-2009/1067/45_1067kultur-as-kitap.jpg

13. Yüzyılda Konya’da Abdülmü’min el-Hûyî’nin hazırladığı Varaka ve Gülşen mesnevisinin minyatürleriyle, Hariri’nin Makâmât’ının minyatürleri en önemli eserlerdir. Bu son eserde Ebu Zeyd adında birinin ilgi çekici maceraları incelenmiştir. Bu resimler gerçekçi ve Natüralist nitelikleriyle dikkat çekicidir.

Bir aşk hikâyesi olan Varka ve Gülşah (TKSM, H.841) 13. yüzyıl Selçuklu dönemi Resim Sanatının en güzel örneklerindendir. Yazma, Hoy’dan gelmiş ve Konya’ya yerleşmiş bir aileden olan Abdül Mümin tarafından resimlendirilmiştir. Varka ve Gülşah minyatürlerindeki Türk tiplerini temsil eden figürler, Büyük Selçuklu dönemi çini ve Seramiklerindeki figürlerle büyük benzerlikler gösterir. ılk minyatürde, içinde çeşitli dükkânların bulunduğu bir çarşı ile adeta öykünün geçtiği ortamın bir takdimi yapılmaktadır. Gülşah’ın çadırında üzüntüden bayılmasını ve Varka’ya kavuşmasını gösteren yalın sahnelerin figürlerden arta kalan boşluklarını ise, dekoratif bitki ve hayvan motifleri doldurmaktadır. İki atlının dövüşünün yer aldığı sahnede de zemin arabesklerle tamamen doldurulmuştur. Zeminin bu biçimde süslenmesini, Büyük Selçuklu dönemi Minyatürlerinin çoğunda buluruz. Bu ağır  Süsleme lere karşın, ince uzun dikdörtgenler oluşturan kompozisyonlar oldukça yalındır.

 

Dosya:Layla and Majnun2.jpg
Leyla İle Menun- Nizami'den- bir Minyatür.

 

- Dioskorides'in Materia Medica'sı (Kitab el-Haşaiş)

Dioskorides İ.S. 2. yy.da Kilikya'da Anazarba'da doğmuş bir hekimdir. Eseri olan Materia Medisa'nın en eski Minyatürlü nüshası Bizans devrinden, 520 civarından gelen Viyana Milli Kitaplığındaki yazmadır. Juliana Anicia için yapılmış olan bu eserdeki minyatürlerin benzerleri daha sonra İslam yazmalarından da görülmektedir. Dioskorides'in bugün bilinen 13 İslami çevirisi mevcuttur.

Leiden Üniversite Kitaplığı (Cad. Or. 289): Minyatürlü en eski Dioskorides yazmasıdır. Miladi 990 yılına tarihlenir. 1083 yılında kopya edilmiştir. 227 yaprak olup 620 minyatürlü sayfa içerir. Minyatürler çoğunlukla antik yazmalardan kopya bitki resimleridir ve çerçevesiz bir halde metnin içine yerleştirilmişlerdir.

- Paris, Bibliotheque Nationale: İspanya'da bulunmuş ve Fransa'ya getirilmiştir. 135 yaprak olup 101 bitki minyatürü içerir.

- Paris, Bibliotheque Nationale (Cad. Arabe. 4947): Yazma 124 yaprak olup 160 miny.

Selçuklu döneminden günümüze gelmiş bir başka eser ise, 1271’de Aksaray’da yazılarak Sivaslı Nasreddin tarafından Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev’e sunulan bir Astroloji Kitabı’dır (Paris, bib. Nat., P.174). Doğu’dan alınan motiflerin yanında minyatürlerdeki güçlü konturlar ve hafif gölgelendirme, sanatçısının Bizans minyatürlerini tanımış olduğunu göstermektedir.

Selçuklu dönemi Anadolu resim sanatının ilk örnekleri, XII. Ve XIII. Yüzyıllarda bilimsel içerikli olarak ‘Diyarbakır ve yöresinde Artuklu Emirlerinin ve Konya’da seçkin sınıfın desteğinde ortaya çıkmıştır.

Selçuklu döneminde Anadolu’da, özellikle Konya’da Mevlana’nın ve müritlerinin desteğinde oluşan sanat ortamında, zengin bir resim etkinliği yaşanmıştır. Büyük tasavvuf düşünürü ’Mevlananın(1207–1273) ve müritlerinin resim sanatına duyduğu ilgi bilinmektedir.  Ahmet Eflaki (Dede) ve Ariflerin Menkıbeleri adlı yapıtında, MEVLANA’nın müritleri Kaluyan ve Aynüddevle’nin betimlemede eşsiz olduklarını, Aynüddevle’nin sultan kızı Gürcü Hatun’un isteği üzerine MEVLANA’nın ayakta durur şekilde yirmi ayrı pozunu kâğıt üzerine çizdiğinden söz eder.

Ahmed Eflaki, bir portre ressamı olan Aynüddevle ve Kaluyan’ın dışında Şehabettin Guyende ve Kelhuk bin Abdulah gibi sanatçılardan da söz etmektedir. Bunların yanı sıra Mehmed bin Abdullah, Yusuf bin Hamza gibi sanatçılar da Selçuklu dönemi ressamları arasında sayılmaktadır.

 

SELÇUKLU MİNYATÜRLERİNİN ÖZELLİKLERİ

Selçuklu minyatürlerinin belirgin özellikleri arasında, İslami düşünceye uygun Soyut bir üslubun hâkim oluşu, figürlerin yer aldığı yerlerin sembolikliği, zeminin kırmızı, mavi renklerle boyanması, bu dönemde sık görülen belli Motiflerin kullanılmış olması gibi vasıfları sayabiliriz.

Minyatür tarihinde, İlhanlı-Moğol döneminde "Tebriz okulu" ve "Şiraz okulu"; Celayirler döneminde "Tebriz ve Bağdat okulları", Muzaferiler zamanında; "Şiraz okulu", Timurlar'da; "Şiraz okulu", "Herat okulu", Karakoyunlu Türkmenleri döneminde; "Şiraz ve Tebriz okulları", Safeviler döneminde; "Tebriz, Kavin, Isfahan, Şiraz okulları", Özbek döneminde "Buhara okulu", Osmanlı döneminde "Saray okulları, Bağdat okulu" gibi çeşitli tarz, tavır ve üsluplar vardır.

Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçukluların İran ile ilişkileri nedeniyle minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Mevlana'nın resmini yapan Abdüddevle ve başka ünlü minyatür Sanatçıları yetişti. Osmanlı Devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar İran ve Selçuklu etkisi sürdü.

 

İLHANLI, ÖZBEK, TİMURLU, BABÜR VE SAFEVİLERDE MİNYATÜR

13. yüzyılda başlayan Moğol istilası sonucunda İslam minyatür sanatında yeni bir tasvir tarzı ortaya çıkmıştır. İlhanlılar’ın hâkim olduğu bu dönemde yazmalar Çin sanatından etkilenerek resimlenmiştir. Minyatürlerde Uzakdoğu fırça üslubu, özellikle Çin’in Tang dönemi ressamlarından Yan Liben’in figür üslubu uygulanmıştır.

İlhanlılardan sonra Celâyirliler devrinde klasik İslam minyatürü biçimlenmiş, yüzeysel ve dekoratif bir resim üslubu doğmuştur. Cüneyd Nakkaş tarafından konulan bu üslup gelişerek devam etmiştir. Bu üslupta, manzara ve insan figürleri küçük tutulmuş, doğa ayrıntılı olarak yer almıştır. En yetkin örneği de Hâcû- yı Kirmânî’nin Hamse’sinde bulunmaktadır.

Dosya:Kamal-ud-din Bihzad 001.jpg
Havarnak kalesinin mimari" (Kam?l ud-D?n Behz?d Heraw?, Herat

İslam minyatür sanatının en önemli örneklerinden birçoğu Timur devleti minyatürcülerine aittir. Devlet adamlarının sanatçıları korumasının buna katkısı büyüktür. Hüseyin Baykara döneminde Herat önemli bir sanat merkezi haline gelmiştir. Bihzad bu dönemde yetişmiş ve minyatürlerinde insan vücudunun çeşitli faaliyet anlarında ortaya koyduğu hareketleri gerçekçi bir resim diliyle anlatmıştır.

"Karakoyunlular ve Akkoyunlular döneminde geliştirilen ve Türkmen üslubu denilen yeni bir tarz doğmuştur. Figürler iribaşlı ve tıknazdır. Tabiat, basit bitkilerle sade bir manzara halinde, açık renkler kullanılarak işlenmiştir. En önemli eser, Nizami, Genceli nin Hamse’sidir." ( Özlem Demir,MİNYATÜR SANATI, .kadinhaberleri.net)

Safevîler devrinde Sultan Muhammed, Şah Tahmasb, Mir Musavvir, Aga Mirek, Dost Muhammed, Mirza Ali, Abdussamed gibi değerli nakkaşlar yetişmiştir. Şii inancının on iki imamını temsil eden on iki dilimli tâc-ı haydarî giydirilmiş figürler Safevî minyatürlerine has bir özelliktir. Bu dönemde Kazvin’de ortaya çıkan farklı üslupta figürler zariftir, yanaklarına uzanan zülüfler, çekik kaş ve gözler, ince bir boyun ve geniş omuzlar belirgin nitelikleridir.

Dosya:Shah Abbas I engraving by Dominicus Custos - Antwerp artist printer and engraver.jpg

Özbek minyatürlerinde Bihzad’ın etkisi görülür. Mahmud Müzehhib önemli nakkaşlardandır. Hind minyatürlerinde ise Babürlü hükümdarları için kaleme alınan Babürname, Ekbername adlı eserlerin resimlerinde hükümdarların savaşları, avlanmaları, tören ve eğlenceleri gerçekçi bir yaklaşımla tasvir edilmiş, Cihangir döneminde portre yapımı yayınlaşmıştır. ( Özlem Demir,MİNYATÜR SANATI, .kadinhaberleri.net)

İlhanlılardan sonra Celâyirliler devrinde klasik İslam minyatürü biçimlenmiş, yüzeysel ve dekoratif bir resim üslubu doğmuştur. Cüneyd Nakkaş tarafından konulan bu üslup gelişerek devam etmiştir. Bu üslupta, manzara ve insan figürleri küçük tutulmuş, doğa ayrıntılı olarak yer almıştır. En yetkin örneği de Hâcû- yı Kirmânî’nin Hamse’sinde bulunmaktadır.

İslam minyatür sanatının en önemli örneklerinden birçoğu Timurlu dönemine aittir. Devlet adamlarının sanatçıları korumasının buna katkısı büyüktür. Hüseyin Baykara döneminde Herat önemli bir sanat merkezi haline gelmiştir. Bihzad bu dönemde yetişmiş ve minyatürlerinde insan vücudunun çeşitli faaliyet anlarında ortaya koyduğu hareketleri gerçekçi bir resim diliyle anlatmıştır. Özlem Demir,Müphem kalmış bir sanat,Minyatür, Özlem Demir,MİNYATÜR SANATI, .kadinhaberleri.net)

 

 

OSMANLI MİNYATÜRÜNÜN GENEL ÖZELLİKLERİ

Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçukluların İran ile ilişkileri nedeniyle minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Mevlana'nın resmini yapan Abdüddevle ve başka ünlü minyatür sanatçıları yetişti. Osmanlı Devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar İran ve Selçuklu etkisi sürdü. 

Erken Osmanlı dönemine ait yazma eserlere örnek olabilecek Edirne Sarayı nakış hanesinde yapıldığı tahmin edilen KÜLLİYAT-I KATİBİ, DİLSÜZNAME ve İSKENDERNAME isimli eserler sayılabilir.

Fatih Sultan Mehmet ’in saltanat yıllarında İtalya’dan birçok sanatçıyı davet ederek portrelerini yaptırdığını bilmekteyiz. Bu sanatçılardan PAVLİ’nin öğrencisi Minyatürcü Sinan Bey’in çalışmalarında batı sanatçılarının etkisi görülür. Özellikle Fatih Sultan Mehmet ’in gül koklarken yaptığı portresindeki elbisenin kıvrımları gerçekçi bir üslupla yapılmış gibidir.

Osmanlı minyatürü konusu açısından dört bölüme ayrılabilir: 

1) olayları hikâye eden minyatürler,

2) peyzajlar,

3) portreler,

4) bilimsel konulu minyatürler(tıp, hayvanat, astroloji)

İran Edebiyatı’nın Firdevsi , Nizami, Genceli, Câmî gibi şairlerinin eserleri, Ali Şir Nevai ,FUZULİ ,BAKİ' ve başka  Şairlerin divanlarının minyatürleriyle; Selimnâme, Süleymannâme gibi, padişahların ya da Osmanlı hanedanının tarihini süsleyen minyatürler, Surnameler ve sefernâmelerin minyatürleri sanat tarihi açısından büyük önem arz eder

Nakkaş Osman,  Levni  ve Sinan Bey’in pek çok portre ve peyzaj çalışmaları vardır.

Dini konulu resimler peygamberin tasvirini yapmaktan sakınmayan bir hoşgörü ortamında oluşmuştur.

Tıp, astroloji veya garip olay ve yaratıklar hakkında bilgi veren yazmaları süsleyen minyatürler devrin bilgi düzeyi hakkında bilgi verir. Cerrâhiye-i İlhâniye adlı tıp kitabıyla, Matali el-Saadet adlı astroloji kitabının minyatürleriyle, Kazvînî’nin Acâib’ul Mahlûkât kitabının minyatürleri gibi.

 

OSMANLI MİNAYTÜRCÜLERİ

Fatih Sultan Mehmet döneminde, padişahın resmini de yapmış olan  Sinan Bey adlı bir nakkaş, II. Bayezid   döneminde de Baba Nakkaş diye tanınan bir sanatçı yetişti. 16. yüzyılda  HAYDAR REİS diye tanınan NAKKAŞ NİGARİ, Ahmetcan Barlas, Haydar Kay, İsmail Can, Gazi Capır, Nakşî ve Şah Kulu ün yaptılar. Gene aynı dönemde, Behzad'ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de İstanbul'a çağrılarak saraya baş nakkaş (başressam) yapılmıştı. Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşit, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyılın ünlü nakkaşlarıdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Minyatür )

Bunlardan Levni, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır.  Levni, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi. 19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görüldü.

Kitâb-ı Gencîne-i Feth-i Gence, Şecâatnâme ve Târih-i Feth-i Yemen'dir. 790'dan (1388) Erzurumlu Darîr'ın yazdığı Siyer-i Nebi’nin altı cilt halindeki nüshaları, Enderun'dan yetişmiş bir sanatçı olan Nakkaş Hasan'ın yönetiminde bir nakkaşlar ekibi tarafından resimlenmiştir. Şehnameci Tâlikîzâde'nin yazdığı Fetihnâme-i Eğri ve Şehnâme-i Âl-i Osmân ile Şehnâme'deki minyatürler de yine Nakkaş Hasan'a aittir. Aynı devirde Bağdat'ta hazırlanan tasavvuf ve peygamberler tarihi konulu eserlerde uygulanan Safevî minyatürünün etkisinde kalmış, renkleri canlı, ifade tarzı abartılı resim üslûbu Osmanlı eyalet üslûbu olarak tanımlanmıştır. Bunlar arasında Fuzûli'nin Hadîkatü's-süadâ'sı ile Câmiu's-siyer en önemli örneklerdir. ( Filiz Çağman, Anadolu'da Türk Minyatürü, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları.)Sultan I. Ahmed döneminde tek yaprak resim ve minyatürlerin belirli bir sıraya göre yerleştirildiği el yazması formatındaki murakka' (albüm) yapımcılığı önem kazanmıştır. Kalender Paşa tarafından düzenlenen I. Ahmed Albümü günlük hayat sahneleriyle tek figür kadın ve erkek tiplerinin tasvir edildiği çok sayıdaki tek yaprak minyatürü içerir. Yine Kalender Paşa'nın tertip ettiği Falnâme adlı eserde farklı resim üslûblarını yansıtan din ulularıyla astrolojik figürlerin tasvir edildiği büyük boyutlu minyatürler bulunmaktadır. Devrin tarih konulu yegâne resimli eseri, Hoca Sâdeddin Efendi'nin Osman Gazi'den Yavuz Sultan Selim'e kadar Osmanlı tarihini konu alan Tâcü't-tevârîh'inin bir nüshasıdır. II. Osman döneminde klasik Osmanlı minyatür üslûbundan ayrılan ve kendine has bir üslûb geliştiren Ahmed Nakşî'nin resimlediği eserler dikkat çeker. Firdevsî Şâhnâme'sinin Türkçe çevirisi olan Şehname-i Türkî'nin resimlenmesinde çalışan Ahmed Nakşî, Tercüme-i Şekaik-i Nu'mâniyye ile Divan-ı Nâdirî olarak tanınan mecmuadaki tasvirlerin tamamını yapmış ve Şehnâme-i Nâdirî'yi resimleyen nakkaşlar arasında yer almıştır. ( Filiz Çağman, Anadolu'da Türk Minyatürü, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları) .XVII. yüzyılda minyatür geleneğindeki tasvirlerin saray dışında, özellikle İstanbul'a gelen yabancılar için hazırlanan kıyafet albümleri içerisinde tek figür resimleri olarak yaygınlaştığı görülür. Bu yüzyılın ikinci yarısından günümüze ulaşan iki silsilename nüshası Osmanlı padişahlarının bu devirde ikamet ettikleri Edirne sarayında Musavvir Hüseyin tarafından hazırlanmıştır. Musavvir Hüseyin, bu eserlerdeki dizi padişah portreleri tasvirlerinin kurgularıyla XVIII. Yüzyılın başlarında eser veren Levnî'nin yaptığı Kebir Musavver Silsilename’deki dizi padişah portreleri Batılılaşma dönemi Osmanlı tasvir üslûbunun ilk örnekleridir. Levnî tarafından resimlenmiş olan bir diğer eser, Vehbî'nin III.Ahmed'in oğullarının sünnet düğününü şenliklerini konu alan Surnâme'sidir. Bu minyatürler, kesitlerle verilmiş mimari biçimler ve üst üste dizilmiş figür gruplarına sahip kompozisyonlar içerir. Osmanlı minyatür üslûbuna yeni ifade biçimleri kazandıran Levnî'nin ardından yüzyılın ikinci yarısında yenilikçi adımlar atan bir diğer sanatçı Abdullah-ı Buhârî'dir. Onun yaptığı tek figür kadın ve erkek resimleri, saray çevresi için hazırlanmış bir albümle Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki iki albüm içerisinde bulunmaktadır. 1750 yılından sonra Osmanlı minyatürü daha çok kıyafet albümleri ve padişah portreleriyle sürmüştür. Enderunlu Fazıl’ın çeşitli ülkelerin kadın ve erkek güzelliklerini anlatan Hûbannâme ve Zenannâme'sinin minyatürlü kopyalarında çeşitli kadın ve erkek tipleri yerEdirne sarayında Musavvir Hüseyin tarafından hazırlanmıştır. Musavvir Hüseyin, bu eserlerdeki dizi padişah portreleri tasvirlerinin kurgularıyla XVIII. Yüzyılın başlarında eser veren Levnî'nin yaptığı Kebir Musavver Silsilename’deki dizi padişah portreleri Batılılaşma dönemi Osmanlı tasvir üslûbunun ilk örnekleridir. Levnî tarafından resimlenmiş olan bir diğer eser, Vehbi’nin III. Ahmet’in oğullarının sünnet düğününü şenliklerini konu alan Surnâme'sidir. Bu minyatürler, kesitlerle verilmiş mimari biçimler ve üst üste dizilmiş figür gruplarına sahip kompozisyonlar içerir.

Osmanlı minyatür üslûbuna yeni ifade biçimleri kazandıran Levnî'nin ardından yüzyılın ikinci yarısında yenilikçi adımlar atan bir diğer sanatçı Abdullah-ı Buhârî'dir. Onun yaptığı tek figür kadın ve erkek resimleri, saray çevresi için hazırlanmış bir albümle Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki iki albüm içerisinde bulunmaktadır. 1750 yılından sonra Osmanlı minyatürü daha çok kıyafet albümleri ve padişah portreleriyle sürmüştür. Enderunlu Fazıl’ın çeşitli ülkelerin kadın ve erkek güzelliklerini anlatan Hûbannâme ve Zenannâme'sinin minyatürlü kopyalarında çeşitli kadın ve erkek tipleri yerel kıyafetleriyle resmedilmiştir. İSLAM ANSİKLOPEDİSİ- TDV-Minyatür)

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  •  
  • Dr. Hasan ÖZÖNDER, Ansiklopedik Hat ve Tezhip Sanatları Deyimleri, Terimleri Sözlüğü /
  • İSLAM ANSİKLOPEDİSİ- TDV-Minyatür)
  • Özlem Demir, Müphem kalmış bir sanat, Minyatür,
  • Nurhan Atasoy,MİNYATÜR SANATI,istanbul.edu.tr/Bolumler/guzelsanat/minyatur.htm
  • http://www.kadinhaberleri.com/index.php?content_
  • http://www.net-bilgi.com/tag/minyatur-sanati-hakkinda-kisa-bilgi
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Minyatür
  • http://www.sanatyelpazesi.com/showthread.php?623-seluklu-minyatr-sanat
  • http://www.veribaz.com/viewdoc.html?selcuklu-minyatur-sanati–363845.html


BİBLİYOGRAFYA
 
  • AND Metin, Osmanlı Tasvir Sanatı, İş Bankası Yayınları, 2002
  • Filiz Çağman, Anadolu'da Türk Minyatürü, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları.
  • HOLTER Kurt, Persische Mınıaturen, Wien 1951
  • İNAL Güner,Türk Minyatür Sanatı, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara 1995
  • İPŞİROĞLU Mazhar, Topkapı Peintures et Miniatures,Bibliotheque Des Arts, Paris
  • JANC Zagorka, İslamska Minijatura, Prosveta- Jugoalavija 1985
  • KUBAN Doğan, Çağlar Boyunca Türkiye Sanatının Anahatları, YKY, İstanbul 2004
  • MAHİR Banu,DİA,’minyatür’,XXX.,s.118-123
  • MAHİR Banu, OsmanlıMinyatür Sanatı, Kabalcı, İstanbul 2005
  • RENDA Günsel, Osmanlı Minyatür Sanatı
  • TANINDI Zeren, Türk Minyatür Sanatı
  • Metin Yerli, 2006. "Uygur Türklerinin İnanç Sistemlerinin Resim Sanatlarına Etkileri."
  • Eğitişim Dergisi. Sayı: 13. (Ekim 200
 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...