II. Hüsrev Kimdir Edebiyatta Hüsrev-i Perviz


 
 

 

II. Hürev Tahran Adliye Sarayı 

Edebiyatımızda Hüsrevler 

 

Hüsrev Nedir

Osmanlıca yazılışı; hüsrev :  خسرو

Hüsrev, İran tarihinde birkaç hükümdarın adıdır. Kelime Farsça kökenlidir. Ve Farsçada “ pâdişâh, hükümdar, sultan,  yıldızların pâdişâhı “ gibi bir anlama gelmektedir.

İran Tarihinde Hüsrev Adlı Şehinşahlar

İran tarihinde adı "Hüsrev" olan birkaç hükümdar olduğu gibi Divan şiirinde de bahsi gecen birkaç tane İran hükümdarı Hüsrev vardır.  Bu Hüsrevler arasında en meşhur olanları "Nüşirevan-ı Adil" olarak bilinen   I. Hüsrev ‘dir.(Nûşirevân-ı Âdil - Enûşirvân) Diğer bir şehinşah ise  "Hüsrev-i perviz" olarak bilinen  II. Hüsrev'dir. II. Hüsrev, aynı zamanda Hüsrev- ü  Şirin mesnevilerinin de kahraman olan, 6. Yy. Sasani Hükümdarı Hürmüz’ün oğlu Hüsrev- i Perviz’dir. ( bkz  HÜSREV Ü ŞİRİN'LER VE GENEL ÖZETİ-  Genceli Nizami’ Husrev-i Şirin’ ve Etkileri)   Hüsrev-i Perviz aynı zamanda fetihleri Husrev-i Perviz adı verilen hazinesi ve diğer yedi hazinesi ile meşhur olan ve divan şiirinde adı geçen bir şehinşah olmaktadır. ( Bkz Husrev-i Perviz ve Kendi Gelen Hazine )

Nizam-i Hüsrev'i Şirin Kopyalarından bir resim Hüsrev'in Şirin'i ilk karşılaşması 

 

II. HÜSREV – HÜSREV –İ PERVİZ

Edebiyatımızda adı en çok geçen Hüsrev,   Genceli Nizami tarafından 12 yy da yazılan   Husrev-i Şirin imesnevilerindeki erkek kahraman olan II Hüsrev’dir. Bu mesnevilerdeki Hürmüz ’ün oğlu Hüsrev-i Perviz,  bir Ermeni prensesi olan Şirin’e,  Ferhad  ’la beraber âşık olan bir hükümdardır.  ( bkz  Ferhat ile Şirin Hikayesi Varyantları ve Özetleri )  Bu  Hüsrev, adı "Nüşirevan-ı Adil" olarak da bilinen I. Hüsrev'in torunu, II. Hüsrev'dir.  

İlk yazılmış  Husrev-i Şirin  mesnevilerinde Ferhat 3. Derecede bir kahraman iken sonraki eserlerde, başkahraman haline gelmiş, hikâye Ferhat ile Şirin’e dönüşmüş, Hüsrev ise üçüncü planda kalmıştır. [1]

İran edebiyatında birkaç tane "Hüsrev" adındaki hükümdarın da yaşamış olmasından olsa gerek kelime "pâdişâh" anlamında da kullanılmıştır. Hatta bu anlamından hareketle Hüsrevani , hüsrevî, hüsrevâne gibi kelimeler oluşmuştur. Hüsrevani kelimesi etrafında büyük ulu, şahane, Hum-i hüsrevânî:  sultanî küp, çok büyük şarap küpü  ( bkz Hum ve Hum Hane ( Şiir Dünyamızda Küp ) anlamlarına gelen terkipler de oluşmuştur Hüsrev kelimesi etrafında oluşan diğer kelimeler ve kavramlar da şunlardır.  1)Hükümdara lâyık. 2) çok iyi, âlâ, birinci derece. 3) bir çeşit şarap. 4)  Hüsrev’e dua edenler 5)  Bir çeşit altın para 6) Hüsrev gibi büyük şah, hükümdar 7) Hüsrev gibi tavırlar gösteren şah ( şahane hükümdar )[2]

Adı etrafında oluşan mesnevilerin de kahramanı olan Hüsrev, 589 yılında tahta geçmiş olup, Nuşirevân'ın torunu, Hürmüz’ün oğlu, Sasaniyân sülalesinden bir padişahtır. Bu hükümdarın "Pervîz" lakabını, balığı çok sevmesinden ötürü aldığı söylenir.[3]  "Pervîz"  Farsça` da balık demektir.

 

TARİHİ KİMLİĞİ İLE HÜSREV- İ PERVİZ

( D.: MS 570, Tizpon- Irak; Ö: MS 28 Şubat 628, Tizpon- Irak ) Nuşirevân'ın torunu, Hürmüz’ün oğludur. Hüsrev’in babası Hürmüz, Roma İmparatoru  Mavrikios’un Roma tahtına çıkabilmesini sağlamıştı.   Hürmüz ölünce,  yerine oğlu Hüsrev`in tahta geçmesi gerekirken babasının büyük komutanı Behram Çubin,  Hüsrev’e biat etmemiş, idareyi eline almıştı. Hürmüz’e büyük bir vefa borcu olan Mavrikios da orduları ile gelerek Hüsrev’in idareyi alabilmesi için elinden geleni yapmış, Behram Cubin ülkeden kaçmak zorunda kalmış, Hüsrev de tahta gecmistir.   

Fakat bu defa da dostu Roma Hükümdarı Mavrikios’un tahtı tehlikeye girmiş,   Mavrikios,  Heraklıos tarafından öldürülmüştü. Mavrikios'un oğlu Theodosius’un da tıpkı kendisinin düştüğü duruma düşmesi nedeni ile Mavrikios’un oğlu Theodosius’u Roma’nın tahtına geçirmek için Roma’ya 603 yılında savaş açtı.  Büyük bir ordu ile Roma’ya saldırmış bu muazzam kuvvetin karşısında duramayan    Herakleios, barış önerisinde bulunmuş  ama Hüsrev buna yanaşmadığı gibi  613'te Şam'ı ve 614'te, Yahudiler`in işbirliğiyle Kudüs'ü, ardından da Mısır'ı ele geçirmişti. Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'ni yıkmış, Mescidi Aksa ‘yı da tahrip etmiş ve Hristiyanlar için çok önemli olan Kutsal Haç'ı da alıp götürmüştü. [4]

Bir ara Herarklios’un karşı saldırıları ile geri çekilmek zorunda kalsa da Avarlar`la ittifak kuran II Husrev İstanbul Boğazı kıyısına kadar ilerleyip Kadıköy’ü (Kalkhedon'u) dahi feth etmiş, balkanlarda ilerleyen Avar Türkleri ile İstanbul’u da kuşatmak teşebbüsüne girişmişti.   Roma İmparatoru bunun üzerine  başkenti İstanbul'dan Kartaca'ya dahi  taşımayı  düşünmüştü. Hüsrev’in efsanevi kimliği etrafında oluşan Genc-i Bed- Âver   efsanesi büyük bir  ihtimalle  II. Husrev’in  Batı Roma üzerine yaptığı  bu atak ile ilgili olan  bir hadiseydi.

Roma’nın güney kanadını Mısır’a kadar zapt eden Husrev’in meşhur yedi hazinesi de işte bu sayede oluşmuş olmalıydı. Azerbaycan ve Gürcistan üzerinde Romalılarla savaşan Hüsrev’in mesnevilere konu olan Şirin ile de bu sayede tanışıp evlenmiş olması muhtemeldir. Hz. Muhammed'in mektup göndererek İslam`a davet ettiği bir hükümdar da olan II. Hüsrev, Ermeni prensesi Şirin ile evlenerek muradına  ermiş, fakat Hüsrev’in sonu o kadar parlak olmamıştı. Karşı atağa geçen düşmanı Heraklıos’a mağlup olmuş, bunun üzerine Sasaniler`in ileri gelenleri durumu fırsat bilip onu tahtan indirmişti Ms 628

 

EDEBİYATTA HÜSREV-İ PERVİZ VE EFSANELERİ

 Edebiyata bu şekilde geçen Husrev-i Perviz’in tarihi kişiliği etrafında birçok rivayetler de uydurulmuş, Hüsrev efsanevî bir kişiliğe bürünmüştür. Hüsrev, sevgilisi Şirin için yaptırdığı kasr-ı Şîrîn, Genc-i Hüsrev adı verilen Genc-i Bâd- Âver  de dinilen  ( kendi gelen ) hazinesi ile de anılır.  (bkz Husrev-i Perviz ve Kendi Gelen Hazine )

Hüsrev-i Pervîz'in, Genc-i Şâyegân,  Genc-i Bâdâver gibi adlarla anılan 7 hazinesi şiir dünyamızda bahsi çok sık geçen hazinelerden biridir.  Bu yedi hazinesi içerisinde en meşhuru olan ise  Genc-i Bed- Âver  ( Genc-i Bâd – Âvar )   Dilmize “ kendi gelen hazine”, “Bedava hazine” , yahut da “ Rüzgârın getirdiği hazine “ anlamlarına gelen hazinesidir. ( Bu hazinenin hikâyesi ve detayları için bkz. Husrev-i Perviz ve Kendi Gelen Hazine  - Genc-i Bâd- Âver )  .

Hüsrev-i Perviz’in diğer hazinelerinin adı ise şunlardır:  Genc-i arûs,  genc-i bâ- âver ( Şâygân) , genc-i dîbe, ( dibe-i hüsrevi) , genc-i efrasîyâb,  genc-i sûhte, genc-i hazrâ, genc-i şâd – âverd,  genc-i gâv ( genc-i bâr)dir.  [5]   Fakat Hüsrev’in hazineleri arasında en çok Genc-i bâd- âverden söz edilmiş en çok ona telmihler yapılmış,  Şâygân veya şâdgân da  Genc-i bâd – âver   ile eş anlamlı kullanılmıştır. [6]

 Edebiyatımızda tarihî kişiden çok efsanevî kişiliğiyle söz konusu edilir. Ferhad ile Şirin veya Husrev u Şirin adlı mesnevilerde vuslata eren bir âşık olarak ele alınır. Yine hüsrev kelimesi, "padişah" anlamıyla kelime oyunlarına konu olur. Telmîh, tenâsüp ve tevriye yoluyla da birçok beyitte anılır.

Seher-geh Hüsrev-i mesned-nişîn-i kal’a-ı mînâ
Geyindi bir zemînî âsumânî hil’at-ı dîbâ     Aşık Çelebi 

Taht urup tâk-ı felekde hüsrev-i hâver güneş
Geydi nârencî kabâ urındı nûr efser güneş  Ahmet Paşa

Hüsnünü bir dem gören ey Husrev-i Şirin-dehen
Aşkına Ferhat olup yolunda can verse muhal    Bakî

Hüsrev-i huban eden sen dilber-i Şirin-Iebi
Bisutun-ı aşk içinde beni Ferhad eyledi    Dehhanî

Xəyalən çəкərdi min bir surəti.
Incə, zərif işdə xeyli pərgardı,
Suların üstündə naxış salardı.
Pərvizin önündə öpərəк yeri,   Genceli Nizami[7]

 KAYNAKÇA

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış