I. Hüsrev Nûşirevân -ı Âdil - Anûşirvân Kimdir


 
Kaynak resim alıntı: TDİA, Enûşirvân  (Firdevsî, Şâhnâme, İÜ Ktp., FY, nr. 1406, vr. 193a)
 

Hüsrev Nedir

 

Osmanlıca yazılışı; hüsrev :  خسرو

Osmanlıca yazılışı : Eneşirvan : أنوشروان

Hüsrev, İran tarihinde birkaç hükümdarın adıdır. Kelime Farsça kökenlidir. Ve Farsçada “ pâdişâh, hükümdar, sultan,  yıldızların pâdişâhı “ gibi bir anlama gelmektedir.

İran Tarihinde Hüsrev Adlı Şehinşahlar

İran tarihinde adı "Hüsrev" olan birkaç hükümdar olduğu gibi Divan şiirinde de bahsi gecen birkaç tane İran hükümdarı Hüsrev vardır.  Bu Hüsrevler arasında en meşhur olanları "Nüşirevan-ı Adil" olarak bilinen   I. Hüsrev ‘dir.(Nûşirevân-ı Âdil - Enûşirvân) Diğer bir şehinşah ise  "Hüsrev-i perviz" olarak bilinen  II. Hüsrev'dir. II. Hüsrev, aynı zamanda Hüsrev- ü  Şirin mesnevilerinin de kahraman olan, 6. Yy. Sasani Hükümdarı Hürmüz’ün oğlu Hüsrev- i Perviz’dir. ( bkz  HÜSREV Ü ŞİRİN'LER VE GENEL ÖZETİ-  Genceli Nizami’ Husrev-i Şirin’ ve Etkileri)   Hüsrev-i Perviz aynı zamanda fetihleri Husrev-i Perviz adı verilen hazinesi ve diğer yedi hazinesi ile meşhur olan ve divan şiirinde adı geçen bir şehinşah olmaktadır. ( Bkz Husrev-i Perviz ve Kendi Gelen Hazine )

Persepolis, Nûşirevan Kabartması, 

Nûşirevân-ı Âdil I. Hüsrev

 ‘Ey insanlar günah işlemekten sakının. Dünya malına değer vermeyin. Bu gördüğünüz beden, dün herkesin yaklaşmak için can attığı, bir varlık iken, bugün ona yaklaşan kendisini kirletir ve temizlenmesi gerekir. Dün gurur ve kibirden dolayı kimselere elini vermeyen bu ten, bugün artık bir pislik. Kimse ona elini bile dokundurmak istemiyor.” [1]

İran tarihinde Hüsrev adında birkaç tane  Sasani imparatoru vardır. Bunlardan ilki olan I. Hüsrev Sasani devletini mali yönden toparlayan Mazdeizm’i  ve Mezdekleri  ortadan kaldıran, Romalıları hayli müşkül durumlarda bırakarak Antakya’ya kadar gelip şehri yağmalatan, I. Hüsrev’dir. ( bkz Mezdek Mezdekiye Mazdek Nedir ( Marksizm’in ilk Tohumları )

I. Hüsrev'in en çok bilinen lakabı  " Adil " ve Nuşirevan'dır. Adil lakabı onun çok adil bir hükümdar olmasından dolayıdır. I. Hürev tarihte adaletli ve adil olması ile anılmış divan edebiyatında da adil olmanın ve adaletli olmanın timsali sayılmıştır. Nuşirevan lakabı ise "Anûşek-Revân (ölmez ruhlu)" manasına gelen kelimenin bozulmuş hali olmaktadır. Kisra lakabı da ilk kez onun için kullanılmıştır. 

I.Hüsrev ((D.531-ö. 579). Babası Kubad’ ın ölümünden sonra tahta geçmiş ( MS. 532),  bir Türk prensesi ile de evlenmiş,   adı Türkzâde olarak anılan oğlu Hürmüz de  Türk asıllı bu prensesten dünyaya gelmiştir. [2]   Enûşirvân (Nûşirevân adı ise Pehlevice’de “ölümsüz ruh” anlamına gelen ve Zerdüşt metinlerinde ölüler için övgü sıfatı olarak kullanılan enûşegrüvânı[3]  veya  “Anuşek-revân”[4] kelimesinden gelmiştir.  Enûşirvân (Nûşirevân-ı Âdil) Sasanilere altın çağını yaşatan büyük bir hükümdardır.

Arap, Fars ve Türk kaynaklarında adı Enûşirvân, Enüşervân, Nûşîrevân, Nûşervân (Nûşirevân-ı Âdil şekillerinde geçen I. Hüsrev, Sasanilerin altın çağını yaşatan  - Arap kaynaklarında Kisra - edebiyatta da isminden çok söz edilen bir hükümdardır. Bu hükümdar özellikle kaside, mesnevi ve gazellerde adaletin, devlet, tac, adalet zinciri, güç, kudret, cömertlik, hoşgörü,  Tak-ı Kisra'nın sahibi  ve zenginliğin sembolü olarak gösterilir.  “Yönetimde bulunduğu dönemde, kalkınma hamlesi başlatmış; kervansaraylar, köprüler ve yollar yapmış; Sarayında değişik kavimlerden doktorlar ve bilim adamları bulundurmus, Atina Akademisi`nden kaçıp gelen filozoflara da sarayının kapısını ardına kadar açmıştır.”[5]

Nûşirevân-ı Âdil adı, edebiyatımızda, daha çok adaletli bir hükümdar oluşu,  tacı ve devleti temsil edebilecek kadar meşhur bir hükümdar olması,   imar ve inşa ettiği şehirleri, Tâk-ı Kisrâ veya Eyvân-ı Kisrâ adı ile anılan sarayları ile anılmıştır.

Nuşirevan-ı Adil olarak da bilinen I. Hüsrev, edebiyatta ve tarihte Medain’de yaptırmış olduğu meşhur sarayı ve sarayının önüne inşa ettirdiği Tâk-ı Kisrâ veya Eyvân-ı Kisrâ,  adı verilen üzerinde bir çanın bulunduğu Tak’ı ile de anılır. Medain’de yaptırdığı bu muhteşem sarayı ve Tak’ı Kisra adı verilen Tak’ı nedeni ile tarihte ve edebiyatta Adil olarak anılmıştır. Çünkü I. Hüsrev’in bu takı inşa ettirme nedeni ülkesinde adaletsizliğe veya haksızlığa uğrayanların gelip bu çanın zincirine çekip çanı çalarak kendisini uyarması içindir. Bir haksızlığa uğrayan bu çanı çalmakta, bunun üzerine o kişinin sorunları dinlenmekte ve uğradığı haksızlık giderilmektedir.

Servera bir bende-i la-kayddır kapında adl
Tutamazdı anı zincire cekip Nuşinrevaıı   Zâti

Şuphesiz Nuşirevan'ın tacı başından düşer
Baksa tak-ı serbülend-i kasr-ı ızz u şanuna   Nedîm

Tarihi kişiliği açısından bakıldığında Romalılar ve imparatorları Jüstinyen’e zor günler yaşatan, doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Romalıların elinden alarak devletine katan, devletini dört yönetim bölgesine ayırarak mali yapısını güçlendiren, şehirler inşa ettiren,  tarihe ve edebiyata da adı geçen muazzam Kisra Saraylarını,  sarayının önüünde ise muhteşem yüksekliği ve genişliği ile anılan Tâk-ı Kisrâ veya Eyvân-ı Kisrâ'yı  inşa ettiren kudretli bir hükümdar olmuştur.

Romalılar`ın ve o çağdaki dünyanın üçüncü büyük ve güzel kenti olan Antakya’yı yağmalatan Nuşirevan, Antakya’nın bir benzerini Cte-siphon (Medâin) yakınlarında Andiök-Hüsrev (Antakya’dan daha güzel şehir) şehrini inşa ettirmiştir. Topraklarını Doğuda Eftalitlerin  ( Akhunlar) hükümran olduğu Amuderya’ya kadar genişletmiş,  Batıda Urfa ve Antakya’ya kadar uzanmış, Güneyde Arabistan yarımadasındaki Sana ülkesine kadar devlet sınırlarını genişletmiştir. [6]

Hayatı boyunca Bizanslılar ( Doğu Roma) ile  savaşan  Nuşirevan, Bizanslılarla girdiği en son savaşında  rahatsızlanıp ölmüştür. MS 579  [7]

Hintli brahman  Vıhsnu Şarman’ın " Pançatantral " adlı eserinin Beydaba tarafından yeni ilaveler yapılarak "  Kelile ve Dimne  " haline getirmesi üzerine İbn-i Mukaffa’ya, Sanskritçe’den Farsça ’ya[8] tercüme ettirerek Türk- İslam ve Dünya edebiyatına da çok büyük bir katkı sunmuş olan Nuşirevan, hakkında pek çok hikâye ve menkıbeler de oluşmuştur. ( bkz Beydaba Vıshnu Şarman Kelile ve Dimne Pançatantra ve Fabl )

Tüm din ve mezheplere karşı müsamaha gösterdiğinden dolayı adil ve adaletli bir şah olarak kabul edilen; adına Halk hikâyelerimizde dahi Adil ve Adaletli Şah olarak rastlayabildiğimiz Nüşirevan’ın edebiyata, şiire ve musikiye tutkun olduğu da bilinir. Hünkârlık şöhreti yanında bazı nasihat ve hikmetleri ile tanınan Nuşirevan “Enderz-i Husrev-i Kavâdân” adlı mensur bir nasihatname de bırakmıştır.[9] Bu nedenle Nüşirevan, öğüt ve ahlak kitapları olan Pendname [10] ustalarından da birisi olarak da bilinmiştir.

Sehâsı Hâtem’in tayyetti nâmın yâdolunmaz hîç
Şükûh-ı devlet-i Kisrâ’ya elhak kesr-i şân verdi”      (Fıtnat).

Tâc-ı Kubâd ü sâgār-ı Cem’den ferağı var
Mecnûn bulalı Leylî itinin yalağını               (Hayâlî Bey)

Nûşirevân-ı Âdil,   II. Hüsrev yani Hüsrev-i Perviz kadar olmasa da divan şairlerinin adından söz etmekten çok hoşlandıkları bir hükümdardır. (Husrev-i Perviz ve Kendi Gelen Hazine- Genc-i Bâd- Âver Husrev-i Perviz ve ve İstanbul )  Rivayete göre Enûşirvân  "Tak-ı Kisra" denilen muhteşem sarayının bir kulesine  "bir çan astırıp ucuna da zincir bağlatmış, onun adaletine başvuranlar “zencîr-i adl” denilen bu zincir vasıtasıyla çanı çalar ve dertlerini kendisine anlatırlarmış. “[11]

Edebiyatımızda Nûşirevân-ı Âdil’den genellikle yaptırmış olduğu sarayları ve  adalet zincirine yapılan telmihler yoluyla bahsedilmektedir. Bu beyitlerden de yola çıkılarak  Nûşirevân-ı Âdil'e  " Kisrâ” ( padışahlar padışahı) , Sasani ülkesine de "Kisra ülkesi" denmiş olduğu anlaşılır.  [12] Edebiyatta ve dini metinlerdeki Kısra ülkesi ateşe tapanların (Ateşgede )  Zerdüşlerin ülkesidir. Satranç oyununun da onun zamanında Acem ülkesine geldiği hatta bu oyunu çok sevdiği de anlaşılır. Bu nedenle divan şairleri onu satrancın mucidi Leclac ile birlikte anmışlardır.( bkzLeclâc Kimdir Satranç ve Mucidi)   Hindistan da Hint ordusundaki dört tip askeri birliği temsil edecek şekilde oluştuğu için çatur anga (dört unsur- Şah, kale, fil, at ) adı ile ortaya çıkan bu oyunun Enûşirvân- Nuşirevan  zamanında İran’a intikal ettiği zannedilmektedir.Nitekim  Firdevsî Tusi ve Şehname  adlı eserinde böyle bir bilgi aktarmaktadır. 

Kisrâ-yı hüsndür ki bugün kaşı tâkına
Zencîr-i müşg asar hâm-ı gîsûsı Kāsım’ın   Ahmed Paşa

Şüphesiz Nûşîrevân’ın tâcı başından düşer
Baksa tâk-ı ser-bülend-i kasr-ı izz ü şânına        Nedim

Serverâ bir bend-i lâkayddır kapında adl
Tutamazdı anı zencîre çekip Nûşîrevân       Zati

Erdi nesîm-i ma‘delet-i Kisrî-i bahâr
Zencîr-i adli çekti çemenzâra cüybâr

Ham-ı ebrûlarınla ey lebi Nûşin-revan zülfün
Nedir zencîrdir kim ol asılmış Tâk-ı Kisrâ’dan   Tâcîzâde Câfer Çelebi, 

 
Sevgilinin örülmüş saçları Tâk-ı Kisrâ’dan asılmış zincire benzer

Gûyâ ki Tâk-ı Kisrâ vü zencîr-i adldir
Müşkin saçınla ey lebi Nûşin-revan kaşın”
(İpekten, s. 177) Karamanlı Nizâmî

Sevgilinin saçları ve kaşları Tâk-ı Kisrâ’dan asılan adalet zincirine benzer

Tîre bahtânı bile Hüsrev-i hâver geçinür
Şu‘arâ zümresi ‘unvânını bilmez degülüz        Semerkândî-i Âmidî Âgâh

Leblerün Nûşinrevân zülfün durur zencîr-i ‘adl
Kimse dimez zulme mâyil sen şeh-i hûbân içün  Revani ( 16 Yy) 

Teveccüh eylese bir bende-i naçize ikbali
Olur ferman reva İskender ü Nûşirevanüzre.Enderunlu Fazıl

 

KAYNAKÇA

  • [1] Berzger, Huseyn, “Enderznâme”, Dânişnâme-yi Edeb-i Fârsî, Tahran 1378 hş., II, 162.
  • [2] Esko Naskali, İRAN,  TDİA cilt: 22; sayfa: 395
  • [3] TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, ANKARA : TÜRKİYE DİYANET VAKFI, 2013. 11. CİLT
  • [4] Halil Sercan KOŞİK, NÛŞİREVÂN-I ÂDİL’İN HİKMETLERİNİ İÇEREN MENSUR BİR NASİHAT-NÂME, Sosyal Bilimler Dergisi,  https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_98bdb.pdf
  • [5] Halil Sercan KOŞİK, NÛŞİREVÂN-I ÂDİL’İN HİKMETLERİNİ İÇEREN MENSUR BİR NASİHAT-NÂME, Sosyal Bilimler Dergisi,  https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_98bdb.pdf
  • [6] TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, ANKARA : TÜRKİYE DİYANET VAKFI, 2013. 11. CİLT
  • [7] YILDIRIM, Nimet, Fars Mitolojisi Sözlüğü, Kabalcı Yay., İstanbul 2006.
  • [8]Şahamettin Kuzucular,  Beydaba ve Kellie Dimne Hakkında Bilgiler ve Fabl Örnekleri, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com
  • [9] Halil Sercan KOŞİK, NÛŞİREVÂN-I ÂDİL’İN HİKMETLERİNİ İÇEREN MENSUR BİR NASİHAT-NÂME, Sosyal Bilimler Dergisi,  https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_98bdb.pdf
  • [10] PROF. DR. NİMET YILDIRIM, FARS ÖĞÜT EDEBİYATI, https://nyildirim.wordpress.com/2008/02/17/fars-ogut-edebiyati/
  • [11]  Nurettin Albayrak, ENÛŞİRVÂN, TDAİA cilt: 11; sayfa: 256
  • [12] Halil Sercan KOŞİK, NÛŞİREVÂN-I ÂDİL’İN HİKMETLERİNİ İÇEREN MENSUR BİR NASİHAT-NÂME, Sosyal Bilimler Dergisi,  https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_98bdb.pdf

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış