Hızır Kimdir Şiirlerimizde Hz. Hızır Tasavvuru


 
Hz. Hızır ile lyas'ın, Zulmet'te Ab-ı Hayat başında ölü bir balığı diriltmesi [ Fal-ı Kuran, TSM H.1702 ]
Resim Alıntı: https://tr.pinterest.com/pin/660410732850465754/
 
 

Hızır Kimdir Şiirlerimizde Hz. Hızır Tasavvuru

Hızr, Hızır خضر ، Hızır  خضر

Hzır Nedir

 Hızr, Arapça kökenlidir ve yeşil, yeşillik, yeşilliği çok olan yer gibi anlamlar taşır. Hızır sözcüğü de kelime olarak  “ hızr “ kelimesinden türemiştir. Hızır sözcüğü Arapçadaki “yeşil, yeşilliği çok olan yer” mânasındaki ahdar kelimesi ile eş anlamlıdır.

Hızır Kimdir

Hızır,  âb-ı-hayât'ı içmiş olduğu için ölümsüzlüğe erişen, ab-ı hayatı bulan, her an her yerde olabilen, oturduğu kurak, çorak yerleri yeşerten, geleceği bilen,  definlerin yerlerini bilen ve bulan, sıkışan kulların imdadına yetişerek onlara yardım eden bir peygamber veya kutsal bir varlık olarak kabul edilen biridir.

Edebiyat Dünyasında Hızır

Hıdır, Hızır, veya Kıdır . Hızır kelimesi  (Arapça da "Yeşil adam" “yeşil, yeşilliği çok olan yer” [1] anlamına gelir. Bu kelime daha çok bir sıfat olarak gözükse bile özel anlamı ile Hızır A.S. nin adıdır. Kendisine Hızır denilmesinin sebebi,  ayetlerde ve hadislerde  “ oturduğu kuru bir yerden kalkınca o yerin hemen yeşillenivermesi “ olarak anlatılmaktadır. [2] ( (Buhârî, “Enbiyâ”, 29), cennet pınarından içtiği için bastığı her yerin yeşile bürünmesi (Makdisî, III, 78)

Vehb/ yaḳışmış ol leb-i cān-baḫşa ḫaṭṭ-ı sebz
gūyā kenārı çeşme-yi Ḥıżr'ıŋ çemenlidir      Sünbülzade Vehbi 

Çeşitli kaynaklar Hızır’ın soy kütüğünü dahi çıkarmış  “ isminin Hadır b. Âmiya veya Hadır b. Fir‘avn olduğu yahut Kur’an’da adı geçen İlyâs veya Elyesa‘ın Hızır’ın kendisi olduğunu da öne sürmüşlerdir. (Ebû Hâtim es-Sicistânî, s. 3; Makdisî, III, 77; İbn Kesîr, I, 295; Diyarbekrî, I, 106”).

Hızır Peygamber’in adı kitabi dinlerin hepsinde bir nebi, melek, veli veya  mümin olarak zikredilmiştir.  Hızır’dan Kuran’ı Kerim’in Kefh suresinde şu şekilde söz edilir. “Mûsâ (a.s.) iki denizin birleştiği yere ulaşmaya karar verir. “Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf, 18/60)” Bunun üzerine ( Genç bir adam görümünde olan ve kimliğini gizleyen) Hızır’la birlikte yola çıkar.  İki denizin birleştiği yere varınca yanlarına aldıkları kurutulmuş balığı bir kenarda unutmuşlar,  balık da canlanarak denize atlamıştır.”[3] Bu olay üzerine  Hızır  ve Musa ab-ı hayatı bulduklarını anlarlar. 

Âb-ı hayât sohbet-i ahbâbdan cüdâ
Mahîleriz ki lücce-i deryâya hasretiz      Şeyh Galip 

“ Hz. Mûsâ (a.s.) aradıkları yerin orası olduğunu söyler ve geriye dönerler. Musa, genç adam ile arkadaş olmak ister ve kim olduğunu sorar. Genç adam “ Kim olduğunu sormazsa onunla geziye devam edeceğini yoksa onun yanından ayrılacağını söyler. “[4] Bunun üzerine Hz Musa ve Genç adam görünümündeki Hızır Çeşitli yolculuklara daha çıkarlar. “Yalnız  yapılan bu yolculuklarda Musa, Hızır’ın yaptıklarına  hiç karışmayacak, sormayacak ve izah istemeyecektir.”[5] Onların bu yolculuklarının bir diğeri de içinde define olan yıkık dökük bir ev ile ilgili olanıdır.  Bu nedenle  Hızır’ın adı divan şiirinde Define, hazine ile de birlikte anılmıştır. ( bkz Genc ve Genc-i Hızır ( Hazine ve Hızır )

Hz Musa ile bir kasabaya giden  Hızır, yıkılmakta olan bir duvarı düzeltir.  Bu duvarın altında iki yetim çocuk yaşamakta ve evin altında bir define bulunmaktadır. Duvar yıkılınca define ortaya çıkacak talan edilecek, bu olay çocuklar büyümeden gerçekleşirse çocuklar defineye sahip çıkamayacaklardır.

Sebât- ı adl için  revnak bıraktın mülk-ü Bağdad’a
Bekâ- yı genç için ey Hızır yaptın köhne divarı              Fuzuli

Fakat Hızır’ın adı Kuran,  Tevrat, Zebur ve İncil'de de farklı adlarla anılmıştır.  Kuran’da adı geçen ölümsüzlük suyunu Bengisu’yu  (Ab-ı Hayat Ab-ı Hayvan Bengisu, Hızr-ı Ab)  bularak içen ve bu nedenle sonu olmayan bir hayatı olan peygamberdir.  Rivayetlere göre Hızr-ı Ab’dan - ölümsüzlük suyu-  içtiği için kâinatın sonuna kadar hayatta kalacaktır.  

Hz. Hızır'ı Mevlana'nın Meclisinde gösteren bir minyatür. 

Çeşitli Kültürlerde Hızır

Hızır Peygamber sadece Kitabi dinlerde peygamber veya Mümin olarak anılan bir isim değildir. Hatta kimi görüşlere göre çok çeşitli kültürlerde de çok çeşitli adlarla söz edilen efsanevi bir kimliktir.   Eski Mısırda Toth, İbranilerde Enoch veya Yunanlardaki Hermes, Sümerlerdeki Hasısatra ile aynı kişi olduğu, bu kültlerin Hızır’ın farklı kültürlerdeki adları olduğunu savunanlar da vardır. [6]

Onun adı çeşitli kültürlere ait mitolojik kahramanlarla da birlikte geçmektedir. Arap ve İsrail oğullarının rivayetlerinde Hz. Musa ,  Hz İbrahim ,  Firavun  ,  İranlıların mitolojilerinde  Feridun ve İskender-i Zülkarneyn ,Türk efsanelerinde ise  (hıdrellez)  İlyas  ile birlikte anılmaktadır. Yahudilik’teki Elijah ve Hıristiyanlıktaki Saint George (Circîs) inançlarının da Hızır ile ilgili olduğu sanılmaktadır. ( bkz  Genc ve Genc-i Hızır - Hazine ve Hızır )

 

HIZIR’IN ÖZELLİKLERİ VE MUCİZEVÎ YÖNLERİ

Hızır’dan söz eden kutsal kitaplar, efsaneler ve diğer kaynaklarda Hızır:  ölümsüzlük suyunu bulan,  ölmüş balığı dirilten, iki denizin sularının birleştiği yeri bulmuş olan,  gelecekte olacak olanları bilen, hatta buna göre tedbirler alan,   geleceğe yönelik tedbirler alarak geleceğe dahi yön verebilen kutsanmış bir kimliktir. Hızır, her anda her yere yetişebilen,  ölümsüz olan,  gizli hikmetleri olan,  yunus balığının karnından çıkan vb özelliklerine de sahiptir.  “ Hızır gibi imdada yetişti” , “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez” atasözleri bununla ilgilidir.

Hızır yol gösteren düşkünlere yardımcı olan,  çöllerde, denizlerde her şartta ve her yerde imdada yetişebilen,  dualar, gizli ilimler,  öğreten, şairlere şiir söyleme ilhamı veren yeteneğini kazandıran;  velilere şahitlik eden,  ilm, irfan vird, hırka, zikr, telkin ve telakki eden bir varlıktır. [7]

Hızır, defineleri koruyan veya düşkünlerin definlere kavuşmasına yardımcı olan bir  özelliğe de sahiptir.

Hızır,  Ab-ı Hayat ( Ab-ı Hayvan Bengisu ) yu da bulan kişidir. Ab-ı hayatı bulması konusunun diğer çeşidi ise şu şekildedir. Ve bu efsaneden divan şiirinde daha çok söz edilmiştir.    Ab-ı Hayat’ı bulmak için dünyayı dolaşan İskender,  Hızır ile birlikte  Zulumat ülkesine kadar gelmiş, bu suyu Hızır bulmuş ve atıyla birlikte bu suya girerek  sudan da içmiş, yanın da bulunan İlyas’da bu sudan içmiştir.  ( bkz  Ab-ı Hayat Ab-ı Hayvan Bengisu Nedir Beyit örnekleriyle ) Hızır  içmesi için İskender’i de çağırmayı düşünmüş  ama tam o anda su ortadan kaybolmuştur. Ab-ı hayatın İskender’e nasip olmayacağını anlayan Hızır ise  bu suyu bulduğundan İskender’e hiç söz etmez.[8] ( bkz Çeşme-i Hayvan Hızır İskender ve Ab-ı hayat )

Zulmet’i gezdi Skender heyhat
Anda car-i oluyor ab – hayat        ( Sermed) [9]

Hızır, ölümsüzlük suyunu içtiği için ölüp yeniden dirilebilir.  “Havada dolaşır, su üstünde yürür. Kılıktan kılığa girebilir. Doğadaki varlıklara söz geçirebilir. İnsanlara göründüğünde kendini tanıtmadığı müddetçe kimse onun gerçek kimliğini bilemez. İnsanları sınavdan geçirir, bazen bir derviş, bazen bir yoksul kılığına bürünür. Aç olduğunu söyler, iyilikle karşılık verenleri ödüllendirir, tam tersine kendini kovup açlığını gidermeyenleri cezalandırır.”[10]

Ey Muhibbi yâr elinden bir kadeh nuş eyleyen
Hızr elinden ger ölürse  âb-ı hayvan istemez.    Muhibbi ( Kanuni Sultan Süleyman)

Türk mitolojisinde Hızır’a Hızır Ata da denir.[11]  Hızır Ata savaşlarda kurt kılığına girip hakana görünen ve ona yol gösteren bir kimliktir.  [12] Hızır, yaraları iyileştiren ilaçlar yapan,   ilaçları tarif eden kalp gözüyle her şeyi gören ve muhtaçların yardımına yetişen bir varlıktır.     

Halk inançlarında Hızır bunalan kullara kebe giymiş bir derviş,  perişan kılıklı dilenci,  bön, ahmak veya sersem bir adam kılıklarında yardıma gelmekte, kendine yardımcı olanların sorunlarını çözerken kendini hakir görenleri ise cezalandırıp gitmektedir.

Ne-durur Ahmedî kim Hızr dahı
Lebüñ tamına su sormadı hergiz         Ahmedi

Şiirlerimizde Hızır

Hızır A.S. nin yukarıdaki zikredilen özelliklerinin pek çoğu şiirlerimizde malzeme olarak kullanılmıştır.  Hızır, define duası, define ile birlikte anılır. Düşkünlere yardım eden imdada yetişen bir tasavvurdur. Hızır kelimesinin “yeşillik, tazelik; siyaha yakın mavimsi renk” anlamına gelmesinden hareketle divan şairleri pek çok imge bulmuşlardır. Gençlik tazelik anlamına yakıştırdıkları Ayva tüyleri renk bakımından Hızır’a benzetilmiş,  hızır veya hızr kelimesi tevriyeli kullanılarak, hatt-ı sebz  ile birlikte  ve Hızır kıssasıyla ilgili  alakalar kurmuşlardır.

“Dudağın üstündeki taze ayva tüyleri, Hızır eliyle çeşmesâr üstüne yazılmış mısra veya Kevser sûresi olarak düşünülür. Dudak âb-ı hayât olunca etrafındaki ayva tüyleri Hızır, ayva tüylerinin dudak etrafında belirmesi de Hızır’ın âb-ı hayât üstüne gelmesi şeklinde tasavvur edilir. Sevgilinin al yanağı üstündeki ayva tüyleri, Hızır’ın yolunun bir gül bahçesine uğraması şeklinde yorumlanır. Gözyaşı denizinde boğulmak üzere olan âşık bazan “Hızr-hat” diye adlandırılan sevgiliyi imdadına çağırır. Âşığın gönlü de seyahat etmiş olan Hızır gibi düşünülür. Gönül Hızır’ı, ten zulmetinde âb-ı hayâtı bularak “Nefsini bilen rabbini bilir” sırrına erer. Sevgilinin yüzü suya, üzerindeki saçları su üstüne seccadesini salıp gezen Hızır’a benzetilir. Âşık sevgilinin dudaklarının Hızır’ı ile yoldaş olarak mecmaü’l-bahreyni dolaştığını, fenâ tozundan, havâdis dalgalarından aman bulduğunu söyler.”[13]

Hızruñ tokındı sanki yeşil tâziyânesi
Cûlar ki sür’at eyledi aks-i nihâl ile      NEV’İZÂDE ATÂYÎ  K16/4

Şair sevgilisini överken onun siyahlık içindeki yüz hatlarını ve ayva tüylerini Hızr’ın zulümattaki hayat suyuna benzeterek o tüyleri emerek ölümsüzlüğe ulaşmış olduğunu söylüyor

Sevâd içre zülâl-i Hızr‟dur hatt-ı hümâyûnı
Cihânda ölmez ol kim böyle bir âb-ı revân buldı         NEV’İZÂDE ATÂYÎ K20/31

Câna ve gönle mutluluk bağışlayan sevgilinin lütfuna doyulmaz. Çünkü cân Çeşmesi olan sevgilinin lutfuna Hızr ve Mesîh bile susamıştır.[14]

Hızır’ın Ab-ı hayatı bulmuş olması  şiir dünyamızda, Hızır,  İlyas, İskender ve Zülkarneyn’in birlikte anılmasına vesile olur.

Âb-ı hayât u Hızr sözün çoğ işitmişiz
Sun la'lini ki çeşme-i hayvânımız gerek    (Şeyh

Nüsha-i haddinde  emrî  hat du‘â- yı Hızrdur
Mushaf-ı rûyında ebrû sûre-i nûn ve’l-kalem    (Emrî, Gazel 317/5)

Bu beyitte  yüzü mushafa benzetilen sevgilinin yüzündeki tüyler, sevgilinin definesine ulaşmak için  okunan Hızır duasına benzetilmiştir.

Levh-i sîm üzre hattun Hızr du‘âsın yazmış
Genc-i hüsnünde tılısm olan iki ejder içün      (Emrî, Gazel 416/2

Âb-ı hayât eger leb-i cânândaki ise
Hızr’uñ cihânda behresi ancak serâb imiş     Vizeli Behişti Ramazan 

Ol leb-i lalüñde gören müşg-i hâlüñi didi (150/3)
Nîce bulmış Hızr bu ser-çeşme-i hayvânı gör         Ahmedi 

Hayât buldı hat-ı sebzi Hızrveş Âgâh
Sezâ ki ide leb-i cân-fezâsı rûh ile bahs           Semerkândî-i Âmidî Âgâh

N’itdügin ey Hızır hat gördin mi Mûsâ yerlere
Yüzleri suyın yanınca dökdi Mûsâ yerlere       Gelibolulu Sun’î (1486- 1534) Hayatı..

 

 

 KAYNAKÇA

 

  • [1] https://www.islamveihsan.com/hizir-aleyhisselam-kimdir.html
  • [2] İmam Muhammed bin Muhammed bin Süleyman er-Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, c.5., s.18
  • [3] https://www.islamveihsan.com/hizir-aleyhisselam-kimdir.html
  • [4] https://www.islamveihsan.com/hizir-aleyhisselam-kimdir.html
  • [5] Genc ve Genc-i Hızır ( Hazine ve Hızır ), https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [6] Mahmud Erol KILIÇ, Ebu’l Hukemâ”: Hikmetin AtasıHermetik felsefenin İslâm düşünce tarihinden görünümhttps://www.hermetics.org/hermetik.html
  • [7]  Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt: 17; sayfa: 406
  • [8] Ab-ı Hayat Ab-ı Hayvan Bengisu Nedir Beyit örnekleriyle, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [9] A. Talat  Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, İstanbul 1996 , shf 65
  • [10] Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011, (OTRS: CC BY-SA 3.0)
  • [11] https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1z%C4%B1r
  • [12] Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa-240)
  • [13] Cemal Kurnaz, HIZIR , cilt: 17; sayfa: 412
  • [14] Mehmet Halil ERZEN, DİVAN ŞİİRİNDE MİTOLOJİK VE EFSANEVÎ ŞAHISLARIN KULLANIMINA İYİ BİR ÖRNEK: NEV’İZÂDE ATÂYÎ DİVANI, Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/4 Spring 2013, p. 835-854, ANKARA-TURKEY

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
13.01.2017 - 22:12
Hocam, yaptığınız bu hizmetten dolayı şairler adına teşekkür ederim. Fikret Görgün