Divan Şiirindeki Arabi Kaynaklı Mazmunlar ve Etkiler


 

 

ARAP KÜLTÜRÜNDEN GEÇEN UNSURLAR

Arap Asıllı Halk Hikayeler ve eserler:Yusuf ile Züleyha ,Leyla ile Mecnun , Ferhat ile Şirin , diğer Arap edeb. Kaynaklı esatir, hikâye , kıssa ve MENKIBE vb. Arab edebiyatı Nazım ve Nesir Türleri:  Gazel, Kaside, murabba , terkibi bend, vb.. Peygamberlerin velilerin evliyaların , halifelerin, hayatları ve mucizeleri , kimi esatirler, . Arap kültürü ve tarihinde yaşamış kimi emirler, yazarlar, bilginler, hikâyemsi kişiler, halk kahramanları, Arap halk kültürüne ait Fıkra tipleri, çeşitli kıssalar, Efsaneler, menkıbeler,  MASAL kahramanları, bilginleri, buluşları, Arap destanları, halk inanışları, şehirleri, şehirlerin kuruluşları, yok oluşları, krallarına dair anlatılar ve efsaneler, evliyalara dair kıssa, esatir, söylence ve mucizeler: (Beyazıt Bestami, Cüneydi Bağdadi, Rabia, Veysel Karani vb ) ...Divan Şiirimize tesir eden, kaynaklık eden,Mazmun haline gelen telmihi yapılan kaynakların başlıcalarıdır.

ÂDEM: İlk peygamber ve İnsan

ASAF( Hz. Süleyman'ın veziri ), Adalet timsali olarak gösterilir.

AHFEŞ'İN KEÇİSİ: Ahfeş adlı bir Arap alim Keçisinin karşısında ders anlatır doğru veya yanlışa göre başını aşağı yukarı sallatırmış. Ahfeş'in başını sallamaya alışmış keçisi. Şairlerimiz sevmedikleri softaları bu keçiye benzetmekten hoşlanırlarmış.

Bak mürayilere Allahı seversen zahit

Başını sallamada güya Büz-i Ahfeş gözükür. ( İzzet Ali Paşa )

AZER: ( Hz İbrahimin put yapan babası),

 

BAKIL: Kuş beyinli bir Arap'ın adı. Ahmaklık timsali olarak kullanılmıştır.

Behlül'i Dana : Meczup görünen Akil bir Arap aydını .

Belam-ı Baur : Gögsünden dua ile kuş çıkarıp ölen biri,

BEZM: Sohbet, muhabbet, içki meclisi demektir. Edebi eserlerde ve özellikle Divan şiirinde tek başına kullanıldığı gibi tamlamalar da vardır.

Bezm-i nuşanuşurmadan içki içilen meclis
Bezm-i vuslat:Kavuşma meclisi
Bezm-i muhabbet:Aşk meclisi
Bezm-i mey:İçki içilen meclis

Bilal-ı Habeşi, İlk Müslümanlardan ve ezan okuyanlardan Habeşi köle sahabe

BUT: Büt, put, Sanem ( Put, heykel),

 

DAĞ: Gülün ve gelinciğin ortasındaki siyah tohumdur. İkinci anlamı ise yaradır. Yuvarlaklığı ve kırmızılığı ile daima güle benzer.

DANYAL: Remil ve rüya tabiri ilminin kaşifi kabul edilen Babilde yaşamış peygamber

DAVUT: Zebur'un indiği Ben-i İsrail Peygamberi, Divan Şiirinde lahuti sesinin güzelliği, demiri eliyle balmumu gibi yumuşatması ile zikredilir.

Penbeden nerm idi Davud'un elinde ahen ( KEÇECİZADE İZZET MOLLA)

Davudun elinde demir pamuktan yumuşak idi

Avâzeyi bu âleme Davûd gibi sal,

Baki kalan bu kubbede hoş bir sâdâ imiş ( BAKİ )

(Sesini - şöhretini- bu kubbeye Davud gibi sal , Baki bu kubbede ( Dünyada) hoş bir ses imiş - ( Hoş ve ölümsüz bir seda olup kalacak)

 

DECCAL: Son zaamnlarda ortaya çıkacak olan yalancı peygamber. Diğer adı da Ferit'tir.

Şöyle mağlup-ı riyadır ki yanınca gidenin

Halk üşer başına guya har-ı Deccal yürür. (Bağdatlı Ruhi,)

( Riyaya dalan softa öyle yenilmiştir ki, etrafına aldığı kimselerle deccalın eşeği yürüyormuş gibi yürürler.)

 

EBU LEHEP, EBU HUREYRE: En çok hadis bildiren Sahabelerden biri. ( Kediyi çok sevdiğinden kedi babası denmiştir )


Gayur'ı Bağdad
:( Bağdadlı kerhaneci), meşhur, deyyus

GAMZE...

Divan Edebiyatında Beşeri Sevgilinin süzgün bakışı gamzeyi doğurur. Bu bakışta bir çok anlam vardır.Gamze fitne dükkanı gibidir. Kaşlar ve kirpikler bu fitneye ortaktır.Gamze ok ve kılıçla da anılır.Bundaki başlıca sebep yaralayıcı olmasıdır. Ok demire su verilerek yapılır.Bunun için de abdar sıfatıyla da kullanılır.Aşık sevgiliden gelen oklarla mutlu olur.Çünkü bu sevgilinin onunla ilgilendiğinin göstergesidir.Bu oklar aşığa bir armağandır ve hiç çıkarılmasını istemez.Ayrıca savaşta yaralanalar ve ölüm döşeğinde olanlar susarlarmış.Fakat onlara çok miktada su içirmek onların daha çabuk ölmesine neden olurmuş.Gamze bir tarafatan yaralar ve aşığın kanını akıtırken,bir taraftan da bu okun içindeki demirin susuyla aşığın su ihtiyacını karşılayıp,hayatta tutar.

GENCİ HIZIR: Hızır'ın altında defineler saklı olan yıkılmaz duvarı

Göz Mazmunu : Divan Şiirinde göz; seven ve sevilen yönünden her türlü karmaşık duyguyu ifşa eden bir motiftir. Âşık sevgilisini görmekle derin bir zevke dalar ve engin duygulara kapılır. Sevgilinin gözleri onun gözlerine ilişirse bu daha da anlamlı olur. Çünkü gerçek sevginin ancak gözle, yani bakışla anlatılabileceğine inanılır. Sevgisini gözleriyle sunan âşık, sevgilinin kendine karşı duygularını da onun gözlerinden okumaya çalışır. Bu amaçla sevgilinin göz mimiklerini özenle değerlendirir. Aslında sevgiliden, sevgisini anlatması beklenmez; içtenlikle bakması tercih edilir. Âşık daima sevgilinin gözlerini arar ve onunla tatmin olur.

 

HABİL VE KABİL: Hz Âdem’in Küçük oğlu, ağabeyi Kabil'i taşla öldürür. KABİL. Hz Âdem’in büyük oğlu.

HATTI YAKUT: Abbasi hükümdarı Muttasım'ın kölesi ve adıyla anılan Hat Sanatını ve  yazısı örneğini icad eden yazıcıdır.

HALİFELER. Halifelerin hayatları ve kıssaları, Haz. Ali, Hasan, Hüseyin, Ömer'in adaleti, vb

Cihar yarı güzin

HALKA BEGUŞ: Azadlık istemeyen köle, eskiden kölelerin kulağına halka takılırmış. Bektaşi dervişlerinin "Bektaşiliğin kölesiyim " anlamına gelen kulak halkalarına menguş derlerdi.)

HALHAL: Arap kadınlarının yaklarına taktıkları bileklik. Halk hikayelerimize ve şiirlerimize de girmiş olan bir unsurdur.

HAMAİL. Boyna takılan nazar muskası, kılıç bağı, imtiyaz gösteren ipek kurdela anlamlarına gelir. Divan şiirinde her anlamı da kullanılmıştır.

HAMMAR: Meyhaneci,

Harab-ı câm-ı aşkım, nergisi-i mestin bilir halim,

Harabat ehlinin ahvalini hammar olandan sor. (FUZULİ  )

( Aşkımın kadehinden harap olmuşum. Bu halimi sarhoşluktan mest olmuş nergis gibi gözlerin bilebilir. Sarhoş’un ahvalini meyhaneciden sor.)

HARABAT: Büyük gazino, meyhane,

HARABATİ: Meyhaneye müdavim olmuş, sürekli meyhaneye giden.

Yerimiz dâr-ı meyhane harabatta harabatız. ( Zahmi)

HAREM: Mekke ve Medine arasındaki kutsal bölge, Buralarda kan dökmek haramdır.

Bir âh ile kûyunda rakibi tepelerdim

Amma nideyim Ka'bede kan dökmek olmaz.

HASSAN: Peygamberi hicvedenleri hicveden sahabe şairi

HAVERNAK: Iraklı bir hükümdar'ın Sinimmar adlı mimara Kufede yaptırdığı köşk. Bu köşk bukalemun gibi günün değişik saatlerinde mavi, beyaz, havai, sarı renklerde görünürmüş.

HIZIR: Darda kalanların imdadına yetişen Ölümsüz peygamber. Hıdrellez günü İlyas'la birleşmişlerdir. Bu gün baharın başlangıcı sayılır. İskender' e ab-ı hayat suyunu bulması için eşlik rehberlik etmiştir. Divan şiirinde, rehber, abı hayat, ölümsüzlük ve İskender ile birlikte anılır. Bön, sarsak, perişan kılıklı bir dilenci olarak inanlar arasında dolaştığı düşünülür.

HUSAYB: Harun'r Reşit'in Mısıra vali ettiği ahmak bir zencidir.

HÜD HÜD: Hz Süleyman ile Belkıs'ın arasında habercilik yapan Çavuş kuşunun diğer adıdır. Yer altındaki suları ve hazineleri de gördüğüne inanılır. Haberci kuşlardandır.

Ey name sen ol mâh-ı likadan mı gelirsin

Ey hüd hüd -i ümmid Sebâdan mı gelirsin (NABİ )

( Ey mektup, sen o ay yüzlünün memleketinden mi gelirsin, Ey hüd hüd Saba melikesinden aldığın bir ümit ile mi gelirsin ) Mantık'ut Tayr adlı eserde Simurg'u bulmaya giden kuşların önderi.

 

HÜKMÜ KARAKUŞİ: Selahaddin Eyyubi'nin kölesi, Okur yazar olamdığı halde S. Eyyubi'nin yerine vekil bırkabildiği, esir düştüğünde on bin altınla kurtardığı bir zat. Hak ve nizama uygun hükümlere Hükmü Karakuşi denmiştir.

HÜLAGU: Cengiz'in torunu. İlhanlıların birinci hükümdarı. Bağdadı alınca Halife Mutasımla beraber yüzbinlerce insanı katletmekle divan şiirine yakıcı, yıkıcılık timsali olarak geçmiştir.

Tahammül mülkünü yıktın Hülagu Han mısın Kafir.

Aman Dünya'yı yaktın ateş-i suzan mısın kafir. ( NEDİM, )

HÜMA.: Anka ve SİMURG (ZÜMRÜD-Ü ANKA ile eş muhayyilede ve işlevlerde düşünülen devlet kuşu. Kimin üstüne gölgesi düşerse o hükümdar olurmuş. Yalnız yırtıcı kuşları ve kemiklerini yiyen, ayakları olmayan bir kuştur.

Hüma, SİMURG (ZÜMRÜD-Ü ANKA, Semender, Devlet Kuşu, Phoenix, garuda olarak ayrı ayrı milletlerin Mitolojilerinde geçen masal ve Mitolojik kuş, Uğur, baht, talih, şans, devlet kuşu gibi anlamları çağrıştıran bir sembol olarak kullanılmıştır

Sâye-i zülfün Hümâsın salma ağyar üstüne

Bir siyeh-rûdur anun bahtın hümâyûn eyleme ( Ahmet Paşa)

 

İBRAHİM: ( bkz Nemrud,)

İSA : Cebrail'in üfürmesi ile gebe kalan Meryem’den dünyaya gelmiştir. Körlerin gözünü açar. Mesih, Mesiha, Ruhullah, İbn-i Meryem, Çarmıha gerilmesi, İsa'nın doktorluğu, ölüleri diriltmesi, cüzzamı ve yaraları iyileştirmesi, İsa'nın nefesi ve eli, göğün dördüncü katına çıkışı, mirac'a ulaşamaması, kendi kendine doğması ( Gül-ü hod-ru ), yeniden dirilmesi...

Buse ahd etti Necati'ye lebin guya Mesih

Mu'cize izharı için mürdeye can arz eder. (Necati)

Dudakların güya Mesih' gibi bir öpücük bir buse ah etti, ( vereceğini söyledi ) Mucize olsun diye ölmekte olan gözüme can arz ediyor.( İsa'nın ölüleri dirilttiği telmih ediliyor)

İSKENDER: ZÜLKARNEYN Yemen hükümdarının oğlu ve peygamber olduğu ifade edilen zattır. Hızır ve İlyasla birlikte ab-ı hayat suyunu bulmuş, Güya Çin Seddini o yapmıştır. Divan Şairleri bu İskender ile Makedonyalı İskenderi karıştırmışlar her ikisinin kimliğini makedonyalı İskenderi de birleştirmişlerdir.

 

KABE: Hac mekanı, Allahın Evi kabul edilen Mekkedeki kutsal bina

KABE HALKASI: Ka'be de altın halkaya yapışılarak edilen duaya denirdi. Bu halkaya yapışılarak edilen dua derhal kabul olurmuş.

KABİL. Hz Âdem’in büyük oğlu.

Kemend:Kemend ile cellâd kemendi ve av kemendi zikredilmektedir.Sevgilinin saç, zülüf veya kâkülü kemend olarak düşünülür. Bu mânâda zülfün, âşıkın gönlünü ve cânını avladığı ifade olunur.

Cân-ü-dil bend-i belâdan nice baş kurtara kim

Tolaşur zülfün kemendi âkıl-ü-şeyda dimez

Yılân(ılan), (Su’bân, Mâr, Ef’i, Ejder, Ejderha):

Divan Şiirinde Beşeri Sevgilinin saçı, uzunluğu, siyahlığı, özellikle de kıvrımlı oluşu bakımından yılana benzetilir. Âşığa göre sevgilinin zülfünü açıp yüzünü rakibe göstermesi, yılanın şeytana cennet kapısını açması gibidir.

Baş götürürken iki omuzında mâr-ı zülf

Dahhâk gibi lebleri nice aceb güler

Beyitte sevgilinin iki omzundaki saçı yılana gülen dudaklar Dahhak'a  benzetilir. Buradaki , Dahhak' zulmüyle tanınmış efsânevi bir İran hükümdarıdır.

 

KİRPİKLER (MÜJGAN) Araplar kirpiklere "Hudb", göz kapağına "Ecfân" derler.Kirpiklerin hayalini kuranlara karşı gönül kıran türk güzelinin öfke dolu sayısız askeri vardır.Bunun yanında büyük şairlere göre kirpiğin 12 özelliği bulunur.Bir kısmı kirpiğe "Sinan(mızrak)" demiştir

 

MUSA: İsrailoğullarına gelen peygamber. Musa , Tur, On emir, Allah ile Konuşma, Tur dağı, Dağın erimesi, Firavun, sanem, put, Eymen, Kelim, kalem, yed-i beyza, tecelli, nur, secer, len tenari, ejderi su'ban, sözlerinin geçtiği yerlerde Musa ile ilgili telmihler ve mazmunlar var demektir.

Tûrumuz mahv- ı tecellidir bizim ey NAİLİ,

" Len terani" neşve bir c'am-ı hitabın nesliyiz (NAİLİ, )

Ey Necati , Aşkın tecellisi bizim Tur'umuzdur. Len terani sarhoşluğu veren bir şarabın nesliyiz)

NAMIK_I AZRA:  Yusuf ile Züleyha gibi meşhur bir Arap hikâyesi ve kahramanlarıdır. Azra;Arapçada bakire demektir. Hakkında mesnevilerde yazılmış olan bu hikayenin erkek kahramanının adı Namık'tır.

Seni bin türlü belalara gören âşıka bak

Gam-ı Azra yolunda ölen Vamık'a bak   ( Edirneli Atai)

Namık, ismi şiirimizde Vamık olarak da yazılmaltadır.

 

NASİR CELAL: Bağdatlı hakim, şair ve devlet adamı , alim, astrolog,Nasirettin Tusi'nin mahlasıdır.

NEMRUD: Bir babil hükümdarıdır. Hz İbrahim'i ateşe attırmıştır. İbrahim’in atıldığı ateş gül bahçesi olmuş, Nemrut’u ise burnuna giren bir sivrisinek öldürülmüştür. Nemrut burnundaki sivrisinek kıpırdadıkça bundan kurtulmak için başına tokmakla vurdurtuyormuş ve bu yüzden de ölmüş. Divan şiirinde İbrahim ve onun diğer adı olan Halil sözcüğü ile putların ve sanemlerin kırılması birlikte düşünülen bir mazmundur.

Bir Halil'i evvel gelip asnamı kılmıştı şikest
Sen halilim sonra geldin halkı kıldın putperest ( FİĞANİ )


( Bu beyitte Hz. İbrahim ( Halil'in ) Nemrud'un hükümranlığını sarsıp putlarını kırmasına telmih edilirken Kanûnî 'nin veziri ( Pargalı ) Makbul PARGALI İBRAHİM PAŞA'nın Sultan Ahmet'e heykel diktirmesi ile halkı putperestliğe teşvik ettiği anlatılıyor. Bu beyit sonrasında şair, FİĞANİ , PARGALI İBRAHİM PAŞA tarafından idam ettirilmiştir.

NEVFEL: Mecnun 'un dostlarından biridir.

Şol gayreti la, şey gibi kim Nevfel'e düştü. (Şair, Esrar )

NUH.: Tufanla beraber anılan peygamber. Yediyüz bin sene yaşadığı söylenir.

 

PENCİK: Esir pazarlarında satılan kölelerin boynunda asılı olan kimlk ve mülkiyet sahibini gösteren belgelere denirdi.

Nedir senden bu çektiğim

Esrinsem ver penciğim (Ziya Paşa )

 

RIDVAN: Cennetin kapıcısı.

RU'HUL EMİN, RU'UL KUDS: Cebrail, vahiy taşıyan melek.

Ma'şuku olup Nailaya ol gül-i hüsnün

Ru'hul kudüsü zemzeme han eyledi bülbül. ( Naili )

( Ey Naili bülbül, o güzel güle âşık olunca Cebrail'i zemzeme okuyan biri haline getirdi. )

 

Saç Mazmunu: Divan şiirinde sevgilinin saçları dağınık olması nedeniyle şiirlere konu olmuştur. Aşıklar gönüllerinin perişanlığı ve dağınıklıklarıyla sevgilinin saçlarının dağınıklığı arasında ilişki kurmuşlardır.

Gice zülfün görüben düşte perişan oldum

Dostlar hayrola din bize bu rüya neiki. ( Ahmet Paşa,)

Gece düşümde zülfüne görüp (tıpkı zülfün gibi) perişan oldum. Dostlar bize “Hayır ola” (hayırdır inşallah )deyiniz. Acaba bu rüya nedir ki neye delalet ederki.

 Ahmet Paşa yukarıdaki beyitinde, sevgilinin saçlarının dağınık olmasıyla, aşığın gönlünün perişan olması arasında bir bağıntı kurmuştur. Yani saç simgeleştirilmiştir. İnsan tutumu açısından ise yasa değerindedir.

SA'AT: Hz Yusuf zindanda iken mucize eseri saati bulmuştur. Ebcet hesabı ile Yusuf ' kelimesinin hesabı 156 ya denk gelir. Saat’in 24 saat de 156 defa vurması bu sebepten sayılır.

SABA: Gündüz ve gecenin eşit uzunlukta olduğu zaman güneyden esen rüzgara denir. Divan şiirinde sevgilinin olduğu yerden gelen haberci olarak tasavvur edilir.

Esdi nesimi nevbahar açıldı güller subh dem

Açsın bizim de gönlümüz s'aki meded sun cam-ı  Cem ( NEFİ, )

( Bahar geldi saba rüzgârı esti( nevruzun gelişine telmih) güller açtı. Ey saki bize Cem 'in şarabından yetiştir ki bizim de gönlümüz açılsın)

SAHİPKIRAN: Uğurlu vakit, Şevket ve azametin göstergesidir. Zühre ve Müşteri yıldızlarının bin yılda bir olabilecek şekilde aynı burçta bir derece ve dakika da bir araya gelmesidir. Halk edebiyatında Eşref saati olarak adlandırılır. Bu tabire padişahlara yazılan Kasidelerin çoğunda rastlanılmaktadır.

SAKANKUR: Çöl balığı ve kertenkele, Delikli bir kumaş türü, Bu balığın derisini takılınca halktan ragbet görüleceğine inanılırmış.

SÜHEYL-İ YEMEN: Süheyl yıldızı. En parlak olarak Yemen de gözükürmüş. Bakarken gözlere titrek gözüktüğü söylenir. Eşyalara kırmızılık verdiğine inanılır. Divan şiirimizde bu açılardan sık sık kullanılmış bir mazmundur.

SÜLEYMAN: Hz Süleyman, hem peygamber hem de saltanata nail olmuş bir bahtiyar olarak düşünülür. Kuşların da hünkârıdır ve kuşların dilini bilir. Hüd hüd onun haberci kuşudur. Belksı’ila haberleşmesini sağlar. Yüzüğü ile tüm mahlûkata hükm eder. Tahtını rüzgârlar taşımıştır. Tahtı, yüzüğü, sofrası, kuş dilini bilmesi, Yüzüğünü emanet ettiği Âmine adlı karısının yüzüğü Süleymanın kılığında görünen Sahra Cin'ine kaptırması, ve mührü ile divan şiirinin başlıca mazmunlarındandır.

Aldanma cadu tahtına kalmaz bu rüzgar

Bağ-ı baharı neyledi bad-ı hazanı gör. (BAKİ' )

 

Seyr etti heva üzre taht-ı Süleyman

Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde ( Ziya Paşa)

SAVM- I MERYEM: Dil orucu, o gün hiristiyanlar kimse ile konuşmazmış.

SEBA-I SEYYALE. Yedi kadeh şarap veya yedi ışık, şule, yedi kadeh içmek

SEDUM -SODOM MAHKEMESİ: Lut kavminin kadısı, hâkimi ve verdikleri garip ve haksız adli kararlar. Sodom şehri ise Lut Peygambere itaat etmediği için ebabil kuşları tarafından yerle bir edilen ülkedir. Her yanı kara taşlık ekin bitmeyen bir yer haline gelmiştir.

SELAMEN-I PAK. Berberlerin üstadı kabul edilen Medine hendeklerini kazdıran sahabe.

ŞAM- CENNET. Mekke Medine ve Kudusten sonra en kutsal yer olarak görülen Suriyedeki şehir.

ŞEDDAD: Yemendeki Ad kavmi hükümdarı, İki oğlu vardır. Adende İrem bağını ve surları o yaptırtmıştır. Şehri görmeye gelen Cebrailin haykırması ile surları ve bağları helak olmuştur.

 

YE'CÜC VE ME'CÜC: Nuh'un oğlu Yafes'in torunlaarından olan iki kabilenin reisleridir. Sağa sola dağılmışlar, Çin seddini yaptırtmışlardır. Yeryüzünde bozgunculuk çikaran ve gerçek mahiyetlerini Allah'in bildigi iki topluluk.  Frenkler buna "Yagug ve Magug" demisler, Seytanin zürriyeti olduguna inanmislardir.

Cihan emn-ü eman buldu yine şemşir-i pûlâdın

Be'lâ Ye'cüc'üne sedd eyledi İskender sani   ( BAKİ' )

(Senin demir kılıcının sayesinde cihan emniyete kavuştu. Sanki İskender Ye'cüc ve mecüclere sed çekmiş gibi oldu.)

YUSUF U/ ZÜLEYHA: Arap halk hikayesi ve kahramanları. Firavun'un karısı olan Züleyha Yusuf  'a aşık olur ama  Yusuf  ona yüz vermez. Onunla sevişmek isteyen Züleyha, ondan kaçmaya çalışan Yusuf'un gömleğini arkadan çekip yırtar. Sonra da hırsından Yusuf'a iftira atar. Yusuf idam edilmek için sorgulanırken gömleğinin arkadan yırtılmış olmasından suçsuz olduğu anlaşılır. Bu hikaye, divan şairlerimizin şiirlerinde oldukça sık kullnılan bir mazmundur. Yusuf'un gömleği, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, gamze ve kuyu ile birlikte düşünülmesi,kervan ile kuyuya götürülmesi, onun güzelliğini gören kadınların ellerini kesmesi, Yusuf'un erkek erkek güzelliğinin timsali olması,Yusuf'un zindana düşmesi, babasının kokusundan Yusuf'u tanıması,rüyayaı yorumcusu olması, yedi sene bolluk, yedi sene kıtlık olacağını önceden bilip tedbir alması vb tlemihleri şiirlerimizde  sık sık geçer.

 

ZÜNNAR: Zünnar bağlama, zünnar giyme,

ZÜNUN: Kılıç, Mısırda yaşayan, çok acılar çekmiş bir akil kimse, Eski bir doktor,altın ve mücevher sahibi meşhur bir kimse çok farklı anlamlarda kullanılmıştır.

 

 

KONUYLA İLGİLİ EN ÇOK ARANAN YAZILAR

  • Divan Şiiri Tarzları, Hikemi Tarz, Sebk-i Hindi, Türkî Basit
  • Divan Şiirimizi Kuran Şairlerimiz ,Divan Şiirinin Oluşması
  • Divan Edebiyatına Etki Eden Farisi Öğeler ve Mazmunlar
  • Arap ve Fars Kültürü Dışındaki Divan Şiiri Mazmunları
  • Divan Edebiyatı Nazım ve Nesir Türleri
  • Divan Şiirinde Aşk ve Beşeri Sevgili
  • Divan Şairleri ve Yazarları İsimleri Listesi
  • Divan Şiirimiz , Batıcı Eskiciler ve Şiir Güzergâhımız

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış