MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Güzide Sabri Aygün Hayatı ve Popüler Romancılıığı
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 02 Şubat 2012 Perşembe Beğen

Güzide Sabri (Aygün)


 

(1886–1946)  Kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlardan ilkidir. Güzide Sabri, 1883 yılında İstanbul’da, Fındıklı semtinde doğmuştur. Babası reis’ülküttap Mustafa Efendizade’lerden olan Salih Reşat Bey’dir Salih Bey, Adliye Nezareti memurlarındandır. Annesi Nigar Hanım ise şair Koniçeli Kazım Paşa’nın yeğenidir.[1]

Güzide Sabri, Çamlıca’da bulunan köşklerde büyümüş, eğitimini özel hocalardan aldığı derslerle sürdürmüştür. Edebiyat hocası sözlük sahibi Hoca Tahir Efendi'dir. Güzide Sabri edebiyata merak salmış, daha çocuk yaşta yazmaya başlamıştır. Bu merakını ilk önce ders gördüğü hocaları baltalamak isteyecektir. Hocaları  “Şairliğe özeneceğine farzı, sünneti öğren” diyerek ona tepki vermişlerdir. Bu tür baskılara rağmen İlk romanı olan “Münevver” adlı romanının Hoca Tahir Efendi’den dersler aldığı ilk gençlik günlerinde yazıp yayımlamıştır. Bu roman Veremden ölen bir arkadaşının hatırasına ve onun hayatından etkilenerek yazılmıştır. Eser 1899 yılında yazılmış Hanımlara Mahsus adlı gazetede tefrika edilmiş ve oldukça beğeni toplamıştır.[2] İki yıl sonra kitap olarak basılan Münevver -1901-  Sırpçaya da tercüme edilir.

Güzide Sabri’nin iki kız kardeşi daha vardır. Bu kardeşlerinin adı ise Fatma Aliye ve Emine Semiye’dir. [3]Güzide Sabri, istibdad idaresinin kuvvetle hissedildiği bir devirde yetişmiş ve ailecek bu idarenin sıkıntıların üzerinde hissetmiştir. Babasının Abdulhamid’in hiddetine uğrayarak İstanbul’dan Anadolu’ya sürülmesi üzerine Çamlıca’daki köşklerinde geçen güzel günler bitecektir.

Küçük yaşta Beyoğlu birinci Noteri Ahmet Sabri Aygün ile evlenir.  Fakat Ahmet Sabri Bey, karısının isminin ön plana çıkmasından, rahatsızlık duyan birisidir. Hocalarının bu tepkisi yetmediği gibi kocasının da yazarlık yönüne karşı çıkması Güzide Sabri'yi yazma hevesinden vazgeçirememiştir. Eşi Ahmet Sabri Aygün beyin yazarlık yapma hevesine karşı kırıcı davrandığı hatta yazarlığına engel olmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Evlendiğinde eşinin izin vermemesi yüzünden, geceleri gizli kapaklı roman yazmaya koyulmuştur.

Ama Kısa bir zaman sonra eşi Ahmet Sabri Bey vefat etmiştir. Eşinin erken ölümü onda derin izler bırakacaktır. Güzide Sabri, ömrü boyunca mesut olamamış bir kadın yazar, edebiyat tarihinde hüzünlü bir hayat olarak kalacaktır.

Bu yıllarda Recaizade Mahmut Ekrem ve öğrencilerinin başlattığı Servet-i Fünun hareketi edebiyat dünyasına damgasını vurmuştur. Fakat Güzide Sabri bu harekete katılmayan kendi yolundan devam eden yazarlar arasında olmuştur. Kendi çizgisinde kaldığı ve diğer edebi hareketlere dâhil olmadığı halde kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlar ilk kadın yazar olarak dikkati çekecektir. Eserlerini Servet- i Fünun ve Milli Edebiyatın revaçta olduğu dönemlerde yayımlamış; fakat hiçbir edebi topluluğa dahil olmadan yazmıştır.

Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulan kara sevda romanları yazan Güzide Sabri’nin romanları birçok baskı yapmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.  His, hayal, kara sevda ve kırk kalpler konulu romanları Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulmuştur.  İkinci romanı olan Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi en çok okunan eseridir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, ülkemizde filme de uyarlanmış, birçok defa basılmış ve Ermeniceye de çevrilmiştir. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi,1901’de yayımlanmasından sonra ilki 56’da, ikincisi 69’da olmak üzere iki kez filme çekildi; ikincisinde Ediz Hun ile Hülya Koçyiğit rol almışlardır. [4] Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi’nde kalbinden hasta olan Fikret, doktoru Nejat’a âşık olur. Evli, iki çocuk babası Nejat Bey de Fikret’i sevmektedir. Fakat Fikret, Nejat’ın yuvasını bozmamak için kaçar, kendisinden yaşça epey büyük, zengin bir beyle evlenir. Oysa zevci, Nejat’ın yakın akrabasıdır.  

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi adlı romanının arka kapağında Güzide Sabri hakkında bazı yazarların görüşleri bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi de Nazan Bekiroğluna aittir. Nazan Bekiroğlu, Güzide Sabri'yi anlatan bu yazısında ondan şöyle söz etmektedir. "Güzide Sabri, kelimenin tam mânâsıyla bir kalem âşığıdır. Rahat ve çok yazabilmek için, "tazimle sevdiği" eşinin dahi uyumasını bekleyerek, gaz lambasının ışığı altında sabahlara kadar yazar. Ne parayı, ne mülkü sevdiğini, yalnızca kendi sebepsiz ızdıraplarını dinlemek, başkalarının felâketlerini ruhunda canlandırmak için yazdığını ifade eder. Güzide Sabri, kadınlara ait meseleleri kadınların daha iyi anlatabileceğine inandığı için, kadınlara yazar olmayı öğütlemiştir."

Aynı kitabın arka kapağında Selim İleri Güzide Sabri için şunları yazmaktadır. "  Bilincine tam varılmamış bir özgürlük istemi, bu tarz popüler karasevda romanlarıyla yerli okurun duygulanmalarında ifade bulmaktadır. Güzide Sabri'nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında, taşrada bile okurun ilgisini çeker."

Hikmet Münir ise Güzide Sabri için şunları yazmıştır: "Bayan Güzide Sabri, kadınların kafes arkasında bir mahpus hayatı yaşadığı zamanlarda muhitinin teşvikine kapılarak değil, kendi ruhundakini hissetmek ve hissettiğini neşreylemek ateşiyle yazıcılığa başlamış bir 'münevver' Türk kadınıdır. Ve Güzide Sabri'nin eserleri, yazıları kendileri yaşarken ölen bazı muharrirler gibi 'ölmüş bir kadının evrâk-ı metrûkesi' haline gelmeyecek derecede kuvvetli görünüyorlar."

Sıradan okurlara hitap eden romanlar yazan Güzide Sabri popüler veya piyasa romancılığı denen romancılık tarzının ilk örneklerini vermiştir.  Güzide Sabri popüler kırık kalp romanlarının öncüsü sayılır.

Güzide Sabri’nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında da oldukça ilgi çekmiştir. Güzide Sabri romanlarında  yasaklanmış aşkları işlemiş, Türk Edebiyatında popüler aşk romancıların öncüsü yazar olmuştur. 1930’da yayımlanan “Hicran Gecesi “ yasak, imkânsız aşk konularında bir adım daha ileriye gidererek kahramanları kötülük timsali olan kadın kahramanları ve entrikalarını da anlatamaya başlar. Onun bu yaklaşımı edebiyatımızda bir ilk olacaktır. Romanın kahramanı olan Serap çekici ama kötü bir kadındır. Bu roman, Erenköy’ünde şaşaalı “muhteşem” bir köşkte geçmektedir. Fazıl Şükrü Bey, yaşça kendisinden epey genç Serapla evlenmiştir. Kışları Şişlide göz kamaştırıcı bir apartmanda oturmaktadırlar. Serap köşkte Celâl ile tanışır. Celâli baştan çıkaran Serap, sevdiği adamı bir süre sonra çok genç ve güzel bir kıza kaptıracaktır. Fakat Serap, Nişantaşı’nın bir caddesinde dalgın ve umutsuz yürürken, otomobil kazası neticesinde ölür. [5]1940’larda yazılan bu roman toplumsal değişimlerin ve hayata bakış açısının Güzide Sabri üzerinde de kendini göstermeye başladığına bir delil olmaktadır.  

Romanları özellikle Meşrutiyet sonrası birçok gazete ve dergide tefrika edilmiş olan Aygün, 1940’lı senelere kadar en çok okunan kadın romancılardan olmuştur.

"Güzide Sabri’nin eserlerinde kadınca bir duyarlılık hâkimdir. Eserlerinde bir tür iç dökme, duygularını dışa vurma görülür. Romanları hayale dayanan, aşırı duygusal içeriğe sahip olup sonları da genellikle ölümle bitmektedir." Yazarın romanları, popüler roman türünün bizdeki ilk başarılı örnekleri arasında yer alır. Kadın kahramanları çoktur ve bunlar genellikle kültürlü, sanat ve musikiden anlayan tiplerdir. Bu kadar çok okunmasının en önemli sebepleri arasında ise duru dili ve sürükleyici üslubunun etkili olduğu söylenebilir. Eserlerinin birçok baskıları yapılmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır.

Güzide Sabri (Aygün) 1946 yılında Giresun'da ölmüştür. 

Ölümden sonra yalnızca Nahit Sırrı Örik onun hakkında şöyle bir yazı yazmıştır.  
“Şimdi hiçbirinin mevzuunu hatırlayamamakla beraber, bu kitapları düşünürken o eski köşklerde sürülen rahat hayatın âdeta tadını duyar gibi oluyorum. Ve Güzide Sabri’nin eserlerinden muhafaza ettiğim hazzı söyleyebilmek için, yazı hayatımda karşıma çıkan ilk fırsatın ölümü olmasından da hüzün duyuyorum…”  

Hakkında yapılan en derli toplu çalışma Prof. Dr Mazan Bekiroğlu’na aittir. “ Güzide Sabri İmajı “ Dergah, S..24-25-26- ( Şubat Mart- Nisan 1992)

Eserleri :

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi( yedi defa basıldı ve Ermenice tercüme edildi.)(1905) Yaban Gülü(1926). Nedret(1922) Hüsran(1928) Hicran Gecesi(1937)  Gecenin Sırrı(1938)  Nejla(1941) Mazinin Sesi(1944)roman yazarı olarak tanınan ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret

Hakkında Kaynakça

  • Canpolat-Yanardağ, Müge. “İlk Kadın ‘Aşk ve Karasevda’ Yazarımız Güzide Sabri ve Aşk Anlayışı.” Virgül. Sayı: 128. Mayıs-Haziran 2009.
  • Coşkun, Betül. “Türk Modernleşmesini Kadın Romanları Üzerinden Okumak.” Turkish Studies. 5/4 Fall (2010): 930-964.
  • Doğan, Abide. "Güzide Sabri Aygün". Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993.
  • Güneş, Aslı. "Kemalist Modernleşmenin Adab-ı Muaşeret Romanları: Popüler Aşk Anlatıları". Yüksek Lisans Tezi. Bilkent Üniversitesi, Ankara, 2005.
  • İleri, Selim. “Keder Veren Siyah Elbiseler İçinde.” Zaman. 21 Temmuz 2007.
  • ---. “Soğuk Karlı Bir Gecede.” Radikal Kitap. 29 Temmuz 2011.
  • Karaca, Şahika. "Güzide Sabri Aygün: Hayatı, Sanatı ve Türk Edebiyatındaki Yeri Üzerine Bir İnceleme-Araştırma." Yüksek Lisans Tezi. Erciyes Üniversitesi, Konya, 2004.
  • Necatigil, Behçet. Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü. İstanbul: Varlık, 2004.
  • Özçelik, Nalan. "Güzide Sabri’nin Romanlarında Kadın ve Aile." Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi, Türkiyat Enstitüsü, İstanbul, 2002.
  • Özher-Koç, Sema. "Hikaye ve Romanlarıyla Güzide Sabri." Yüksek Lisans Tezi. Fırat Üniversitesi, Elazığ, 2001.
  • Yazar, Mehmet Behçet. Edebiyatçılar Âlemi-Edebiyatımızın Unutulan Simaları. Yay. Haz. Mustafa Everdi. Ankara: 21. Yüzyıl Yay., 1999      


Kaynakçamız



  • [1] Selim İleri, “Keder veren siyah elbiseleri içinde...”, cumaertesi.zaman.com.tr
  • [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 86
  • [3] http://www.antikkitap.com/yazarlar/guzide-sabri-aygun.aspx?harf&list=1
  • [4] ( http://cinairoman.com/makaleler )
  • [5] Selim İleri, “Keder veren siyah elbiseleri içinde...”, cumaertesi.zaman.com.tr



İlgili Sayfalar

  • Kerime Nadir'in Hayatı, Romancılığı ve Roman Tiplemeleri
  • Osman Cemal Kaygılı'nın Hayatı ve Edebi Kiişiliği
  • Nahit Sırrı Örik Hayatı ve Edebi Yönü
  • Reşat Enis Aygen, Hayatı ve Sanatı
  • Sermet Muhtar Alus, Hayatı,Edebi Yönü
  • Mithat Cemal Kuntay, Hayatı ve Yazarlığı
  • Sadri Ertem Hayatı ve Romancılığı
  • Sabahattin Ali, Hayatı ve Edebi Yönü
  • Müfide Ferit Tek ve Romancılığı
  • Güzide Sabri (Aygün) Hayatı ve Popüler Romancılıığı
  • Şükufe Nihal (Başar) Hayatı ve Edebi Yönü
  • Ercüment Ekrem Talû ve Edebiyatçı Yönü
  • Mehmet Mahmut Yesari Hayatı ve Edebi yönü
  • Peyami Safa ve Romancılığı
  • Aka Gündüz, Hayatı, Edebi Yönü Eserleri
  • Cumhuriyet İlk Dönem Romancıları( 1923-1940 )
  • Mustafa Memduh Şevket Esendal, Hayatı ve Edebi Kişiliği
  • Halikarnas Balıkçısı- C.Şakir Kabaağaçlı, Hayatı ve Edebi Yönü
  • Nurullah Ataç, Hayatı , Edebi Yönü, Eserleri
Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...