MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
TÜRK ÇİNİ SANATI TÜRLERİ VE ÇİNİ YAPMA TEKNİKLERİ
Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar Beğen

TÜRK ÇİNİ SANATI TÜRLERİ VE ÇİNİ YAPMA TEKNİKLERİ 
 
 
Çini, cami, köşk. saray çeşme, türbe, yalı ve benzeri yapıların iç ve dış süslemelerinde ve vozo, tabak, kupa, sahan, sürahi bardak gibi sermaikten yapılmış eşyaların  üzerinde süsleme amacıyla kullanılmış  seramik ürünleridir. Türk  çinileri  tür  ve kullanım alanları olarak ikiye ayrılır.
 
1- Duvar çinileri:  Batılıları Tile-Art dedikleri bu çinileme  türüne Türkler ve Araplar Kaşi demişlerdir.
 
2- Evani denilen çini türü: Tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri seramik ürünlerini süsleme amacıyla yapılan çini türlerine denilmektedir.
 
 
Duvar çiniciliği Yerleşik ahayata geçen Uygur Türklerinden beri Türklerde var olan çini süsleme türüdür.  Uygurlardan beri  beri , binaları, çinilerle süslemek kültürümüzde var olan bir el sanatıdır. Uygur Türklerinden sonra  İslamiyeti, kabul eden Karahanlılar (955) zamanında gerek Uygur gerekse İran, Arap ve Çin kökenli çiniciliğin de özelliklerinin etkisini hissedebileceğimiz çinicilik anlayışı devam etmiştir.  Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları zamanında çini süslemeciliği çok daha önem kazanmaya başlamış, Türk çiniciliği Selçuklular zamanında kendine özgü renk biçim ve süsleme sitilini gerçekleştirmiştir. Selçuklu han, hamam, kervansaray, medrese, cami ve şifahaneleri mükemmel çini örnekleri ile bezenmiş  hem duvar, mihrap, eyvan ve alınlıklarda kullanılan duvar çinciliği hem de  gündelik kullanım eşyalarında görülen evani türüünden çincilik oldukça gelişmiştir. Gerek İran gerekse Anadoluda bulunan Selçuklu eserleri mükemmel çini örnekleri ile doludur. 
 
Türklerde iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatı, asıl büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Çeşitli tekniklerle zenginleşen bu süsleme sanatı, hep mimariye bağlı kalmış, onun üstünlüğünü ezmemiş, ama renkli bir atmosfer yaratarak mekan etkisini arttırmıştır. Türk mimarisinde çini süslemenin kullanımını çok eski tarihlere kadar indirebiliriz. Uygurların, Karahanlıların, Gaznelilerin, Harzemşahların ve özellikle İran’da Büyük Selçukluların mimarisinde çininin az da olsa kullanıldığı bilinmektedir. (1) 
 
Selçuklu çinilerinin özelliklerinden kısaca bahsetmemiz gerekirse, bunların kare veya dikdörtgen, altıgen şekillerinde olduklarını ve bir yüzlerinin, mavi, lacivert, toprak sarısı, turkuaz, siyah, kahverengi gibi sırla karıştırılmış renklerle boyanıp pişirilmiş olduklarını ve alçı veya horasan harç üzerine aplike edilmiş, mozayik şeklinde yapılmış süslemeler olduklarını söyleyebiliriz. Zamanla geliştirilen bu mozayik tekniğine Kufi tarzı yazılar ve rumi motiflerde katılmıştır. Tarihi dönemlerde gelişme gösteren Türk çini Sanatı 16. yüzyılda İznik çinileri ile zirveye ulaşmıştır. (2) 
 
Anadolu Selçuklu mimarisinde dini yapılar mozaik çini tekniği ile süslenmiştir. Bu teknikte firuze, mor, yeşil, lacivert renkte sırlanmış çinilerden istenen örneğe göre kesilmiş parçalar alçı zemin üzerinde bir araya getiriliyordu. Selçuklu köşk ve sarayları ise, yıldız, haçvari, altıgen, kare, dikdörtgen gibi geometrik çini levhalarla kaplanmıştır. Selçuklular ayrıca, sır üstüne uygulandığında metalik bir parıltı veren Perdah tekniğini geliştirmişlerdir. Dini yapılarında ise geometrik kompozisyonların yanında, rumi ve palmet gibi soyut bitkisel motifli kıvrık dallara da yer vermişlerdir. Ayrıca, çok etkili iri kufî ve sülüs yazılarla yapılan süsleme de önemli bir yer tutar. Anadolu saraylarındaki çini süslemeler ise çeşitli duruşlarda insan, av hayvanları, kuşlar, çift başlı kartal, ejder, sfenks gibi aralarında efsanevi yaratıkların da bulunduğu zengin bir figür koleksiyonunu gözler önüne sermektedir. Selçuklu döneminde çini süslemenin merkezi Konya olmuştur. ılk örneklerde tuğla ve sırlı tuğla kullanılmıştır. Ama, kısa bir süre içinde kesme mozaik çininin bütün yüzeyleri kaplaması ile üstün bir düzeye varılmıştır.
 
Anadolu’da çini süslemeyi içeren erken tarihli önemli yapılardan biri, Sivas Keykavus Şifahanesi’ndeki türbedir. Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykavus’un yattığı bu türbenin cephesi, Sultan’ın ölümünü bildiren yazılı levha çinileri ve mozaik çini süslemeleri ile görkemli bir görüntüye sahiptir. Geometrik kompozisyonların ağırlıkta olduğu bu yapıda, kazıma tekniği ile yapılmış iki küçük kartuş içinde ustanın Marendli olduğu belirtilmiştir. (1) 
 
İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır. (3) 
 
16. yy'da İznik'te üretilen çinilerde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde büyük gelişmeler olmuş  Osmanlılar mozaik gibi teknikleri bırakmış;  sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Bunun yanı sıra saray nakkaşhanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve üretilmeye başlanmıştır. Kırmızı, yeşil, mavi, lacivert, turkuaz ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinilerinde yeni bir devir yaşanmaya başlanmıştır.


 
Çini süsleme 3 ana özelliği sahiptir: 

 
 
1 Çok renklilik: Çini süslemeler çok renkli olarak  hazırlanır. Canlı  ve çok renklilik özelliği çinciliğin özelliklerindendir. 
 
2. Geniş yüzeyleri  kaplama özelliği: Genellikle kare levhalar, altgen, ve dikdörgen levha parçaları halinde yapılan çiniler  bir biirnii tamamlayacak desen kompozisyonlarının birleştirilmesi ile oluşur. Birkaç metrelik panolar halinde hazırlanan düzenlemeler yanında  tekrarlanan süslemelerle geniş yüzeyler kaplanmış olur.  
 
 
3- Kalıcılık: 900°C dolaylarında bir ısıda fırınlarda pişirilen çini levhalar, çiniyi süslemenin en kalıcı unsuru haline getirir. Çini üzerinde yer alan süsleme desen olarak sonsuzluğa uzanan bir süreklilik kazanır.
 
 
 
Türk Çinilerinde  Uygulama Teknikleri: 
 
 
1- Mozaik çini tekniği.
2- Renkli sır tekniği
3- Sır altına boyama tekniği.
4. Perdah Tekniği 
 

1- Mozaik Çini Tekniği: 
 
Türk çini sanatında  en eski tekniğin  sırlı tuğla süsleme  çinicilik yöntemi olduğu  söylenebilir.Selçuklu minareleri, eyvanları, Karahanlı, Safevi ve Timurlu devletlerinde de sık sık karşımıza çıkan bir çinileme yöntemidir. Anadolu Selçukluları ve beylikler dönemi yapılarında da karşımıza çıkan çini süsleme yöntemidir.  Mozaik çini tekniği 13.yy da Anadolu Selçuklu çini sanatına kişiliğini kazandıran ve Osmanlı döneminin varlığını 15.yy’ın sonuna kadar sürdüren bir çini tekniği olmuştur.
 
2- Renkli sır tekniği:
 
Ana teknik özelliği süslemenin, süsleme örneğinin doğrudan çinkolu saydam olmayan renkli sır ile yapılmasıdır. Bu teknikte levha üzerinde renkli sır ile boyama söz konusudur, renkli sır tekniğinde levha üzerinde süsleme örneğinde krom oksit bir bileşimle tekrar çizilmiş, kontür olarak verilmiş bu şekilde fırınlanan renkler birbiri içine akması önlenmiştir. (2) 
 
 
3- Sır Altına Boyama:
 
13.yy’da Anadolu Selçuklu’da kullanıldığı gibi, 16.yy’ın ikinci yarısında Osmanlı’da gelişmesini tamamlayan bir çini tekniğidir. Isıya dayanıklı olan renkler sır altında, az dayanıklı olanlarsa sır üstünde kullanılır. 
 
Bu teknikte çini levhalara önce bir astar çekilir, sonra istenen örnek dış çizgileri ile çizilir ve içleri arzulanan renklere boyanır. Hazırlanan çini levha, sır içine daldırılıp kurutulduktan sonra fırına verilir. Fırında ince bir cam tabakası halini alan saydam sırın altında tüm renkler parlak bir biçimde ortaya çıkar. Bu dönemde ayrıca renklere ancak yarım yüzyıl kadar sürecek olan orijinal bir mercan kırmızısı da katılır. Çok kaliteli bir teknik ve zarif bir desen anlayışı ile yapılanbu çinilerde, artık natüralist bir anlayışla çizilmiş lale, sümbül, karanfil, gül ve gül goncası, süsen ve nergis gibi çeşitli çiçekler, üzüm salkımları, bahar açmış ağaçlar, servi hatta elma ağaçları, üstün bir yaratıcı güçle kompozisyonları zenginleştirir. Ayrıca, hançer biçiminde kıvrılmış sivri dişli yapraklar ve bunların arasında çeşitli duruşlarda kuş figürleri, kimi zaman dabazı efsane hayvanları yer alır. (4) 
 
4- Perdah Tekniği:
 
Bir sır üstü tekniğidir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerine altın ve gümüş tozları ile süsleme yapılıyor ve fırınlanıyor
“ilk Osmanlı Dönemi” olarak adlandırılan döneme ait çiniler, İznik Yeşil Cami minaresinde(1390), Bursa Yeşil Cami ve Türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camiinde (1426), Edirne Muradiye Camiinde (1433), İstanbul Mahmut Paşa Türbesinde (1463), Çinili Köşk’ te (1472), ve Edirne’de Şah Melek Paşa Camilerinde görülmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönemlerde, lacivert, mavi, turkuvaz, siyah, sarı gibi renkler ve rumi, kufi yazı, geometrik şekiller ve bitkisel kökenli stilize edilmiş motifler kullanılmıştır.
 
Takip eden dönem, bir geçiş dönemi olarak adlandırılabilir. Fatih Devrinin Nakkaşbaşısı Baba Nakkas, kullanma seramiklerinin gelişiminde büyük rol oynamıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında sınırları genişleyen devletin diğer bölgelerinden İstanbul’a getirilen sanatçılar da bu sanata önemli katkılar sağlamıştır. İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi (1522), Şehzadeler Türbesi (1525), Haseki Medresesi (1539), Şehzade Mehmet Türbesi (1543), Topkapı’ da Kara Ahmet Paşa Camii (1551), gibi mimari eserlerde kullanılan çiniler bu dönemin eserleridir. Sırlı boya tekniği ile üretilmiş olan bu çinilerde; Rumiler, bulutlar, hatai tarzında bitkisel kökenli motifler, fıstık yeşili, sarı, mavi, turkuvaz, lacivert ve kiremidi renkler kullanılmıştır. Sarı renk, üzerine altın varak yapıştırılmak üzere astar olarak düşünülmüştür.
 
 

Kaynakça
  1. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/53-turk_cini_sanati_selcuklu_osmanli_ciniciligi.html
  2. http://www.cerezforum.com/el-sanatlari/38078-turk-cini-sanatlari.html#ixzz1xJbMNAVt
  3. http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ini
  4. Por. Dr. Şerare, Yetkin, Türklerde Çini Sanatı, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/54-turklerde_cini_sanati.html

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.
 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...