Aşık Dertli Hayatı ve Şairliği ( Geredeli)

 

 

AŞIK DERTLİ 


ÂŞIK DERTLİ ( 1872- 1846 ) 

 Dertli son zamanlara kadar hakkında pek çok şey bilinmeyen bir halk ozanıdır. Dertli hakkında il çalışmayı   Ahmet Talat Onay ( 1920 den sonra )  Daha sonra  da Cahit Oztelli 1953 yıllarında yapmışlardır. Cahit Öztelli, Everekli Seyrani' ve Âşık Dertli adında bir eser yayınlamış ve onu tanıtmıştır.  Daha sonra da hakkındaki en derli toplu çalışmayı Şemsettin Kutlu yapmış onun şiirlerini toparlamış Ahmet Talat Onay’ın derlediği notlara dayanarak hayatı hakkındaki bilgileri de derleyip toparlamıştır.

Bu yazımızdaki bilgiler de aşağı yukarı bu üç araştırmacının ortaya koyduğu bilgilere dayalı olarak hazırlanmıştır.

 

Âşık Dertli’nin asıl adı İbrahim’dir. Gerede’nin Çağa bucağının Şahnalar (yeni adı Reşadiye) köyünde doğmuştur. Bayraktar Ali Ağa adlı bir çiftçinin oğludur ve asıl adı ise İbrahim’dir. [1] Çocukluğunu sığır gütmekle geçirmiş ancak muhtemelen bu yıllarda okuryazar olacak belli bir ölçüde  Arpça öğrenecek kadar eğitim de görmüştür.

 

Âşık Dertli’nin hayatı babasının ölümü üzerine alt üst olacaktır. Dört kardeşi olan Dertli ’ye babası yetecek kadar tarla bırakmıştır. Fakat Bucak ayanı olan Hendekçioğlu Halil Ağa, Dertli’ nin babasından kalan tarlaları Dertli’nin elinden zorla alır. [2] O zamanki şartlar içinde derebeylerine ve ayanlara karşı gelmek mümkün değildir. Bunları hazmedemeyen ama Halil Ağa’ya da karşı çıkamayan Dertli köyünü terk etmek zorunda kalır.

 

Babasının ölümünden sonra başka bir köyde baba dostu olan birisinin yanına giderse de orada bir müddet çobanlık, çiftçilik yaptıktan sonra 25 yaşında iken  İstanbul’a ilk kez gelmiştir. Fakat III. Selim devrinde İstanbul’a dışarıdan gelenlere fazla kalma ve barınma şansı verilmemektedir.  Burada da barınamadığı için Anadolu’ya geçip kasaba kasaba dolaşmıştır.  

 

İstanbul’dan geldiği Konya’da Hacı Âsım Usta isimli bir kahvecinin yanında üç yıl üç yıl kahveci çıraklığı yapar ve bu sıralarda Mevlevilik ile tanışır. Fakat Mevlevilik gezgin isyankâr ruhlu, delişmen mizaçlı, hareketli bir ruha sahip olan Dertli’nin karakterine pek uygun düşmemektedir. Ama Konya’da Âşık Şem’i   [3] ve Silleli Âşık Sururî   gibi âşıkların yeşerttiği bir ortam vardır. Konya’da eski buğday pazarı ve Türbe yanlarındaki kahveler âşıkların toplanma yeridir. İhtimal ki buralarda Konyalı Âşık Şem’i, Âşık Sururi veya dostları ile de tanışmış ozanlık geleneği hakkında Konya’dayken çok şey öğrenmiştir. Kahvede çıraklık yaptığı müddet içinde âşık kahvelerine de tekke muhitlerine de devam eder.

 

Konya’da aradığını bulamayınca sırasıyla Halep, Şam, Mısır’a kadar gitmiştir. Bu seyahatleri sırasında Bektaşi Gruplarına karışır ve Bektaşiler ile dolaşamaya onlar gibi yaşamaya başlar.  Bektaşi tekkelerinde Bektaşi şiirleri, devriyeler, nefesler ve Kerbela şehitleri için mersiyeler yazmıştır. Bu şekilde dolaştığı Mısır’ seyahatinde on yıl vakit geçirmiş, Ankara’ya da uğramış sonunda çaresiz bir şekilde tekrar köyüne dönmüştür.  Kaynaklar Dertli’nin Mısır’dan dönüp köyüne geldikten sonra Hâfize adlı bir hanımla evlendiğini Ömer ve Seyyid Ali adında iki çocuğu olduğunu yazar. [4]Köye dönüp evlendiğinde Âşık Dertli kırk yaşlarındadır.

 

 Şemsettin Kutlu’nun görüşüne göre bu yıllarda Dertli Mahlasını çok dert çekmesinden dolayı kullanmaya başlar. Oysa Dertli’nin ilk şiirlerinde kullandığı mahlası ise Lutfi’dir.

 

Fakat iki yıl köyünde zar zor durabilen şair daha fazla dayanamayarak yerini yurdunu eşi ve iki çocuğunu bırakarak köyünden yine ayrılır. (Eyup AKMAN, agy, ( 2004) bakü)  1825 yılında yaklaşık olarak elli üç yaşında iken yeniden İstanbul’a gider. Tavukpazarı, Beşiktaş ve Tahtakaledeki âşıklar kahvelerinde çalıp söyleyerek adını duyurur. Konaklarda da ünü yayılınca Eski Bolu mutasarrıfı Hüsrev Paşa ile de tanışır. Hüsrev Paşa onun hamisi olmuş Dertli’yi ise kendine  “Şamdan Ağası” seçmiştir.  Dertli, bu paşanın sayesinde II. Mahmut’un divanına kadar ulaşır.[5] Sultan II. Mahmud’a yakın olmak için şiirler sunar. [6] Ona şiirler söyleyerek padişahın gönlünü kazanır. Zaten II. Mahmut saz şairlerini seven onlara değer veren bir padişahtır.

 

II.Mahmud, Yeniçeri ocağını kaldırmış yerine Asâkir-i Mansûre’yi kurdurmuş, askerlerine serpuşlar ve kavuklar yerine Tunusluların fesini giydirmiş onlara yeni bir kıyafet düzenlemiştir. II. Mahmud’un yaptığı bu değişiklikten halk pek hoşlanmamıştır. Hüsrev Paşa, bu nedenle Dertli’ye “fes” redifli bir kaside yazdırır. Fesi ve fes giymeyi öven kasidesiyle II. Mahmut ve saraydakilerin gözüne girmeyi başarmış olur. İhtimaldir ki Padişah’ın huzuruna çıkmak için Konya’da iken tanışmış olması gerektiği Silleli Aşık Sururî ve Aşık Şemi ’nin de yardımlarını görmüştür. II bunun üzerine ona (1826) yılında Çağa âyanlığı verilir. Bu Âşık Dertli için müthiş bir fırsat ve Çağa Ayanlarından gördüğü zulme karşılık müthiş bir zafer ile intikamdır.  (1827) fakat vergileri devlete devret­mediği için ve içkiye düşkünlüğünden dolayı [7]bir sene sonra Çağa ayanlığından azledilir.  

 

Bu hayat öyküsü sıralamasında ne zaman okuryazar olduğu divan edebiyatı ile Arapçayı ne zaman öğrendiği konusu yerine pek oturmamaktadır. Fakat beli olan bir şey vardır ki Dertli okuryazar, Arapçayı kısmen de olsa bilen aruz ölçüsüne divan şiirine ve divan şiir öğretilerine belli bir düzeyde de olsa vakıf olan bir şairdir.

 

Yerleşik hayat tabiatına uygun olmadığı için tekrar seyahate çıkar, Sivas, Zile, Amasya, Çankırı ve Ankara ’da zengin konaklarının saz­lı sözlü toplantılarına katılır.

 

1840 yılında geçirdiği bir bunalım sonucu Bilecik’e bağlı Gölpazarı’nda boğazını keserek intihar etmeye kalkışır. [8]Ankara’da  âşıkları kollamakla ve himayesine almakla meşhur olan Alişan Bey’in himayesine girip konağına yerleşir. Alişan Bey, âşıkları koruyup kollayan, münevver, şiiri edebiyatı seven, bir ara Diyar-ı Bekir Voyvodalığı da yapmış olan Ankara eşrafından birisidir. Bu konak ve Alişan Bey pek çok halk ozanını ağırlamış ve konuk etmiştir. Bu ozanların içinde Erzurumlu Emrah  da vardır.[9] Çok büyük ihtimalle Emrah ile bu konakta karşılaşmış ve tanışmış olmalıdır. Çünkü bu yıllarda Emrah ‘da o konaktadır. Ve Alişan Bey Ölene kadar bu konakta kalmıştır.

 

Ahmet Talat Onay'ın verdiği bilgilere göre Âşık Dertli, Alişan Bey ile  şimdiki Ankara Koyunpazarı'nın olduğu Müneccim Tepesi denilen yerde bulunan meyhanelere  Alişan Bey ile birlikte gider onu işret âlemlerine sazı ve sözü ile iştirak edermiş. Nitekim Aşk Dertli öldükten sonra da mezarının Müneccim Tepesine gömülmesini vasiyet etmiş.  ( A.Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, S. 368)   1845 ya da 1846 yılında Ankara’da  Alişan Beyi saçlarından öptükten sonra oradakilerle tek tek vedalaşıp bir hasıra uzanarak öldüğü rivayet edilir. [10]

 Mezarı Ankara’da Koyunpazarı yolundaki bir caminin haziresinde  olan Âşık Dertli'nin mezarı, Koyunpazarından Cebeci'ye doğru açılan yol çalışmaları esnasında  kaybolmuştur ( A.Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, S. 368)  

Mezarının yıkılıp kaybolması üzerine yıkılması üzerine doğduğu yer olan Grede de Gerede yolu üzerinde bir  anıtmezar yapılmıştır.

Dertli 19. Yy ı ozanları içinde Seyrani Ve Emrah’tan sonra en tanınmış olan halk ozanıdır. Birkaç çırak da yetiştirmiş olan Dertli çağında da çok sevilmiş, divanı taş baskı olarak d basıldığına göre oldukça sevilmiştir.

 

 Bektaşi, tarikatına girdiği yıllarda yazdığı tasavvufi şiirleri nedeni ile halk arasında Veli mertebesine kadar yükseltilen bir âşık olur. Bektaşi geleneğine bağlı olan aşığın şiirlerinde toplumsal yergi, toplumun, ahlak, tutum, sosyal hayat ve sosyal dayanışma gibi çeşitli yönlerden aksayan yanlarına yönelik eleştirileri eserlerinde önemli yerler tutar.

Meslekte yetişmiş okur-yazar bir âşık olduğu için Divan Şiirini de incelemiş, bu edebiyattan faydalanmıştır.

Dertli hakkında il çalışmayı   Ahmet Talat Onay ( 1920 den sonra )  Daha sonra da Cahit Oztelli 1953 yıllarında yapmışlardır. Cahit Öztelli, Seyrani ve Âşık Dertli adında bir eser yayınlamış ve onu tanıtmıştır.

 

 Çağının öbür saz şairleri gibi aruz ölçüsü ile gazeller, divanlar, kalenderiler de yazmıştır.  19 yy.ın pek çok halk ozanında da görülen bu durma göre Dertli’nin şiirlerinde de divan şiirine ve şairlerine karşı bir heves gözükmektedir. Çağdaşı olan medrese eğitimli diğer halk ozanlarına benzemeye çalışarak Dertli de divan şairlerini ve şiirlerini taklit eden şiirler yazmış, bazı şiirlerinde aruz ölçüsünü ve divan şiir nazım biçimleri ile beyit sistemini de kullanmıştır. Ne var ki Aruzla yazdığı şiirlerde kusurlu bir nazım tekniği kullandığı, dil ve anlatım yönünden başarılı olmadığı gözükmüştür. Onun değerli olan şiirleri hece ölçüsü, halk dili ve halk şiir tarzı ile yazmış olduğu şiirler olmuş, ustalığını ve sanatını bu tip şiirlerinde belli etmiştir.

 

Bir halk şair olarak baktığımızda çağının en büyük halk ozanlarından biri sayılabilecek kadar başarılıdır. Birkaç çırak yetiştirdiği için ölümünden sonra da adını andırmayı başarmıştır. Saraya da kendini tanıtabilmiş olması Bektaşiler arasında geçirdiği yıllarda yazdığı tekke şiirleri ile Bektaşiler arasından da yer edinebilmiş olması onun kayda değer başarıları arasındadır. Dertli alaycı dili, usta tespitleri kolay ifade etme ve ince alaylı mizahi dili ile başarılı bir halk ozanıdır.

Daha çok şathiye türünde yazdığı softalığı, yobazlığı, cahil davranış ve tutumları eleştiren şiirleriyle tanınmıştır.  Toplumun cühela, bağnaz, tutucu, komik ve mantıksız yönlerine yönelik taşlamalarıyla ünlüdür.

 

Şiirle­rinde  Fuzuli Pir Sultan Abdal ,  Aşık Ömer  (17yy) ve Aşık Gevheri  ‘nin te­sirleri vardır. ARUZ ile yazılan Gazel, divan, Kalenderileri de bulunmakla birlikte asil değeri HECE ölçüsü ile yazdığı halk edebiyatı geleneklerine uygun olan koşma ve semailerinde görülür.  Aruz ile ayzdığı şiirlerinde Arapça sözcük ve tamamlalar da kullanmıştır. Hece ile yazdığı şiirlerinde kuvvetli bir lirizm, temiz ve sürükleyici bir üslup vardır. Daha hayatta iken şöhret sahibi olmuş, pek çok halk şâirince usta kabul edilmiştir.

 

Âşık Dertli‘nin dîvanı hem eski hem de yeni yazı ile basılmıştır [Dertli Dîvanı, taş basma, h. 1329; Ahmet Talât, Âşık Dertli Hayâtı ve Dîvânı, 1928; Fuat Köprülü, Türk Saz Şairleri, c. III, 1940 

 

HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA

  •   Ahmed Talat Onay; Aşık Dertli - Hayatı, Divanı (Bolu -1928); (Osmanlıca)
  • A. Talât Onay / Dertli ve Seyrânî Eseri Münasebetiyle (Türk Folklor Araştırmaları, sayı: 6
  • S. Nuzhet Ergun Bektaşi Şairleri, İstanbul 1939,
  • Sadettin Nüzhet Ergun / Halk Edebiyatı Antolojisi (1938),
  • Şemseddin Kutlu; Dertli, Kültür ve Turizm Bakanlığı (Ankara-1988); 
  • Saime Çelikel / Âşık Dertli Divanı (1943)
  • M. Fuad Köprülü, Saz Şairleri (Ankara-2004), 679; 
  • Mehmet Berberoğlu, Dertli (Bolu-1955).
  • Türk Dili ve Edebiyat Ansiklopedisi, Dertli, İbrahim (İstanbul-1977), 2/ 253-255; 
  • TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187; 
  • İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri (Ankara-2000), c.3 / 1248-1252.
  • Türk Dili ve Edebiyat Ansiklopedisi, Dertli, İbrahim (İstanbul-1977), 2/ 253-255; 
  • Ali Abbas Çınar, Âşık Dertli bibliyografyası: hayatı, sanatı ve şiirlerinden örnekler, Kültür Bakanlığı, 1990
  • H.Nezihi Okay (der.),  Bolu’lu Dertli Divanı-Hayatı ve Şiirleri, 1958.
  • Cahit Öztelli / Dertli-Seyrânî (Hayatı, Sanatı, Şiirleri, 1953),
  • Cevdet Canpulat / Dertli ve Seyrânî (Türk Folklor Araştırmaları, Sayı: 61,  1954),
  • Turgut Karabey / Dertli İbrahim (TDE Ansiklopedisi, c.
  •  Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999).
  • Abdullah Uçman / Rıza Tevfik’in Tekke ve Halk Edebiyatı ile İlgili Makaleleri (1982)

 

Önemli Halk Ozanlarımız ( İlgilendiğiniz isme tıklayınız )

Kayıkçı Kul Mustafa ,  Katib , Erzurumlu Emrah ,  Erzurumlu Aşık Sümmani  ,  Divriğili Deli Derviş Feryadi ,  Aşık Yemini Derviş Muhammet ( Malatya- Arguvan) ,  Aşık Ferrahi ,  Kağızmanlı Hıfzı  ,  Musa Merdanoğlu  ,  Posoflu Aşık Müdami ,  Deliktaşlı Ruhsati , Âşık Zülali,  Âşık Şenlik,  Ercişli Emrah  ,  Âşık Ardanuçlu Efkari, Şarkışlalı Âşık  Şarkışlalı Talibi Çoşkun ,  Kaygusuz Abdal  ,  Kul Himmet Üstadım , Arapgirli Aşık Fehmi Gür

 

TÜM ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYIN : Dertli ( Aşık Dertli )  TÜM Şiirleri


KAYNAKÇA 

 

[1]  Eyup AKMAN, SIK DERTLI VE SOSYAL ICERIKLI SIIRLERI UZERINDE BIR TAHLIL DENEMESI, Azerbaycan Devlet Üniversitesi İlmi Nazri Mecmuası, Medeniyet Dünyası, Bakü, 2004, shf-235- 260

[2]  Eyup AKMAN, SIK DERTLI VE SOSYAL ICERIKLI SIIRLERI UZERINDE BIR TAHLIL DENEMESI, Azerbaycan Devlet Üniversitesi İlmi Nazri Mecmuası, Medeniyet Dünyası, Bakü, 2004, shf-235- 260

[3] Şahamettin KuzucularKonyalı Aşık Şem'i Hayatı ve Şairliğihttps://www.edebiyatvesanatakademisi.com/

[4] Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;

[5] Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;

[6] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, https://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012

[7] Nuri Yüce, Dertli, TDV İslam Ansiklopedisi, Dertli (İstanbul-1994), 9/186-187;

[8] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, https://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012

[9] Şahamettin KuzucularKonyalı Aşık Şem'i Hayatı ve Şairliğihttps://www.edebiyatvesanatakademisi.com/

[10] Bekir Karadeniz, Aşık Dertli, https://ozanlar.biz/dertli.html, son erişim 21-07 2012



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 Konyalı Aşık Şem'i Hayatı ve Şairliği
2 Silleli Aşık Sururî ve Hayatı
3 Erzurumlu Aşık Erbabi Hayatı ve Şairliği
4 ERZURUMLU EMRAH
5 Everekli Seyrani Hayatı Edebi Kişiliği
6 HACI BEKTAŞ VELİ HAYATI BEKTAŞİLİK
7 KALENDERİLİKTE İSLAMİYET DIŞINDAKİ ETKİLER
8 Kalenderilik ve Kalenderi Nedir.
9 GEZGİN ÂŞIKLIK GELENEĞİ
10 Aşık Edebiyatı Genel özellikler
11 Aşık Tokatlı Nuri Hayatı Şairliği ( 19. yy)





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016