Kelâm İlmi Nedir İslami veTasavvufi

Kelâm İlmi ( İslami Tasavvufi Yönden )
 
Osmanlıca yazılışı: Kelâm : كلام
 

Kelâm kelimesi Arapça kökenlidir ve dilimize de Arapçadan girmiştir. Kelâm sözlükte “yaralamak, etkilemek” anlamındaki “kelm “ kökünden türemiş bir isimdir.  Sözlüklerdeki anlamları  “ Söz söyleyiş biçimi, söyleme. “bir fikri tam olarak anlatan söz” ; “ belli düşünce ve davranışları teyit edip bunlara aykırı olan her şeyin yanlış olduğunu sözle gösterme gücü  ( Fârâbi İĥśânü’l-ûlûm, s. 71). [1] Şekillerindedir.

Kelâm ilmi, İslâm dinine muhalif inanç ve mezheplere karşı İslam dinini savunma ihtiyacından doğmuş;  “dini korumayı amaçlayan bir disiplin”  fikir ve araştırma çabası,  İslâm ilahiyatı (teolojisi) olarak şekillenmiştir. Bu bağlamdan hareketle  “kelâm ilmi Kur’an’da belirtilen inanç esaslarının çerçevesini belirleyen ve temellendiren; itikadî esas ve ilkelerin aklî ve mantıkî yorumunu yapan bir ilim dalı” şeklinde yapılan tarifini kabul etmek gerekir.  “Kelâm “Allah’ın zâtından ve sıfatlarından, nübüvvet konularından, başlangıç ve sonuç itibariyle kâinatın hallerinden İslâm kanunu üzere bahseden bir ilimdir”[2]

Kelam ilminin Hz Muhammed’in ölümünde hemen sonra ortaya çıkan sorulara ve sorunlara çözüm bulmak amaçlı olarak doğduğunu söylemek mümkündür. Kelam ilmi ile uğraşanlara kelâmcı (mütekellimin) denmiş;  kelamcılar,” İslam dinini akıl yoluyla savunmaya çalışan düşünürler” olarak tarif edilmişlerdir.  Fakat bu tarif daha ziyade Maturudi düşüncesinde olan kelamcıları ifade etmektedir.

Kelam ilmi konusunda Farabi, İbn-i Haldun, Gazali Maturdi, Eş’ari gibi İslam âlimlerinin önemli katkıları ve görüşleri olmuş, bu İslam âlimleri bu konudaki görüşlerini kuvvetlendirmek amacı ile Yunan filozoflarının düşüncelerinden de faydalanmışlardır. Kelam ilmini Şiacı ve Sünni görüşler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ayrıca Mu‘tezile Selefiyye, İmâmiyye -İsnâaşeriyye kelâmı gibi ekoller de ortaya çıkmıştır.

Maturidi ekol, akla uygun olanın İslam’a da uygu olduğu ana düşüncesinden hareket ederken Eşarilik; “insan aklı, varlığın ne olduğu hakkındaki soruya cevap verecek güçte değildir.”  Ana düşüncesinden hareket ederek ayet ve hadislerde olanı hiç sorgulamadan ve şüphe duymadan itaat yolunu benimsemiştir.

İslam’ı, karşıt din, görüş ve mezheplere karşı savunma amacından ortaya çıkan kelam ilmi 11. Yy dan dan sonra yeni görüşler ve tespitler ortaya koymakta yetersiz kalmıştır.

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ 

 

KAYNAKÇA

 

  • [1] Yusuf Şevki Yavuz, [KELÂM,  DİA, cilt: 25; sayfa: 197
  • [2] - Yusuf Şevki Yavuz, [KELÂM,  DİA, cilt: 25; sayfa: 197





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016