UYGUR TÜREYİŞ DESTANI

Uygur destanları
 
Diğer Türk destanlarında olduğu gibi Uygur destanlarında da ana unsurlar “mavi ışık”, “kurt” ve anayurt’tur. Bu destanlar, bir karış toprağını, bir taşını feda etmemek gerektiği hususunda bir uyarı niteliği taşımaktadır.
“Dokuz Oğuz-On Uygur” Türklerinin iki destanı vardır. Birinci destan Uygurların Türeyişi ile ilgilidir ve bu, onların bir kurttan türediklerini anlatır. İkincisi “Göç Destanı” dır. Uygurların Ötüken’den Tarım havzasına niçin göç etmek zorunda kaldıklarını anlatır. Birinci destan Çin kaynaklarında, ikinci destan ise hem Çin hem İran kaynaklarında yer almakta ve bir birbirlerini tamamlamaktadır. İkinci destanın bir özelliği de hakanların kötü idaresi ve milli birliğin bozulması halinde yurdun nasıl yitirildiğini vurgulamasıdır.
 Refik Özdek: Türklerin Altın kitabı
 
  UYGUR TÜREYİŞ DESTANI
 
Hun Yabgularından bir Yabgu vardı,
Gök Tanrı’ya evlat için yalvardı.
 
Bu Yabgunun iki kızı doğmuştu,
Gökten sanki iki melek ağmıştı.
 
Ok adar çok güzeldi ki bu kızlar,
Yanlarında sönük kalır yıldızlar.
 
İnsanlara lâyık olamazdılar,
Onların elinde solamazdılar.
 
Kızların babası aklını yordu,
Günlerce hep bunu düşündü durdu.
 
İnsanlardan uzak tutmak istedi,
Onları Tanrıya vermek diledi.
 
Ülkede en tenha yere giderek,
Bir kule yaptırdı yüksek mi yüksek.
 
Kızlarını o kuleye kapadı,
İki kızı Gök Tanrı’ya adadı.
 
Kızlar o kulede hayat sürerken,
Ha bu gün, ha gece, ha yarın derken.
 
İbrahim Sağır





İbrahim SağırVip Üye / Erkek / 20.01.2016