Minâ Nedir Şiirlerde Şarap Şişesi

 
 

 
 
Minâ  ( Şarap Şişesi)
 
Osmanlıca yazılışı mînâ : مينا
 
Farsça kökenli bu kelime dilimize de Farsça’dan girmiştir. Okunuşu ve yazılışı ile Mekke’ye yakın Arafât da Müzdelife'nin kuzeyindeki Minâ adı verilen şeytan taşlama alanının olduğu dağ adı ile eş sesli olmaktadır. ( Bkz Minâ)
 
Bu konu maddesinde şarap şişesi, şarap sürahisi , sürahi  anlamına gelen “ Minâ “dan söz edilecektir.  Minâ kelimesinin bu anlamı sözlüklerde: “ 1 ) şarap şişesi. 2) şişe; cam; billur. 3) mine, kuyumcuların gümüş üzerine nakşettikleri lâcivert veya yeşil renkli sırça.” Olarak geçer.
 

"Kasr-ı mînâ"  tabiri ise gök kubbe anlamına gelir. Minâ kelimesinin diğer bir kullanım alanı da kuyumculuk sanatında görülür. Eski devrilerde kuyumcular gümüş üzerine vurdukları sırçaya da minâ demişlerdir. Gümüş üzerine yapılan bu sırçalar lacivert veya yeşil renkli olmuşlar sözcük bu kullanım hali ile günümüze mine adı ile ulaşmıştır.  Mine sanatı sadece altın, gümüş ya da bakır üzerine uygulanabilen bir çalışmadır. 

“Mine, metal bir yüzeyin sert ve parlak bir cam katmanla kaplanmasıyla elde edilen bir bezeme biçimidir. Mine yapmak için çok sıcak bir fırında özel bir ısıtma işlemi uygulanarak metal ile cam kaynaştırılır. Dişlerin dış yüzeylerini kaplayan sert ve parlak dokuya da diş minesi adı verilir. Mine sanatı altın, gümüş ve bakır gibi değerli metallerin mine boyalarıyla süslenmesi temeline dayanmaktadır.”[1]  ( Bkz  Mine Sanatı Ve Mine Yapımı - )

 Divân şiirinde minâ daha çok şarap şişesi anlamında kullanılmış,  elbette ki özellikle boş kalmış olmasından dolayı şikâyet edilen bir nesne olarak görülmüştür.  Minâ şarap şişesi anlamı ile kullanıldığında elbette ki saki, mey, meyhane, pir, pir-i mugan, meclis ve işret gibi kelimelerle birlikte ve ilgili manalarda karşımıza çıkmaktadır.  

 Bî-sebeb itmez şikeste çarh-ı dûn mînâmuzı
Câm-ı hurşîdinde bulmaz neşve-i sahbâmuzı     Semerkândî-i Âmidî Âgâh 

 Bezmümüzde câmlardur bu tokuz mînâ bizüm
 Kara yire dökdügümüz cür‘adur deryâ bizüm           EMRÎ ( D. Edirne?, Ö. Edirne 1575 )


Cam-ı nevruz-ı minadır cevher-i ayinemiz
Kabz-i derya-yı işrettir şeb-i azinamız                Nevruziye-yi Fehim ‘den[2]


Mînâdan o bâde kim revâdır
Hâl-i Cem 'i şerh eder zebândır    Riyâzî

Âşıq minaya deyer,
Qurban minaya deyer,
İl var bir güne deymez,
Gün var min aya deyer.   Azerbayacan – Mani



 kaynakça 

[1] https://edebiyatvesanatakademisi.com/altin-gumus-telkari-bakir/mine-sanati-ve-mine-yapimi/2264

[2] https://edebiyatvesanatakademisi.com/suleyman-fehim-efendi-hoca-d-1789-o-1846/cam-i-nevruz-i-minadir-cevher-i-ayinemiz/57360

 





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016