Kafiye Redif Revi Nedir
HAFTANIN YAZISI

 
 
Kafiye
 
 
Osmanlıca yazılışı: kafiye ~ قافيه
 

Yazıda kafiyenin Türkçe, Arapça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Osmanlıca sözlük anlamları.   Kafiye, revi, kafiye redif ilişkisi,  eski ve yeni edebiyatta kafiye anlayışı,  göz ve kulak kafiyesi, kafiye yanlışları; kafiye kusurları nelerdir;  kafiye örnekleri, kafiye nasıl yapılır, kafiye nasıl bulunur, kafiye kusurları nasıl giderilir, hurûf-i kafiye, kafiye, redif, revi ile lgili tüm özellikler anlatılmıştır. 

Kâfiyenin Almanca karşılığı, Reim (n), Fransızca,  Rime (f), İngilizcesi ,Rhyme, rime dir.

 

KONU BAŞLIKLARI

Kafiye’nin sözlük anlamı:  Her şeyin son tarafı. Tâbi olan şey, mısra sonlarındaki kelime ve mânâ uygunluğu, Manzum yazılan satırların ses bakımından sonlarının aynı olması. Yaman, , saman, duman,  harman gibi

Eski edebiyattaki tarifi ise: nazımda şiirlerin sonlarında tekrar eden ve ayni sesi veren harflerin hareke ve sükûn hallerindeki birleşmeleri şeklindedir. [1]

Hurûf-i kafiye (kafiye harfleri) : revî, te'sîs, dahîl, redîf, kayd, vasi, hurûc, mezîd, teessüre.

Son harf veya harekeleri aynı olan mısra veya beyit sonlarındaki kelimelerdir. “[2]

En az iki mısra sonunda tekrarlanan, yazılışları aynı, ama anlamları ve görevleri farklı olan ses hece veya kelime benzerliklerine denir. ( bkz KAFİYE VE REDİF NEDİR , KAFİYENİN ÖZELLİKLERİ ) 

Kafiye ve uyak, dize sonlarında farklı görevlerdeki ekler ile son sesleri aynı olan kelime kökleri arasında görülür.

Allah nedir deyince gafil
Allah deyip hamuş olur dil


Beyitte gafil ve dil kelime kökleri “ il “  sesleri ile bitmektedir. Kelime köklerindeki  “ il”  ses ve yazılış açılarından aynı; ama görev ve anlam bakımlarından farklı oldukları için kafiyelidir.

İftihar eyleriz bununla da biz
Müstefiz-i meâsir-i arabız

Beyitte bulunan “ biz” “ arabız”  kelime kökleri biz ve Arap kelimeleridir. Kafiyeyi oluşturan aslında sadece ( z ) harfi olmasına rağmen iz ve ız daki i- ile ı Osmanlıcada aynı harf ile yazıldığı için kafiyeli kabul edilmiştir.

Eğer Seyrânî'nin yâri
Olsa huri melek, peri
Gönül sevmedikten geri
Kız olsa da dul görünür.

Kafiye mutlak olarak kelime kökü içinde bulunmaz. Yukarıdaki dörtlükte kafiyeyi oluşturan sesler ari- ve eri sesleridir. Fakat köklere baktığımız zaman köklerin yâr- peri ve geri kelimeleri olduğu görülür. Şu halde yâr-i kelimesindeki i sesi de kafiyedir. Çünkü görev ve anlam bakımından peri ve geri köklerindeki seslerle aynı görevde değildir.

Hayvanlarda bir kaç çeşit fırkalar 
Kimi düzden aşar kimi yorgalar
Necasete müştak olan kargalar
Has bahçede gül kadrini ne bilsin     Seyrani ( Everekli ) Şiirleri 

Yukarıdaki dörtlükte kafiye;  fırka, yorga ve karga kelimelerinin köklerinde bulunan (–ka) ve (-ga)  sesleri arasındadır. Fakat bu kelimelerin Osmanlıca alfabesindeki yazılışları göz önünde bulundurulduğunda (–ı, a, ve o) sesleri aynı ses imiş gibi gözükecek k ve g sesi de aynı harfle yazılmış olacağından kafiye ırga, orga ve karga olarak kabul edilecektir.  Fırka, yorga ve karga köklerinden sonra gelen (- lar)  ise  rediftir. Çünkü (- lar) eki üçünde de çoğul eki görevindedir.

Redif: Kafiyeden sonra gelen okunuşu, yazılışı, görevi ve anlamı aynı olan ses, hece kelime veya kelimelere denir.

Başı selâmet mi yoksa hasta
Zülfü perişan mı yoksa süste mi
O da benim gibi kara yasta
Kaşı çatma çatışlıdan bir haber  Deliktaşlı Ruhsati Şiirleri 

Hasta, süste, yasta kelimelerinde asta ve üste kafiye, mı soru eki ise rediftir. Redif kafiyeden sonra gelen ses, görev ve anlam eşitliği olan ses, hece, kelime ve kelime gruplarından oluşur.

Dilde ezber kalbde envar Mustafa’dır Mustafa
Ümmetine olan rehber Mustafa’dır Mustafa

Her ölüye olmaz tabut
Atlas eskir olur çaput
Olsa ak çuhadan kaput
Eskiyince çul görünür       Seyrani ( Everekli ) Şiirleri 

Divan ve halk şairleri kafiyeyi biraz daha farklı anlamışlar; divan şairleri yazılışı, halk şairleri ise okunuş ve sesi esas tutmuşlardı. Bu kafiye anlayışları divan şairleri açısından göz, halk şairleri açısından kulak kafiyesi olarak adlandırılmıştır.

Klasik şiirimizde yazı benzerliği ikinci plana atılır örneğin dizelerinin sonundaki "biz" ve "arabız" "ı" ile "i" sesçe birbirlerine uymamakla beraber kafiyeli sayılırdı.

KAFİYE VE REDİF İLE  İLGİLİ ÖZELLİKLER

Kafiye harflerinin yazılışları aynı olsa da görev ve anlam bakımından ayrı olmak zorundadır.

Gönü her dilberin meftunu olmaz hayli serkeştir
Velî ol gamzesi fettânı bilmezsin ne dilkeştir      Âkif Paşa

Bu dizelerin sonundaki kafiye gibi görünen "-keştir" harflerinde kafiye hem yazılış hem de eklerin görev anlamı aynı oldukları için kâfiye yoktur. Çünkü  “ Ser” ve “ dil” kelime köklerinde de kafiye olmadığı gibi keştir ekleri her ikisinde de aynı görev ve anlamdadır.


REVİ VE REDİF NEDİR

Kafiyenin asıl ve son sesine "revî" denir. Revî, kafiyeyi oluşturan benzer seslerin son harfidir ve  revi  genellikle sessiz bir  harftir. Örneğin mısra sonları  “hatvezen/ zen “ kelimeleri ile biten bir beyitte revi “ n “ sessizidir.  Veya   son kelimeleri “ …gâfil / …dil “ kelimeleri ile biten beyitte son sessiz “ l “ harfi oldığundan “ l “ harfi revidir.

Veya son kelimeleri “ … kelâli kalmıştır /… melâli kalmıştır. “ şeklinde biten bir beyitteki revi’ler  “kelâl” ve “melâl”  kelimelerinin son harfinde bulunan “ l “ harfidir. “… i kalmışlar “ aynı görevdeki ve anlamdaki ekler ve kelimeden oluştukları için rediftir.

Şu halde REDİF:  KAFİYEDEN SONRA GELEN ANLAM, GÖREV VE YAZILIŞ BAKIMLARINDAN AYNI OLAN TEKRARLARA DENİR.

Redif: Kafiyenin son harfinden ( revi) sonra gelen anlam ve dilbilgisi görevleri açılarından aynen tekrar eden  ( ekler) sesler veya kelimelerdir.”

Revî harfinden sonraki benzer harflere, yani kafiyeyi oluşturan haflere, revîye olan yakınlık sıralarına göre "ridf", "tesis", "dahîl", ve "kayd" denir.

“Revî harfinden sonra gelen ilk harfe "vasi", İkinciye "hurûc", üçüncüye "mezîd", dördüncüden itibaren ne kadar harf varsa hepsine birden "nâire" denir.”[3] Revî harfinden sonra gelen bu harflerin tümüne birden redif denilir.

Safâ-yı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim
Vefâ-yı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim

Bu beyitte kafiyeyi oluşturan  kelimeler  safâ ve vefâ dır.  Safâ ve vefâ kelimelerindeki “ afâ “  ve “ efâ”  sesleri kâfiyeyi oluşturur ve kafiyeyi oluşturan son ses yani revi ise “ â “ sesidir. “ â “ sesinden sonraki gelen bütün ekler, kelimler ve ekleri ise rediftir.  Yani” ..yı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim”  rediftir. ( bkz İKFÂ – Kafiye Kusurları ) 

Her şey yerli yerinde; havuz başında serv -i ,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış ev -i         

Bu beyitte kafiye serv ve ev köklerindeki “v “  harfi ile oluşur.  Yani “ v “ revidir.  Sev ve ev den sonra gelen “i “ sesi ise her iki kelimeye de belirtme durumu eki olarak gelmiştir. Yani okunuşu, yazılışı, anlamı ve görevi aynıdır.

Gül açar dikenli çalı - m kalmadı

Bülbül konmak için dal – ı - m kalmadı   (  kelime kökleri çalı ve dal ‘dır. Dal- ı daki ( ı ) ile Çalı kökündeki ı görev ve anlam bakımdan aynı değildir.  Bu yüzden revi ( ı )  “ m kalmadı “ redif tir)

Aradım beşirden nezir - e kadar
Yokladım kizirden vezir - e kadar   (e kadar  REDİF )

Örneklerde de görüldüğü, gibi redif tek bir sesten, ekten, kelimeden, ek+ kelime + eklerden de meydana gelebilmektedir.

Redif, anlam ve görevi bir olan ekler ve kelimelerden oluşur. Kafiyeden ayrıldığı nokta da burasıdır. Redif, Türk edebiyatına Farslar`dan girmiştir. Oysa kafiyenin kökeni Arab`a dayanır. Redifin en önemli görevi kafiye bulmakta güçlük çekilen kelimeleri dize sonunda getirebilmekte sağladığı kolaylıktır. “[4]

KÂFİYE HATALARI - AYIPLARI –

Osmanlı alfabesine göre yazılışları esas alındığında yazılış bakımından kafiyenin son sesi olan revi’nin yazılışının değişmesi  ile oluşan  kafiye hataları ortaya çıkardı. Örneğin Osmanlıca` da  Sabah kelimesindeki son ses olan “ h “ harfi  kalın” h “  yani “ hı “ harfi ile  intibah  kelimesindeki son ses olan  “ h “ he  harfi ile biterdi. Yine örneğin havâs kelimesi ( sad) harfi ile nefes kelimesi ( sin ) harfi ile yazılırdı. Bu tipteki yazımlar ile oluşan kafiyeler de kusur kabul edilirdi.

Cem oldu sohbette yar - ân birer birer
Câm aldı dest-i işrete rind - ân birer  birer       görüldüğü gibi yar  ve rind kelimeleri arasında kafiye yoktur.

Günde beş on kerre yıkar sererdi
Gece anam gündüz babam giyerdi
Satayıdım üç beş kuruş ederdi
Yakası yeni yırtık gömlek nic'oldu    Selîmî

Bu dörtlükteki dizeler "erdi" ekleri ile bitmekte kelime kökleri olan “ ser, giy  ed “ kelimelerinde kafiye bulunmamaktadır.  

Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durma dan,
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramız dan

( Bu beyitte  -dan redifi vardır ama rediften önce de kafiye yoktur.  )

 

 KAYNAKÇA

  • [1] https://www.osmanice.com/osmanlica-14665-nedir-ne-demek.html
  • [2] A.T. Onay Edebiyat Lügati, Enderun Yayın. İst, s. 77
  • [3] İskender  Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kafiye maddesi
  • [4] İskender  Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kafiye maddesi
  •  

 





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016