Hat Süsleme Sanatı ve Şiirimizde Kalem ve Kalem İşi

 

Kalem ve Kalem İşi Nedir 

Osmanlıca yazılışı:  kalem :  قلم

Kalem, Arapça kökenlidir.  Yazı, yazma, yazan anlamlarında kelimler türeten “ klm” kökünden gelir. Bu nedenle, kelam, kelime, aklam kelimeleri ile aynı kökten gelmektedir.  Sözlüklerdeki anlamları: “ Kamış, yazı yazmak için ucu inceltilen kamış, yazı yazma âleti, madeni levha, mermer, tahta oymaya yarayan ucu sivri çelik âlet, ince boya, fırçası, nakış yapmaya yarayan edevat vb manalarına gelir.  Mecazi olarak yazar, üslup ve ifade anlamlarında da kullanılır.

"Yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz mürekkep olsa ve denize yedi deniz daha katılsa yine Allah'ın kelimeleri bitmez ( Kuran- Kerim Lo kirisin/27)."

Kalem kelimesi Arapça kökenlidir.  Yazı yazmaya yarayan araçların dışında, yazı kazımaya, heykel oymaya, gravür yapmaya,  resim yapmaya, hat sanatında kullanmaya yarayan aletlere, kadınların gözlerine sürme çeken nesneye, aşı yapmak için kesilen dala vb de kalem denir.  Bu nedenle pek çok çeşit kalem vardır. Taşçı kalemi, ayna kalemi, kazı kalemi, heykeltıraş kalemi gibi…

Tülbent, yazma veya kumaş üzerine resim, yazı veya nakış yapan alete de kalem denir.  Altın bakır, levhalar, kupalar, vazolar vb üzerine yazı, resim motif vb kazıma işine de kalem işi denir.  Eskiden kâtiplerin çalıştığı daireye, hesap cetveli veya bir hesap durumunun maddelerinden her birine kalem denmiştir. Osmanlı maliyesini meydana getiren dairelerden her birine, amme hizmeti yapan her resmi daireye,  Hüsn-i hat sanatında her bir yazı çeşidine de "kalem" denmiştir.

Bir hadise göre Allah’ın yarattığı ilk nesne de kalemdir. Çünkü âlemi yaratmadan Levh-i mahfuzu yaratmış yaratılacak ve yaratılan her şeyin başına gelecekleri veya kıyamete kadar olacak şeyleri bu deftere kalemle kaydetmiştir.

Tasavvufa göre Levh, Tanrı'nm bilgisi; Kalem de irâdesidir.”  Bu yüzden kalem "akl-ı külli “  veya "akl-ı evvel" dir.

Eski devrilerde kalem kamışlardan yapılmış divitler şeklindeydi. Kamış kalemlerin, Hind kalemi, Celî kalemi gibi çeşitleri de vardı. Hattatların kullandıkları kalemlerin Sîmin kalem-Yusuf, Âhenîn kalem- Süleyman, Zerrin kalem- Hüsâmeddin gibi değişik adları da vardı. [1]

Bu divitler hokkadaki mürekkebe batırılarak kullanılırdı.  Eski devrilerdeki kamış kalemlerin ucu çatallı ve iki dilli de olabiliyordu. Bunların uçları aşındıkça yeniden kesiliyordu.


HAT SANATINDA KALEM

Hat sanatında eski harflerle yazılan yazı çeşitlerinin her birine kalem deniyordu. Sülüs kalemi, reyhanî kalemi,  ta’lik kalemi, celis kalemi, kûfî kalemi vb. ( BKZ Hat Sanatı Malzemeleri )

Hattatlar bu yazı türlerini kalem olarak adlandırdıkları için hat sanatında kullandıkları aletlerin isimlerini de kalem kelimesi birlikte kullanmışlardı. Hattatlar  üzerine yazı yazacakları kâğıtları özel işlemlerle aharlıyorlar veya mühreliyorlar  böylece kâğıtları daha kaygan  ve kullanışlı hale getiriyorlar, üzerinde silinti ve kazıntı  yapabilecek dereceye  getiriyorlardı.[2] ( bkz-  Mühre Nedir Aharlama ve MührelemeHat Sanatı ve Tarihçesi )

Kamış kalemlerin üzerine sürülen parlak mineye” kalem sırçası” ; kalemleri koydukları tepsiye “kalem tepsisi” ;  kalemleri koydukları kutuya ise  “kalemdân”,  yazıya elverişli hale gelmiş olan aharlanmış kâğıtlara  “Kalemgîr”  diyorlardı.  Eski yazma kitapların üzerinde altın, çini veya mürekkeple süsleme yapanların adı ise” kalemkeş” ti.

 Sîmîn kalem elinde o şeh zer-nişân çeker
Tugrâ-yı hükm-i Husrev-i gîtî-sitân çeker     Filibeli Dervişzâde Abdurrahman Vecdi

Ezelde levha kalem hüsn yazusın yazalı (624/1)
Bu resme yazmadı bir nakş sun-ı lem-yezeli       Ahmedi Şiirleri


SÜSLEME SANATLARINDA KALEM VE KALEM İŞİ

Hat sanatının dışında ahşap üstüne kabartma olarak uygulanan  “Edirnekârî” , sıva üstüne kabartma olarak uygulanan “malakârî” , cilt üzerine uygulanan katı sanatı, çiniler üzerine desen çizmek için kullanılan tekniklerin hepsi vb. kalem işi olarak adlandırılırdı. ( bkz Oymacılık Sanatı ve Edirnekari ( Alıntı Yazı ) Tavan, duvar, kubbe yüzeylerine yapılan süslemeler;  sıva, ahşap, taş, bez, deri, bakır, gümüş eşya ve levhaların üzerlerine yapılan süslemelere de kalem iş deniyordu.


ŞİİR DÜNYAMIZDA KALEM

Şiir dünyamızda kalem dili kesildikçe düzgün konuşan,  ucundaki hokkaya batmış mürekkeple yaş dolu gözlere benzetilen bir teşbihe uğruyordu. Kalem’in battığı mürekkep de siyah olduğundan;  İnsana veya aşığa teşbih edilen kalem; sevgilinin karakaşları, saçları, gözleri vb ye dalan bir âşık gibi tasavvur edilirdi.

Sevgili de kalem gibi uzun kalem gibi beli ince kalem gibi düzgün hatlara sahiptir. Sevgilinin kaşına ve kirpiklerine kalem çekilir.  Kaşlar ve kirpikler de kaleme benzetilir.

Yarimin kaşları kalem
Kimsem yoktur yazam selam  Sivas İmranlı Türküleri

Kalemin ucu kesildikçe dili açılır. Ortasından mürekkep geçecek şekilde yarık yapılmış olduğundan iki dillidir.

Levh-i kalbe yazı yazan kalemin
Ağzın açıp dilin yarmak yok mudur    Seyrani ( Everekli ) Şiirleri

Kalem aşığın gönlündekini, aşkını ve derdini yazamayan bir nesnedir. Deryalar mürekkep olsa dertler yazılarak bitmez.  Kalem yazmayı beceremediği, bitiremediği için şikâyet edilen bir nesnedir.  Kalem, levh-i mahfuz ve kötü kader arasında bağlantı kurmak önemli bir yer tutar.

Ervâh-ı ezelde levh ü kalemde
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır devr-i âlemde
Bir günümü yüz bin zâre yazdılar     Aşık Sümmani Şiirleri

Kalem ile dil işlev açılarından bir diğerine benzetilir.

Kalbim defter,dilim kalem yazarım 
Hakikat emrini duyaldan beri    KUL NESİMİ Şiirleri

Zâhiri râst olup bâtını kimin kec ise
Kalemin gibi kalem kıl dilin andan iki dil      Necatı

Kalemin şekli, siyah mürekkebe batırılması,  kalem ve mürekkebin şekli rengi ve çeşitli özellikleri;  kalem ve mürekkebin rengi üzerine oluşan benzetmeler;  kalem ve sevgili, kalem ile dil ilişkisi, kalem ile âşık ilişkisi, kalem ile kader ilişkisi vb hemen her şiir tarzımızda çok yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Harf-i gama devât u kalem şekl-i âhdur
Aña mürekkeb âhda dûd-ı siyâhdur           Baki'nin Şiirleri

Arz-ı hâlin neyle tahrir eylesin gönlüm sana
Bu meseldir kim kalem divâneye bigânedir  Necatı

Ahmed düşer kalem gibi sevdâ-yı zülfüne
Kim ilden ile bî-ser ii sâmân olup gider       Ahmed Paşa

Aldum kalem ki derdümi yâre beyân kılam (412/1)
Dutuşdı bir demünde oda kâgıd u kalem       Ahmedi Şiirleri

 

KAYNAKÇA

 





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016