Riyazi Mehmet Hayatı Şairliği

 
 
 
Riyâzî’nin Sâkīnâme adlı eserinin ilk iki sayfası (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 3820)
 
 
RİYÂZÎ (d. Mekke,980 (1572 ö. 1054/1644)
 

 

Babası 3. Murad (saltanatı: 1574-1595) devri âlim ve kadılarından Birgilili Mustafa Efendi’dir.  Riyazi,  dedesi Samsunîzâde Mahmûd Efendi’nin  kadı olarak görev yaptığı Mekke ‘de  H.980 -  M. 1572  doğdu. [1] Demekki babası  ve annesi de o yıllarda Mekke’de bulunuyordu.  Dedesi ve babası da devirlerinin önemli kadılarından olan Riyazi’nin asıl adı ı Mehmed ‘dir.

 

Riyazi anne tarafından da ulema sınıfına mensup bir aileden geliyordu. [2]İsmail Beliğ, Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefâyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân adlı eserinde Riyâzî’nin anne tarafından soyunun, Sultan Yıldırım Bâyezîd (saltanatı: 1389-1402)’in annesi Gülçiçek Hatun’a kadar dayandığını yazmıştır.[3]

 

Bu nedenle çocukluk yıllarından itibaren düzenli bir eğitim almaya başlamıştı Medrese eğitimini Müeyyedzâde Abdülkadir Şeyhî Efendi’den mülâzım olarak 1010 (1601) tamamladı. [4]Müderris olarak görev almaya başladığında artık 30 yaşındaydı.

 

Anne ve baba tarafından tanınmış ailelerden gelen bir soya sahip olan Riyazi devirlerinin meşhur kadıları olan babasının ve dedesinin meclisleri ve ilişkileri sayesinde ve babasının görev yaptığı yerlerde ilim ve şiir meclislerinde bulunmuş, devrin ileri gelen ulema, kadı ve şairleri ile tanışmak fırsatını bulabilmişti. Nitekim Kafzâde Fâizî, Azmîzâde Hâletî, Şeyhülislâm Yahyâ ve Nev’îzâde Atâyî ile yakın dost oldukları bir birlerine yazdıkları nazirelerden de belli olmaktadır.

 

Medreselerde müderrislik yapmaya başlayan Riyazi Mehmet Efendi sırasıyla Ahmed Paşa, Dâvud Paşa, Fatma Sultan, Siyavuş Paşa, Mihr ü Mâh ve Sahn-ı Semân medreselerinde müderrislik yaptı.

 

1019’da (1610)  Edirne Beyazıt Medresesi’ne tayin edildi. Fakat bu görevlendirmeyi kabul etmeyerek evine çekildi.  İki yıl süren bir aradan sonra tekrar Sahn-ı Semân Medresesinde müderris olarak görev almaya başladı. [5]

1022 (1613) yılından itibaren babası gibi kadılık görevlerinde bulunmaya başladı. Yenişehir, Halep, Şam, Kudüs ve Kahire kadılıklarında bulundu.   Fakat yaşlandıkça işitme güçlüğü artıyordu Bu nedenle Kahire’de yaptığı kadılık görevinden emekliye sevk edildi.  Cemâziyelâhir 1034’te (Mart 1624) Kulağı ağır işittiğinden “utrûş, esamm” lakaplarıyla anılan Riyâzî ‘nin kadılık görevinden emekli edildikten sonra geçen hayatının son yirmi senesi hakkında bilinenler oldukça azdır. Fakat emekli olduktan sonra ölene kadar resmi bir görev almamıştır.  Kaynaklar onun iyi bir maddi birikime sahip olduğundan hırslı bir kişiliğe sahip olduğundan söz etmişlerdir.  Hatta Uşşâkîzâde Zeyli’nde  bir dönem, evinin sorumluluğunu eşine yükleyip oyun ve eğlenceye düşkün bir süreç yaşadığı  yazılmıştır. [6]

 

Kaynaklardan sızan bu bilgilerden hareketle Riyazi’nin kadılık yıllarında epeyce bir birikim elde ettiği, emekli edilmesinin bir nedeni de, servetinin çokluğundan duyulan kuşkuların da işin içine karışmış olabileceğini göstermektedir. Nitekim emekli edildikten sonra yirmi yıl boyunca başka bir memurluk görevinin de de verilmemiş olması,  servetini şaibeli yollardan elde ettiği şüphesine düşüldüğüne delil olabilmektedir.

Tezkireci ve Kadı Riyazi Mehmet Efendi 29 Safer 1054 (7 Mayıs 1644) gecesi vefat etmiş, adı tespit edilemeyen İstanbul’daki bir mezarlığa gömülmüştür. [7]

 

Riyâzî’nin ölüm yeri konusunda kaynaklar farklı bilgiler vermişler Belîğ, Bursalı Mehmed Tâhir ve Muhibbi onun öldüğü yeri İstanbul olarak belirtirlerken, Hammer, ve Franz Babinger öldüğü yeri Kahire olarak nakletmişlerdir. Fakat 1624 te Kahire’deki kadılık görevinden emekli edilen Riyazi’nin Kahire’den İstanbul’a geldiği bilindiğine göre ve emekli olduktan sonra 20 yıl boyunca Kahire’de kalmadığına göre, Hammer, ve Franz Babinger’in Kahire’de ölmüştür şeklindeki verdikleri bilgileri kuşkulu karşılamak gerekir. Bu nedenle İstanbul’da öldüğü belli olan [8]Riyazi’nin mezar yeri belli değildir.  

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

 

Hem anne hem de baba tarafından soylu ve tanınmış bir ulema ailesinden gelen Riyazi devrinin en ileri gelen âlim ve şairlerini yakından tanıyan birisidir. Riyâzî, tezkireciler ve şairler tarafından hürmet ve övgü ile anılan bir tezkireci ve şairdir. Şeyhî , Uşşâkîzâde ve Safâyî ondan övgüyle söz etmişlerdir.  Safayi ondan “melikü’ş-şuarâ” olarak söz eder. [9]

 

Devrinde önemli bir şair ve tezkireci olarak kabul edilen Riyazi şiirlerinde Fuzûlî ve Bâkî ve Selmân-ı Sâvecî ‘nin etkileri altında gözükür.  Şiirlerinde beşeri aşkı ve beşer zevki dile getirmiştir. Şiirlerinde ara sıra tasavvufî  konulara değinen Riyazi   bazı şiirlerinde hikemi konulara da yer vermesine rağmen daha çok zevke ve eğlenceye düşkün, rindane bir şair özelliği taşımaktadır.

 

 

 

Eserleri

 

Divanı.

 

Riyazi Divanı, 25 kaside, 1 terkib-bend, 669 gazel, 9 kıt’a, 171 rubai, 89 matla ve 11 beyitten oluşmaktadır. Riyazi’nin divanında Tevhid ve münâcât bulunmaz. Divanında  terkibibend tarzında bir sâkînâme, bütün harflerde  yazılmış olan on yedisi tamamlanmamış 669 gazel, sekizi Türkçe, biri Farsça dokuz kıta, 171 rubâî, seksen dokuz matla‘, on bir miyâne beyit bulunur.

 

 

Sâkiname; 1052 beyitlik bir mesnevidir. 

 

Düsturu’l-amel; Gramer kitabıdır. 

 

Siyer, İhtisar-ı İlm-i Halikan (Vefeyatü’l-ayan’ın kısa çevirisi), Risale fi

Kaynaklara göre  Riyazi, İlmi’l-beyan, Sahayifü’l-letaif fi Unvani’l-ulum ve’l-ma’arif, Keflfü’l-hicab an vechüi’l-savab adlı eserleri de  yazmış ancak bu eserleri ve nüshaları günümüze ulaşmamıştır.

 

Riyâzu’ş-Şu’arâ

 

Riyâzu’ş-Şu’arâ,  Riyazi’nin en önemli eseridir.  Eser 1607-1610 yılları arasında yazılmış ve eser Sultan I. Ahmed’e ithaf ve takdim edilmiştir. Eserde 424 Osmanlı şairi ele alınmış,   eser de şair padişahlar da kronolojik bir biçimde sıralanmıştır.

Namık Açıkgöz Riyâzu’ş-Şu’arâ  hakkında  bir yüksek lisans çalışması yapılmıştır . Riyâzü’ş-şuarâ’nın  yazma nüshaları  (İÜ Ktp., TY, nr. 761; Nuruosmaniye Ktp., nr. 3724; Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3871; TSMK, Hazine, nr. 1276; Kütahya İl Halk Ktp., nr. 1200; Yapı ve Kredi Bankası Sermet Çifter Ktp., nr. 203).dadır. [10]

 

 

 RİYÂZÎ Mehmet (ö. 1644 ) 17. Yy Şiirleri

 

Dilde senden gizlü bir derd ü gamı mihnet mi var

KAYNAKÇA

 

[1] DOÇ. DR. AYŞE YILDIZ, RİYÂZÎ, Mehmed Riyâzî Efendi, https://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=5056

[2] Namık Açıkgöz Riyazi,  TDVİA  cilt: 35; sayfa: 145

[3] DOÇ. DR. AYŞE YILDIZ, RİYÂZÎ, Mehmed Riyâzî Efendi, https://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=5056

[4] Namık Açıkgöz Riyazi,  TDVİA  cilt: 35; sayfa: 145

[5] Namık Açıkgöz Riyazi,  TDVİA  cilt: 35; sayfa: 145

[6]  DOÇ. DR. AYŞE YILDIZ, RİYÂZÎ, Mehmed Riyâzî Efendi maddesinden yapılan  iktibasla Kissling, Hans Joachim (hzl.) (1965). Usâqizâde’s Lebensbeschreibungen berühmter gelehrter und Gottesmänner Des Osmanischen Reiches İm 17. Jahrundert (Zeyl-i Saqâyıq). Wiesbaden: Otto Harrassowitz. 95-96.

[7] Namık Açıkgöz Riyazi,  TDVİA  cilt: 35; sayfa: 145

[8] DOÇ. DR. AYŞE YILDIZ, RİYÂZÎ, Mehmed Riyâzî Efendi, https://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=5056

[9] DOÇ. DR. AYŞE YILDIZ, RİYÂZÎ, Mehmed Riyâzî Efendi, https://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=5056

[10] Namık Açıkgöz Riyazi,  TDVİA  cilt: 35; sayfa: 145



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 Riyazi Tezkiresi: Riyazu’ş-Şu’ara
2 Şuara Tezkireleri ve Tüm Şair Tezkirelerimiz
3 LATİFİ VE TEZKİRETÜ'Ş ŞUARA
4 Kadı Burhaneddin Hayatı Edebi Kişiliği Dili Üslubu
5 DİVAN ŞAİRİ NASIL YETİŞİR? Mehmet PEKTAŞ
6 17. Yy Divan Edebiyatı Şairleri
7 Nefi Seçkin Şiirleri Gazel ve Kasideleri
8 Nabi Seçilmiş Şiirleri
9 Neşati Seçilmiş Şiirleri
10 Sebki Hindi Tarzı Üslubu ve Tüm Özellikleri





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016