Çarh-nâme’den

Çarh-nâme’den
 
Dirîgâ çarhun elinden hezârân
Ki kılmışdur mu’attal bunca karân
İşid imdi bu ahvâli i kardaş
Çün ümmetdür biribirine ihvân
Yavuz sanmaya kardaş kardaşına
Hakîkatdür bu sözüm bana inan
İşitdün ise sözüme kulak tut
Gidermegil sözümi kulağundan
Bilür misin niçün geldün cihâna
Seni kulluğ içün yaratdı Sultân
Sana ni’met virüpdür bî-nihâyet
Husûsâ kim kılupdur ehl-i îmân
Nasîhat tutar isen dinle sözüm
Hünerün var ise gel uşda meydân
Sana birkaç öğütler vireyin ben
Ki her birisi dürr ola ya mercân
Öğüdüm bu günehden tevbe eyle
Ki îmân kasdın eyler bil ki şeytân
Usan olma başuna aklunı dir
Yol uzakdur ki yokdur hadd ü pâyân
Gözün aç gaflet içre yatma iy dost
Ki göçmeğe dutupdur yüzi kervân
Yol erenleri göçüp yola girdi
Dögeyorur âhir dünbeki servân
Nice bir yatasın gafletde iy yâr
Ecel irmezdin öndin imdi uyan
Nazar kıl âleme hâlüni anla
Yarağa meşgul ol sen iy Müselmân
Eğer nâm ister isen âhiretde
Yidürgil Hak yolına dünyede nân
Olanlar sana yitmez mi nasîhat
Niçün ussını dirmezsin sen iy cân
Bu dünyâya niçün pek yapışursın
Seni andan koparur çarh-ı devrân
Bu rızk içün nice teşviş çekersin
Uşandı rızk yiyü ağzunda dendân
Eğer girüp sin içinde yatasın
Beş on arşun bez ile yâhud uryân
Ne mağrûrsın cihânun lezzetine
Niçe bir yürüyesin şâd u handân
Kaza yayı ecel okların atar
Sana dahı dokınısar ol okdan
Ol okun zahmına kimsene döymez
Görür ölmez virür cânını kurbân
Vefâ umma bu dünyâdan i hânum
Anunla kılmagıl sen ahd ü peymân
Seni aldar bu dünyâ bî-habersin
Sözüm işit öğüdüm tut top elden
Ögüni dir kıyâmet bil yakındur
Utan kim sana nâzırdur yaradan
Hevâya uyma geç nefs arzusundan
Bu nefs atınun ağzına ur uyan
Bu dünyâ bî-vefâdur bil hakîkat
Seni göçürmedin ol sen göç andan
Nice bir durısar bu dünya halkı
Nice bir olısar dünyâ abâdân
Yıkılısar bu göklerle bu yirler
Kamusı olısardur külli vîrân
Gün ola kim kopa dağlar yirinden
Berâber ola düpdüz dağ u yaban
Kıyâmet kopıcağız bil hakîkat
Kelebek bigi dağıla bu insân
Yaradılmış cemî’i öliserdür
Kalısardur hemân ol ferd u rahmân
Yarın anda halâyık cem’ olısar
Kimi kayguya batmış kimi şâdân
Su’âl eyleyiserler itdüğünden
Tutar âzâlarunı anda lerzân
Kirâmen kâtibân durmaz yazarlar
Ne kim itdün kılurlar anı dîvân
Getürüp tartalar hayrunla şerrün
Hakîkat bil kurılur anda mîzân
Eğer hayrun ağır gelse zi devlet
Yüzün ağ ola hem-çün mâh-ı tâbân
Eğer şerrün ağır gelse i miskîn
Varacak yirün olur bil ki nîrân
Sırâta uğrayısardur yolun bil
Kılıçdan iti dirler ince kıldan
Yarın andan geçisersin yol oldur
Sakın imdi i kardaş çıkma yoldan
Bizi korkduğumuzdan kurtar iy Hak
Bize ayruk bititme anda hicrân
Cemâlün bize göster yarın anda
Be-hakk-ı Mustafâ vü mâh-ı tâbân
İz, Fahir, G. Kut (1985). “Ahmed Fakîh”. Büyük Türk Klâsikleri. C. 1. İstanbul: Ötüken-Söğüt Yay. 265-266.





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016