Kuzey Kıpcak-Kuman Sahası

https://resim.hunturk.com/rsm/f2c76e372d.jpg

Kuzey Kıpcak-Kuman Sahası ve  Codex Cumanicus

Kıpçaklar, tarih sahnesine IX.-XI. asırlar arasında, İrtiş boylarında Kimeklerle iç içe çıkmışlardır. Bunlar daha VIII.-IX. asır civarında Orta Asya’dan Urallara geçmiş ve burada üstünlük kurmuşlardır. Kıpçaklar, Moğol istilasından önce de Siriderya, İdil ve Don arasında, Kafkas ve Kırım dağlarında, Hazar’ın kuzey düzlüğü ile bugünkü Kazakistan’ın orta ve kuzeybatı kısmında yaşayıp pek çok Türk kavmi ile karışmışlar ve İran, Suriye, Rusya, Doğu Avrupa ve Bizans ile askerî, ticarî ve iktisadî ilişkiler kurmuşlardır. Önceleri “Mafazat Al-guz” (Oğuz bozkırı) diye bilinen topraklar da, artık XIII. asırda Deşt-i Kıpçak adıyla anılmağa başlanmıştır. Çin’den Don nehrine, Ural’dan Karadeniz’e kadar olan alana yayılan Kıpçaklar, bu devirden sonra da büyük bir hareketlilik içindedirler.

Kuman-Sarı Uygur birleşmesi, X. asrın ikinci yarısında, Kıtaylar ve komşuları Kayların sıkıştırmasıyla, batıya, Oğuzların ve Karlukların topraklarına yönelmişlerdir. XI. asırda Rus beyliklerine karşı kazandıkları bir dizi galibiyetten sonra, Karpatlar’a, Balkanlar’a kadar sürecektir. Böyle gelişen Kıpçak-Kuman varlığı, XIII. asrın sonlarına kadar, bu bölgenin tayin edici bir gücü olagelmiştir.

 

  1. yüzyıl başlarında cereyan eden ve tüm dünyayı etkisi altında bırakan Moğol istilâsı, Orta Asya’da, Kuman-Kıpçak Türklerinin yaşadığı sahalarda hem siyasî hem de coğrafî bakımdan büyük değişikliklere sebep olmuştur. Batu Han’ın kumandasındaki Moğol ordusu, 1237’de İdil Bulgarlarının üzerine yürümüş ve bunun sonucunda İdil-Bulgar ülkesi büyük ölçüde yıkıma uğramıştı. Bu güzergâhta yapılan seferlerde birçok Kuman-Kıpçak Türkü de Moğol ordusunun önüne katılmış, yerlerinden, yurtlarından edilmişti.


Müslümanlar tarafından “Kıpçak”, Avrupalılar tarafından “Kuman” adı verilen kavim veya kavimler birliği, sonradan birleşen iki ayrı Türk kavmidir. Kumanlar 1017 yılında Kara Kıtaylıların zorlamasıyla batıya doğru göç ederek Doğu Avrupa’ya yerleştiler. Hâkimiyetlerini 1103 yılındaki Rus yenilgisine kadar sürdürdüler. Bu tarihten sonra yerlerini doğudan gelen Kıpçaklara terk ettiler. Böylece buraya gelen Türk boyları “Kıpçak” adı altında birleştiler. Kuman ve Kıpçak adı da aynı halk için kullanılmaya başlandı.

 

 

RUSLARIN IGOR DESTANI VE KUMANLARIN ETKİSİ

 

Rus Knyazlarinın 1103–1185 arasındaki savaşlarını anlattığı Rus edebiyat tarihinin ilk eseridir.

Igor Destanı’nın konusuna ve anlattığı olayların gelişimine baktığımız zaman Destan’ın Rusların küçük Knezlikleri’nin birleşerek Devlet ve millet haline gelişlerinin öyküsünün anlatıldığı ortaya çıkmaktadır. Kuman tehlikesini bertaraf etmek isteyen Knezlerin Kumanları yenmek için yaptıkları mücadeleler ve yapılan savaşların hepsi sonuçta Rusların millet ve devlet olabilmesine olanak sağlayan en önemli faktör olmuştur. Bu mücadeleler sonucunda Rusların ilk destanı oluşmuştur. Bu destanın Rus Knezlerini Rus milleti haline getiren manevi bir maya olduğu anlaşılmaktadır.

 

Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan kuman-Kıpçaklar ile bu coğrafyada hâkimiyet mücadelesine girişen ve kuvvetli bir devlet olma yolunda ilerleyen Ruslar yaklaşık iki buçuk asır süren bir komşuluk münasebeti içerisinde bulunmuşlardır. Özellikle Ruslar 1054 tarihinden itibaren güney bozkırlarını tamamen kumanlar' a terk etmek zorunda kalmışlardır. Ruslar kendileri için en amansız düşman olarak gördükleri Kumanları bir yandan küstürmemek için dostluklarını kazanmaya çalışmışlar, diğer yandan da bu güçlü kavme karşı ellerindeki bütün imkânları seferber etmişlerdir. Küstürmeme sebepleri ise aralarındaki iç çekişmelerde daima onların yardımına müracaat etmiş olmalarıdır. 1054'den 1250'kadar süren bu dönemde kumanlar birkaç savaş istisna genelde Rusları yenmişlerdir. Kumanların aleyhlerine ilerlemeleri ve topraklarını almaları Rusları onlara karşı bazı tedbirler almaya sevk etmiştir. Bu tedbirlerin başında da Rus Knyazları’nın birleşerek hareket etmeleridir. Rusların birleşerek yenmiş oldukları savaşlardan biri de 1184'de yapılan savaştır. Ancak bu savaşa isteyerek katılmayan Novgorod-Seversk Knyazı İgor Svyatoslaviç kazanılan bu başarıyı kıskanarak, böyle bir zaferi kendisi de 1185 tarihinde yaşamak istemiştir. Ancak kumanlar 1184'de hazırlıksız yakalandıkları Ruslara bu sefer fırsat vermemişler, İgor’u ve Rusları darmadağın etmişlerdir. İşte Ugor destanı bu seferi konu alır ve milli Rus edebiyatının ilk örneği olarak kabul edilir. Destanın orijinalliği konusunda Rusya’da oldukça ilmi tartışmalar yaşanmıştır ancak ilim adamları hadiseye hep Ruslar açısından bakmışlar ve öyle de değerlendirmişlerdir. Ancak destanın kumanlar için de iki büyük bir önemi vardır. Birincisi Kumanların Ruslar üzerindeki etkisini açıkça göstermesi, ikincisi de böyle bir destanla kuman adının ve gücünün asırlara taşınması yani kuman gücünün ebedileştirmesidir.

 

Destan, Kuman tehdidine karşı kendi başına hareket eden Prens’in hazin öyküsünden yola çıkarak Knezlerin birleşmesi ve birlikte hareket etmesi gerektiğini temel mesaj olarak iletir.

 

Dosya:Igorsvyat.jpg

Knez Igor'un Kumanlar karşı yenilgisi- Igor Destanı, Ressam: Viktor Vasnetsov

Başka bir taraftan da Moğolların İdil bölgesine yaptıkları akınlarda önlerine kattıklarım pek çok Kıpçak-Kuman Türkünün Orta İdil’e Bulgar topraklarına kadar geldikleri ve buradaki İdil-Bulgar halkı ile kaynaşarak, bu sahanın bütünüyle Kıpçaklaşmasında büyük rol oynadıkları görülmektedir. Ayrıca, bu sahada Bulgar Türkçesine karşılık Kıpçak Türkçesinin nüfuz kazandığı ve yaygınlaştığı görülür. Kıpçak Türklerinin gittikleri yerlerde oynadıkları kolonizatörlük rolü ve bulundukları sahaların Türkleşme sürecine olan katkılarını başka bir sahada, Kafkasya’da da görmek mümkündür. Moğol akınlarından sonra bir kısım Kıpçak Türkü Kuban boylarından ve Kafkas dağları eteklerinden Dağıstan’a kadar gitmişlerdir. Buradaki Türk zümrelerinin sayısını çoğaltmış ve bölgenin Türkleşme sürecini hızlandırmışlardır. Dünyanın dört bir tarafına doğru olan bu mecburî göçlerin bir kısmı da batıda Macaristan ve Balkanlara doğru olmuştur. Bugün Avrupa’da ve Kafkaslarda bulunan Kıpçak varlığı, bu tarihî ve siyasî nedenlere bağlı gelişmelerin sonucudur.  Büyük bir kısmı Macaristan’da olmak üzere Bulgaristan, Romanya, Rusya ve Gürcistan’da Hristiyanlığı benimseyerek onların içinde eriyip gittiler.

Kıpçak Türklerinin bu göçleri sonucunda Kıpçak Türkçesi dediğimiz bir dil dönemi oluşmuştur.

13. ve 14. yüzyıllar, Altın Orda’nın en parlak devirleri olmuştur. Türk kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Harezm’in de siyasî olarak Altın Ordu’ya bağlanmasından sonra Altın Ordu Devletinin dili, kültürü daha da zenginleşmiş; tarih sahnesinde Kıpçak Türklerinin medeniyetlerini gösterdikleri, varlıklarını sürdürdükleri yer Harezm ve Altın Ordu sahası olmuştur. Harezm sahasında gelişen Türk dili ve kültürü, Altın Ordu’da 14. yüzyıldan sonra hızla gelişmeye başlayan Altın Ordu-Kıpçak edebî diline nüfuz etmiştir.

Kıpçakların geniş sahalara yayılmaları, tarihî Kıpçak Türkçesinin birden çok kolda, birbirinden nispeten uzak coğrafyalarda, farklı dil ve kültür çevrelerinde gelişmesine neden olmuştur. Tarihî Kıpçak Türkçesi 13–16. yüzyıllar arasında güney Rusya steplerinde ve Mısır-Suriye olarak sınırlarını çizebileceğimiz Ön Asya’da, yani Mısır-Suriye bölgesinde konuşulan ve yazılan bir yazı dili olmuştur.

Dosya:Polovtsy.jpg

Kıpçaklara ait olan- Ukrayna’da bulunan Balballar


Kıpçakların esas sahalarının dışında Mısır bölgesi, onların savaşçı güç ve köle (Ar: memlûk) olarak geldikleri bir bölgedir. Zamanla bu bölgede hâkimiyeti ele geçirip Memlûk Devleti’ni kurmuşlardır. Böylece, Mısır'da Bahriye Memlûkleri olarak bilinen hanedanı kurdular. Memlûkler'in en önemli hükümdarı olan Sultan Baybars, Kırım yarımadasında doğmuştur.

Yerleşik bir devlet ve medeniyet kuramayan Kıpçaklardan kalma tek eser iki yabancı millete mensup şahıs tarafından tertip edilen ve sonradan bir araya getirilen iki defterden oluşan Codex Cumanicus’tur. İtalyan tüccarlar ve fransisken tarikatına bağlı Alman rahipler tarafından yazılmış olduğu sanılmaktadır.

Bu eserin dışında Kıpçak Türkçesiyle meydana getirilen eserlerin büyük kısmını Memlûk Kıpçakçası ile yazılan eserler oluşturmaktadır. Suriye ve Mısır gibi Memlûk hâkimiyetinin söz konusu olduğu bölgelerde ortaya konan bu eserler öncelikle Arapça konuşan yerli halka hâkim unsurun dili olan Türkçeyi öğretmek üzere kaleme alınan sözlük ve gramer kitaplarıdır.

 

Codex Cumanicus

Kıpçak Türkçesi’nin en önemli eseri olan Codex Cumanicus adlı eserdir. Bu eser Avruplaı misyonerler ve papazalar tarafından Kıpçak dilini öğrenmek ve Kıpçaklara Hriistiyanlığı aşılamak amaçlı yazılmıştır. 1303–1362 yılları arasında yazılmış olduğu tahmin edilen  bu anonim  eserin Kıpçak Hanı Özbek'in izniyle, , İtalyan tüccarlar  ile  Volga bölgesinde bir manastırda yaşayan on yedi Fransiskan misyoner tarafından yazıldığı tahmin edilmektedir.

Codex Cumanicus  ve Karadeniz, Artvin’deki Kıpçaklar üzerinde Fahrettin Kırzıoğlu’nun bazı çalışımları vardır.  Kıpçak Dili hakkında A. Caferoğlu ve Fuad Köprülü’de bazı çalışmalar yapmışlar,  Mustafa Öner, (  Bugünkü Kıpçak Türkçesi TDK, Ankara, 1998 ) ve Murat Adji,  ( Kaybolan Millet, Deşti Kıpçak Medeniyeti, Çeviren, Dr. ZeynepBeğüm Özer, Page yayınları ) nin bazı çalışmaları da olmuştur. Danimarkalı K. Crönbech 1942 de Codex Cumanicus'un Türkçe kelime hazinesini toplayıp bir sözlük haline koymuştur. Bu çalışma TDK tarafından basılmıştır.

Codex Cumanicus, Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mustafa Argunşah ve Doç. Dr. Galip Güner tarafından Ekim 2015 tarihinde günümüz Türkçesi ile yayımlanmıştır.

 

Eserin Prof. Dr. Mustafa Argunşah ve Doç. Dr. Galip Güner tarafından hazırlanan Türkçe baskısı 1079 sayfadır.

Kaynak:
 

  • * Resimli Türk Edebiyetı Tarihi (N.S. Banarlı)
  • * Türklerin Dili (F. Bozkurt)
  • * Türk Lehçeleri (S.Ş. Çağatay)
  • * Der Codex Cumanicus (D. Drüll)
  • * .wikipedia.org/wiki/Kıpçaklar
  • * Brıtannıca: bkz, Kıpçak, Kuman, Memlük maddeleri
  • * Bugünkü Kıpçak Türkçesi, Mustafa Öner, TDK, Ankara, 1998
  • * Doğu Karadeniz Bölgesinin Etnik Tarihi üzerine, Mehmet Bilgin, Serender Yayın Evi, * * * Trabzon, 2007
  • * Artvin ve çevresi Kıpçak Türk Tarihi:(Kurat ,Akdes Nimet-Türk kavimleri ve Türk * * * * Devletleri,s83,84.Kırzıoğlu,Kıpçaklar s.148-
  • Fahrettin Kırzıoğlu).--Çoruh boyu kıpçak Türkleri kitabı-
  • Fahrettin Kırzıoğlu ,Yukarı kür ve Çoruh boylarında
  • * Murat Adji, Kaybolan Millet, Deşti Kıpçak Medeniyeti, Çeviren, Dr. ZeynepBeğüm Özer, Page yayınları

 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya [email protected]

 



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 Codex Comanıcus Kuman Kıpçak Kitabı Sözlüğü
2 Destan NedirTürleri Hikaye Menkıbe Efsane İlişkisi
3 Kırım Türkleri Edebiyatı ( Hanlıktan Günümüze Kadar )
4 Gazi Giray Han Hayatı Şairliği ve Bestkarlığı
5 Seyfi Sarayi Gülistan Tercümesi ( Memluk Sahası)
6 Habibi Hayatı Edebi Kişiliği 16. Asır Azerbaycan
7 Kırım'dan Gelirim Adım Sinan'dır
8 Memluklar'ın Çukurova'ya Türk Boylarını İskân Etmesi
9 MEMLUK ( Kıpçak ) SAHASI EDEBİYATI
10 Fuzuli'den Örnek Şiirler Ve Günümüz Türkçesiyle -1-