ÂHİ BABA ÇIKMAZLARI- Roman

Şehamettin Kuzucular’ın romanı.

Edebiyatçı, şair, yazar, tarihçi, araştırmacı olarak tanıyoruz. Şimdiye kadar Edebiyat ve Sanat Akademisi. com’daki makaleleri, şiirleri, öyküleri ile aydınlandık, sevindik, üzüldük, heyecanlandık.

Edebi terimlerin, söz sanatlarının, destanların, tarihi dönem özelliklerinin bilgisini veren makalelerini hem şiir örnekleriyle hem de bibliyografik kaynaklarıyla pekiştirmeli olarak okuyorduk. Bu romanda o bilgileri bizzat yaşayarak öğrendik. Teorik bilgilerin uygulamaya geçmiş hâliydi. Önce kalenderî dervişlere, bu dervişlerin hayat görüşlerine, yaşayışlarına tanık oluyoruz. Giyinme, yeme, yatma ihtiyaçlarını nasıl hallettiklerini görüyoruz. Selvili, kallavi sarıklı, börklü, laleli nakış işlemeli mezar taşlarına dokunuyoruz. Ölümü ve hayatı birlikte yaşayan, uhrevï havasıyla camiileri, dergâhları ve İstanbul’un sıcak, samimi mahallelerini, seyyar satıcılarla halkın yakınlığını -bir zaman yolculuğu ile- yeniden yaşıyoruz.

Üryan Ali’nin şahsında, saçları, kaşları dahil bütün vücudu traş edilmiş, sadece bir hayvan postuyla ve boynunda asılı kabaktan tasıyla dolaşan kalenderî dervişlerin “Enel-Hakk” yolculuğu ile delilik arasında gidip gelen ruh hallerinde kendimizi arıyoruz.

Bu roman Ahilik teşkilatı için de önemli bir kaynak niteliğindedir. Romana da adını veren Ahi Baba’nın Kırım Savaşı sonrası girilen ekonomik dar boğazda temsil ettiği teşkilatının çıkmazları için çareler üretmesi, çırpınması, şeriat yönetimine alışmış toplumun ve sıkıntıdaki devletin bu çarelere yönelememesi veya şüpheyle yaklaşması şeklinde devam ediyor.

Tarihteki olaylar, gerçekten yaşanmıştır. Yaşanmış olaylardan bahsederken bir müsbet bilim gibi davranmak doğru olur. Kırım Savaşı olmuştur. Bu savaşla dış borçlanma yaşanmıştır. Bu borçlanmalar doğrultusunda, Avrupa ülkelerinin, özellikle İngiltere’nin, Osmanlı topraklarında ticaret yapması, gayri müslim Osmanlı vatandaşlarının bu ticarette önemli yer edinmeleri, vergiden muaf olmaları yaşanılan gerçeklerdir. Bu dönemlerde el emeği, göz nuruyla her biri sanat eseri olan ürünlerin satılamayıp, Ahi teşkilatının ve Müslüman esnaf ve sanatkârların zor duruma düşmeleri iki kere ikinin dört etmesi kadar müsbet gerçeklerdir.

Dönemin sorunları bir tarih araştırmacısı ciddiyetinde uygulamalı olarak yazılırken, sokak satıcılarını; sebilci, şerbetçi, şıracı, leblebici, macuncu, yoğurtçu... Külhanbeyleri, dervişleri, sarhoşları, ayyar ve ayyaşları, asesleri, şahneleri de görüyoruz. Alımlı,feraceli hanımlar, gayri müslim süslü hanımlar, jöntürkler, beyzadeler, sarıklı-cüppeliler, setre-pantolonlular şeklinde sokaktaki halkın genel görüntüsünü de gözümüzde canlandırıyoruz.

Yazar bu dönemi anlatırken aralara aşk hikâyeleri de serpiştirmiş.

Sadece anne babasının konağında büyümüş, dışardan hiç bir kötülük görmemiş, saf kalmış, genç kız Nazenin’in en masum, en nazenin aşkıyla üzülüyoruz. Kanlı bıçaklı düşman iki gencin aşkıyla umutlanıyoruz. Gayri müslim- müslim aşkının imkânsızlığını izlerken, kararlı ve dik duruşun kazandığını görüp ders çıkarıyoruz.

Tarihi dönem romanlarının sonu, normalde son değildir. Bu romanda da gerek ekonomik sıkıntılar, gerekse âhiliğin eski günlerine dönememesi, makinelerin insan emeğini yenmesi gibi gerçeklerin sonraki dönemlere nasıl gelindiğinin hatırlatılmasıyla bitiyor. Bir nevi romanın sonu, sonun başlangıcı olarak bağlanmış.

Tarihin ezeli bir tekerrür olmaması, her fırsatta ders alınması ümidiyle, Ahi Baba Çıkmazları romanının da okuyana ışık tutmasını dilerim.

Nurcan ÖREN

ROMAN- akıl fikir yayınları 2021





Seferi (Nurcan Bedir Ören)Admin / Kadın / 19.06.2016