Luğaz Elgaz Lügaz-ı Gune Nedir ve Örnekleri

 
 
Lüğaz . elgaz
 
Osmanlıca yazılışı لغز – Luğaz
 
Yazıda Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune Nedir  ne demek,  Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune nedir, lugaz söz sanatı, muamma nedir, muamma ne demektir, tehzil nedir, lügaz sanatı örnekleri, Lugaz Sanatının Tanımları, Muamma ile  Lugaz, divan şiirinde, lugaz elgaz, lugaz güne , tehzil ve muamma örnekleri, Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune kelimelerinin kökeni,Lugazların Yapısı Nazım Şekilleri ile İlişkisi, Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune kelimelerinin sözlük anlamları, Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune kelimelerinin  Osmanlıca yazılışları, şiirlerde ve beyitlerde Lüğaz Elgaz -Lugaz-ı Gune, Lugaz Türünde Örnekler Veren Şairler konuları ele alınmıştır.
 

Arapça kökenli bir kelime olan lüğaz kelimesinin çoğulu elgâzdır. Sözlüklerdeki anlamları ise: Meyletmek, eğilmek, yönelmek.  Yaban fâresinin delikleri. Yolcuya zahmet veren çapraşık yol. Bilmece.[1] “Sözün maksadını gizlemek, şaşırtmalı söz söylemek”  ve “ sürçme, kayma[2] şeklindedir.

Luğaz Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında belâgat ile ilgili bir söz sanatı olarak kullanılmış ve edebiyatta “manzum bilmece “manasına gelen bir terim haline de dönüşmüştür. Lugaz’ın Farsça daki karşılığı “çîstân-ı iğne, çîstân-ı ok” şeklindedir.

Lugaz Sanatının Tanımları

Lugaz sanatının en kısa tanımı manzum bilmecedir.  Lugaz, klasik divanların pek çoğunda  birkaç tane bulunan bir şiir türüdür.  Lugazlar , özel bir nazım  biçimi olmaktan ziyade konusu ve  manzum bilmece oluşu ile şekillenen manzumelerdir. 

Ferit Develioğlu lugazı şu şekilde tanımlamış ve açıklamıştır:  “Edebiyatta ve özellikle şiirde bir sözü / kavramı açık bir dille anlatma yerine onu ima eden ifadeler kullanarak şiiri / sözü bir bilmece, hatta bazan bir muamma şekline sokmaya ilgāz, böyle şiire / söze lugaz / luğz denir.” [3]

TDİA ilgili maddesinde ise şu şekilde açıklanıp tarif edilmiştir. : “Söz söyleyenin, maksadını gizleyerek bir eşyanın veya anlatmak istediği şeyin alâmet ve sıfatlarını zikredip ne olduğunu sormasıdır” [4]


Muamma ile  Lugaz

Lugazlar, nesnelerin veya varlıkların özelliklerine işaret edilerek ne olduklarının bilinmesini arzulayan manzum bilmecelerdir. Bu yönleri ile muammalara benzerler. Bu yüzden lugazlar hem muammalar ile birlikte sık sık kullanılan hem de muammalara benzeyen bir türdür.  Lugazlar aslında bir tür muamma da sayılırlar.  Fakat lugazların konusu muammalara göre çok daha geniş ve kapsamlıdır.  Sonuçta lugazlarda da işaretleri verilen ve bilinmesi istenilen bir nesne, olay veya durum bulunmaktadır.

Muammaların sınırları dar ve özellikle konular olmasına rağmen lugazların konuları sınırsızdır. Divan şairleri hemen her konuda manzum bilmeceler yazmışlardır.

Muamma, Allah’ın isimleri, dini, tasavvufi, efsanevi ve hikmetli konular ve olaylara dair bilgilerin bulunması ve insan isimleri için düzenlenir. Bu özellikleri ile muamma, yapısal ve konu benzerliklerine rağmen lugazlardan ayrılırlar. Muammalarda sorulan konunun çözüm o konuya yüzde yüz vakıf olan birisinin konuyu bilmesi ile mümkündür. Muammalarda çözüm için verilen ipuçlarından cevabın bulunması imkânsızdır.   Manzum bir bilmece olan Lügazlarda ise daima açıklama ve ipuçları bulunmaktadır.

Lugazların Yapısı Nazım Şekilleri ile İlişkisi:

Lugaz “Klasik İslâm belâgatında ilm-i beyâna dâhil hünerler arasında” kabul edilmiş,   kendine özgü  bir nazım şekli olmayan  beyit rubai, kıta gibi  nazım şekillerinin kalıpları içinde yazılan bir şiir türü gibi de işlenmiştir. Lugaz özel bir nazım şekli değildir. Zaten nazım şekli olmaktan ziyade,  konu yönünden, yani manzum bir bilmece oluşundan hareketle farklı nazım türleri içinde yazılır. Lugazlar konuları manzum bir bilmece olan, kıta, rubâî, bir veya birkaç beyit şeklinde kaleme alınmış olan manzumelerdir. Lugazlar bir beyit, bir rubai, bir kıta şeklinde yazılabildikleri gibi, makta ve mahlas beyitinin dahi bulunduğu uzun manzumeler şeklinde de yazılırlar.

Lugazlar “Nedir ol, nedir ol kim, ol ne isim, ne acep isim” gibi sorular ile başlayabilir. Farsçadaki lugazlar de  “çîst, çîst ân ki, çîstân” gibi sözcüklere başlamaktadır.

Lugazlar sorulu cevaplı manzum bilmeceler halinde de yazılabilirler.  Lugazların daha ziyade “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbı ile yazılmışlardır.  Uzun lugazlar daha ziyade gazel ve kaside nazım şekillerine benzer kafiye sistemi ile uzayıp gitmektedir.  Bazı lugazların ise mesnevi nazım ve kafiyeleniş şekli ile de yazıldığı görülmektedir.

Halk ve âşık şiirinde karşımıza çıkan lugazların hece vezni ile yazılmış olanları da bulunmaktadır. Lugazların ana özelliği bilmece oluşudur.

Bir küçücük fıçıcık
İçindedir Turşucuk    ( Limon )

Bir küçücük Arapçık
Başındadır tablacık   ( Çivi )


Lugaz-ı Gune

Türk edebiyatında İlk bakışta lugaz olduğunu anlaşılmayan kıta, rubai ya da bir / birkaç beyitten oluşan lugazlare “lugaz-gûne” denmiştir. . Nabi’nin bu tarz yazdığı lugazları vardır.

Lugaz Türünde Örnekler Veren Şairler

Ahmed Paşa, Nâbî, Nedîm, Şeyh Galib, Lâmiî, Âşık Ömer, Sünbülzâde Vehbî, Rahmî, Ferdî, Sücûdî, Vahyî, Zarîfî, Zamîrî, Fazlî, Saîdî, Râşid, Reşîd, Lebîb, Fennî, Emînî, Sâbit, Zîver, Sâmî, Enderunlu Vâsıf  yazdıkları lugaz örnekleri dikkat çeken divan şairlerdir.


Lugaz Örnekleri

Ol nedür kim üç birâder her zaman
 Birbiri ardınca olmuşdur revân
 Yılda bir kerre gelirler âleme
 Makdemiyle kesb-i feyz eyler cihân
 Kimseler görmüş değildir yüzlerin
 Đsmi vardur cismi ammâ ki nihân
 Birisi oldı hevâya münkalib
 Birisi âb içre tutdı âşiyân
 Gördi bulmuş her birisi yerlerin
 Biri dahi eyledi hâki mekân
 Serleri üç pâları beş anlarun
 Kıl tefekkür eyledim anı beyân         (Fıtnat Hanım 1286: 28)


Lugaz Gune örneği

Mesnevî-i Lugaz-gûne Der-Zımn-ı Sitâyiş-i Sadr-ı a‘zam

1. Nedir ol çârsû-yı pür-enver
Anda râyiç metâ‘-ı fazl u hüner
2. Ele girmez metâ‘ı gavgâsız
Akçe etmez kumaşı tamgasız
3. Ne hıtâyî var anda ne hâre
Söz satarlar varan harîdâra
4. Bir soğuk yerdir ol bakılsa eger
Lîk hammâm-veş giren terler
5. Kimi ona varup olur handan
Kimisi çağırır amân amân
6. Himmet-i âsafa olan mazhar
Olur ol çârsûya şeh-bender
7. Bunu bir kimse edemez münhal
Meger ol sadr-ı erşed ü a‘kal
8. Melce'-i bî-kesan melâz-ı cihân
Kâm-bahşâ-yi cümle âlemiyân
9. Kârı halk-ı cihâna şefkatdir
Pîşesi lutfdur mürüvvetdir
10. Bendesin lutfuna edüp makrûn
Komaz elbette hâtırın mahzûn
11. Dâverâ bendene himâyet kıl
Pek yaman oldu hâli re'fet kıl
12. Bunca demdir ki derdnâk ü melûl
Kaldı bî-kâr u bî-kes ü ma‘zûl
13. Cümle akrânı mükrem ü mansûb
Kaldı ancak cihanda ol menkûb
14. Lutfun olmazsa ey huceste-hısâl
Öldürür bendeni................

MACİT, Muhsin, Nedîm Divanı, Akçağ Yayınları, Ankara 1997.[5]

 

Kaynakça

  • [1] https://www.luggat.com/lugaz/1/1
  • [2] Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Sözlük, Aydın Kitabevi,2010, s. 621)
  • [3] Durmuş, İsmail, İslam Ansiklopedisi, madde, lugaz cilt: 27; sayfa: 222
  • [4] Uzun, Mustafa İslam Ansiklopedisi, madde, Türk Edebiyatında Lugaz cilt: 27; sayfa: 222
  • [5]  https://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10635,nedim-divanipdf.pdf?0





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016