Hayal Perdesi Nedir Zıll-i Hayal: Karagöz

 

 

Hayal Perdesi Zıll-i Hayal Nedir ve Gölge Tiyatrosu

Eski edebiyatta Karagöz ve Hacivat ile bütünleşmiş gölge tiyatrosu beyitlerde yer alan konular arasındadır. Bu oyun söylentilere göre 14 yy.dan itibaren Osmanlının sosyal hayatında yer almaya başlamıştır Karagöz ile bütünleşen gölge tiyatrosunun ilk numunelerinin Çinlilerden Uygurlara daha sonra da Osmanlılara kadar geldiği yönünde görüşler vardır. . Kökeni nereden gelirse gelsin karagöz hemen her özelliği ile Türk kültürüne has bir özellik kazanmış, başka uluslarda benzeri olmayan geleneksel ve milli bir tiyatromuz olmuştur.

Bu oyun beyaz bir perdenin arkasında yakılan mum veya kandilin ışığında, meddah veya hayalci veya hayalbâz denilen oynatıcının çubukların üzerine tutturduğu mukavva veya deriden yapılmış, şekillerin oynatılması ve aynı hayalcinin her tiplemeye ayrı konuşma biçimleri ve aksanlarla seslendirmesi esasına dayanır.  Tek bir hayalci oyundaki her bir tipi ayrı ayrı oynattığı gibi farklı ses tonları ve aksanlarla canlandırır.  Yani hayalci, hem Karagöz, hem Hacivat, hem Zenne, , Hem Arnavut, hem Acem, hem Beberuhi vb ye ses olmaktadır.  Gerektiği zamanlarda ş arkı, türkü okuyup, tef çalarak Hayalbaz’a yardım eden kişiye ise yardak denir. Hayalbazın diğer yardımcıları ise çırak, dayrezen, sandıkkar'dır.[1]

Karagöz oyunlarında değişmeyen bir yapı özelliği vardır.  Karagöz oyunları: Mukaddime (giriş), Muhavere, fasıl, hitame, bitiş bölümlerinden oluşurKaragöz oyununun yüzlerce yıldan beri tip ve karakterleri de hiç değişmemiştir. Başoyuncuları Karagöz ve Hacivat olan bu oyun türünün komedi özelliği,  bölümleri, tiplemelerinin pek çoğu hiç değişmeden günümüze kadar süre gelmiştir.  Bu oyun tek bir kişinin her tipi seslendirdiği,  tiplemeleri ve karakterleri değişmeyen geleneksel bir tiyatrodur.

Bu oyunda Zenne ( kadın) , Tiryaki (Laf ebesi), Laz (kayıkçı, kalaycı), Efe (zorba), Kayserili (pastırmacı), Acem (zengin tüccar), Matiz (sarhoş), Arap (köle), Beberuhi ( Çocuk) , Tuzsuz Deli Bekir gibi sabit tiplemeler vardır. Bu tiplerin bazıları Ortaoyunu, Meddah ve kukla tiyatrosunda da karşımıza çıkar.

Oyun hazırcevap, zeki, kavgacı ve kurnaz,  cahil halkı  ( alaylıyı )  sembolize eden Karagöz ile medreseliyi temsil eden Hacivat ile çatışmaları üzerine kurulmuştur. Bu çatışmalar,  her iki karakterin temsil ettikleri sosyal hayat, söylem ve görüş anlayışlarının komedi şeklinde yansıtılması esasına dayanır.  Hacivat’ın Arabi ve Farisi söylemlerini Türkçe kelimelere yakıştırarak yanlış anlayan Karagöz, cahilliğinden, görgüsüzlüğünden ve bilgisizliğinden kaynaklanan ezikliğini her defasında Hacivat’ı döverek gidermektedir.  Tüm Karagöz oyunlarının giriş, fasıl ve bitiş bölümleri aşağı yukarı aynı özelliği taşır. Bir karagöz oyunun diğerlerinden farkı Fasıl bölümünde farklı bir hikâyeyi işlemesi ile oluşur.  İrticalen oynatılan bir oyun olan Karagöz’ün başlıca oyunları: Karagöz’ün Aşçılığı, Karagöz’ün Şairliği, Eskici, Telgrafçı, Çivi Baskını, Kanlı Kavak, Yalova Sefası, Sahte Gelin, Hançerli Hanım… vb dir.

Divan şairleri çeşitli vesileler ile Karagöz ve perde oyunlarından şiirlerinde söz etmişlerdir.

Tahkik olunsa nakş-ı temasil-i kâinât
Ya hâb ü hayâl veyahut fesânedir             Ziya Paşa [2]

Hayal-i yâr ile  kıldım bu gece sohbet-i has
Semâ-ı nâleme uydurdu raksını rakkas     Ahmet paşa [3]

 

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ,

KAYNAKÇA





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016