ABAY KUNANBAYEV'İN “KARA SÖZ” ESERİNİN TÜR ÖZELLİKLERİ, SORUNSALLARI VE EDEBİ DİLİ

Prof. Dr. Salide ŞERİFOVA

                                               ABAY KUNANBAYEV'İN “KARA SÖZ” ESERİNİN TÜR ÖZELLİKLERİ, SORUNSALLARI VE EDEBİ DİLİ

 

GİRİŞ

Modern Kazak yazılı edebiyatının kurucusu ve kültürel bir reformcu olan Abay Kunanbayev (Kunanbay-uli), bir şair, yazar, besteci ve halk figürüdür. Aydınlanmış liberal İslam temelinde Rus ve Avrupa kültürünü destekleyen Abay Kunanbayev'in sanatsal mirası 170 şiir, 3 şiir, 45 düzyazı, 56 çeviri ve 20'ye yakın besteden oluşuyor. Çalışmaları ulusun sosyo-politik süreçlerini yansıtır.

 

“ҚАРА СӨЗ” ESERİNİN TÜR ÖZELLİKLERİ

Abay Kunanbayev'in nesirinden bahsedecek olursak, öncelikle onun Kazakça “Қара сөз” olarak adlandırılan eserinin adının dilimize çevrilmiş olması dikkat çekicidir. Abay Kunanbayev'in yaşamının son yıllarında kaleme aldığı 45 kıssadan ibaret “Қара сөз” eseri Azerbaycan dilinde farklı isimlerle sunulması tartışmalıdır. İlk olarak, 1918 yılında Abay dergisinin sayfalarında kamuoyuna tanıtılan “Қара сөз” adlı eser edebiyatımızda “Qara söz” [2], “Əqliyyə” [1, s. 167], “Qəkliyyə” [4, s. 11], “Böyük söz”, “İbratəmiz sözlər” vb. olarak sunulmaktadır. Eserin tam anlamıyla “Qara söz” (“Kara söz”) olarak tercüme edildiği gerçeğiyle de karşı karşıyayız. Bu çalışmayı böyle bir adlandırma yanlıştır. “Kara” (siyah) kelimesinin birçok işlevi olduğundan, katıldığı kelimeler de farklı anlamlara gelir. Örneğin, hem yer adlarında hem de kişi adlarında “kara” kelimesinin kullanımına rastlıyoruz. Yer olarak Karabağ, Karayazı, Karatehle, şahıs isimleri olarak Karahan, Karakişi, Karakazim, Karaveli ve diğer isimlerde geliştirilmiş “kara” çoxanlamlı, Türk kökü olan ikibileşenli bir kelimedir. Azerbaycan dilinde (diğer Türk dillerinde olduğu gibi) “kara” (“siyah”) kelimesinin anlamına bakıldığında, renk anlamına gelmez, boyut, kalınlık, yoğunluk, karanlık vb. yansıtıcı bir anlamda detaylandırmak düşünülmekten kaçmaz. Örneğin, “Karabağ” toponymi “büyük bahçe”, “kalın bahçe”, “yoğun bahçe” vb. anlamına geliyor. Veya “Karayazı” terimi. Yer adı “Karayazı” “büyük bozkır” anlamına gelir. Bu açıdan bakıldığında yazarın kitabını “Büyük Söz” olarak sunmak amaca uyğun olurdu. Zira eserin Azerbaycan okuyucusuna “Kara söz” (“Siyah söz”) olarak sunulması estetik açıdan güzel görünmemektedir. “Kara söz” (“Siyah söz”) olarak sunulan, kötü sözler kitabının bir tanımını çağrıştırır.

Didaktik-alegorik edebi türdeki küçük öğretici hikayelerin, yani benzetmelerin nasıl ve nerede okunacağı, yazarın ne yazdığını anlamada sorun yaratmaz. Manevi ve dini anlamda öğretici olan kıssa, yazarın ana fikri ifşa etmeye gösterdiği dikkat ile karakterize edilir ve anlatım dili, etkinliği ve ironisi ile ayırt edilir. S.S. Averintsev kıssanın özelliklerini açıklayarak göstermiştir:

- Özel bir varoluşu yoktur ve yalnızca belirli bağlamlarda belirli koşullar altında oluşuyor.

- Geliştirilen arsa, hareketi önemli görmez ve basit karşılaştırma düzeyinde somutlaştırılabilir. Ancak bu durumda kıssa simgesel niteliğini kaybetmez.

- İçerik açısından, kıssa derin “dini” ve ahlaki temalara eğilimlidir.

- Kıssa yüksek kategorilerden gerçekleştirir.

Eserin kompozisyon yapısı özel ilgi yer almaktadır. 45 kıssadan oluşan eser, modern edebiyatta bulunan hipermetinsel eserlerin yapısını hatırlatır. Abay Kunanbayev'in nesir eserini okurken eserin metnindeki yapının parçalandığını gözlemliyoruz. Eserdeki metinler, montaj esasına göre tek bir bütün haline gelmiş küçük bitmiş fragmanlar şeklinde yapılandırılmıştır. Küçük bitmiş fragmanlar, stilistik olarak sanatsal düzyazı biçiminde kendilerini ifade eder.

Düşünürlerin en acil konulardaki görüşlerini yansıtan eserde, anlatımında liiner olmayan anlatım gelişimini görüyoruz. Anlatım herhangi bir fragmantla başlar ve mevcut fragmantlar içinde “devam etdiriler”. Unutulmamalıdır ki eserin böyle bir yapıda sunulması eserin içeriğine zarar vermemektedir. Eserde verilen 45 kıssa anlamını kaybetmez. Eserdeki “ilk kelimeyi” veya “otuzuncu kelimeyi” veya sonuncuyu “kırk beşinci kelimeyi” okumanız fark etmez. Esere yansıyan “kelimeler” anlamını kaybetmez, eserin önemi azalmaz. Eseri istediğiniz “kelime”den okumak esere zarar vermez. Eserdeki bir metinden diğerine geçişler, ansiklopedik bir hiper metin eserini hatırlatır.

 

“ҚАРА СӨЗ” ADLI ESERİN TEMATİK SORUNLARI

Kazak folkloru ve şiiri ile yakından bağlantılı olan Abay Kunanbayev'in eserinin ana konuları, Kazakların tarihi sorunlarının yanı sıra din ve maneviyat, devlet ve hukuk, milli eğitim ve dünya görüşüne de ışık tutmaktadır. “A. Kunanbayev'in yaratıcı fikirleri aydınlanma toplantılarına dayanmaktadır. Bir aydınlatıcı olarak toplumun gelişimini ve kurtuluşunu aydınlanmada gördü. Çünkü A. Kunanbayev'in yaşadığı ortam, cehaletin ve cehaletin hakim olduğu en güçlü feodal-ataerkil ortamdı. Bu nedenle demokratik fikirlerin müjdecisi olan şair, tek çare olarak okumayı ve eğitimi tercih etmiş ve tanıtımını vurgulamıştır.” [3, s. 268]

Abay Kunanbayev'in yaratıcılığının güçlü kazanımı, eserin yazıldığı dönem müellifin yaşlılık dönemine denk gelmektedir. Bunun nedeni, A. Kunanbayev'in dünyanın tüm yüzlerini görmesi, acı ve kederle karşı karşıya kalan bir insan olarak her şeyi derinden hissetmekten gelir. Yazar benzersiz bir şekilde ahlaki-ahlaki, sosyo-politik, sosyo-felsefi düşünceleri yansıtan kıssalarında toplumun gerçekleriyle ilgili olayları özgün bir şekilde tahlil etmiştir. Örneğin Altıncı Söz'de yazar “birlik” kavramına açıklık getirmeye çalışır. A. Kunanbayev, “birlik” kavramı ve halkın birliğe nasıl ulaşılacağı farkında olmadığı gerçeği konusundaki entelektüel cesaretini gösteriyor. Milletin birlik kavramını anlamadığını vurgulayan yazar, birlik kavramına özgün bir şekilde açıklık getirmiştir. Yazar, görüşünü Kazak deyimlerine atıfta bulunarak açıklayabilmiştir: “Kazak atasözleri şöyle der: “Becerinin başlangıcı birliktedir, refahın temeli emektir.” [5]

Eserin tematikasında ulusun tarihsel gerçekliğinin ulusal renginin yüksek profesyonelliği ile yansıtması, çeşitli konuların öğretici sonuçları her zaman ilgilidir. A. Kunanbayev kaleme aldığı kıssalarına felsefi yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Çevresindeki dünya, bilişsel fenomenleri daha derin bir şekilde anlaşılması için doğanın ve toplumun gizemlerini daha derinlemesine anlama ihtiyacına anlamak gerekliliğine de dokunur.

Geçmişin tasviri, çözülmemiş sorunun açıklığa kavuşturulması, dine, bilime ve bilgiye karşı tutum, eserin problemlerini de kapsıyordu. Eser, yaşam yasalarını anlayan bilge bir adamın öğretilerini yansıtıyor: “Bir eğitimci olarak Abay, en çok Rus kültürüne bağlıydı, onun örneğini takip etti ve onu destekledi. O kendi şiirinde, felsefi içerik taşıyan “Gekliyya”sında (Qəkliyyə) (nasihatlarında) Rus kültürü ve Rus dilinin incelenmesi, Rus halkıyla ilişkilerin güçlendirilmesini günün en önemli meselesi olarak gündeme getirdi.” [3, s. 12]

  1. Kunanbayev kıssalarında bilim, bilgi, anadili, yanı sıra yabancı diller, özellikle Rusça ile ilgili düşüncelerini görüşlerini yansıta bildi. Yazar kıssalarında milletin cehaletinden kaynaklanan kederi doğma vatanına, milletine olan sevgisiyle birleştirmeyi başardı. Eserde anlatılan feodal-ataerkil toplum eleştirisi, insan kaderi, insan onuru ve kişiliğinin oluşumunda emeğin, toplumun ilerlemesi için eğitim, kültürün rolleri üzerine düşünceler yaratıcılığının ana hattı oluşturdu.

Eserin on yedinci sözünde, müellifin irade, kalp ve akıl arasındaki çekişmeyi yansıtası, özellikle insan varlığı için gerekli olan bu üçlünün özellikle onun kişiliğini şekillendirdiği vurgular. İrade, kalp ve akıl arasındaki tartışma, yazarın, hangilerinin önemli olduğunu belirlemek için etrafındaki dünyanın faktörleri hakkında bir bilgi koleksiyonu olan bilgiye atıfta bulunmak için kullandığı ilginç bir edebi yöntemdir. Yazarın kullandığı yöntemle irade “...ben olmadan kimse amacına ulaşamaz”, akıl “kelimeyi bir anda anlar” ve kalp “insan varlığının hakimiyim”, [5, s. 351] bu tür düşüncelere bilginin verdiği cevap, bir kişinin içinden geçtiği yaşam biçimini hayata geçirebilir. İrade için “gücünüze eşit zulüm var”, [5, s. 352] zihne “insanları aynı anda hem iyinin hem de kötünün yoluna yönlendirebilirsin” [5, s. 352] diyerek, onları birleşmeye ve kalbe itaat etmeye teşvik eder. Kısa ve net bir açıklama ile kıssede açıklık getirmeyi de başarıyor.

Manevi kültürün ayrılmaz bir parçası olan ahlak ve ahlaki değerleri, yazar eserinde insanların yaşam tarzında, davranış ve tutumlarında belirtilmiştir. Abay Kunanbayev fikir ve düşüncelerini yansıtmıştır. Kıssalarda yazar sosyo-politik yaşamın, İslam'ın yayılması, İslam'ın kurtuluş yolunu bulması için mücadelesi tarif edilmiştir.

Abay Kunanbayev'in eserlerinde Tanrı'ya inanç sürekli kendini gösteriyor. Yazara göre, “millet yönetilemezdir. Sadece insan nankörlüğüne ve lanetine mahkum olanlar ile henüz yenilginin acısını yaşamamış ateşli tabiatlı gençler bu yola girebilir” dedi. Sadece kaderine insan nankörlüğü ve lanetler yazılmış olanlar, henüz yenilginin acısını tatmamış ateşli tabiatlı gençler bu yola kadem koya bilerler” görüşlerini ifade ederken, iğrenç işlerden nsanların korunması için duası kendini gösterir: “Ve bu gerçeği bilenleri Tanrı'nın Kendisi bundan korunsun.” [1, s. 167]. Abay Kunanbayev'in “Onuncu Sözü” de insanların Tanrı'dan çocuk istemek inançları yansır: “Bazıları dua ederek, Allah'tan çocuk istiyorlar.” [5, s. 338].

“On Üçüncü Söz” de Abay Kunanbayev inanç sahibi olmağı vaaz eder. Yazar inanç dediği zaman, Allah'ın varlığına, gücüne ve mükemmelliğine inanmak, Peygamber'in Allah'ın dünyevi varlıklarla birliğine ilişkin öğretisini kabul etmek ve inanmaktır. Müellif, inança sahib olmak için iki koşulun olması gerçeğini de vurgulamıştır. A. Kunanbayev'e göre bunlardan biri imanın bilinçli kabulüdür, ikincisi ise kitaptan okuduklarını ve öğrendiklerini molladan duyduklarıyla karşılaştırarak, kendi çıkarımlarına dayanmaktır. Abay Kunanbayev'in iki tür inancın varlığından bahsetmesi, insanların dini doğru anlamalarına yardımcı olabilir: “Unutmana gerek yok ki iki tür inanç vardır - bilinçli ve bilinçsiz - üçüncü bir inanç yoktur.” [5, s. 344]

Yazar “Yirmi Sekizinci Söz”de “... Allah'ın adaletine, küsursuzluğuna ve mükemmelliğine inanarak inama gelmiş, inanıyoruz” [5, s. 371] gibi düşüncelerle Allah'ın varlığının kabulünü doğrular.

Yazarın Kıyamet Günü hakkındaki düşünceleri Otuz Beşinci Söz'e yansımıştır: “Derler, kıyamet gününde hacı, molla, Sufi, Seyyid ve tüm cömertler hepsi ilahinin huzurunda duracaktır”[5, s. 383]. Büyük Yaratıcının Kıyamet Günü'nde sorduğu soru, yaşam ve ölüm arasındaki ikilemi açıklığa kavuşturmaktadır: “Size hayat vermişdim. Onu neye harcladınız? Size zenginlik vermişdim. Onu neye kullandınız? Siz gelecekteki hayatın endişeleriyle perdelenmişdiniz. Ama aslında tüm hayatınızı siz yalana adadınız.” [5, s. 383]

Abay Kunanbayev görüşlerinin etkisini artırmak için bilgelerin de görüşlerine atıfta bulunmuştur. Onun “Ondokuzuncu Söz”ünde, öğrenmek istemeyen insanlar hakkındakı düşüncelerinde bilgelerin görüşlerine atıfta bulunur: “Bir bilge böyle demiş: “Seni anlamayan insanlara anlatmaktansa, domuzları beslemek daha iyidir. En azından onun yağı artar.” [5, s. 353]

 

“ҚАРА СӨЗ” ESERİNİN SANATSAL DİLİ

Yazarın eserinde kullandığı sanatsal anlatım ve betimleme araçları dikkatlerden kaçmaz. Yazar, eserin duygusallığını ve darbe etkisini artırmak için sanatsal araşlara başvurdu. Abay Kunanbayev eserinde düşüncelerinin duygusal etkisini artırmak için sanatsal sorularına sık sık başvurduğu gerçeğiyle yüzleşiriz. Yazar sorularına cevap aramadığı için sorular cevapsız kalıyor. Örneğin, “İlk Söz”de, “Bilgimi artırmakmi? Ne bilgi vermeye, ne de ki almağa kimse yok, kimin için onu olgunlaştırmak gerekiyor? Milletsiz hayat da yoktur. Değerli nesneleri çöle saçıp yanlarında oturmanın ne anlamı var? [5, s. 319] Yazarın cevapsız sorularının cevabı cümleden netleşir.

Abay Kunanbayev'in “Kara Söz”de belirli bir fikri gerçek anlamda değil, dolaylı olarak ifade ettiğini görüyoruz. Yazarın ironiye başvurması kıssalarına zarar vermez. Eserin “Yirmi Birinci Sözü”nde yazar, kendinden memnun insanların bu tür düşüncelerini maruz kalmayı başarabilir. Onları iki gruba ayırarak vurğular: “Bunlardan birini gurur, diğerine kibir diyelim.”

Abay Kunanbayev'in kibir dediği insanların iç dünyasını ve özelliklerini ironik bir şekilde açıklayabilir. Kibir insanları üç gruba ayırarak aralarındaki farkları netleştirir, onları üç kısma ayırır. Kibirli insanları üç kısma ayırması, yazarın bu insanlara karşı ironik tavrını yansıtır. Yazar kibirli insanların özelliklerini ironik bir yaklaşımla not eder. Kendileriyle daima övünen bu kişilerin, toplumda veailede, onları tanımayanların yanında övülmeklerini, herkesin onlardan bahsetmelerini istemelerini bir yaşam inancı haline getirmeleri ironik bir şekilde okuyucuya sunulur: “Gercek kibir budur ve bunun üç tip kurbanı olur. İlki, yabancıları bile şaşırtabilen övgü severlerdir. Bu tür kibirler aptalca olsa da yine de insandır. İkincisi, halkları arasında seçilmek için övülmeyi arzulayan keslerdir. Bu tür insanlara kelimenin tam anlamıyla aptal denilebilse de, tam bir adam olarak adlandırılamaz. Üçüncü şahıslar, görmemişler gibi, kendi evlerinde bile övgüye susamışlardır. Böyle olursa, şüphesiz, bu tür insanlar kafadan pozuk şahıslardır. Bir şey ilgi çekici: Düşmanın yanında göze çarpmaya çalışanlar, eninde sonunda kendi halkları arasında şöhret kazanırlar. Halkın saygısını kazanmak isteyenler sadece hemşerilerinden övgü beklerler. Kibirli insanlar yakın akrabaları arasında ne yaptığını iyi bilir ve kendilerni gökyüzünün yedinci katına yükseltdikleri açıktır.”[1, s. 189]

Abay Kunanbayev'in eserlerinde de antitezin sanatsal bir ifade aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. A. Kunanbayev birbirine zıt olan durumları karşılaştırarak, düşüncelerini netleştirmeye çalıştı. Örneğin, “On Dördüncü Söz”de “kalpli” ve “kalpsiz” kavramlarını karşılaştırarak antitez yaratmışdı. Yazarın antitezayla fikrini ifade ettiği gerçeği “On Beşinci Söz”de de gözlemlenebilir. Burada yazar, akıllı ve aptal kavramlarını karşılaştırarak bir antitez oluşturabilir. Bu iki kavram arasında önemli bir fark olduğu gerçeğine bizzat yazar değinmiştir: “Akıllı ve aptal insanlar arasında önemli bir fark olduğunu düşünüyorum: akıllı adam - insandır ... Böyle bir insan faydalı şeyler yapmaya meyleder, yaptıklarından zevk alır, eski hatıralarından bahsederken bile anladığını söyler, onlardan zevk alır ve yaşadığı hayattan pişmanlık duymaz.

Aptal adam ise hayatta yerini heçbir şekilde bulamıyor. Değersiz ve anlamsız şeylerle ilgilenir, hayatının güzel anlarını ve değerli zamanını boşuna harcıyor, hayatını boşuna yaşıyor, bir gün ayılar, gençliği keçmiş, hayatın en güzel yılları bir köpek oynatmakla keçmiş ve yaşlılık acı kederle doludur.” [5, s. 348].

  1. Kunanbayev, “Kara Söz” adlı eserinde görüşlerini ifade etmek için atasözlerine atıfta bulunarak da dikkat çekmektedir. Eserde, “Yarım gün hayatın kaldıysa, bir günlük yiyecek toplayın”; “Yoksula yerli babası da yüktür”; “Sığırlar hayattan daha değerlidir”; “Zenginin yüzü beyaz, fakirin yüzü siyah”; “Cesur ve kurt karınını yolda doyurar”; “Cömert olanın düşmanı olmaz”; “Alan el, vermeyi de öğrenir”; “Zengini saymayan, Allah'ı da saymaz”; “Açsan, ihsan edilen yere get”; “Balıksız bir gölün kıyısında, merhametsiz bir avluda yaşama”; [1, s. 173] “Yüz gün axta deve gibi dolaşmak yerine, bir gün erkek deve gibi yaşamak daha iyidir”; [5, s. 373] gibi atasözleri kullanılmıştır. Eserde yazar ayrıca halk kıssalarına da değinmiştir: “Sanat başlanğıcını birlikten, zenginlik başlanğıcını hayatdan alır”. [1, s. 174]

Abay Kunanbayev'in kaleme aldığı düzyazı eserleinde öne çıkan noktalarından biri Peygamber Muhammed aleyhül-salamın hadisleri ve atasözleri arasında karşılaştırmanın verilmesidir. “Otuz Altıncı Söz”'de şu karşılaştırma dikkat çekiyor: “Muhammed Peygamber saleyhül-salamın hadislerinde söyleniliyor ki, “Onur olmayanın inançı da olmayacak”. Kazak atasözlerinden biri ise şöyledir: “Utanmayı başaran, güvenilir olmayı da başarır.” [1, s. 211]. Vurğulanmalıdır ki Abay Kunanbayev ister kaleme aldığı nesr eserlerinde, isterse de yaratıcılığında Hz. Muhammed'in hikmetli sözlerne sık sık atıfta bulunarak, karşılaştırma yapmaya nail olabilmiştir.

İlginç bir nokta, olay veya hikayenin hem yazarın tanıklığıyla, hem de bir revayet şeklinde anlatılmasıdır. Bir olayın revayet şeklinde anlatılmasının daha çok masal ve destanların karakteristik bir özelliği olduğu bilinmektedir.

 

SONUÇ

Edebiyatın dünya kültürüne bir armağan olan güçlü söz ustası Abay Kunanbayev'in 45 kıssasını okurken insanları olduğu gibi seven, ulusun kaderini düşünen, akıbetinden endişelenen yazarın vatandaş imajını da görüyoruz. Yazar tarafından kaleme alınmış eserlerinde terennüm veya tarif edilmiş olaylar veya hikayelerin doğrudan katılımcı olarak hareket etti. Sonsuzluğu kazanmış yazar, kendisinden sonra “Abay ekolü”nü kurmağı başarmıştır. A. Kunanbayev bir sanatçı olarak edebiyatta tarihi bir aşamaya imza atmış ve klasik figürlerden biri olmuştur.

 

KAYNAKLAR

  1. Abay (2017). Bakı: Mütərcim. 252 səh.
  2. Abay Kunanbayevin birinci “Qara sözü”. https://modern.az/az/news/223968
  3. Elman Quliyev (2009). Türk xalqları ədəbiyyatı. Abay Kunanbayev. Bakı: Qismət. 400 səh.
  4. Pənah Xəlilov (2017). Ön söz əvəzi / Abay. Tərt. ed.: F. Dursunova. Bakı: Mütərcim. 252 səh.
  5. Абай Кунанбаев (1954). Собрание сочинений в одном томе. Стихотворения, поэмы, проза. Москва: Государственное издательство художественной литературы. 416 стр.





Salide ŞERİFOVAAkademisyen / Erkek / 14.11.2019