Monolog Düşüm! Minyeli Abdullah!

 

 

Monolog Düşüm! Minyeli Abdullah!
 
Şöyle bir hayale düşe dalayım bakalım ne çıkacak bahtıma. Klavyenin başındayım bir şeyler yazıyorum şevkle, telefon çalıyor. Gelen aramadaki numarayı tanımıyorum. Tanımak için cevaplıyorum.
-Alo buyurun, kimi aramıştınız?
-Alo Mehmet Aluç, kul Mehmet’le görüşebilir miyim?
Eyvah şaşırdım! Telefonumda hiç kul Mehmet’le görüşebilir miyim diyen çıkmamıştı ilk defa çıkıyor! Sevinçten havalara uçuyorum.
-Ben, Minyeli Abdullah, yani Hekimoğlu İsmail.
Aman Allah’ım, bu bir mucize! Hekimoğlu İsmail beni arıyor. Ayakta değilim otururken ağız üstü düşmemek için, kanepeye sıkı sıkı sarıldım.
-Siii…Siz Üs.. Üstadım Hekimoğlu İsmail!
-Evet benim.
Çok sevdiğim bir yazar, onunla müşerref olmak bugüne kısmetmiş. Sevinç içinde.
-Buyurun Üstadım.
-Sevgili Mehmet’im, eserlerini ve diğer arkadaşların eserlerini Edebiyat evinde okudum hayran kaldım.
Kulaklarım yanlış duymuyor değil mi?
-Teee… Teşekkürler ederim Üstadım onur duydum. Bir yanlışımız olmadı umarım!
-Biraz sakin ol, kalp atışlarını heyecanını ta buradan duyabiliyorum. Sizlerin çabalarınızı emeğinizi görüyorum ve karşılığını alamadığınızı görüyorum. Değer bulmak görmek zordur. Biliyorum bu sizin için pek önemli olmasa da, eserinizin karşılığını almak yazar için mutluluk vericidir.
Bir anda oh dedim, çok şükür eserlerimizi çabalarımız bilen bir dost çıktı diyerekten.
-Demem bu ki, yayınevleri para kazanmanın dışında başka bir işle meşgul değiller, yani yeni bir yazarı arayarak bulalım topluma kazandıralım diyen yok. Bende yıllarca aynı sancıyı sizler gibi çektim. Sizlerin çabaları, karanlığa eserlerinizle ışık olma çabalarınız, beni ziyadesiyle memnun etti. Siz ve arkadaşları, bir gün evime davet ederek bu konuda muhabbetle konuşmak ve yayınevlerinde birkaç dostumu da çağırarak, buna bir çare bulalım diyorum ne dersiniz?
-Allah derim üstadım Allah…
Sizce bu çok uçuk bir hayal mi oldu acaba?
Yoksa şöylemi demeliydim acaba?
-Üstadım teşekkürler ederiz, bizler yayınevleriyle işimiz olmaz, onlara da ihtiyacımız yok bu şekilde. Eserlerimiz bin bir zahmete bizi sokarak kaslarını doldururken bize iki ekmek parası yerine yarım ekmek parası vermelerini beklemiyoruz. Bu kitap eksikliğimiz böyle kalsın. Çok şükür bizler karşılıksız aşkla gönülden yazıyoruz, dost canlısı olan size teşekkürler ediyorum arkadaşlarımın adına da, biz kalpleri fetih etmek için yazıyoruz, yayınevlerini zengin etmek için değil. Bizler uzaktan değil yakından candan seviyoruz, yayınevleri gibi bir çıkar uğruna çalışmıyoruz onlara da hak versem de bu amaçsız oluşlarını sakladığım anlamına da gelmez kusurumuza bakmayın ellerinizden öpüyorum.
Biliyorum ki eserlerimiz bunu vaktinde önem vermeyen ortaya çıkarmayan yayım evlerinin karşıt görüşleriyle, istek dışı baskılarla şimdi karşılaşırlarsa, eserlerimiz önemini yitirir.
Mehmet Aluç
 
Not: Bu hayale dayalı bir Monolog düştür, kişilerle hayalen irtibat kurarak gerçekleştirilmiştir.





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 20.01.2016