Moyunçur Kağan Yazıtı ( Uygur )

 

Moyunçur Kağan Yazıtı

 

Bunların arasında en mühimi Dokuz Oğuzların ikinci kağanı olan Moyunçur Kağanın veya resmi adı ile 'Tengride Bolmuş İl Etmiş Bilge Kağan' adı ile (745-759)ın adına dikilmiş olan yazıttır. Bu yazıt bugünkü Moğolistanın şimalinde Şine Usu gölü civarında bulunmuştur. Üslûp ve tahkiye bakımından Gök Türk yazıtlarının eşidir. Moyunçur Kağanın babası olan Kutluğ Bilge Kağan ile Moyunçur Kağan zamanlarındaki siyasi ve askeri vak'alardan bahsetmektedir. Fakat ne yazık ki bu yazıtın birçok yerleri bozulmuştur. Hemen hemen her satırında bozuk yerler vardır. Tamamıyla okunabilen satırlar bozuk yerler vardır. Tamamıyla okunabilen satırlar pek azdır. Ruh bakımından da Gök Türk yazıtlarına benzemektedir.

Uygurlara ait sayısız metin henüz Çin müzelerinden alınarak günümüz Türkçesine ve alfabesine çevrilememiştir.

 

Konuyla ilgili en önemli çalışmalar Prof. W. Bang, V. Gabain ve büyük Türk filologu Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat’ ve Prod.Dr. Saadet Çağata'a aittir. On cüzden meydana gelen ve Berlin Prusya Akademisi yayınları arasında yer alan Turfan Türk Metinleri; yine Turfan’da Bulunan İki Kazık Üzerindeki Yazılar; Hoça’da Bulunan Türkçe Mani Metinleri; dört cüzden meydana gelen ilk üçü Müller, dördüncüsü Gabain tarafından hazırlanan ve Prusya Akademisince neşredilen Uygurica; Radloff’un hazırlamaya başladığı ve Prof. Malov’un 1928 yılında neşrettiği yedisi Buda, ikisi Mani ve biri Hıristiyanlığa ait olan Uygur Dili Yadigârları; Von le Cog’un 1910 yılında Berlin Akademisi yayınları içinde neşrettiği "Mani Dinine Âit Bir Metin Parçası"; Bang ve Reşit Rahmeti’nin birlikte 1932 yılında neşrettikleri "Eski Turfan Şarkıları" ve Reşit Rahmeti Arat tarafından neşredilen tıbba dâir eserler, parça parça eserlerdir.

 

( https://www.nihalatsiz.org)  Bunların dışında günümüz diline çevrilebilmiş pek çok Uygur halk hikayeleri vardır. Masa, destan ve fabılımsı nitelikler taşıyan bu hikayeler R.R. Arat ve S. Çağatay tarafından çevrilmiştir. Bu hikayelerden ÇEŞTANİ BEY hikayesi Dede Korkut ve Körolu hikayeleri gibi kahramanlık konuludur.Prens kalyanamkara, Papamkara, Mukaddes Tavşan, Üçprens Üç pars gibi hikayeler MANİ ve BUDA  dinleri etkisinde yazılmış hikayelerdir. ( Prf. Dr. Turgut Karacan, Yüksek Lisans Ders Notları, CÜ-SİVAS )

 

Bunlardan başka Altun Yaruk ile İki Kardeş Hikâyesi, başlı başına eser olarak Uygur Türk Edebiyatı içinde, hususî bir değere sahiptir. Altun Yaruk, 1697 yılında istinsah edilen, Budist Sarı Uygurlara ait olan bir eserdir. Prof. Malov tarafından bulunan eser, Budizm’e ait olup, bu dinin akide ve ahlâkla ilgili esaslarından bahsetmektedir.

 

1908 yılında Kansu vilayetinde bulunan İki Kardeş Hikâyesi’nin aslı Paris’te Bibliothèque Nationale’dedir. Eser ilk önce Cl. Huart, 1914 yılında da Pelliot tarafından neşredilmiştir. Türkiye’de Hüseyin Namık Orkun, Pelliot neşrine dayanarak Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesinin Uygurcası adıyla, Dil Kurumu yayınları arasında bastırmıştır. J.R. Hamilton ise eserin Le Conte Bourdhique adıyla son ve mükemmel neşrini yapmıştır. Yalnız Uygurların edebiyatlarının bir devamı olarak teşekkül eden İslâmiyet'ten sonraki eserlerde, Uygur yazısı, kendisini uzun müddet korur. İslâmiyet'in kabulüyle alınan İslâmî Türk yazısıyla atbaşı yürüyen ve ikili bir alfabenin içine giren Türklük âlemi, eserlerinde her ikisine de yer verir. Uygur yazısını bilen kâtipler “bahşı” adıyla anılır ve Uygur yazısı, paralarda da görülürdü. Hakâniye (Karahanlılar) Devletinde, Moğol İmparatorluğunda, İlhanlılar zamanında, Timurlular ve Altınordu Devleti'nde İslâmî Türk yazısına yer verilmekle birlikte, resmî kitabette daima Uygur yazısı kullanılmıştır. Hattâ Anadolu Türkleri de bu yazıyı bilip kullanmışlar ve bu durum Fatih zamanına kadar kendini korumuştur. Bilindiği üzere Fatih Sultan Mehmed Han zamanında bazı yarlıklar, bu harflerle yazılmıştır.

 

Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânü Lügâti’t-Türk adlı eseri bir tarafa bırakılırsa, İslâmî Türk Edebiyatının başlangıcında yer alan eserler; Kutadgu Bilig, Atabetü’l-Hakâyık, Bahtiyarnâme, Miracnâme, Tezkiretü’l-Evliyâ ve Mîr Haydar’ın Mahzenü’l-Esrâr tercümesi, Uygur yazısıyla yazılan eserlerin başında gelmektedir. Fakat bu eserlerin İslâmî Türk yazısına yer veren nüshalarını da zikretmek gerekir.    (  Kaynak https://www.turktarih.net )



KAYNAKÇA / İLGİLİ LİNKLER
1 UYGUR DESTANLARI
2 UYGUR ALFABESİ ( Eski )
3 Manici Budacı Uygur Nesir Eserleri
4 UYGUR GÖÇ DESTANI Son
5 UYGUR TÜRKÇESİNİN DİL ÖZELLİKLERİ
6 UYGUR VE SELÇUKLU MİNYATÜRLERİ İLE  MİNYATÜRCÜLERİ
7 Uygur Manici Budacı Şairleri ve Eserleri
8 UYGUR TÜREYİŞ DESTANI
9 Uygur Manici ve Budacı Şiiri ve Tüm Özellikleri
10 İSLAMİYET ÖNCESİ YAZILI ESERLERİ





EsaAdmin / Erkek / 8/24/2016