Monolog Röportaj- Düşünme Hakkında-

 
Monolog Röportaj- Düşünme Hakkında-
 
 
- Monolog röportajımıza sevgili okuyucularımız kaldığımız yerden devam ediyoruz. Efendim tekrar hoş geldiniz. Düşünme hakkında neler söylemek istersiniz?
 
-Düşünüyorsam öyleyse varım eğer var isem düşüneceğim arayacağım gerçeği bulacağım, gözlerimi kapatmayacağım kapatırsam korktuklarım gerçek olur kâbusa döner işte o zaman baş edemem diyerek başlayayım. Dünyanın zevkini sefasını yanıma çekersem, geride kalanları insanı insanlığımı varlığımla uzak edersem, uzak ettiklerimi saran kâbus zulüm işkence sırası onlar bittikten sonra haliyle bana gelecek ve beni bunlardan kurtaracak, kimsede kalmayacak etrafımda bunu düşünmek bir kâbus kâbusun karabasanla var olması, devanın olmadan yok etmesidir. Sen sorgulamazsan var olamazsın yol alamazsın, yol alanlara yardımcı olamazsın yardımcı olamayınca da yalnız kalırsın yaşarsın. Kendini değil toplumu düşünmek bizim asli görevimiz insanlığımızın gereğidir. Yaşadığımız hayat anlamasızlıklarla dolunca, bizim görevimiz anlamsızlığı kaldırarak anlamlı olanları yerine koymak. Bizler insandan derdi olandan uzaklaştıkça bizim hayatımız yarınımız güçleşiyor anlamsız kalıyor güzelliklerde sarmıyor, böylesine yaşamak hayat değildir. Zavallılığı seçerek zavallı bir hayatı seçmek, doğarken hemen ölmeyi seçmeye benzer, biraz mücadele azim yanında olmak bir kelama iştirak etmek gülümsemek bir adım atmak, adım atanlara yardımcı olmak bir şeyler yapmak söylemek gerek.
 
Düşünüyorsam varım
Düşünmüyorsam neyim
Hayat bir masal mıdır?
Dinlemek acıyı azaltır
Lakin varmadıktan sonra ağlatır
Sızlatır
Masal insana elbet bir şeyler anlatır
Sanmayın kapıları kapatır
Aslında açtırır anlayanla vardırır
Gönülleri elbet sardırır
Bizde bitmez masallar
İçindeki yarınlara doğru vardır türküler
Dinledikçe açılır gönüller
Açılınca sarar gönüller
Dünler bugünler gülümser
Toplumu sarar insanı adam eder
-Sizce düşünmek var olmaktır, düşünmemek ve bunu gereği olarak sustukça kendimizi görünmez sandıkça, biz bu görünmez(aslında böyle bir durum yoktur da farz edelim) olan bizlerin kapısını da zulüm yokluk bencillik çalacak ve kapımızı çalanlar, bizleri sevdikleri için çalmayacaklar bizi köle etmek isterken cümle aileyi köleleştirecek ve insan bunca yokluk zulümle köleliğini de kaybedecek, hiçbir şeyi kalmayacak hayat hakkı olmadığı gibi topraksız ve susuz yarınsız kalacak diyorsunuz?
 
-Evet, aynen böyle diyorum siz kısa cümlelerle özetlediniz. Üstat H.Nihal Atsız ne güzel söylüyor dinleyelim.
Yarının Türküsü
 
Arkadaşlar, haydi artık saflar dizilsin!
Uzak, yakın ufuklardan koşup gelerek
Belde çelik kılıç, içte çelikten yürek
Taşıyanlar saflardaki yerini bilsin!
 
Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde;
Keder, elem her ne varsa geride kalsın!
Tehlikeler duman gibi tüterken yerde
Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın.
 
Kahramanlar yürük gider ölüme karşı,
Bir sevgili gibi onu basar bağrına!
Bak, uzaktan çalınıyor bir zafer marşı,
Yürüyelim şu doğmakta olan yarına…
 
Sen ne kadar güzel şeysin, ey şanlı ölüm!
Bizim bütün talihimiz sende saklıdır.
Ey dünyada her yiğide nişanlı ölüm,
Zevki sende arayanlar elbet haklıdır.
 
Köprüköy’den, Plevne’den gelen ses nedir?
Çanakkale şehitleri dirildiler mi?
Çocuklarda yeni doğan bu heves nedir?
Kocamışlar bir sır için gençlik diler mi?
 
Saflarımız seyrelse de yine ileri!..
Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak!
Haydi, sarssın yeri, göğü cenk türküleri;
Kanımızla burda yarın güller açacak.
 
                                   (H. Nihal ATSIZ)
 
-Yarınların türküsü varmakla insanı toplumu düşünmekle olur ve söylenir, yoksa her şey yavan tatsız tuzsuz değersiz olur. Gönül varsa insanın sancısını derdini düşünüyorsa türkülerimizde vardır, türkülerimiz gönlümüzdür düşüncemizdir sevgimizdir insan olan değerimizdir, gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimizin yoludur, gönülden gönül’e dildir mektuptur vesselam.
Mehmet Aluç / Aşık Gülveren
 





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016