Vasıflı Şair ve Şiir.(1)

Bu Eser 24.11.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir

Sosyal bilimlerin her alanında olduğu gibi konuyla ilgili nesnel bir yaklaşımda bulunmak oldukça zordur. O yüzden konuyu deneyler yaparak , veriler, istatistiksel bulgular, kesin hüküm taşıyan somut veya sayısal değerlerle ispatlamak olanaksızdır.

Buna rağmen konu, kimsenin itiraz edemeyeceği örneklemeler ve değerlendirmelerle izaha çalışılacaktır.

Şairliğin vasıfları kimsenin karşı çıkmak güçünü bulamayacağı bazı kıstaslara dayanır. Bunların bir kısmına muhalif olunsa bile; muhaliflerinin susturulması olanaklıdır. O yüzden yazıdaki konular öznel değerlendirmelerden uzak müspet yaklaşımlar yönünde olacak ve maddeler halinde yazılacaktır.

Bu bağlamda şairliğin genel kabul görecek maddeleri sıralandıktan sonra bunlara dayalı hüküm verebilmenin kolaylaşacağını umit ediyorum.

YETENEK:

Kimse şairlik için ilk vasfın yetenek olmadığını iddia edemeyecektir. Şairliğin olmazsa olmaz ilk kuralının bu olduğu açıktır. Bu özellik olmadan diğer başka hiç bir fonksiyonun iyi şair olmayı sağlayamayacağı aşikardır. Bu görüş redd ediğildiğinde " her edebiyat prof. unun neden başarılı şair olamadığı " sorusuna cevap verilemez. Demek ki yetenek yaratılış şifremizle bize bahşedilen, bizim sonradan edinemeyeceğimiz çok özel bir vasıftır. Bu vasıfa sahip olmadan

doğduğumuzda şairlik şansımızı doğuştan yitirmişiz demektir. Her kulun fıtratında ona bahşedilen ayrı bir yeteneği vardır. Zaten herkesin şair olarak doğduğu bir alemde şairliğin bir hükmü olmayacak, diğer alanlarda gelişim sağlanamayacaktı.

 

Yeteneğiyle doğan şairin hayatının bir döneminde bu vasfa sahip olduğunu kavraması elbette önem kazanacaktır. Eğer belli bir eğitim sürecini alma vaktinden sonra bu yetisinin farkına varmışsa artık pek çok şeye de geç kalma şansızlığına uğramış demektir.

Demir tavında dövülür.

Bu sebebten yetenekten ziyade , yeteneğin tek başına yeterli olup olmadığı tartışılabilir.

Tartışmanın cevabı yine basit olacaktır. İşlenmeyen, eğitilmeyen yeteneğin tek başına işe yaramayacağı sayısız kanıtlamalara ispat edilebilir. Kimse eğitimsiz, emeksiz, bilgisiz , atıl kalmış, işlenmemiş yetenek sahibi birisinin bu davranışları edinmeden çok başarılı bir şair olabileceğini iddia edemez.

O halde konu kendiliğinden derinlik kazanmaktadır. Vasıflı şair olabilmenin şartları da kendiliğinden yukarıdaki sıralanan hususlar dahilinde belirğinleşir.

EMEK :

Dünyanın en yetenekli sanatçısının dahi mükemmel bir eser ortaya koyabilmesi için olmazsa olmaz ilk şartlardan birisi emektir. En yetenekli sanatçının dahi , en yetkin eserini oluşturabilmesinin en çok emek harcamasıyla doğru orantılı olduğu reddedilemez bir gerçektir. Emek; yeteneğin, bilginin, tekniğin, meteryalin , fikrin , imgenin , disiplinin, olanakların ve diğer mevcutların organize bir eserin meydana gelmesi için harcanan mesai ve oluşturma için gereken enerjidir. Tüm meteryaller ve imkanlar ziyadesiyle olsa da emek olmadan ortada bir eser oluşamayacaktır.

Emeksiz yetenek atıl kalırsa, eser oluşamaz. O yüzden iyi eserin oluşması için emekle yetenek el ele vermelidir. Emek az olunca yeteneğin fazla olması işe yaramaz. Yetenek fazlaysa bile, emeğin azlığı kaliteli bir sanat eserinin oluşmasına mani olacaktır.

Yeteneksiz emeğin fazla harcanması sanat eserinin oluşumuna yetersiz kalacaktır. Ama yetenek emeğin tasaruflu kullanılamasını sağlayan bir avantaj olarak öne çıkar. Aynı zamanda bilinçsiz, teknik bilgisi olamayan, yöntem ,taktik eğitimi almayan, kısaca bilgisiz emek ne kadar fazla olursa olsun işe yaramayacaktır. Bu tüm gerekli meteryalleri önlerine koyarak dünyanın en çalışkan işçilerinden bin, on bin tanesinden Roden'in " Düşünen Adam " heykelini yapmalarını istemeye benzer. Hiç birisinin- önlerine kopyaları da konulsa dahi - bu heykelin aynısını sadece emek harcayarak yapamayacağı açıktır. Ama sanatçısı bu heykeli tek başına ve kendi muhayyelesinde tasarladığı bir düşünün peşinden giderek yeteneklerini ,emeğini , bilgi , teknik, eğitim ve gerekli meteryalleri kullanarak yapmayı başarmıştır. Bu başarının tesadüf olduğunu kimse iddia edemez.

BİLGİ :

Bilgi asırlardan beri süre gelen binlerce, hatta onbinlerce yaratıcı ve düşün gücü yüksek insanların karşılaştıkları her bir güçlüğü yenme çabası sonucu elde edilmiş birikimleridir. Bugünki uygarlığın temelini binlerce yıldır , on binlerce insanın katkısıyla sağlanan bu tip bilgiler oluşturmuştur. Binlerce yılda edinilmiş bu edinimleri tek bir zekanın veya yeteneğin, tek başına hiç eğitim, almadan bilebilmesi veya karşılaştığı proplemleri, bu bilgiler olmadan , bu bilgileri öğrenmeden, düşünüp çözebilmesinin imkansızlığı ortadadır. O halde, bir sanat eserinin ortaya çıkabilmesi için bilginin önemi kendiliğinden ortaya çıkıverir. Bu durum şairlik için de geçerlidir. Demek ki iyi şair olabilmek, iyi şair olabilmeyi sağlayacak gerekli tüm bilgilerin bilinmesiyle mümkün olabilecektir.

Denilebilir ki:" Halk ozanlarımız okulda mı okudular ?" Ya da:" Karac'oğlan belki de okuma yazma bilmeyen cahil bir köylüydü ? " Halbuki Karacaoğlan gibi şairler, ustalarının yanında yıllarca çıraklık yapmışlar, kendilerinden önceki ozanlara ait binlerce, belki de on binlerce şiiri işitmiş hatta ezberlemişler; ancak ondan sonra halk ozanlığı ile ilgili icazetlerini alabilmişlerdir. Yani onlar, şairlikleri ile ilgili gerekli -gereksiz tüm edinimleri almak zorunda kalıyorlardı. Tek farkla , sözlü gelenekte...

TEKNİK :

Binlerce yıllık insanlık tarihinden bu güne her sanat , bilim, zeneat dalları vb ile ilgili olası güçlükleri aşmak için pek çok kolaylaştırıcı teknikler geliştirilmiştir. Bunları öğrenmeden bir sanat, bilim, zeneat veya herhangi bir iş kolunda başarılı olmak mümkün değildir. Tekniği göz ardı ettiğimizde, Ceops Piramidi'nin o günki şartlarda nasıl inşa edildiğini, Da Vinci' nin resimlerindeki renk gizemleriyle, matematiksel altın oranların nasıl sağlandığını, Fatih'in gemileri karadan nasıl yüzdürdüğünü, Sümerler'in ve Mayalar'ın birbirlerinden on binlerce km uzaklıkta ve biribirlerinden habersiz kıtalar arası mesafelerde astronomik hesaplamaları ve matematiksel işlemleri nasıl yaptuıklarını, Ebul İz'in bu günki otomasyon sistemlerinin aslını nasıl keşfettiğini açıklayamayız.

Günümüz bilgisayarlarındaki gelişimi sadece akıl ve yeteneğe değil, işte her iş kolunda sağlanan bu teknik kolylıklara bağlamak gerekecektir. Demek ki teknikler yeteneğin ve aklın önüne sınırsız imkanlar kazandıran ekstra olanaklardır. Demek ki teknik üstünlük fark yaratmayı sağlayan çok önemli bir donanımdır.

18. yy. da tüm Orta Asya devletlerinin Rus eğemenliğine geçmesi toplu tüfekli beşbin idam mahkumu tarafından sağlanmıştır.Kuzey ve Orta Asyadaki - Türk asıllı kavimlerde dahil- binlerce yıllık savaş kültürüne sahip milletlerin kalabalık atlı birlikleri , piyadeleri çok köklü savaş bilgilerine rağmen ok , kılıç ve kalkanlarıyla bu başı bozuk ordunun teknik üstünlüğüne boyun eğmek zorunda kalmışlardı.

Nitekim, Amerikaya giren Cortez'in tüfekli birliklerinin karşısında son derece savaşçı ve son derece yüksek bir medeniyet inşa eden Aztekler, son fertlerine kadar kahrmanca direnmiş ama hepsi de hiç bilemedikleri bir tekniğin önünde yok olarak tarihe karışmışlardır.Cortez'in askerlerinin Aztek askerlerinden daha zeki veya yetenekli olduğunu , ya da daha kahraman olduğunu bu durumda kim iddia edebilir ki ?

 

( Yazı devam edecektir.)





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016