Avşarların Türk Tarihindeki Yeri

 
 
Avşarların Türk Tarihindeki Yeri
 
 
  1. Avşar Adı ve Anlamı
 
Avşar sözcüğünü ilk kez Arap tarihçisi Makrizi bir köy adı olarak kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmut, Avşarları 24 Oğuz boyu içinde altıncısı,  Bozok kolu, Oguz  Kağan'ın oğlu Yıldız Han'ın, dört oğlundan en büyüğü Afşar’ın soyundan gelen bir boy olarak göstermiş, Oğuz ordusunun sol kanadını oluşturduklarıni kayda geçirmiştir.[1]
 
 Kaşgarlı Mahmut, Avşar kelimesinin “işlerini çabuk yapan” anlamına geldiğini belirtirken; tarihçi Reşidüddin; Câmiü’t-Tevârih’de““çus­tu ça­lIk ve ava, ca­nava­ra, ku­şa tut­ku­lu çevik ve vahşi, ava hevesli” , “kuş ile avlanan “ anlamına geldiğini belirtir. Aze­ri leh­çe­lerinde ise­-”süt”, av­şar­mak -”sağ­mak” anlamına gelmektedir. A. Vambrey göre:  toplayıcı veya zaptiye mübaşiri anlamına gelmektedir. Nemetzh, bu kelimenin Kırım, Kazan dolaylarında kullanılan müsaade etmek itaat etmek anlamına geldiğini ileri sürmektedir
 
  1. Avşar Ongunu
 
 Reşidü'd-din ve Yazıcıoğlu'na göre Avşar ongunu tavşancıl kuşu (kartala benzeyen ama daha küçük ve kahve renkli bir kuş), Ebulgazi Bahadır Han'a göre ise çure-laçin kuşudur.
 
  1. Memluklara Kadar Avşarların Tarihçesi ve Dağıldıkları Coğrafya
 
Reşidüddin’e göre Türkmenistan’ın Etrek çölünde Selçuklu Devleti’nin kuruluşunda önce Seyhun yukarılarında ve Kıpçak çölünde yaşayan Avşarlar Tugrul ve Selçuk Beylerle birlikte İran’ın Huzistan eyaletine yerleşmişler bir kısmı İslami hayatın ve Selçuklu Devletinin etkisi ile yerleşik hayata daha o yıllarda geçmeye başlamışlardır. Kaşgarlı Mahmut “Sır Derya bölgesinde ve bu bölgenin kuzeyinde yaşayan Türkmenlerden, ırmak karşısında yerleşik hayat süren çiftçilik ve tüccarlıkla uğraşan ve ‘YATUK’ adı verilen Oğuzlar’dan bir kısmı Afşarlardandır.”[2] diye bahseder.
 
 Göçer hayatıni devam ettiren Avşarlar, yerleşik hayata geçenleri yatuk ( yatan yerinde kalkmayan )[3]  yani tembel olarak niteleyip, göçer kültürünü devam ettirmiştir.   Bu göçer veya yatuk Avşarların büyük bir kısmı Horasan civarından Batıya ve Güneye doğru yönelerek Kayılar ve Kınıklar ile birlikte Anadolu’nun Türkleşmesinde en büyük katkı sunan üç boydan birisi olmuşlardır.  Reşidüddin’e göre Avşarlar hükümdar çıkaran beş büyük boydan biridir. Bu bilgiye göre Avşarlar  13 yy dan önce de hükümdar çıkarmış ve bir devlet kurmuştur.
 
16. yy daki tahrir defterlerindeki kayıtlara göre Anadolu’da Kayı adını alan 92 yerleşim yeri varken Avşar adını alan 86 tane, Kınık adını alan 81yerleşim yeri vardır. [4]  Boy adını alan yerleşim yeri sayısı bakımından Avşarlar Kayılardan sonra gelir. [5]  Yerleşim yerlerinin sayıları bile Anadolu’nun Türkleşmesinde Kayı, Avşar ve Kınıkların rolünü açıkça ortaya koymaktadır.
 
Türkmenistan’ın Etrek çölünde yaşayan Avşarların Anadolu’ya gelme hikâyesi Karahanlı Devleti ile başladı.  Oğuzlar,  Seyhun bölgesinde Karahanlı Hükümdarı Muhammet Aslan Bey’in idaresi altında iken Karahıtaylılara yenilmişler; böylece Horasan’a ve Selçuklu Sultanına sığınmışlardı.[6]  Fakat bu Türkmen kitlesi kısa bir müddet sonra Selçuklunun Kırmanç valisi ile vergi ve arazi meselesi yüzünden anlaşmazlığı düşmüş valinin tahsildarını öldürmüşlerdi. Bunun üzerine çıkan çatışmalarda Horasandaki göçer Türkmenler önce Kırmanç valisini mağlup etmiş daha sonra da Katvan Savaşında yenilen Selçuklu Sultanı Sancar’ı yenerek ( 1143)  Horasan’ın hâkimi olmuşlardı. Sultan Sancar’ı esir edip demir kafesler içinde teşhir eden bu Türkmen kitlesi [7]1170 yılında Harzemşahlara mağlup olarak Horasan’dan püskürtüldü. [8] Bu kitlenin içinde Selçukluları kuran Kınıklar, Kayılar, Avşarlar da vardı.  Selçukluya asi gelen, Harzemşahlara yenilince Horasandan ayrılmak zorunda kalan bu büyük Türkmen kitlesi önce Diyarbakır, daha sonra ise Kerkük ve Musul’un batısından, Cullap nehri sınır olmak üzere, Rakka, Ayntap, Halep, Hama, Humus ve Antakya’ya doğru yayılmış, Zengilere, akabinde onların varisleri olan Eyyubilere sığınmışlardı.
 
Osmanlı kayıtlarında  gözüken Bozulus Türkmenleri  Horasan'dan bu şekilde gelerek Kuzey Suriye'ye yönelmeyen ve Diyarbakır civarında kalan Türkmenler olmalıdırlar. Bu Türkmenlerin arasında üç oymak Avşar da vardır. 
16. yy da Diyarbakır yöresinde oldukları bilinen üç küme Bozulus Türkmenleri arasında Avşar oymaklarının da bulunduğu bilinmektedir. Bu Türkmenler muhtemelen  Horasan dan gelip Kuzey Suriye göçüne katılmayan  Türkmenlerden bir guruptur.
 
Horasan’da Büyük Selçuklu Devletinin yıkımına sebep olan bu kitlelerin, Selçuklulara bağlı olarak Anadolu’ya geçen kısmı, önce Anadolu’nun fethine katılmış,  daha sonra ise Anadolu’daki Babai isyanları ile Anadolu Selçuklularının güçten düşmesine hatta yıkılmasına da sebep olmuştu.
 
Büyük Selçuklu devletine tabi kalan bir kısım Avşarlar, Alparslan’ın ünlü komutanı Avşar beyi Aksungur’un idaresinde, Musul-Halep bölgesini ele geçirerek Musul Zengiler Atabeyliğini kurmuşlardı.  Sultan Sancar’a asi gelen İsyancı Horasan Türkmenleri ise Moğolların önünden çekilerek  ( 12. Yy )   önce Diyarbakır, Karacadağ’a daha sonra da Kuzey Suriye’ye doğru yayılmışlardı.  
 
  1. Memluk, Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları İdaresinde Avşarlar
 
Bu kitle daha sonra Moğol baskısı ile Kuzey Suriye’ye yönelmişti. Eyyubiler ve Memluklerin idaresine giren bu kitle içinde bulunan Avşarların göçer kanadı, kuzey Suriye ve Çukurova’nın Moğol, Bizans, Haçlı ve  Ermeni  saldirilarina karşı müdafaasında önemli roller oynadı. Nitekim Ayncalut Savaşında Moğolları püskürterek Elbistan’a kadar gelen Sultan Baybars, 1268 de Antakya’yı da zapt etti. Baybars’ın askerleri Moğollara yardım eden Ermenilerin de üzerine yürüyerek Sis’e kadar ilerledi.   Bu zaferin elde edilmesinde Avşarların ve Türkmenlerin büyük rolü olmuş olmalı ki Çukurova'nın hakimeyeti Üçoklu Türkmelerine bırakılırken Amik Ovasının hâkimiyeti Avşarlara bırakıldı. Hatta Memluk idaresindeki  Amik ovasındaki  Gündüzoğulları Avşarları hâkimiyet sahalarını Sis - Kozan’a kadar uzatmayı başarmıştı. Sultan Baybars,  Gâvurdağlarının doğu yakasındaki Amik ovasını Avşarların idaresine vermişken,  Akdeniz’e kıyı olan ( İskenderun ) Kınık Ovasını ise Kınıklara bırakmıştı.  Kürt Dağı ( Afrin), Ayntap, Kilis, Halep ise Beğdili,  Bayat, İl beyli, boyları ile Cerit,  boylarının idaresine [9] bırakılmıştı. Yani Sultan Baybars, Ermeni ve Bizans tehlikesine karşı Memluk devletinin kuzey sınırlarının güvenliğini Türk boylarına bırakmış oluyordu.
 
Memluklerin bu siyaseti neticesinde Silifke’den Kürt Dağına kadar olan bölge Ramazanoğluları, Ayntab ( Antep) Maraş’tan Malatya’ya kadar uzanan bölgede ise Dulkadiroğulları beyliği ortaya çıkmış oldu.  Ramazanoğulları daha ziyade Üçok’lara mensup Türk boyları, Dulkadir oğulları ise daha ziyade Bozoklu Türkmenlerin beyliğiydi.  Bu durumda Amik ovası Avşar, İskenderun ovası Kınık ve Özeroğullarının, Çukurova ise Yüreğir boyunun, Maraş ve Malatya ise daha ziyade Bayat, Begdili, Afşar ve İlbeyi boylarının idaresi altındaydı.
 
Avşarları Anadolu’da,  İran ve Azerbaycan’da ve Orta Asya'da kalanlar olmak üzere üç büyük gruba ayırmak gerekir.  Bunun dışında Osmanlı ve Safevi devletleri zamanında bir kısım Avşarların Osmanlı devrinde Rumeli’ye kadar. Şah Abbas zamanında ise Afganistan’a doğru yayıldıkları  bilinmektedir.  Afganistan’daki Avşarlar,  Kabil yakınlarında ve Avşardepe ve Nanakçi bölgelerindedir.
 
Huzistan’da kalan Avşarlar Şumla Türkmen Hanlığını kurmuş iken Aksungur ve oğlu Amadaddin Zenginin komutasındaki Avşarlar, Suriye’nin Kuzeyine yerleşmiş, Avşarların diğer bir kolu olan Karaman Hanedanı ise Karamanoğlu Beyliğini kurmuştur.[10] Karamanoğlu Hanedanı üyelerinin Avşar olduğunu bizlere Selçuk Name’nin yazarı Yazıcıoğlu Ali haber vermektedir. [11]
 
İran Avşarları ise Mansur Bey Avşarları, İmanlu Avşarları, Alplu Avşarları, Usalu Avşarları, Eberlu Afşarları olmak üzere başlıca beş büyük obaya ayrılır.[12] İran’da kalan Avşarlar (Karaklu-Ah­med­lu, Papalu (Babalu), Kun­duzlu (Gün­düz­lü), Çahar-Av­şar, Av­şar­lu, Av­şar Moham­med, Ş›ralı, Av­şar Uşağ, Av­şar, Ker­man­lu, Kırklu, Avşarlarıdır. Bu cemaatlerden kopan Avşarların pek çoğu Anadolu’ya da gelmiştir. Safevi devletinin başına Şah olarak seçilen Nadir Şah, Kırkkulu Avşarlarındandır. [13]
 
 
  1. Avşarların Anadolu’nun Türkleşmesindeki Rolleri
 
 
Avşarların Anadolu’ya geliş şekillerini iki grupta incelemek gerekir.  Birinci grup Avşarlar  Selçuklular ile birlikte hareket eden Malazgirt Savaşı akabinde ve 12. Yy dan itibaren  yerleşik hayata geçen Avşar kitlesiydi. Bu ilk grup Avşarlar Karamanoğulları ve Saruhanoğulları beyliklerinin kurulmasında ya tebaa olarak veya bey sülalesi olarak çok etkin olmuşlar,   birçok yere dağılmışlar şehirler ve ilçeler içinde diğer Türk boyları ile karışık yaşayarak Avşar olduklarını dahi unutmuşlardı.
 
İkinci grup Avşarlar ise Katvan Savaşı sonrasında Horasan’da Büyük Selçuklu Devleti ile vergi meseleleri yüzünden itilafa düşerek Selçuklu’nun Musul Atabeyleri Zengiler ile birlikte veya daha ayrı yollardan, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’ye yerleşen Türkmenlerin içinde gelen Göçer Avşarlardır.   Bu Avşarlar Rakka, Musul, Fırat boyları,  Telafer , Cullab, Münbiç, Ayntap, Halep  ve  Antakya’ya kadar dağılan, daha sonra Memluklar zamanında  Silifke, Çukurova,  Tarsus, Misis, Yarsuvat ( Ceyhan ), Sis ( Kozan) Cebelibereket ( Osmaniye), Haruniye,   İskenderun ( Kınık Ovası) Gavurdağları , Amik ovası , Ayntap, Urfa ve  Malatya’ya kadar dağılan  1865  yılına kadar güney Anadolu'da göçebe hayat süren Türkmenler arasındaki Avşarlardı.
 
Kanuni zamanındaki tahrir defterlerine göre Halep ve Civarında on beş oba Köpekli, Amik ovası ve Kürtdağı civarında sekiz oba Gündüzlü, yakın civarlarında ise 158 hane müstakil Avşar oymağı vardı.[14]
 
Doğu Anadolu ve Azerbaycan kolundaki Avşarlar ise Akkoyunlular devletinin kurulmasında önemli etken olmuşlar, Doğu Anadolu ve Güney Azerbaycan ve Irakta kalan Avşarlar ise Aksungurlar ile Zengiler’in idaresinde çok etkin olmuşlardı.  
 
Selçuklu ’ya asi duruma düştükten sonra ve Moğolların önünden çekilen Horasan’daki asi Türkmen kitlesi,  Memlukler ve Baybars’a sığınmıştı. (1261). Sultan Baybars bu Türkmenlerin de yardımı ile  Ayncalut savaşında Moğolları püskürtmüş, Elbistan’a kadar ilerlemiş, hemen ardından da Moğollara yardım eden Ermeniler üzerine yürümüştü. Çok kısa sürede Sis kalesi gibi birkaç kale dışında Çukurova Memluk ve Türkmen yurdu haline geliverince Sultan Baybars, kırk bin çadırdan oluşan Bozoklu Türkmenlerini Ayntab, Maraş Elbistan havalisine yerleştirmiş ve Dulkadiroğlu beyliğinin hatlarını çizmişti.  Çukurova ise, Payas, Tarsus ve Misis merkezli olarak Üçoklara verilmişti. Bu idari oluşum 1375 yılında Sis kalesinin fethi ile Ramazanoğlu Beyliğine dönüşmüş olacaktı.
 
Halep’in batısı, Kürtdağı ( Afrin ) ve Amik ovası ise Gündüzoğulları, Avşarlarının idaresinde iken Köpekoğulları Dulkadirli Beyliği’nin oluşumunda etkin olmuş [15]  Malatya ve civarında beylik kurma hayali bile kurmuştu. Kutbeği Avşar Cemaati ise 15. Yy.ın ilk yarısında Fırat boylarında kısmi bir hükümranlık yaşamış,   beyleri Kutbeği Memluk tahtının varisleri arasındaki taht kavgalarına destek vermiş, Akkoyunlu -Karakoyunlu, Osmanlı - Akkoyunlu savaşlarında Akkoyunlulardan yana,taraf olmuşlardır.    İmanlu Avşarları ise Dulkadiroğulları Beyliğinin teşekkülünde aktif rol almış olan bir Avşar Cemaatidir.
 
Ramazanoğulları ve Yüreğir Beyi’nin idaresi altındaki Çukurova, Amik ve Gâvurdağı Avşarları Sis ( Kozan) kalesinin Ermenilerden alınmasında  ( 1375) önemli rol üstlenmişti. Nitekim Sis Kalesinin fethine katılan Payas’taki Özeroğulları Beyinin emrindeki 12.000 askerin arasında da çok sayıda Avşar vardı.  Sis Kalesinin fethine şüphesiz ki Amik ovasının hâkimi olan Gündüzoğulları Avşarları ile Cebeli bereketteki ve Sis kalesi civarındaki göçer Avşar kitleleri de katılmıştı.  
 
İster Malazgirt Savaşı sonrasında doğudan;  isterse Kuzey Suriye üzerinden Horasan’dan Anadolu’ya gelen Avşarların bir kısmının, Anadolu’dan İran’a tersine göç yapmaları Otlukbeli ve Çaldıran savaşları sonucunda olmuştur. Bir kısım Avşar cemaatleri, bu savaşlarda Akkoyunlular ve Safevilerin safında olduklarından, savaş sonrasında İran’a çekilmişlerdir. 
 
 
  1. Beyliklerin Yok Olması Boyların Başsız Kalması ve Cemaatlere Ayrılması
 
Otlukbeli ve Çaldıran Savaşları Anadolu’daki boyların ve bey sülalelerinin ortadan kalkmasına yol açan en önemli hadiseler olmuşlardı.   Devletin bekası için beyliklerin ve bey sülalelerinin ortadan kalkmasının gerekli olduğuna kanaat getiren Fatih, hâkimiyeti altına aldığı beyliklerin bey ailelerini ortadan kaldırmaya başlamış, bu süreç Yavuz Selim zamanına kadar  devam etmiş bu sistemli kıyımdan kurtulan Türkmen beylerinin Şah İsmail’in etrafında toplanmasına yol açmıştı. 
Akkoyunlu ve Safevi Devletlerinin ortaya çıkması ile Beylikleri ve bey sülalelerini ortadan kaldırma siyasetine yönelmiş olan Osmanlı baskısı ile bazı Türkmen oymakları ve Avşarların Anadolu’dan İran’a yöneldikleri görüldü. Akkoyunlu ve Safevililerin Türkmenlere kucak açması aşiret üyelerine ve beylerine ayrıcalıklar tanıması nedeni ile bir müddet tersine göç devam etti. Bu sebeple  Anadolu,, Halep, Dulkadirli ve Bozulus oymakları arasında bulunan Türkmenler ve  Afşarların bir kısmı İran’a göçmüşlerdi.
Çaldıran Savaşı, Yavuz Sultan Selim lehine sonuçlanınca Türk Boy beylerinin hiç birisi Anadolu’ya dönememiş, bu yüzden Anadolu’daki Türkmen Boyları beysiz ve başsız kalmıştı.
 
Çaldıran Savaşından sonra Türkmen boylarının idaresi boylardan bölünmüş, cemaatlere ve cemaat ailelerine geçmeye başlamıştı. Bu süreç sonrasında beysiz kalan obalar ve cemaatlerde bir yandan ağalıklar oluşurken, diğer yandan da devletin atadığı ve muhatap kabul ettiği kethüdalıklar getirilmeye başlandı. Bu süreç sonrasında Selçuklu ve diğer Türk devletini çok sarsan boy ve beylik isyanlarının da sonu gelmiş oluyordu.  Osmanlının boyları bölerek cemaatlere ve kethüdalıklara ayırarak, bu parçaları değişik yerlerde iskana zorlayarak, Türkmenler arasındaki boy ve aşiret zincirlerini kırmaya gayreti sonunda ; oymaklar aşiret, cemaat veya devlet tarafından seçilen bu kethüdaların ve ağaların isimleriyle anılmaya, göçer Türkmenler dahi boy adlarını unutmaya başlamışlardı. Örneğin 16. Yy da önemli kethüdalardan birisi olan Recep Bey’in ünü sayesinde bazı Avşarlar, Receplü Avşarı olarak tanınmaya başlanmıştı.[16]  19 yy. a gelindiğinde göçerler arasında artık binlerce cemaat ve yüzlerce kethüdalıktan söz edilmeye başlanmıştı.
 
Buna rağmen Avşarlar ve Türkmenler devletlerine büyük ölçüde bağlıydı. Fakat vergi vermekte istekli olmuyorlar, yazlık ve kışlık yerlerine dönerlerken yerleşik ahalinin ekinlerine ve mallarına zarar veriyorlar, Uzunyayla ve Çukurova’da köy bucak ve kasaba yerleşimlerinin oluşmasına izin vermiyorlardı.   Askere alınamayan ve eğitim verilmeyen göçerler devlet deyimi ile zaman zaman şekavete kalkışıyor, kovgun ve soygunlara neden oluyorlardı. Buna mukabil göçerlerin develeri, katırları vb Osmanlı ordusunun en güçlü yük katarıydı. Devlet her sefere çıktığında, lazım gelen binlerce deve ve katırı bu Türkmenlerden sağlıyor ve kiralıyordu.
 
Türkmenler 18. Yy sonlarına kadar orduya asker vermeyi sürdürmüştü. Örneğin 1687 ve 1690 yıllarındaki Osmanlı-Avusturya savaşlarında  Rakka, Münbiç , Çukurova Suriye , Halep, Bayırbucak  vb den binlerce Türkmen ve Avşar sipahi, gönüllü veya delibaş olarak sefere katılmıştı.  Fakat Otorite’nin zayıflaması ile 1760lı 1780 li yıllardan sonra devlet Göçer Türkmenlerden asker ve vergi alamaz hale  gelmiş Çukurova’nın kuzeyinde Kozanoğulları; Gavurdağlarında ise Küçükalioğulları  derebeyliği çıkmıştı.
 
 
 
 
 
 
  1. Türkmenlerin Yazlık ve Kışlık Yerleşim Yerleri ile Uzunyayla
 
Kozan’ın fethinden sonra iyice şekillenmeye başlayan  ( Sis) Ramazanoğlu Beyliği Çukurova ve Gavurdağındaki Türkmenlere kışlık ve yazlık obalar tahsis etti.   Bu sayede Maraş’tan Nevşehir’e kadar uzanan arazi ile Göksun, Sarız, Pınarbaşı Yahyalı ve Şarkışla ve Tecer Dağlarına kadar uzanan bölge Cenuptaki göçer Türkmenlerin yazlık yaylası olmuştu.
 
Ayntab, Kürtdağı ( Afrin) , Halep , Mümbiç hatta Rakka’ya kadar dağılan Cenuptaki Türkmenlerin yazlık  yaylak yolları güneyden kuzeye doğru   dört geçitten aşıyordu. Bu yolların en doğusu, Maraş Tekir, Göksun Sarız;  bir diğeri Kozan Feke ve Sarız, bir diğeri, Kozan, Aladağ Yahyalı, bir diğeri ise, Pozantı Niğde yoluydu. Silifke ve Anamur’dan Karaman ve Aydın’a yönelen göçerler ise Sertavuldan aşıyordu.
 
Uzunyayla;  Rakka, Culllap , Münbiç, Kilis ve Halep gibi Kuzey Suriye ve Çukurova’daki tüm göçer Türkmenlerin yazlık yaylaklarıydı.  Cenuptaki göçerler kışları Çukurova ve Kuzey Suriye yaz aylarında ise Uzun yaylada yaşıyorlar, bahar ve güz aylarında göç ateşleri yakarak, sığırları, at, deve, katır ve eşekleriyle yazlık kışlık yerlerine göç ederek yaşıyorlardı.
 
17. yy ilk başlarına kadar devletin göçerlere müdahale etmemiş ama duraklama döneminde oluşan asker ve vergi ihtiyacı ile genişlemenin durması, nüfus artışı ve Osmanlıya tersine göçlerin başlaması sonrasında ortaya çıkan coğrafik daralma ve artan şikâyetler neticesinde devlet iskân hareketlerine başvurmaya başlamıştı.
 
 17. Yydan itibaren devlet göçerleri İskâna zorlamaya başlamış,  Diyarbakır ve Kırşehir civarlarındaki göçerler iskâna mecbur edilmişti. Özellikle yerleşik nüfusun da yoğun olduğu yerlerde bu iskân çabaları 18. Yy boyunca da devam etti.  1690 lı yıllarda başlayan İskânlara zorlama çabaları, 1703, 1712, 1728 yıllarında da devam etmiş ilk iskânlardan birisi Köpekoğulları Avşarlarından gelen Receplü Avşarı’nı Zamantı ırmağı kenarlarına yerleştirme girişimi olmuştu. ( 1692)   Fakat Zamantı vadisine yerleştirilen Avşarlar yeniden kovguna başlayınca, Kırşehir’deki bazı aşiretlerle birlikte Rakka’ya sürülmüşler, ama bu Avşarlar yeniden Anadolu’ya ve Zamantı vadisi ile Çukurova’ya dönmüşlerdi. 1728, . Zamantı’ya gelen Avşarlar, yağma ve kovgun’u sürdürmeye devam edince yeniden Rakka’ya sürülseler de Avşarlar geri döndü 1730. [17]
 
18. yy da otoritenin zayıflaması ve göçer kovgunları yüzünden, Uzun yayla ve Çukurova’da yerleşim yerleri acilmasının imkanı kalmamıştı.  Göçerlerin en yoğun kışlağı olan Uzunyayla ve Çukurova’da köy, bucak ve ilçe neredeyse hiç yoktu. . Bu nedenle Çukurova ve Uzunyayla’nın iskâna açılması 1864 yılına kadar gecikmiş, göç yolları üzerinde Çapanoğulları ( Yozgat, Sivas) Kozanoğulları, ( Kuzey doğu Çukurova, Kozan Kadirli Feke, Sarız,) Küçükalioğulları ( Payas, Misis, Gavurdağları )  Fettahoğulları ( Haruniye Düziçi) Reyhanlı Aşireti Kürtdağı ( Afrin) - Amik Ovası )  derebeylikleri türemişti.
 
 1760 ve 1865 yılları arasında Kuzey Suriye’den gelerek Uzunyayla’ya ve  Çukurova’ya gelip gitmek isteyen   göçerler ile kendilerini yörenin hakimi faz eden derebeyleri ve diğer aşiretler arasında yüzlerce çatışma çıktı. Bu kanlı savaşların en şiddetlileri Suriye’den gelen Ceritler ile Avşarlar arasında oluyordu. Avşarlar bu yıllarda daha ziyade, kış aylarında Kadirli, Kozan, Tatarlı, Erzin, Dörtyol ve Payas’a geliyorlar, Payas ayanı Küçükalioğulları ile ittifak halinde oluyorlar;  Kozanoğulları ile de birlikte hareket ediyorlardı. Yaz ayları ise Yahyalı, Zamantı vadisi, Pınarbaşı, Sarız ve Göksun’a göçüyorlardı.
 
Osmanlı toprak kaybettikçe tersine göç oluşuyor, kaybedilen topraklardan gelen Müslüman ahaliyi yerleştirecek yer ihtiyacı oluşuyordu. Bu sebeple Uzunyayla ve Çukurova Çerkez mülteciler için İskân alanı seçilmiş fakat bu iskân yöredeki göçerleri hayli rahatsız etmişti. 
 
1864 Fırka-ı İslahiye hareketi ile Kurt İsmail Paşa, Derviş ve Ahmet Cevdet Paşaların kadife yumruklu yumuşak siyasetleri ile Avşarların bir kısmı Uzunkaya’ya Bir kısmı da Çukurova’da iskâna mecbur kaldı. 1865 iskanı kalıcı olmuş, Avşarlar,  daha çok Kayseri, Adana, Maraş, Hatay ve Sivas’a yerleştirilmişti.
 
 
  1. Avşarların Anadolu’daki Yerleşim Yerleri
 
Anadolu’da ise başlıca Avşar cemaatleri:  Alplu , Araslu,  Bekeslü,  Gündüzlü, İmirlü, Köse Ahmedlü, Köselü,  Papaglu,  Kesemlu ,Kerelu, Karamanlu,  Salmanlu,  Sindelli, Tur Ali Haculu,  Balabalu , Kirklu [18] Delüler, Burhanlı, Receplü, Cambaz, Elsizler, Garipşah, Sofular, Salmanlu, Gündüzoğulları,[19] Köpekoğulları, Kutbeği oğullarıdır.  Anadolu’daki Avşarların 13. Yy da Karamanoğulların hâkimiyet sahalarında ve Amik ovası ile Çukurova’da etkin oldukları görümüştür.
 
Türkiye’nin 59 ilinde Avşar yerleşimleri olduğu tespit edilmiştir. Güneyden ve Doğudan Anadolu’ya gelen göçer ve yerleşik Avşarların Anadolu’daki belli başlı yerleşim yerleri şunlardır: Adana ( Haruniye, Bahçe, Kadirli, Kozan, )  Afyon, Aksaray, Amasya, Ankara, Aydın, Antep, Beğ S. (Sivrihisar), Beyşehir, Birecik, Bolu, Bozok (Yozgat), Çankırı, Çemişkezek, Çorum, Diyarbekir, Erzurum, Halep, Hamid (Eğridir, Gölhisar, Uluborlu, Yalvaç), Hüdavendigâr (Bursa), İçel (Anamur, Gülnar, Karataş, Mud, Silifke, Silindi), Karahisar-ı Şarkî, Karaman (Bozkır, Eski il, Karahisar), Kadirli, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Malatya, Maraş, Antakya, ( Amik ovası,)  Bertiz, Besni, Camusbel, Elbistan, Güğercinlik, Kara Hayıt, Keferdiz, Kurupınar, Yenice Kale, Zamantı), Menteşe ((Balat, Mekri, Peçin, Ula), Niğde, Özer (Payas), Saruhan (Demirci, Manisa, Ayasulug, Sığla), Sivas, Tarsus (Merkez, Kosun, Ulaş), Teke (Antalya), Urfa.[20]
 
1946 da İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan” Meskun Yerler “ adlı kitapta Türkiye’de Afşar veya Avşar  adını taşıyan 53 yerleşim yeri tespit edilmiştir.
 
Karamanoğulları, Akkoyunlular, Özeroğulları, Küçükalioğulları ve Kozanoğulları ya Avşarlardan oluşan ya da Avşarların desteklediği beylik ve idare sahibi sülalelerdir. Gündüzoğulları Amik ovasının mülki ve idari hâkimi, Saruhanoğulları Beyliği Afşar boyunun Saruhanlı kolundandır.
 
 
  1. Anadolu Dışındaki Avşarlar
 
Anadolu’ya gelen Avşarların bir kısmı Bulgaristan'da Deliorman, Makedonya ve Kosova’ya kadar dağılmış,   bir kısmı ise 16. Yy başlarında tersine göç yaparak Safevi devleti döneminde İran’a göç etmiştir. Faruk Sümer’e göre İran’da Anadolu’dan ve Halep’ten göç eden pek çok Avşar cemaati vardır.  Avşarların İran’a tersine göçlerinde Türkmen Devleti kuran Şah İsmail ile Nadir Şah’ın Avşar hanedanını kurması elbet etkili olmuş (Sümer, 1965: 286). Bu Avşarlar Urmiye’den Herat’a kadar olan geniş bir bölgeye yerleşmişlerdir.  Nitekim Safevi Devletini oluşturan en büyük Türkmen kitlesinden ikincisi Avşarlardır. [21]
Şah İsmail, devletinin en asli unsurlarından biri olan Avşarları özellikle Horasan sınırını korumakla görevlendirmişti. Nitekim bu etki Avşarların Kırklu oymağından Nadir Şah’ın 1736’da  Safevilerin başına geçmesine ve Avşarlar hanedanını kurmasına da vesile olmuş olur.   Günümüzde İran’daki Avşarlar,  Urmiye gölünün kuzey batısında Hemedan, Kirmanşah, Nişabur ve Kirman’ın güneyinde dağılmış durumdadırlar. Bu nedenle Safeviler devrinde, Huzistan’daki Avşar oymaklarından bir kısmının Azerbaycan ve özellikle Urmiye havalisine yerleştikleri zannedilmektedir.
 
Kuzey Azerbaycan’daki Karabağ hanlığı Nadir Şah’ın komutanlarından ve Cevanşir Avşarlarından Penah Ali Han Tarafından kurulmuş bir hanlıktır.[22] Kuzey Azerbaycan’da Suriye ve Şamdan gelen Avşarlara Şamlu veya Şumlu denmiştir.
  Güney Azerbaycan’da ise “ Avşarlar şeheri “ diye bilinen Urmiye’de kurulan Urmiye Hanlığı da Avşarların kurduğu hanlıklardan biridir. Safevilerin dini merkezi olan Erdebil’de kurulan Erdebil Hanlığı ise İran’da Avşarların Saruhanlı kolu tarafından Anadolu dışında kurulan diğer bir Avşar hanlığıdır. Bunlardan baska Şumlaoğulları Beyliği; İnançoğulları Beyliği; Sevindik Han Beyliği; gibi beylikler de kurulmustur.
 
Anadolu`daki Avşarlar için Dadaoğlu’nun önemi ne ise Güney Azerbaycan İran ‘daki Kul Abbas da Avşarlar için o kadar önemli bir ozandır.
 
Özünnen kiçiyi işe buyurma,
Sözün yere düşer, heç migdar olmaz,
Her ne ki kâr görsen, öz elinle gör,
İnsan öz işinde cefakâr olmaz.
 
Özünnen böyügün sahla yolunu,
Düşen yerde soruş erz-i hâlını,
Amanat amanat gonşu malını,
Gonşu yoh isteyen, özü var olmaz.
 
Soruşun Kul Abbas, hâlın necedi?
Gündüzleyin ay garanlıg gecedi,
Serv agacı her agacdan ucadı,
Esli gıtdı, budagında bâr olmaz.   (Âşık Kul Abbas)[23]
 
Safevi hükümdarı Şah Abbas I zamanında, Safevi -Afgan ( Gurlular) mücadeleleri esnasında Şah Abbas I ile sürtüşen önemli bir Afşar kitlesi de Afganista’na geçmiştir.
 
  1. Avşarların Kurdukları Devletler ve Beylikler
 
Zengiler Atabeyliği, Avşar Beyi Aydoğdu’nun kurduğu ,  Huzistan Beyliği, Urmiye’de kurulan Urmiye Hanlığı, Karamanoğulları ve Alâiye (Alanya) Beyliği,
 
Dulkadiroğulları Beyliği; Şumlaoğulları Beyliği; İnançoğulları Beyliği; Sevindik Han Beyliği; Karabağ Hanlığı; Erdebil Hanlığı; Urmiye Hanlığı; Karabağ’da kurulan Civanşir Hanlığı ve Nadir Şah’ın kurduğu Afşar İmparatorluğudur.
 
Ayrıca , Safevi Devletinin , Germiyanoğulları ve Aydınoğulları Beyliğinin kurulmasında Payas’taki Küçük Alioğulları ile Kozan Feke , Kadirli` deki Kozanoğullarının varlıklarını sürdürmelerinde  etkin güç oldukları da bilinmektedir.
 
 
 
 
 
[1] Eldeniz Abbaslı - Avşar Obasıwww.avsarobasi.com/214-yazarlar/eldeniz-abbaslı.html
[2] KALKAN, Emir; “Afşarlar”, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı 19, Ağustos 1982, s.23-76.
[3] ÇAPRAZ, Erhan; “Fahri Bilge Defterlerindeki Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri”, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2005.
[4] Faruk Sümer,  Oğuzlar ( Türkmenler)  Tarihleri Boy Teşkilatı ( Destanları)  AÜ DTCF Yayınları II. Baskı, 1972, s.264
[5] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen Kitapevi, 2018, s.39
[6] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen Kitapevi, 2018, s.39
[7] ABDÜLKERİM ÖZAYD! N, Sencer, TDV DIA - İslam Ansiklopedisi, cilt: 36; sayfa: 510
[8] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen Kitapevi, 2018, s.39
[9] Faruk Sümer,  Oğuzlar ( Türkmenler)  Tarihleri Boy Teşkilatı ( Destanları)  AÜ DTCF Yayınları II. Baskı, 1972, s.264
[10] M.C. Şehabeddin Tekindağ, Karamanlılar,  DİA,  C.VI, s. 317
[11] Doç Dr. Ali Aktan, Anadolu’da Avşarlar, Sosyal Bilgiler Enstitüsü Dergisi, s.6, 1995
[12] Faruk Sümer,  Oğuzlar ( Türkmenler)  Tarihleri Boy Teşkilatı ( Destanları)  AÜ DTCF Yayınları II. Baskı, 1972, s.264
[13] Azmi Özcan, Nadir Şah,   TDİA, cilt: 32; sayfa: 277
[14] Doç Dr. Ali Aktan, Anadolu’da Avşarlar, Sosyal Bilgiler Enstitüsü Dergisi, s.6, 1995
[15] Doç Dr. Ali Aktan, Anadolu’da Avşarlar, Sosyal Bilgiler Enstitüsü Dergisi, s.6, 1995
[16] ÇAPRAZ, Erhan; “Fahri Bilge Defterlerindeki Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri”, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2005.s.10
[17] ÇAPRAZ, Erhan; “Fahri Bilge Defterlerindeki Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri”, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2005.s.11
 
[18] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen Kitapevi, 2018, s.63
[19]Yrd. Doç. Dr Elvan YALÇINKAYA, AVŞAR TÜRKMENLERİNİN KASTAMONU ÇEVRESİNDEKİ İZLERİ, https://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/viewFile/475/466
[20] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenleri, Akademisyen Kitapevi, 2018, s.65
[21] Tuba Tombuloğlu ,Kafkasya'nın etnik ve kültürel yapısı'nın oluşumunda Türklerin rolü. Ankara Üniversitesi. Yüksek lisans tezi.. Ankara – 2003
[22] Tuba Tombuloğlu ,Kafkasya'nın etnik ve kültürel yapısı'nın oluşumunda Türklerin rolü. Ankara Üniversitesi. Yüksek lisans tezi.. Ankara – 2003
[23] Nabi KOBOTARİAN, TEBRİZ ÂŞIKLIK GELENEĞİ VE ÂŞIK EDEBİYATI, ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANA BİLİM DALI, YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA / 2008

 





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 1/20/2016