ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDAN BABAİLER İSYANLARI
GÜNÜN YAZISI

                             ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDAN BABAİLER İSYANLARI
 
  Türk devletinin geçmekte olduğu bu puslu ve bulanık atmosfere bir fener bir mum tutmak gayesi ile yapılan bir araştırmadır.
   Tarih boyunca kurulmuş olan Türk devletlerinde isyanlar olagelmiştir. Çünkü her devletin halkı içinde memnunlar ve gayrı memnunlar zümreleri olmuş ve olacaktır da. Devlet güçlü ise gayrı memnun zümreler seslerini çıkaramamış ve müesses nizama karşı kıyam hareketine cesaret edememiştir. Ne zaman ki devlet çeşitli sebeplerle zaafa düşmüş ise hainler suret-i haktan görünerek fırsat bu fırsattır diyerek fitne pazarını kurup o zümreleri devlete karşı kışkırtıp kendi hain emellerini gerçekleştirme gayreti ile halkı tahrik ederek kıyama kalkışma cüretini göstermişlerdir. Biz bu yazımızda Selçuklu döneminde, Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet döneminde meydana gelen isyan ve kalkışmaları incelemeye çalışacağız.
  Türk milletinin başına büyük gaileler açan Fethullah Gülen ve avenelerinin geçmiş tarihte Selçuklu devletinin başına gaileler açan, Babiler isyanlarının ve diğerlerinin aynı karakteri taşıdığını görüyoruz.  Devlet düzeninin sarsılmasına ve binlerce insanımızın ölmesine vesile olmuşlardır. Aşağıda çok çeşitli kaynaklardan alıntıları dikkatle tetkik ederseniz görecek ve anlayacaksınız ki   
15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ ihanet çetesinin başındaki kişi Fethullah Gülen de Mesihlik ve hatta kâinat İmamlığı gibi bir iddianın sahibidir.
 
 
Gregory Abu'l-Farac, Abu 'l-Farac Tarihi, çev. Ö. R. Doğrul,
Ankara 1950, Il, 539-540.
“Yunanlıların 1552 (miladi 124 1 ) ve Araplar'ın 638 (m!Hidi 1240)
yılının Teşrinler mevsiminde Araplar'ın dinine karşı fena bir ayrılık hareketi
baş gösterdi. Çünkü ihtiyar ve zahid bir Türkmen, Amasya'da şöhret
kazandı. Bu adamın adı Papa idi. Kendisine Resul diyor ve hakikaten
Allah'ın peygamberi olduğunu söyleyerek Muhammed'in yalancı olduğunu
ve peygamber olmadığını iddia ediyordu. Birçok Türkmenler ona inandılar.
Çünkü kendisi gösterişler yapıyordu. Bu adam İhtiyar İshak namındaki
müridini Roma diyarının hududu üzerindeki Hısn-ı Mansur'a gönderdi ve
onun burada halkı kendi peygamberliğine inanmağa davet etmesini istedi.
Bu adam, birçok kimselerin üstadına bağlanmasın temin etti ve onun
harbedebilmesi için birçok silahlar tedarik etti. Bütün Türkmen askerleri
merkeplerini, öküzlerini ve koyunlarım satarak atlar aldılar ve atlara binerek
Hısn-ı Mansur, Gargar (Gerger), ve Gağti (Kahta) havalisini soymağa
başladılar. Bunlar Baba'nın Allah tarafından gönderilme bir peygamber
olduğunu kabul etmeyenleri öldürüyorlardı.
Bunun üzerine Malatya emiri 500 atlıdan müteşekkil bir ordu
toplayarak Savma oğlu (Barsuma) manastırındaki tebeadan 50 adam seçti ve
bunların ok atmaktaki hünerlerinden istifade etti. Bunların hepsi giderek
Türkmenlerle harp ettiler. Bunlar mağlup oldular ve manastıra mensup olan
kimselerden pek az kişi canlarını kurtarabildiler. Bu yüzden Türkmenler son
derece kuvvetlendiler ve bir çok halk kitleleri onlara bağlandılar. Türkmenler
Ablastayn (Elbistan) taraflarına giderek burada da bir orduyu mağlup ettiler.
Sonra Amasya'ya giderek Peygamber tanıdıkları adamı görmeyi arzu ettiler.
Bunun üzerine Roma diyarının asilzadeleri ihtiyar Baba'ya karşı bir
pusu kurdular ve Baba'yı pusuya düşürerek boğdular. Baba'nın müridi İshak
ile adamları onu bulamayınca, Baba'nın kendilerine yardım etmek üzere
melekleri getirmeye gitmiş olduğu şayiasını yaydılar ve Amasya'ya karşı
vahşiyane bir muharebe açtılar. Roma diyarından gelip toplanan 60.000 atlı,
6.000 Arap'tan müteşekkil bu küçük kuvvete hücum edemediler. Bunun
üzerine sultanın hizmetinde bulunan 1000 Frenk atlı hiddet ile alevlenerek
dişlerini gıcırdattılar ve yüzlerinin üzerine haç işareti yaparak bu sapık
adamların üzerine hücum ettiler ve bunları dağıttılar. Daha sonra Araplar da
bunlarla beraber hareket ederek Türkmenleri çemberlediler ve hepsini kılıçtan
geçirerek mahvettiler. Bunlardan erkek, kadın, çocuk, hayvan velhasıl hiç
bir şey kılıçtan kurtulamadı.”
 
 
Rum ülkesinde ortaya çıkan el-Baba et- Türkmen bu altı yüz otuz Takıyyu'd-Din Ahmed b. Ali el-Makrizi, Kitaibu 's-Süluk bi Ma'rifeti Dü veli 'l-Müluk,
M. Mustafa Ziyade, Kahire 1936, I/2,
“Altı yüz otuz sekiz senesi.Bu yılda Rum ülkesinde (Selçuklu devletinde) nübüvvet iddiasında bulunan bir adam ortaya çıktı. Türkmenler’ den olan bu adama el Baba deniyordu.
. Bunun birçok taraftarı oldu. O bunları "La ilahe illallah el-Baba Resulullah " demeye teşvik ediyordu.
Ona Rum ülkesinin hükümdarının ordusu karşı çıktı ve onunla savaştı,
 İkisi arasında dört bin kadar kişi öldürüldü. Sonra el-Baba da katledildi, böylece işi bitmiş oldu.”
 
Ebü'l-Mehasin Yusuf b. Tağribirdi, el-Menhelu's-Sufi, Topkapı
Sarayı Müzesi (III. Ahmed) Ktp., nr. 3018, v. 174a:
“. Rum ülkesinde ortaya çıkan el-Baba et- Türkmam bu altıyüz otuz sekiz
(638) senesinde nübüvvet iddiasında bulunduğu için öldürüldü.”
 
Zehebi, Tiirfhu 'l-İslam, Süleymaniye (Ayasofya) Ktp., nr. 3012,
VIII, 253a:
“Altı yüz otuz sekiz yılı... Bu senede Rum ülkesinde el-Baba etTürkmani
ortaya çıktı ve nübüvvet iddiasına girişti. Taraftarlarına "La ilahe illailah
ve1-Baba Veliyullah deyiniz" diyordu. Yanında muazzam bir halk
kitlesi toplandı. Rum ülkesinin hükümdarı, onunla muharebe etmek için bir
ordu düzenledi. İki taraf karşılaştığında el-Baba da dâhil, tam dört bin kişi
katledildi.”
 
 
4-Sibt ibnu'l-Cevzi, Mir'atu 'z-Zaman fi Tarihi 'l-A 'yan, Türkİslam
Eserleri Müzesi Ktp., nr. 2138, XV, 165a:
 
“Altıyüz otuz sekiz yılı ... Bu yılda Rum diyarında, kendisine el-Baba
denilen bir Türkmen zuhur etti. Bu adam nübüvvet iddia ediyor ve
(müridlerine) "La ilâhe illallah vel-Baba Veliyyullah deyiniz" diyordu.
Bunun yanına bir çok kimse toplandı. Rum ülkesinin hükümdarı buna
karşı bir ordu düzenledi. İki taraf karşılaştılar; aralarında dört bin kişi
katledildi, hatta el-Baba'yı da katlettiler.”
 
Mustafa b. Hasan el-Cenabi, el-Aylemu 'z-Zahir fi İlmi 'lEvail
ve 'l-Evahir, Süleymaniye (Ayasofya) Ktp., nr. 3033, v. 474 a:
“ Sonra Amasya şehrinde kendisine Baba denilen biri çıktı ve
peygamberlik iddiasında bulundu, bir takım acayiplikler gösterdi. Halkın pek
çoğu ona kandılar. Yanında pek çok kimse toplandı. Hatta yanında
piyadeler hariç altı bin kadar süvari birikti. Bunlar ayaklandılar ve
kendilerine karşı koyanlada savaştılar, köyleri ve şehirleri yağmaladılar.
Böylece büyük bir fesat çıkardılar. Sultan Gıyaseddin onlara karşı asker
yolladı. Bunlar asilerle savaştılar ve onları yendiler. Baba'yı ve halifesi
İshakı esir ettiler, sonra onları da öldürdüler. “
“Bu kıyamların tamamı, Babailer isyanı gibi mesiyanik bir ideolojiyle
harekete geçmiştir. Bu ideolojinin propaganda ettiği mehdilik kavramının,
genelde sıkı bir şekilde Safevi Şiiliği ile bağlantılı ihtilalci bir karakter
sergilediği dikkati çekiyor. Şah Kulu ve Nur Ali Halife isyanlarının Şah
İsmail ile doğrudan bağlantısı henüz ispat edilememişse de, bunlardaki
mehdilik kavramının da aynı karakteri taşıdığı, olayların tafsilatından anlaşılıyor.
Zira her dört kıyamda da, Osmanlı (Yezid) saltanatını devirme amaçlanmaktadır.
Kendilerini sahib-i zaman ve mehdi-i devran olarak niteleyen isyan
liderleri, amaçlarının Yezid'in mülkünü ele geçirmek olduğunu bizzat
ifade etmişlerdir.
Bu liderler, Şah Kulu Baba Tekeli, Nur Ali, Bozoklu Celal (Şah Veli)
ve Şah Kalender, Baba İlyas gibi, birer şeyhtirler. Bu, onların kendilerine
bağlı kalabalık bir müridler· topluluğuna hitap ettikleri ve karizmaları sayesinde
peşlerinden kalabalık kitleleri sürükleyebilecek kapasitede oldukları anlamına
gelir. Nitekim öyle de olmuştur. Mesela aynı dönemde ortaya çıkan
başka bir takım kıyamların liderleri olan Yenice Beğ, Domuzoğlan,
Söklenoğlu gibi şahsiyetler, böyle bir pozisyona ve karizmaya sahip olmadıkları
için, hiç bir zaman bu kadar kalabalık kitlelere hitap edememişlerdir.
 Nitekim bu sonuncu gruptaki isyanlar, mesiyanik ayaklanmalar değillerdir.
Kaynaklarımız, bu mehdici isyan liderlerinin aynen Baba İlyas'ın metodunu
uyguladıklarını gösteriyor. Bu şeyhler, kendilerini mehdi' ilan edip
halkı ayaklanmağa çağırmadan önce, bir mağaraya çekilerek -Baba İlyas
gibi- uzunca bir süre riyazat ve inziva hayatı geçirmekte, halk arasında böylece
korkuyla karışık büyük bir saygı elde ettikten sonra ancak, Tanrı ile
temas kurduklarını söyleyerek misyonlarını açıklamakta ve hadiseyi başlatmaktadırlar.
Kanaatimizce, Baba Resul isyanından yaklaşık üç yüz yıl sonra aynı
bölgelerde ortaya çıkan ve benzer ayaklanmaları gerçekleştiren bu şeyhlerin,
adı geçen isyan hakkında geleneksel şifahi bilgilerinin bulunması çok
muhtemeldir. Belki bu sebeple aynı metotları denemiş olabilirler. Aslında,
bu isyanları gerçekleştiren sosyal tabanın, yani konar-göçer Türkmen zümreleri
ve köylülerin, Babailer isyanının yarattığı zümrelerin devamından
başka bir şey olmadıkları göz önüne alındığı zaman, bu kıyamlarla Babailer
yahut Baba Resul isyanı arasındaki pek çok benzerliğe şaşılmaması gerekir.
Şu kadar yüzyıl sonra da olsa, bu kıyamların aynı coğrafyada, benzer
karizmatik liderler önderliğinde ve hemen hemen birbirinin aynı bir sosyal
tabana dayalı olarak meydana gelmelerinin, tarihin aynı şartlar altında tekrarından
başka bir şey olmadığını söylemek, her halde yanlış olmayacaktır.”
 
BABAILER İSYANI
Aleviliğin Tarihsel Altyapısı
Ahmet Yaşar Ocak
 
“Baba İlyas 637 (1240) yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhusrev’e karşı iktidarı ele geçirmek maksadıyla hazırladığı ayaklanmanın fiilî idaresini halifesi Baba İshak’a havale etti. Ayaklanmanın ilk zamanlarında başarı kazanarak Güneydoğu ve Orta Anadolu’yu ele geçiren Babaîler Amasya’da ilk yenilgiye uğradılar. Amasya Kalesi’ne sığınmış olan Baba İlyas burada Mübârizüddin Armağanşah kuvvetleri tarafından kıstırılıp yakalandı ve idam edildi. Buraya gelen fakat şeyhini kurtarmaya muvaffak olamayan Baba İshak yönetimindeki diğer grup Konya üzerine yürüdü. Ancak Kırşehir yakınlarındaki Malya ovasına geldikleri sırada Babaîler, paralı Frank askerlerinin de bulunduğu Selçuklu ordusu tarafından ikinci defa ağır bir yenilgiye uğratıldılar ve Baba İshak öldürüldü. Böylece isyan bastırılmış oldu.”
 
Diyanet İslam Ansiklopedisi.
 
 





İbrahim SağırVip Üye / Erkek / 1/20/2016