Hasankeyf'i Gezelim mi?






Alıntı: https://www.google.com.tr/imgres?q=Hasankeyf,&um=1&hl=tr&sa=N&gbv=2&biw

Hasankeyf

Nüfus (2011)[1]
 - Toplam     6,637

Hasankeyf,
BATMAN'a bağlı olan, iki yakasını Dicle Nehrinin ayırdığı tarihi bir ilçedir. 1975 yılı nüfus sayımlarına göre nüfusu 13.823 olan Hasankeyf, verdiği sürekli göçler nedeniyle 2000 yılında nüfusu 7493'e düşmüştür. Eski şehrinin tarihi, 10.000 yıl öncesine kadar gitmektedir. 1981'de doğal koruma alanı ilan edilmiştir.
Hasankeyf, Güneydoğu Anadolu'da
BATMAN İline bağlı, Dicle Nehrinin doğu kıyısındadır. Güneyinde  Midyat Dağları, Kuzeyinde Raman Dağları bulunmaktadır. İlçe Merkezi BATMAN İl merkezine 37 kmdir. Hasankeyf, kültür, ticaret ve siyaset odaklarını üzerinde toplamış doğal tarihi ve kültürel yönlerden  ihtişamlı ve  gizemli bir antik kenttir.


Alıntı: https://www.google.com.tr/imgres?q=Hasankeyf,&um=1&hl=tr&

TARİHÇESİ

Hısn Keyfa olan bu şehrin adı “ Kaya Hisarı ” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerde bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya müsait” yer anlamına geldiği  belirtilmektedir.   Kale yekpare taş kitlenin oyulması suretiyle oluşturulmuştur.
Hasankeyf,
Diyarbakır , Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergâhındadır. Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşaa etmişler, Miladi III. Asırda İranlılar Mezopotamya’yı ele geçirmiş ama  Roma İmparatoru Diyokletion zamanında bu bölge yeniden Roma'ya bağlanmştı.  M.S. 363 yılında Hasankey’in Bizanslıların denetiminde olduğu bilinmektedir. MS 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapılar İslam İstilası ile yeniden tahrip edilir. Hicri 17. yılda Hasankeyf İslam Orduları tarafından ele geçirilmiş, Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990),Mervaniler (990-1096) en sonunda da  Artukluların eline geçmiştir. ( Bkz : 
Hasankeyf  en parlak dönemini
Artuklular zamanında yaşamıştır.  Emir  Artuk, 1071 Malazgirt Savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak  Selcuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur. Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirip burada önemli tarihi ve mimari eserler yaptırmıştır.
1232 yılında Eyyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf'i ele geçirmiş ve 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir.  Selahaddin’i Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış Hasankeyf Eyyübi Hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Eyyübilerin, bir prensliği gibi Hasankeyf Eyyübileri diye tarihte yer edinmiştir. Moğollar burayı ele geçirerek yağma ve tahrip etmişlerdir. Bu tahrip ve yağma çok ağır olmuş, Hasankeyf bir daha eski özelliğini ve halini bulamamıştır.
Eyyübiler’den sonra Hasankeyf’e
Akkoyunlular hakim olur. Bu hakimiyet  15. y.y. başına kadar devam etmiş 1473 yılında Uzun Hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey  Hasankeyf’te Dicle Nehri kenarında gömülmüştür.  Akkoyunlular ’dan sonra Hasankeyf,  İran Safavilerinin hâkimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim ’in Doğu Seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir.
 Hasankeyf’te kültür ve uygarlıkların kaynaştığı,  tarihte ilk bağımsız, Doğu Hindistan Cemaatlerinden birinin burada yerleştiği, ayrıca Yahudilerin burayı önemli bir yerleşim birimi olarak gördükleri,  bu tür sosyal karmaşaların aydınlatılması ihtiyacı ise bölgede bir İslami
RÖNESANSı oluşumuna sebep olmuştur. 


https://www.google.com.tr/imgres?q=hasankeyf&hl=


HASANKEYF'TEKİ TARİHİ  MEKANLAR



EL-RIZK CAMİİ :
Cami kitabesinden 1409 yılında Eyyubi Sultan, Süleyman tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Caminin  ibadet mekanı yıkılmış  minaresi ve anıtsal kapısı ayakta kalmıştır. Minaredeki kufi yazılar, süsler ve motifler dikkatleri çekmektedir.

KIZLAR CAMİİ :
Eser gerçekte  Eyyubi prenslerine ait bir anıt mezardır. Yapının kuzeydoğu köşesinde yer alan “
Mezar dası” kubbesiyle birlikte ayakta durabilmiş, diğer mezarlar yıkılmıştır. ( Bkz:
Ahlat Mezarları Taşları Motifleri ve Tipleri )
 
KOÇ CAMİİ :
Eyyubi dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Camide yer yer alçı süslemeler bulunmaktadır. Bu süslemeler  Büyük Selçuklu Stiline benzemektedir.

ULU CAMİİ:
M. 1300 Moğol istilasından sonra Eyyubilerin  günümüze ulaşan en önemli eserdir. 1325 yılında Muciruddin Muhammed zamanında antik  kilise kalıntısı üzerinde yapılmıştır. Kapıdaki kitabeden Eyyubi Sultanı, Süleyman zamanında tamir gördüğü, minaredeki kitabeden de minarenin 1520 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. 1396 yılında yapıldığı, anlaşılan cami minberine ait 
Ahşap işleme parçalar  Hasankeyf Kazıevi’nde koruma altındadır. Minberin  Geleneksel Ahşap işleme süslemeleri hayranlık verici güzelliktedir.

SULTAN SÜLEYMAN CAMİİ :

Kitabesine göre1407 yılında Eyyubi Sultanı, Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Sultan Sülayman’ın mezarı ibadet mekânına girerken eyvanın doğusunda yer alan odacıkta bulunmaktadır.
Minaresi yıkılmış olan Caminin minaresi, dört cephesinde yer alan kufi
hat sanatı yazılar Tezhip ve Süslemelerle dikkatleri çekmektedir. Caminin kubbesi ve ibadet mekânının etrafı alçılarla süslenmiştir. Caminin güneyindeki Koç Camisi ile birlikte şehrin merkezini oluşturduğu ve geniş kapsamlı bir külliye içinde yer aldığı anlaşılmaktadır

İ.ABDULLAH ZAVİYESİ :
Hz. Peygamberin amcası Cafer-i Tayyar’ın oğullarından İmam Abdullah’ın türbesidir. Etrafındaki kalıntılardan türbenin bir külliyenin içinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Kitabesinden  1478 yılında Akkoyunlular tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır.  Günümüze ulaşan 
Ahşap işleme ve Oyma kapısı Diyarbakır Müzesi’ndedir.
 
HASANKEYF KALESİ  
M.S. 363 yılında Romalıların kayalardan oluşan bir kale haline getirdikleri sanılmaktadır. Tamamı kayalardan oluşan kaleye,  biri doğudan, biri de batıdan olmak üzere iki yolla ulaşılır.  Kalenin kuzeyinde gizli merdivenli iki gizli yolu vardır. Bu merdivenlerden birisi tabii tahribat neticesi açığa çıkmıştır. Gizli yolların tehlike sırasında  nehirden su ihtiyaçlarını sağlamak için kullanıldığı sanılaktadır. Artuklular ve Eyyubiler döneminde kaleye su çıkarılmıştır. Kalenin güneyinde su havuzu ve su  kanalları mevcuttur.  Kalede, Büyük Saray, Küçük Saray, Ulu Cami harabelerinin yanı sıra mezarlıklar, evler, türbeler mescidler ve  dokuma atölyeleri bulunmaktadır.

SARAYLAR:


BÜYÜK SARAY
Kalenin kuzeyindeki Büyük Saray'ın  ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir; ancak Artuklular’a ait olduğu tahmin edilmektedir. Yapının en önemli özelliği binadan bağımsız ve giriş kapısının hemen karşısında dikdörtgen bir kulenin yükseliyor olmasıdır. 

KÜÇÜK SARAY
M. 1328 yılında Eyyubi Muciriddin Muhammed tarafından, Mardin Artuklularından Hasankeyf’e getirilecek “Gelin” için yaptırılmıştır. Kuzey cephesindeki pencerenin üzerinde yer alan karşılıklı iki aslan kabartması ve aralarındaki kufi yazılar, dış cephelerinde yer alan alçı süslemeleri dikkat çekicidir.

HASANKEYF TARİHİ TAŞ KÖPRÜSÜ:
Artuklular tarafından 1140 dolayında yapılmıştır. Ortaçağın en büyük taş köprüsüdür. İki orta ayak arasındaki açıklık 40 metredir.  Artuklu eseri olan Malabadi Köprüsü ile benzerlik göstermektedir. Köprünün bir özelliği de en büyük kemerin orta kısmının ahşap olmasıdır. Herhangi bir tehlike esnasında bu ahşap kısım kaldırılarak köprü ulaşıma kapatılırdı.  Köprü, 1349 yılında Eyyubi Melik Adil tarafından tamir edilmiştir. Akkoyunlular tarafından da tamirat gördüğü bilinmektedir.  

ZEYNELBEY TÜRBESİ:

1462-1482 yıllarında hüküm süren Akkoyunluların, İlçede bıraktığı tek eserdir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’in Türbesidir. Akkoyunların Türkiye’deki ender eserlerinden biridir. Dıştan silindirik, içten sekizgen şekilde yapılmıştır.  Türbenin silindirik gövdesi üzerinde turkuaz ve sırlı tuğla ile dört kuşak kufi yazı yazılmıştır. Birinci kuşak’ta “Allah” ikinci ve üçüncü kuşakta “Ahmet” devamında ard arda “Muhammed”, dördüncü kuşakta ise “Ali” yazısı yazılmıştır. (2)
Tüm bu sözü edilen tarihi, kültürel, dini ve arkeolojik özellikleri ile Hasankeyf Ilısu Barajının suları altında kalmak üzeredir. Bu talihsiz baraj projesi, 10.000 yıllık tarihi 50 yıldan fazla ömrü olmayan bir oluşum için yok edecek. Onbinlerce yıllık kültür, din ve mimari geri dönülemez şekilde zarar görecektir.


Ilısu Barajı tehlikesi

Ilısu Barajı; Mardin ve Şırnak İl sınırları arasında Dargeçit ilçesinin 15 Km. doğusunda, Dicle Nehri üzerinde yapılmaktadır.  Ilısu Barajı kaya dolgu tipinde  temelden  138 m yükseklikte olacaktır.  Ilısu  Barajı ile üretilecek olan enerji , ülkemizdeki hidroelektrik santrallerde üretilen elektiriğin  %10’unu oluşturacaktır.  Fakat Hasankeyf, üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı ile Hasankeyf , sular altında kalma ve tüm kültürel hazinesini yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Ilısu Barajı şu anda dünyanın en çok tartışılan baraj projesidir. On seneden beri çevre ve insan hakları örgütleri projenin devasa kültürel, ekolojik, insani ve politik etkilerine karşı mücadele vermektedir. Ilısu 75 000 km2 lik bir alanı kapsayan, dünyanın en büyük sulama ve elektrik üretimi projelerinden biri olan GAP Projesinin bir parçasıdır. Ön görülen 22 barajdan şimdiye kadar yaklaşık yarısı tamamlanmış durumdadır. Fırat nehri üzerine yapılan Atatürk ve Birecik barajları bunlardan bir kaçıdır. Ilısu Barajı, ilkbaharda oluşan sel sularını toplayarak su seviyesinin en yüksek olduğu dönemlerde ve elektriğin en çok talep edildiği (Pahalı olduğu) saatlerde üretime geçecek şekilde planlanmıştır. (4)


https://www.manzara.gen.tr/w1/Hasankeyf-2.jpg
alıntı: https://www.manzara.gen.tr/w1/Hasankeyf-2.jpg



KAYNAKÇA

  • Türkiye İstatistik Kurumu 2011 genel nüfus sayımı verileri". 1 Ağustos 2012 tarihinde erişildi.
  • https://www.hasankeyf.gov.tr/. 21 Kasım 2012 tarihinde erişildi.
  • Ilisu Campaign main site". WEED. https://www.weed-online.org/111188.html. Erişim tarihi: 2009-07-09.
  • https://www.dogadernegi.org/hasankeyf-ilisu-baraji-projesi.aspx, 21 Kasım 2012 tarihinde erişildi.