DATÇA VE KNİDOS ANTİK KENTİ


DATÇA

Datça





İl il Türkiye
Antik Kentler
Gezelim Görelim
Müzeler



Akdeniz İklimi'ne sahip olan Datça, Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Üç tarafı denizle çevrili yarımadada yazın esen serin kuzey rüzgarları, Datça'yı kavurucu sıcaklardan kurtarır.

Dağlık ve engebeli bir araziye sahip olan Datça Yarımadası’nın en yüksek noktasını Bozdağ (1174), Kalecik Dağı (881), Karadağ (786), Emecik Dağı (704), Yarık Dağı (615) oluşturur. Arazinin % 66’sı orman , %18’i seyrek çalılık ve kayalık, sadece 16’sı tarım alanıdır. Kızlan Ovası, Burgaz Düzlüğü, Reşadiye Ovası, Karaköy, Palamutbükü ve Mesudiye, ilçenin ovalarıdır.

Yüzölçümü 446 km² olan yarımadanın 235 km’lik sahil şeridinde, büyüklü küçüklü 52 koy sırlanır. Marmaris ile Datça sınırını oluşturan Balıkaşıran’da (Datça’ya 64 km) kuzey ve güney kıyıları arasıdaki kara genişliği, 1 km’ye kadar inerken yarımadanın en geniş yeri 17 km’dir.

Datça ilçesinin toplam nüfusu 2009 yılı nüfus sayımına göre 15.901 olup, bu nüfusun 9.958’i ilçe merkezinde, 5.943’ü köylerde yaşamaktadır. Datça'nın bağlı beldesi bulunmamakta, ancak 9 köyü bulunmaktadır.

Büyük yerleşim merkezleri ve sanayi tesisleri olmayan ilçenin havası kadar denizi de olağanüstü temizdir .İlçede 7 mavi bayraklı plaj bulunmakta ise de diğer tüm plajlarına da gönül rahatlığı içinde denize mümkündür.

Datça'daki buluntular MÖ 2000’ lere kadar uzanır. İlk kez Karyalıların yerleştiği  sanılan Datça ve civarında yerleşen ilk halkın da Karyalılar olduğu sanılmaktadır. (1)  Datça ve yarımadası  en parlak dönemini Dorlar döneminde yaşamıştır. Dor kavmi MÖ 1000 yıllarında Trakya üzerinden güneye inerek Yunanistan üzerinden bölgeye gelip, Datça'nın kuzeydoğusundaki Burgaz mevkiinde Knidos şehrini  kurmuşlar. Knidos, Dor uygarlığının merkezi olmuş. MÖ 546’da Lydia devletinin Persler’in eline geçmesinin ardından Knidos ta Pers egemenliğine girmiştir. Herodot'a göre Spartalılar, Knidos'u bir koloni kenti olarak kabul etmişlerdir. Fakat zamanla güçlenmişler, Fenikeliler sayesinde denizcilikte çok ilerlemişler, tersaneler kurmuşlardır.

Knidos, ticari nedenlerle, MÖ 4. yüzyılda yarımadanın uç noktasına, bugünkü görkemli kalıntıların izlendiği yere taşınmıştır. Yeni Kinidos kenti antik limanıyla ünlü bir kent olmuştur. Ada ile kara arasındaki deniz doldurularak, iki ayrı liman elde edilmiştir. Kuzeydeki küçük limana "Kuzey Liman" denilmiş ve askeri amaçla kullanılmıştır. Güneydeki liman ise ticaret amaçlı kullanılmıştır. Halen, liman ağzındaki mendirek ile Kuzey Liman'daki kulenin kalıntıları görülmektedir. (2) Pers istilası  esnasında Knidoslular yaklaşan tehlikeye karşı  yarımadanın en dar yeri olan bugünkü adıyla Balıkaşıran yöresindeki Bencik kıstağını kazarak topraklarını "ada yapmak" istediler. Ama başaramayıp vazgeçmek zorunda kaldılar. (3)

Knidoslular daha sonra Büyük İskender'e boyun eğmişlerdir. Fakat bu dönemle ilgili pek ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Roma İmparatorluğu ile Seleukos Krallığı arasındaki savaşta Roma'nın tarafını tutmuş, Bergama Krallığı'na katılmışlardır.

Dorlar ve Romalılar yeni Knidos’a çok sayıda tapınak yapmışlar. Şehir Afrodit heykeliyle ünlenmiş. Geç Roma ve erken Bizans döneminde tapınaklar yerlerini kiliselere bırakmış. Şehrin nüfusu 70.000’lere ulaşmış.Bizans’ın son dönemlerinde ise bir yanda depremler, diğer yanda korsan saldırıları güçsüz kıldığı kent tümüyle terk edilmiş. Yarımada nüfusu ise binlere inmiş. (2)

Türk Egemenliği

Yarımada, 13. yüzyılda Menteşe Beyliği'ne bağlanmış; 15. yüzyılda ise Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmış ve adı Datça olmuştur.

Son Osmanlı padişahlarından Sultan Reşat döneminde Datça adı Reşadiye olmuş, Cumhuriyet'le beraber ise tekrar Datça’ya dönüştürülmüştür. 1928 yılında ilçe olan Datça’nın ilk merkezi Reşadiye Mahallesi olmuş, 1947’de ise bugünkü yeri olan İskele Mahallesi'ne taşınmıştır. Datça Yarımadası bazı haritalarda hala "Reşadiye Yarımadası" olarak geçer.

Knidos tarihini aydınlatmak amacıyla ilk kazılar, İngiliz Charles Newton tarafından 1856-1858 yılları arasında yapılmıştır.

KNİDOS ANTİK KENTİ

Dor'ların Karya sınırları içindeki yarımada'ya hakim olması ile Burgaz'da başlayan uygarlık M.S 7. yy da yarımada'nın ucundaki Knidos'ta son bulur.   Ana karadan denize doğru birkaç kilometrelik bir genişlikte uzanıp giden yarımadanın en batı ucunda yer alan bu kent Ege Denizi ile Akdeniz’i  birbirinden ayırır. Knidos Antik Kenti de bu iki denizin yarımay gibi iki koyuna hakim etkileyici manzarayı seyredecek şekilde yerleşmiştir. Bu iki koyun oluşturduğu iki doğal limanın Knidos’un gelişmesine, zenginleşmesine önemli katkısı olmuş.  Antik Çağ coğrafyacısı Strabon Knidosluların iki limanı bir kanalla birbirine bağladıklarını yazıyor. Kuzeydeki savaş, güneydeki ise ticaret gemileri için kullanılıyordu. Ticaret gemilerinin demirlediği güney limanı günümüzde yatlar tarafından kullanılır.

Knidos'ta İlk sistemli kazılar 1857-1859 yılları arasında Londra British Müzesi adına Bodrum’da çalışan Sir Charles Newton’un ilgisi ile başladı. O dönemlerde Osmanlı’nın ilgisizliğinin de katkısı ile buluntular Londra’ya taşındı. (4) Charles Newton tarafından 1850 li yıllarda İngiltereye götürülüp British Müzesinde sergilenen Demeter ve Aslan heykelleri de Knidos'u dünyaya tanıtan eserlerdendir. (5)

1967 Yılınada Amerikalı arkeolog Iris C. Love kentin batı kısmındaki teraslar, Yuvarlak Tapınak, Apollon Altarı ile Hellenistik Villa ve konut alanlarını ortaya çıkaran kazılara başlamıştı. 1977 yılında da devlet kazı iznini iptal etti. (3)

İ.Ö. 4. yy’ın ünlü heykeltraşı Praxiteles’e Kos Adası’ndan bir Tanrıça Afrodit heykeli siparişi gelir. Praxiteles Koslulara iki heykel sunar. Bunlardan birisi tanrıçayı bütünüyle çıplak olarak göstermektedir. Koslular bu heykeli almak istemediler, klasik bir Afrodit heykeli aldılar. Çıplak heykele ise  Knidoslular talip oldular ve parasını ödeyip satın aldılar. Her yerden görülebilecek şekilde tapınağa yerleştirdiler. Limana yanaşan gemiler bile görebiliyordu. Heykeltraş Praxiteles'in yaptığı Afrodit heykeli , günümüzde de Knidos Afroditi diye söz edilmektedir.

      Knidoslular dönemin deniz ulaşımına göre çok elverişli bir yerde oturuyorlardı. Liman kenti olmanın gelirinden de yararlanıyorlardı. Denizciler ihtiyaç veya zorunluluktan verdikleri molalarda Knidos’dan ihtiyaçlarını sağlıyor ve bol para bırakıyorlardı. Çıplak Afrodit bu liman kentine uygun düştü. Ünü denizciler tarafından yakın uzak bütün limanlara taşındı. Knidos "Aşk kenti" olarak daha da ünlendi. Afrodit bir tanrıça olarak tapınılmanın yanında bu aşkın da sembolü haline geldi. Knidos onunla aşk ve zenginlik kenti oldu. Yazılı kaynaklarda erotik tasvirler taşıyan anı eşyaları satıldığı da kaydediliyor. Bu eşyalardan bazıları günümüze de ulaştı. Müzelerde yerini aldı.(3)

1987-2007 yılları arasında Konya Selçuk Üniversitesi’nden Ramazan Özgan başkanlığında Türk ekibi kazılar yaptı. 1996’da Dionysos terasındaki Stoa’yı açmaya başlayan ekip bilimsel yöntemlerle Knidos’u günışığına çıkarmaya çalıştı.

KNİDOS ŞEHRİNDE KALINTILAR

    Kent Surları

Surlar batıdaki askeri limandan başlayıp terasların üzerinden Akropol’ün yukarısına kadar uzanıyor. Buradan Demeter Kutsal Alanı’nın doğusundan aşağıya doğru dönüp ticari limanın savunma sistemine bağlanıyor. Surların tamamı dört km’yi buluyor. Surlar öndeki Kap Krio Yarımadası’nın (Deveboynu) kuzey yönünü de koruyor. Güney yönü denize çok dik bir yar olarak indiği, dolayısı ile güvenli olduğu için bu tarafta sur yapılmasına gerek görülmemiş.

   Dionysos Tapınağı veya C Kilisesi

Tapınak, tiyatronun batısında ve limana yakın. Dionysos Tapınağı üzerine kentin hristiyanlaşması döneminde kilise yapılmış.

    Stoa

Osmanlı’da "revak", günümüzde ise "sundurma" sözcüğü ile kaşılanabilir. 100 metreden daha uzun görkemli bir alan. 5 x 3.80 metre boyutlarındaki küçük bölmeler güneye, meydan tarafına bakıyor. Kullanılan malzemeden dolayı önemli ölçüde yıpranmış olsa da bazı kısımlarda duvar yüksekliği üç metreye kadar ayakta kalabilmiş. Stoa’nın Knidos’un ünlü mimarı Sostratos’un eseri olduğu sanılıyor. 

    Küçük Tiyatro

 Seyirci kapasitesi 5000 olan tiyatro Helenistik geleneğe uygun bir yapı. Sahne binası (skene) ayakta kalamamış. Oturma sıraları ise büyük ölçüde ayakta.

    Dor Tapınağı (Pembe Tapınak)

Apollon Tapınağı’na giden yolun ortalarında yer alan Dor Tapınağı’nın alt yapısında gri-pembe kireç taşı kullanıldığı için Pembe Tapınak diye de adlandırılmış.

   Apollon Karneios Kutsal Alanı

 İstinad (dayanak) duvarları ile korunmuş olan terasın kuzey yönünde en önemli yapı olan Tapınak ve Altar’ı bulunuyor.

    Yuvarlak Tapınak

Kentin en önemli yapısı diyebileceğimiz Yuvarlak Tapınak’ın mavi mermerden kesilmiş bloklarının büyük kısmı orijinal yerlerinde duruyor. Tapınağın çapı 17 metre. Bu tapınak, Amerikalı arkeolog Iris C. Love tarafından Afrodit Tapınağı olarak adlandırılmış.Knidos akropolü Knidos'un zenginliğinin bir göstergesi olarak bugün de surları ve kuleleriyle hala zamana direnmektedir. (5)

      Demeter Kutsal Alanı

Bereket (hasat ve tahıl) tanrıçası Demeter’in kutsal alanı Akropol’ün altındaki bir kaya terasının üzerinde. Asıl kutsal alan ise bunun altında 75 x 40 metrelik büyük terastaydı. 

        Kap Krio (Deve Boynu)

Kentin ön tarafındaki yarımada İ.Ö. 1. yy’da iki liman yaratmak için karaya bağlanıncaya kadar adaydı. Coğrafyacı Strabon burada ana karada olduğu gibi yerleşim olduğunu yazar.

        Nekropol (Mezarlık) Alanları

Kentin doğu yönünde antik dünyanın en geniş mezarlıklarından biri olarak tanımlanan nekropol alanı bulunuyor. Knidos örenine giderken yolun iki yanında yüzlerce mezar ve nekropolün duvarları görülür. Antik çağın en büyük Nekropollerinden (mezarlık) biri Knidos'ta bulunmaktadırKnidos'a girişten kilometrelerce önce başlayan Nekropol mezarları 1850 li yıllardan başlayarak Charles Newton ve diğer bir çok kişi tarafından yağmalanmışlardır.(5)

         Antik Kemer köprüs

Knidos'u Burgaz'a bağlayan yol üzerinde bulunan yörede Kemerli köprü olarak bilinen köprü 2500 yıllık, dört metreye yakın genişlikte anıtsal bir köprüdür.

    ESKİ KNİDOS/BURGAZ

Burgaz Ören Yeri, Datça ilçe merkezinin 2 km. kuzeydoğusunda, yerleşim arasında ve kısmen de ekilir alanda kalmış. Buradaki antik kalıntıların Knidos’un ilk kuruluşuna ait olduğu düşünülüyor.

İlk kez Bean ve Cook tarafindan bilim dünyasına tanıtılan Burgaz Ören Yeri'nde kazı çalışmaları 1993 yılından itibaren Prof.Dr.Numan Tuna tarafindan yürütülür. Yaklaşık 1400x400 metrelik bir alanı kaplayan ören yeri deniz kıyısı boyunca uzanır. Helenistik Çağ öncesi buluntular çıkarılan önemli bir merkez. Kent sur duvarları ile çevrelenmiş. Bu alanın güneybatısındaki sığ sularda kule ve deniz surları kalıntıları görülebilir.  İ.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen iki limanın kalıntıları da günümüzde deniz kıyısında izlenebiliyor. Kazılarda İ.Ö. 8. yy’a tarihlenen antik yerleşim katları ortaya çıkarıldı. Kazı çalışmaları ile Burgaz yerleşiminin geometrik dönemden itibaren var olduğu, İ.Ö. 330’lardan önce  terk edilerek öneminin azaldığı, ancak deniz kıyısındaki depolama ve liman yükleme işlerinin, daha iç kısımlarda ise tarıma dayalı bir yaşamın ve buna bağlı dağınık bir yerleşmenin sürdüğü, ayrıca nekropolün kullanımına da devam edildiği anlaşılır. (3) 

   SARI LİMAN KALINTILARI

Knidos’un ilk kurulduğu yer olan Burgaz yerleşimi dönemine ait. Kalıntılar 1998 yılından sonra T.C. Kültür Bakanlığı adına, Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından Alman Bilimsel Araştırma Kurumu işbirliği ve Gerda-Henkel Vakfı’nın katkılarıyla kazıldı. Prof.Dr. Numan Tuna’ya göre, antik dönemin ünlü tarihçisi Heredot’un eserinde sözünü ettiği 6 Dor şehir birliğinin toplanarak Apollon adına yarışmalar düzenledikleri yer burasıydı ve yarışmada birinci gelenlere verilen ödüllerin konulduğu Apollon Tapınağı burada bulunur. (3)

Hızırşah köyünde Selçuklular’dan kalma bir cami ve seramik atölyelerinin kalıntıları; Reşadiye Mahallesi’nde Mehmet Ali Ağa Konağı ile Reşadiye Camii ve Emecik köyünde tapınak kalıntıları tarihten günümüze kalan diğer bazı eserlerdir.

 

    Datça'da Turizm

Datça Türkiye’nin en kendine özgü tatil merkezlerinden birisidir. Bir tarafına  Akdeniz’i öte yanına Ege’yi alan  bu ince uzun yarımada  ülkenin en popüler turizm merkezlerinden Marmaris’in uzantısı gibi duruyor olsa da kendine özgü olan Turizm yapısıyla Marmaris’le ilişkisi sadece coğrafîktir.Doğal çevrenin en iyi korunduğu tatil merkezlerinden olan Datça'daki başlıca Turizim aktiviteleri, mavi yolculuk, surf, yelkencilik ve doğa yürüyüşlerine uygun parkurlardır.

Eldeğmemiş bir doğaya sahip olan Datça Turistik tesislerle henüz kirletilmemiştir. Bu bakımdan gürültü ve görüntü kirliliğinden uzak kendine özgü doğal bir turizm ortamıdır.  Sürf ve Yatçılık için uygun rüzgarlara ve denize sahip olan Datça'da sürf ve yelken sporları için hizmet alanları vardır. Doğa ve yürüyüş sporları için Datça çok uygun bir yerdir. Rehberlerin eşliğinde on üç gezi parkuru ve rotası üzerinde kafileler halinde turlar yapılmaktadır.

Datça Yarımadası, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş olması dolayısıyla bozulmamış doğası, 235 kilometrelik sahil şeridi ve 52 koyu, zengin flora ve faunası, Knidos antik kenti ile gelecekte bölgenin en önemli turizm merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Datça’nın birçok mavi bayraklı plajı bulunmaktadır, bunlar Aktur Tatil Sitesi Plajı, Aktur Kamping Plajı, Karaincir Plajı, Hastanealtı Plajı, Periliköşk Plajı, Billurkent Plajı olarak sıralanabilir. Çevre turizmi açısından geniş olanaklar mevcut olup, Bodrum ve Fethiye arasında yoğunlaşan ülkemiz yat turizminin odaklandığı bir yer olarak önem taşır.

Datça, trekking, sörf, yelken gibi doğa ve su sporlarının yapılabileceği ideal ortamlara sahiptir.Datça Yarımadası, Bodrum ve Marmaris’ten "Mavi Yolculuk" düzenleyen tekneler için oldukça önemli bir güzergah olmaktadır. Datça Limanı’na giriş-çıkış yapan tekneler arasında, Ege Adaları'ndan gelen tekne ve yatlar önemli bir yer tutar. Yunan adalarından, özellikle Rodos ve Sömbeki adalarından, ilçeye Cumartesi günleri teknelerle alışverişe gelen Yunanlar, ilçeye döviz girdisi sağlamaktadır.

Yarımada'nın gittiğim bir çok yerinde tarihi yel değirmenleri vardır. Yuvarlak ve silindirik bir mimariyle yükselen bu değirmenler taş işciliğine dair çok güzel örneklerdir. Bazıları yıkılmış, bazılarının üstü açılmış bazıları hala kullanımda olan bu yel değirmenleri  Datça görüntülerinde önemli bir yer alıyor. Kızlan yöresi,Marmaris yolu kenarında,gelip geçerken gördüğümüz,  yel değirmenlerinden bir tanesi Datça Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından restore edilerek turizmin hizmetine sunulmuştur.

Ege Adaları'ndan gelen tekne ve yatlar önemli bir yer tutar. Yunan adalarından, özellikle Rodos ve Sömbeki adalarından, ilçeye Cumartesi günleri teknelerle alışverişe gelen Yunanlar, ilçeye döviz girdisi sağlamaktadırlar. Turizm sezonu dışında sürdürülen inşaat çalışmaları, kış aylarında tarımın yanında ekonomik hayatı canlı tutmaktadır.

KAYNAKÇA

  1. https://www.datcakentrehberi.com/datca/datca-tarihi
  2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Dat%C3%A7a
  3. https://www.datca.gov.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=13&Itemid=12
  4. https://www.datca.gov.tr/
  5. https://www.datcadetay.com/index/knidos.html
  6. https://datca.meb.gov.tr/www/ilcemiz-hakkinda/icerik/14

Dosya:Datça Öğretmenevi.jpg

Datça Öğretmenevi.jpg

Dosya:Datça-Knidos.jpg
Knidos antik kenti: https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=

Türkiye'nin Başlıca Gezilecek Yerleri

  • Abant Gölünü gezelim
  • Alaçatı'yı Gezelim - İzmir-Çeşme
  • ALANYA'YI GEZELİM Mİ ?
  • Amasra: "Çeşm-i Cihan Bu mu Ola?"
  • Assos- Behramkale-Aristo'nun Aşk Beldesi
  • Aspendos Tiyatrosu ve Antik Kenti
  • Antalya'da Çağlayanlar
  • Ayas'ı Hiç Gördünüz mü? ( Yumurtalık- Adana )
  • AĞVA'YI GEZELİM Mİ?
  • AYDER YAYLASI VE GÜZELLİKLERİ
  • AYVALIK'TA GEZİNELİM
  • AVANOS'TA GEZİNELİM
  • BERGAMA, PERGAMON'DA GEZİNELİM
  • BODRUM'UN GÜZELLİKLERİ
  • BOZBURUN VE GÜZELLİKLERİ
  • Gülşehir Nevşehir
  • GÜRÜN GÖKPINAR GÖLÜ ALLAH' IN AKVARYUMU
  • IHLARA VADİSİ TARİHİ VE DOĞAL DOKUSU
  • Hazar Gölü ve Kömürhan Köprüsü Elazıg
  • Harput Şehri Kalesi ve Tarihi Eserleri
  • Harran'da Tarih Kültür Mimari ve İlk Üniversite
  • İznik ve İznik Kalesi
  • GÖKSU VADİSİ
  • Gerger ve Yeni Kale Cendere Köprüsü ile Vadisi ( Kahta )
İliniz, ilçeniz hatta köylerinizin, doğal güzellikleri hakkında yazılar yazabilir, Turistik, tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflarınız ile  paylaşabilrisiniz. 

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya [email protected]