Bafa Gölü ve Tabiat Parkı


Bafa Gölü Muğla - Filiz Eryılmaz
https://bafa-golu.neredekal.com/resimleri/5


Bafa Gölü, arkeolojik ve tarihi değerler açısından Türkiye'nin en zengin coğrafyalarından biridir. Bölge, tarihi ve doğasıyla turistlerin ve araştırmacıların özel ilgi gösterdiği gerek sulak alan, gerek Tabiat Parkı olması açısından önem taşıyan Bafa Gölü, Beş Parmak Dağları ve antik kentleri ile olağanüstü güzelliklere sahiptir. “ Efsanelere konu olan, muhteşem doğası, tarihi, doğal ve mistik güzelliği ile Bafa Gölü, Türkiye'de görülmesi gereken doğa harikalarından biridir.”

Latmos (Beşparmak) Dağı eteğinde bulunan Bafa Gölü, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bafa Gölü kıyılarında eski bir liman kenti olan Herakleia Latmos Antik Kenti   bulunur. Bu kent ile kalıntıları daha iki üç bin yıl önce Bafa Gölü’nün Ege Deniz’ine ait bir koy olduğunun canlı bir işaretidir. Bafa köyü kıyılarındaki Latmos dağları kıyıdan 1300 metre yüksekliğe kadar ulaşan yükseltileri ile[1] gölün manzarasına görkemli bir katkı sağlar.

Birkaç bin yıl öncesine kadar Ege Denizi'nin bir koyu olan Bafa Gölü, Büyük Menderes nehri tarafından taşınan alüvyonlar nedeniyle Ede Denizi ile bağlantısı kesilmiş eskiden bayağı içte kalan bir koy halinde iken günümüzde bir lagün ve göl haline dönüşmüştür.

Göl, Didim ilçe merkez'ine 10 km mesafededir. Söke-Milas Karayolunun doğusunda; ortalama 7 bin hektarlık alanı kaplamaktadır. Gölün en derin yeri 25 metre kadardır. Gölün su kaynağı, Büyük Menderes nehrinin taşkınlıkları ve etrafındaki dağlıklardan gelen yeraltı ve yerüstü sularıdır.[2]

Uluslararası önemli kuş alanları listesinde ilk sıralarda yer alan göl ve çevresinde nesli tehlike altında olan Cüce Karabatak ve Deniz Kartalı gibi kuş türleri bu gölde üremekte, kış aylarında yüz binlerce ördek ve su kuşu bu gölü beslenme ve barınma alanı olarak seçmektedir.

Bafa Gölü, 1994 yılında Tabiat Parkları ile ilişkili bulunan Menderes Deltası Milli Parkı statüsü kazanmıştır. Bafa Gölü ve göl kıyı kenar çizgisinden itibaren 250 metrelik kıyı bandı ile tabiat parkı sınırları dâhilinde kalan antik kentler (Herakleia ve Latmos) ve arkeolojik eserlerin tamamı 1. Derece Arkeolojik Sit statüsündedir.[3]  

Ege Denizi'nin bir parçası iken Büyük Menderes'in taşıdığı alüvyonlar ile birlikte, kıyıdan kilometrelerce içerde kalmış olan Bafa Gölü’ne Çamiçi de denilmektedir.  Cam içi adının çağrıştırdığı özellik yavaş yavaş kaybolmaktadır. Bafa gölüne dökülen nehir sularının azaltılması ve kirletilmesi yüz binlerce balığın ölmesine ve gölün ekosisteminin bozulmasına neden olmuştur. Büyük Menderes nehri bağlantısının gölden koparılması ve gölün çevresindeki zeytinyağı fabrika atıkları gölün sonunu hazırlamaktadır.

Göl çevresi zeytin ağaçlarıyla kaplıdır. Orkide alanı kabul edilen Bafa Gölü ve çevresinde yaklaşık 20 orkide türü yetişmektedir.  Gölün çevresinde Ege ve Akdeniz ikliminin karakteristik türleri olan adaçayı, İzmir kekiği, kara kekik, lavanta, papatya gibi 500 farklı bitki türü yetişmektedir.[4] Gölün su bitkileri açısından çok zengin olması birçok balık türünün gölde yaşamasına imkân sağlamaktadır. Balıkçılık açısından çok büyük kaynaklara sahip olan gölde eskiden 700 den fazla üyesi bulunan Su Ürünleri Kooperatifi bulunmaktadır[5]

Bafa Gölü'nde Menet, Kahvehisar, Kargaasarı, Kapıkırı adalarında dört adet ada bulunur.

Göldeki su seviyesinin düşmeye başlaması ve sularının kirlenmesinin artması ile birlikte göl tabiat parkı ve sit alanı ilan edilmiş, Devlet Su işleri tarafından sürdürülen bir proje ile Menderes Nehri ile düzenli ve kontrol altında irtibatlandırılarak, gölün suyunun tuzlanması ve derinliğinin azalması önlenmeye çalışılmaktadır.

BAFA GÖLÜ TABİAT PARKI

Bafa Gölü ve çevresi sahip olduğu su kuşları zenginliği ve doğal güzellikleri nedeniyle Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından "tabiat parkı" olarak ilan edilmiştir. Yaklaşık 210 çeşit kuş türü bulunan bu önemli kuş alanında (ÖKA) yaşayan kuş türlerinin bir kısmı Avrupa'da ve dünyada nesli tehlike altında olan türlerdir. Bunlardan bazıları AKKUYRUKLU KARTAL, BEYAZ LEYLEK, GÖK DOĞAN, KÜÇÜK KARABATAK, KÜÇÜK BALABAN, GECE BALIKÇISI, ALACA BALIKÇIL, ERGUVANİ BALIKÇIL, YILAN KARTALI, ANGIT, SAZ DELİCESİ, KIZIL ŞAHİN, UZUN BACAK, İZMİR YALI ÇAPKINI, ALACA YALI ÇAPKINI, KÜÇÜK KERKENEZ'dir.

Herakleia Latmos Antik Kenti 

Bafa Gölü ve çevresi Herakleia antik kenti, kral yolu olarak bilinen Latmos yaylaları ile birlikte köklü bir tarihe sahip olduğunu belli etmektedir. Antik kentteki Athena Tapınağı, Tiyatro, Endymion Tapınağı, Agora, Konsey Binası, Liman kalıntısı ve etrafını çevreleyen surları ile ada üzerine kurulu Yediler Manastırı köklü tarihini bizlere kanıtlayan sağlam kanıtlar olarak durmaktadırlar.

Herakleia Latmos Antik Kenti Bafa gölünün kuzey-doğu kıyısında Milas’a 39 km. uzaklıkta, Latmos dağlarının eteklerinde, Kapıkırı Köyü’nün bulunduğu yerdedir.

Bu kente Milas - Söke karayolunun 25.km.sinde, Çamiçi köyünden sağa dönülerek yaklaşık 10 km sonra Kapıkırı köyüne gelinerek ulaşılır. Kapıkırı köyü antik kentin üzerinde kurulmuştur.

Herakleia'nın yerleşim tarihinin M.Ö. 8.yy'a kadar gitmektedir. Strabon, kentin ilk adının Latmos olduğunu belirtir.  Satrabon’un verdiği bilgilere göre günümüzde Beş Parmak dağları olarak adlandırılan dağların adı Latmos Dağlarıdır.[6]

“Heraklia komşusu Milet ve Priene şehirleri gibi Hippodamik stilde, yani birbirini dik kesen caddelerin meydana getirdiği satranç tahtası desenli,  antik ızgara planı denilen şehir planı tarzında kurulmuştur” [7]

KENT SURLARI

Kentin en önemli surları M.O. 287 yılında General Lizimahos tarafından yaptırılmıştır. Çevre uzunluğu 6.5 km. olan surlar, düzgün kesme taş bloklardan örülmüş ve iyi korunmuş durumdadır. Surların yüksekliği 5.5 m. kadardır.

YEDİLER MANASTIRI

Bafa gölü ve Latmos dağları yörede korunaklı alanlar sağlayan ve dieğr doğal avantajlarından dolayı Hrıstiyan Rahiplerinin de dikkatini çekmiş göl ve çevresi ms 6. Yy dan 10. yy a kadar keşişlerin, rahiplerin ve manastırların gizlenme,  barınma ve ibadet mekânı olmuştur.

Bugün Yediler Manastırı olarak bilinen Kellibaron'daki Lavra'nın, 10. yüzyılda varlığı bilinmektedir. Lavra'nın mevcut binaları bugün harap durumda olmasına rağmen, geniş bir alana yayılmıştır.

Latros Dağı'nın güneybatı eteğindeki manastır, arazinin dik eğimi nedeniyle üç farklı seviyededir ve çevre duvarları sürekli olmayıp yer yer kayalarla kesilmekte ve avlu yükselmektedir

PANTOKRATOR MAĞARASI

Doğal etkenlerle oluşan ya da yapılan tahribatlara rağmen, Latmos, Bizans kalıntıları açısından da bir hazine gibidir.

Kaya Resimleri Bafa Gölü bölgesindeki Latmos (Beşparmak) Dağları'nda bulunan "Latmos Prehistorik Kaya Resimleri" ile bölgenin tarih başlangıcının M.Ö. 6 bin yılına uzandığını saplanmıştır.



  • [1] .edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/433-herakleia_latmos__antik_kenti_bafa_g%C3%B6lu.html
  • [2] https://bafagolu.org/index.php?option=com_content&view=article&id=47&Itemid=58
  • [3] https://bafagolu.org/index.php?option=
  • [4] https://bafagolu.org/index.php?option=com_c
  • [5] https://www.didimguide.com/tr/bafa_golu_herakliya_latmos.html
  • [6] .edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/433-herakleia_latmos__antik_kenti_bafa_g%C3%B6lu.html
  • [7] https://turizmindeksi.com/tr/gz_icerik.asp?id=380