Sıklamen Çiçeği Şiirini Eleştiriden Öte Anlaşılır Kılmak İçin Tahlil Ve Bir Gülümseme.

Sıklamen Çiçeği Şiirini Eleştiriden Öte Anlaşılır Kılmak
 
                İçin Tahlil Ve Bir Gülümseme.
 
Bugün Emine Çeviker kardeşimin” Sıklamen Çiçeği” şiirini eleştiriden öte anlaşılır kılmak için tahlil ve bir gülümseme bırakarak köşeme çekileceğim, izniniz olursa. Şair duyandır hissedendir hissettiklerini yazandır, bu defa şiiri parça parça değil bir bütün olarak tahlil etmeye çalışacağım, az sayfa tutsun ve okunur olsun diye.
 
Bana kalsa yaban gülü doğardım. 
Yaban arıları konuğum, kelebek dostum olurdu.
Keklik konardı yanıma 
Üveyikler gelirdi.
Çalılar ile birlikte otlarla konuşurdum
 
Bir  sıklamen soğanıydım.
Gömdüler bir saksıya
Kafam dışarılara çıkamadı bir zaman 
Dallanıp budaklandım,
Çiçek de açtım güya
 
Gözlerim açılanca gördüğüm bir rüyaydı
Ne de  güzel düşlerim  vardı kendi kendimce 
Güzelim çiçeklerim  tomurcuklar da açtı.
Köklerim topraklara zincirlenmişti oysa.
 
Bir balkona konuldum eller görsünler diye 
Bir balkondan dışarı  bakarak yaşıyorum.
Şehrin tam ortasında
Ne özgürüm  ne mutlu 
Ne kadar da kimsesiz ve yalnız yaşıyorum
Caddedeyim ben oysa...
 
Sıklamen çiçeği “Sıklamen soğuk havayı seven bir bitki olduğu için sonbahar-kış aylarında çiçek acar. Yaz döneminde ise dinlemeye geçer. Çiçekleri beyaz, pembe, mor veya kırmızı renktedir. Bazı türlerin yaprak uçları düz olurken bazı türlerin ise kıvırcıktır. Sıklamen’ler doğada kendiliğinden yetişen bir bölümü de evlerimizi süsleyen pembe, beyaz yâda kırmızı çiçekli bitkilerdir“ Kardeşimiz şirin başında, yaban gülü gibi olarak doğmak açmak istediğini ifade ederek,” Yaban gülü; bozkır çiçeği veya kır gülü gibi anlamları ifade eder “ bozkırda yaylalarda yeşillikler arasında, kuşlar arılar kelebekler konuğum olur kapımı çalar yanıma gelirdi diyerek konuşacağını muhabbet edeceğini anlatırken, şehrin yalnızlığını kalabalık olmasına rağmen, insanların birbirinden kopuk, habersiz muhabbetsiz, sadece kendi çıkarı için yaşayan insanlar olduğunu ifade ederek başlıyor. Şehrin yalnızlığı kırların yaylaların köylerin güzelliği.
 
Üstat Orhan Veli yalnızlığı şöyle anlatıyor bir şiirinde
 
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
 
Turgut Soyer bir şiirinde yalnızlığı böyle anlatıyor.
 
Çekemezsin bir yere sineden başka
Biliyorum günler hep böyle geçecek. 
Ne akşamleyin komşu, ne bir akraba, 
Ne bir dost, oturup karşılıklı içecek… 
Yalnızlık sade şurda burda değil, 
Düşüncede, hatırada ve dilekte. 
Hangi taşı kaldırsan, nerde 'of! ' çeksen, 
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte… 
Bilmem rengi nasıldır, boyu ne kadar. 
Biçen her kimse yıllardır yanlış biçiyor. 
Bir elbise ki, alabildiğine dar… 
Nedir bir türlü sırrını anlamadık, 
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor, 
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık…
 
 
Nedir öyleyse kırda veya bir köy yerindeki yaşamla şehirdeki yaşam arasında ki fark? Köy yerlerinde insan çok olsa bile azdır. Birbirlerini herkes az çok tanır, bir yüz aşinalığı mutlaka vardır. Mutlaka bir selam verme, verilme durumu her karşılaşmada muhakkak vardır. Bir köy meydanında bir evde toplanılarak tatlı tatlı konuşulur, hal hatır sorulur, topluca yapılan sac ekmek yapılırken herkes bir arada birbirine yardım ederek muhabbet eder. Yeşillikler arasında yaşanılır… Şehir hayatı ise sanki tutsakların bir araya geldiği, tek kendisi için bir amaç uğruna yaşadığı betondan bir dünya… Yolda gördüğümüz herhangi bir insana selam verdiğimizde selamımızı almayanların varlığı ile belki de deli olduğumuzu düşünen bakışlar ve ne söylediğimizi anlamayanlar olacak. Birbirinden uzak duran uzaklaşan insanlar.

Şehirlerde insan haddinden fazladır. Bakınca görürsünüz adeta hepsi şehrin boğucu betonların soğukluğundan mı olsa gerek, bir yerlerde bir şekilde yalnızdır. Yeşilliklerden doğadan kuş seslerinden uzaktır, birbirinden habersiz yürüyen insanlar topluluğu yalnızlığın korkunç habercisidir. Kardeşimiz bir saksıya dikilen hapis edilen bir sıklamen çiçeğiyim, oysa hayallerim vardı, yeşillikler ormanlar içinde kuşların arasında, insanların muhabbetinin gül kokusu havası ile kadir kıymet değer bilinen bir bozkırda yaylada, yaylada köyde insanların kucaklaştığı değer kıymet bildiği yerde olmak varken, bu yalnızlıkları yaşayan insan kalabalığında yaşarken buldum kendimi. Şehrin caddenin ortasında olsam da yalnızım, çünkü yalnızlığı dost bilen, sadece kendisi için yaşayan insanlarla beraberim diyerek duyarak hissederek, şehrin içinde kalabalığın içinde, insanın yalnızlığını anlatıyor kardeşimiz bu güzel mısralarla. Emine kardeşime teşekkürler ederim sizlerin adına, bize bu şiiri ile yalnızlığın sancısını hatırlatarak bunun ne demek olduğunu hatırlattığı ve bana yazmam için ilham verdiği için, tekrar teşekkürler ediyorum, sürçü lisan ettim ise af ola, geride güzel bir gülüş ola, gönlümüze gönlünüze dola, vesselam, selamlarımla.
 
Mehmet Aluç





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016