Hacivat Karagözsüz Ramazanın Neşesi Mi Olur?
GÜNÜN YAZISI

 
Hacivat Karagözsüz Ramazanın Neşesi Mi Olur?
 
karagöz hacivat ile ilgili görsel sonucu
 
Ramazanlığın ilk günü, gönül dostlarımız Hacivat ve Karagöz, yatsı namazında teravih namazını kıldıktan sonra evlerine doğru, yavaş adımlarla yürürken Hacivat.

-Karagözüm gel az kahvehaneye gidelim, orada komşularımızla muhabbet ederiz, sahura kadar otururuz, sahurumuzu yaptıktan sonra uyuruz.

-Olmaz Hacivat’ım olmaz, az oturalım gidelim yatalım, uykuyu ortadan bölelim ki sevabını alalım, hem de davulcumuz Ramazan efendinin bizleri uyandırması için yardımcı olalım. Şimdi hepimizi burada kahvede görürse, davul çalmaktan vazgeçer, bu Ramazanlıkta evine birkaç parça yiyecek götürmekten mahrum kalır, üstelik onunda gönlünü incitmemiş oluruz.

-Hay ağzına sağlık Karagözüm, Ramazanlık gelir gelmez sende etkisini gösterdi, söylediklerimi tastamam doğru anladın.

-Neyi camide unuttun almadın?

-Hay ağzımı eşek arıları sokaydı, başladın yine!

-Kim beğenmemişte girmiyormuş İslam denilen bu güzelim dine?

-Yok, Karagözüm unutmadım, doğru anladın demeden sen başladın.

-Ben mi seni kapıda bıraktım içeriye almadım? Gel soralım kahvedeki komşulara…
Selam vererek kahvehanede içeriye girdiler. Mahalle halkı her zaman ki gibi bu iki gönül dostunun yolunu gözlüyorlardı zaten, herkes Aleyküm selam dedikten sonra, ortadaki masaya oturdular, kahveler geldikten sonra, Karagöz.

-Ey komşularım, bu Hacivat bana kendisini kapıda bıraktığımı, içeriye almadığımı söylüyor, sizler buna hiç şahit oldunuz mu?

Herkes bir ağızdan

-Hayır

-Bak gördün mü Hacivat’ım sen galiba ihtiyarlıyorsun bunuyorsun!

-Komşular ben öyle demek istemedim!

-Ben mi kahveye gelmek istemedim? Sen gel gidelim dedin, bende bak geldim.

-Karagözüm Ramazanlık sana iyi gelir daha anlayışlı yapar dedim ama…

-Ne yani ben seni anlamayan birisi miyim?

-Ha şöyle yamacıma gel yok yok, doğru anladığın anlamda, anlayışsızsın anlamında değil.
 
-Yazıklar olsun, bir ömür senin yanında kapımda ayrılmayan senden başka kim var?

Kahvedeki komşular bir ağızdan.

-Hacivat var.

-Bak gördün mü ben söylemiyorum.

-Aman Karagözüm, sevincimi kursağımda bıraktın.

-Kursağında kahvemi kaldı? Kahveyi bu nedenle mi içmedin kahveyi yarım bıraktın?

-Yok, içine sinek girdi o içsin dedim.

-Burada ineğin ne işi var Hacivat’ım, inekler kahve içmez ki? Olsa olsa bir tane olur oda öküz olur…

-Karagözüm, kalbimi kırıyorsun!

-Bak işte ben seni anlıyorum, sen beni anlamıyorsun. Derdin varsa söyle bırakmayız çözümsüz.

-Benim senden başka ne derdim olabilir Karagözüm?

-Ben sana dert mi getiriyorum?

-Hayır, Karagözüm, ben kalktım eve gidiyorum.

-Daha yeni geldik muhabbet edelim diyorduk, bak herkes kulağını bize vermiş dinliyor.

-Kulaklarını bize niye versinler Karagözüm kulaksız duymazlar ki!

-Davulcu kapıyı elbet vurmaz ki, davula tokmakla vurur davulu çalar.

-İneğin önüne tuzu koydun yazık değil mi hayvana yaladıkça susar susuzluktan çatlar.

-Ne ineği Hacivat’ım ne tuzu?

-Sen dedin ya sahur sıcak olur kahvede alalım birkaç kalıp kocaman parça buz, suyu soğutur içer,  serinlemek içinde başımızdan aşağıya dökeriz.

-Sen benim taklit ederek alay mı ediyorsun? Sen dayak istiyorsun, Ramazanlıkta olmaz bayramdan sonraya saklıyorum.

- Şimdi anladın beni Karagözüm, kalk gidelim komşulara hayırlı akşamlar sahurlar diliyorum.

-Sürç-i lisan ettik ise af ola, yıkmadık perdeyi duvarı bırakmadık gönülleri viran, kalkalım sahura sahurun bereketini alalım, yarın fakirlerin sofrasına davetsiz elimiz dolu varalım akşam ezanı okunmadan…

Mehmet Aluç / Âşık Gülveren
 





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016