2018 - DÖRTYOL - ŞİİR YARIŞMASI ÖDÜLLÜ ŞİİRLERİN METNİ

 
 
 
YARIŞMA KRİTERLERİ VE PUANLAMA SİSTEMİ
 
( Her şiir aşağıdaki  kriterlere göre puanlanacaktır)
 
1.Konuyu kavrayış yönünden özgünlük ve öznellik  (10 PUAN)
2.Temayı ilginç, özgün ve benzersiz bir söylemle şiirsel ifade ediş, şairanelik yönü  ( 10 PUAN )
3.Konuya ait duyguların keşfi, duygu  ve düşünce zenginliği ile zoru kolay ifade etme gücü ( 10 Puan)
4.Temaya katkı sağlayan buluş değerindeki fikirler, benzetmeler ve imgeler bulma becerisi  (  10PUAN )
5.Şiirde özgün ahenk ritim, melodik ve müzikal unsurları sağlama mahareti ( 10 puan) 
6.Noktalama, imla yazım kurallarına uygunluk 10 PUAN  (Post modern şiirler de bu madde 5 puan olarak değerlendirilecektir. )
7.Dili doğru, güzel,  anlamlı;  yazma ve kullanma becerisi  ( 10 PUAN )
8.Söz sanatlarını, söz ve anlam oyunlarını kullanma ve uygulayabilme becerisi   ( 10 PUAN)
9.Şiirin yazıldığı nazım türü ve tarzına göre şiirin iç ve dış yapısına uygunluk  Ölçülü şiirlerde vezin kafiye durak vb hataları veya ustalık 10 PUAN
10.Şairanelik, akıcılık ve akılda kalıcılık unsurları  ( 10 PUAN )
 
 
YARIŞMA SEÇKİ KURULU
 
Prof. Dr. Abdülkadir Emeksiz  ( İstanbul Üniversitesi Edeb. Fak.)
Şahamettin Kuzucular  ( Esas Der Başkanı- Esa Genel Koordinatörü)
İbrahim Sağır ( Eskişehir Şairler Yazarlar Derneği Onursal Başkanı )
Yusuf  ( Bilge ) Büyükboyacı  ( Şair )
Nurcan Ören  ( Edebî yâd ve  Sanat Akademisi Yönetici ) 
 
 
 
ÖDÜL ALAN ŞİİRLER
 
1.LİK ÖDÜLÜ : DİNLE OĞUL!
 
Özümden özgesin sen, sözlerim senin için,
Vatanını sevmeyi emrediyor Hakk oğul!
Yüreğimde volkan var, kaynıyor için için,
Geçmişim sudan duru, geleceğim ak oğul!
Alperenler göz koymuş, evliyalar baş koymuş,
Horasan harcı ile taş üstüne taş koymuş.
Hacı Bektaş Veli’ydim, ben Pir-i Türkistan’dım,
Anadolu ufkunda ağaran kutlu tan’dım,
Yeryüzünde yaşayan Kur’an bendim, ben oğul!
 
Malazgirt kutlu durak, yürüdüm adım adım.
Aralandı kapılar gönüllere girdikçe,
Tevhidin bayrağını yüceltmekti muradım.
Azımızı çok etti karşılıksız verdikçe.
Diktiğimiz çınarı suladık kanımızla,
Vatan dedik, diyeti ödedik canımızla.
Ben nesilden nesile anlatılan destandım,
Mesut’tum, İzzettin’dim, ben Sultan Alparslan’dım,
Bu yurdu desen desen ören bendim, ben oğul!
 
Zaman oldu hayalim sığmadı ufuklara,
Turnalara seslendim mukaddes sevdamızı.
Peygamber muştusunun yürüdüm peşi sıra,
Akıbet vuslat dedim, yapmadım vedamızı.
Deniz bitse, gemiye yürü dedim karadan,
Niyetimiz halisti, yardım etti Yaradan.
Mağrur hükümdarların sığındığı limandım,
Ben  Fatih Sultan Mehmet, ben Sultan Süleyman’dım,
Bizans’ın defterini düren bendim, ben oğul!
 
Yalnız bir çift sözümle dize geldi krallar!
Adalet baş tacımdı, hem güçlüydüm hem haklı,
Gün oldu hatırıma düzenlendi kurallar...
Cümle güzelliklerde bir ilâhi aşk saklı.
Keçe  sardım raylara incinmesin Gül diye,
Kutlu miras bıraktım ebedîyen gül diye.
Uçsuz bucaksız çölde sabır içerek kandım,
Medine Kahramanı Fahreddin Kumandan’dım,
Dikenleri gül diye deren bendim, ben oğul!
 
Gün geldi insanlığa çok görüldü adalet,
Akbabalar, çakallar üstümüze üşüştü.
Aç sırtlanlar misali saldırdı onca devlet,
İslâm’ın izzetini savunmak bana düştü.
Ne düşmanlar kuvvetli, ne de ben azım dedim,
Şehadet mertebesi mukadder yazım dedim.
Maveradan gönlüme düşen kutlu fermandım,
Ben Onbaşı Seyit’tim, ben kınalı kurbandım,
Düşmanın yarasını saran bendim, ben oğul!
 
Ekmeğimi yiyenler arkamızdan vurdular,
Malazgirt’in kiniyle bölündük lime lime!
Bu yurttan atmak için bin bir tuzak kurdular,
Kim bozardı töremi, kim girerdi ilime!
Şehadet şerbetini seve seve tadandım,
Defalarca dirilip ölmeye can atandım.
Yağlı kurşun neylesin, vatan diye yanandım,
Meleklerin sunduğu şerbet ile kanandım,
Can vermeden cennete giren bendim, ben oğul!
 
Ben ki Mehmet Çavuş’tum Dörtyol’dan çıkan yiğit,
Millî Mücadele’de ilk kurşunu atandım.
Fransız’a Hatay’ı dar getiren mücahit,
Göğsümü siper edip yollarını tutandım.
Hadlerini bildirdim Ermeni çetelere,
Kurtuluşa yol açtım düşmanı sere sere!
Ben Gavur Dağları’nda “Paşa” Kara Hasan’dım,
Yalnız Hakk’a eğilen, Hakk’a karşı susandım,
Fransız’ı Hatay’dan süren bendim, ben oğul!
 
Ben, on dörtlük  Osman’dım yiğit Çukurova’lı,
Bu vatanda özgürce yaşamaktı tüm derdim.
Destanlarla büyüdüm ben ki doğdum doğalı,
Dedim  şu kefereyi atmaz isem namerdim.
Can dediğin nedir ki, emanet şu bedende.
Türk’ün cesaretini gösterdim o gün ben de.
Kırıldım, bükülmedim; ben şereftim, ben şandım,
Ben doğuştan askerdim, her çağda kahramandım,
O en büyük rütbeye eren bendim, ben oğul!
 
Ben Halime Çavuş’tum, ben ki Kara Fatma’ydım,
Ben Şerife Bacı’ydım, mermi taşıdım karda.
Düşmanın arkasında şahlanan deli taydım!
Destan yazdım Sakarya, Afyon, Dumlupınar’da.
Ben Mustafa Kemal’dim, umut oldum millete,
Yoklar içinde vardım, baş eğmedim zillete.
Mazlumlara şefkatli, zalimlere yamandım,
Kimsesize kimseydim, biçareye amandım,
Şanlı Cumhuriyet’i kuran bendim ben oğul!
 
Yüreğimden üfledim, can verdim türkülere;
Mendiller kurutuldu bağlamamın telinde.
Haksıza haksız dedim göğsümü gere gere,
Gâh sılada boy verdim, gâhi gurbet elinde.
Ben yayladan yaylaya el üstünde gezendim,
Aşk bağından gül derip sevdasıyla bezendim.
Milletin hislerine gönüllü tercümandım,
Dadaloğlu, Ferrahi…ben Karacaoğlan’dım,
Avşar beyine hesap soran bendim, ben oğul!
 
Daha dün Kıbrıs’taydım, Afrin’deyim bugün de,
Mehter hemen başlasın zafer marşı çalmaya.
Sanmayın savaştayım, düğündeyim, düğünde,
Beklemeyin yolumu, menzil Kızılelma’ya.
Yurdunu herkes sever bizimki kara sevda,
Vuslata kapı açar yaptığımız her veda.
Bir gülüşle yeşeren, bir bakışla donandım,
Mazlumlara gönlümü, yüreğimi sunandım,
Zalimlere fırtına, boran bendim, ben oğul!
 
Benzersiz tarihimin her sayfası bir destan,
Hangisini sayayım, gözlerime bak oğul!
Nice kavimler geldi, kimleri gördü cihan,
Özünden ayrı düşen yıkılır mutlak oğul!
Ölmeyi bilmeyenin ölümü elim olur,
Ölümü öldürenin ahiri salim olur.
Ben nesilden nesile anlatılan destandım,
Padişahtım, sultandım, beydim, hakandım, handım,
Üç kıtayı gölgemle saran bendim, ben oğul!
 
Davran bre yiğidim, dava büyük, yol çetin,
Kızıl şafağındayız aydınlık ufukların.
Kaderi sana bağlı bu kahraman milletin,
Tipisi eksik olmaz unutma dorukların.
Zirvelerden indirme bu şanlı al bayrağı,
Süsle yeni destanla yaşadığın her çağı.
Eğdirmedin başımı ben hep sana inandım,
Aslandan aslan doğar, tarih boyu sınandım,
Tarihe Türk mührünü vuran bendim, ben oğul!
              
 
                                                                Fikret Görgün
 
 
2. LİK ÖDÜLÜ ASKERİN MEKTUBU
 

Baki selam ederek öperim ellerinden,
Hayır, dua beklerim o tatlı dillerinden
 
Gönderirken askere sen mutluluğa doydun,
Heybeme azık diye vatan sevgisi koydun.
 
Ana; haber vereyim peygamber ocağından,
Vatan bağrı sıcakmış ananın kucağından.
 
Böyle diyorum diye üzülmeyesin sakın,
Yurdumu çok severim bana helal et hakkın
 
Sarıkamışda Mehmet nasıl üşümediyse,
“Vatana feda” deyip canı düşünmediyse,
 
Çanakkalede Hasan kınalı elleriyle,
O sıcağa kavuştu elinde gülleriyle.
 
İşte şimdi bayrağı bize teslim ettiler,
Gönül rahatlığıyla sevgiliye gittiler.
 
Onlara açık olan peygamber ağuşuna,
Kavuşmak için ölen can değildir boşuna.
 
Hani sen diyordun ya “Oğul vatan namustur,
Ona göz dikenlere hiç acıma kan kustur”.
 
“Vatan kutsaldır oğul, Türkler olmaz vatansız,
Vatan, vatan olur mu ak kefensiz yatansız?
 
Senin bu sözlerini ettim kulağa küpe,
Sevdam şehit olmaktır sancağı öpe öpe.
 
Yüz elli dördüncüsü BAKARA suresinin,
Bu ayet müjde verir şehide cümlesinin.
 
“Onlar ölü değildir sakın ölü demeyin,
Allah için öleni kefen ile gömmeyin”.
 
“Bilin onlar canlıdır, hayattadır, diridir,
Fakat siz bilmezsiniz yeri cennet yeridir”.
 
Ben de bu müjde için yanıp tutuştum artık,
Beni yakan ateşi sevdama ettim katık.
 
Namusum tehlikeye düşer ise bir zaman,
Gölümdeki aşk ile dizime gelir derman.
 
Kınaladığın elim bil ki her an tetikte,
Vatan bize emanet koruruz hep birlikte.
 
Kuşanır pusatımı yola revan olurum,
Göz sakınmam budaktan ona kurban olurum.
 
Kanla sulanmış toprak atadan emanettir,
Uğruna canlar vermek bil ki cana minnettir.

 
Vatan “Namustur” deyip nöbeti tutacağım,
Bir gün visal olacak kefensiz yatacağım.
  
Ana; hakkın helal et artık vedalaşalım
Şehadet nasip olsun cennette buluşalım.
 
                                                                                              Salih Özel (Evreni)
 
 
 
 
3. LÜK ÖDÜLÜ  YAKSANA KANDİLLERİ *)(*
 
Canda canan olmadan, vuslata hasret neden?
Aşk-ı narından harap, kalbe bu hicret neden?
 
Duygularım hercümerc, deryada yelken açar.
Dağlara ah çektirir! Sevdaya her dem naçar.
 
Feryada kor düşmeden bülbüle sun gülzarı.
Bağ aşiyan olmadan, dinmeyecek bil zarı.
 
Yağmura yoldaş olup, ısla da sönsün ateş.
Yoksa sürer her daim, düş dediğin keşmekeş.
 
Sen şah-ı aşk bense kul, meddahıyım devranın.
Aşk-ı derûn bitmeden, ferdasıyım hicranın.
 
Mah cemalin ayla eş, dilleri etmekte lal.
Mehtabı düşler iken, bir bade içtim zülâl.
 
Gündüzü kurşunlasam, gör diye yıldızları.
Sırrına ermem için, döksene yaldızları.
 
Can çekişirken güneş, yağmalasam günleri,
Geçmişe söz vermeden, yargılasam dünleri.
 
Perperişan hislerim, köz kokuyor can sızım.
İflahı yok dildarın, yandı yürek cansızım.
 
Gam bürümüş ufku bak, boğmada kan dilleri.
Durma uyan ey gönül! Yak yeni kandilleri.
 
ARUZ : müfteilün / fâilun / müfteilun / fâilun
 
ÖZLEŞİM
HECE ÖLÇÜSÜ
 
 
 
MANSİYONLAR
 

 BU VATAN BİZİM
                       
Hatay, Dörtyol’da başlar bir milli mücadele,
Bir Kara Hasan’ımız bin Kara Hasan olur.
Özgür yaşamak için millet verir el ele,
Yedi düvel in düşü yer ile yeksan olur.                               
Bir Kara Hasan’ımız bin Kara Hasan olur.
                                                    
Kıtalardan kıtaya şeref bizim, şan bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
Kara kese Köyü’nden kükrer bir Mehmet Kara,
Gök kubbenin altında binlerce Şahan olur.
Fransız’ın döşünde açar onulmaz yara,
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur.                       
Gök kubbenin altında binlerce Şahan olur.
 
Düşmanın sinesini yırtan kahraman bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes Vatan bizim.
 
İngiliz’i Anzak’ı kuşatır dört bir yanı,
Mehmetçik’in nefesi düşmana tufan olur.
Canlar verir ceddimiz, lakin vermez vatanı.                     
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur.   
Mehmetçik’in nefesi düşmana tufan olur.
               
Şehitlikle taçlanan o kutlu kervan bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
Şahittir şahlanışa bil ki Gâvur Dağları,
Huda’nın yardımıyla işimiz asan olur.
Maraş, Antep, Antakya koparmaz hiç bağları,
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur,
Huda’nın yardımıyla işimiz asan olur.
                                                     
Zaferlerden zafere o kutlu zaman bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
Genç ihtiyar demeden durur düşmana karşı,
Mevla’nın erenleri Mehmet’e mihman olur.                      
Silahların namlusu çalınca hücum marşı.
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur,
Mevla’nın erenleri Mehmet’e mihman olur.                      
                                                         
İstanbul’u fetheden o yüce sultan bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
Hafife alırlarken kahraman ordumuzu,
Şahlanan Mehmetçiğin mermisi lisan olur.
Gösterir müstevliye millî gururumuzu.
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur,
Şahlanan Mehmetçiğin mermisi lisan olur.
 
Şerife Bacı’larla hıza hız katan bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
Büyük önderimizdir Gazi Mustafa Kemal,
Cumhuriyet kurulur tarihe destan olur.
O’nun önderliğinde kazanılır istiklal,
Yedi düvelin düşü yer ile yeksan olur,
Cumhuriyet kurulur tarihe destan olur.
 
O dünyanın dâhisi kalplerde atan bizim,
Her köşesi bir cennet, mukaddes vatan bizim.
 
                                                           ŞERİFE GÜNDOĞDU
 
 
ANADOLU ŞEHRENGİZİ
 
Seni nasıl anlatsam, bilemem Anadolu!
Gözün nemlendiğinde gülemem Anadolu!
Umutlar yeşerirken toprağında, taşında
Bir milletin hüznü var akıttığın yaşında
Onca güzelliğini temaşa edip durdum
Yarınlarına dair nice hayaller kurdum
Yeşil ovalarında koyun kuzu meleşir
Cömerttir insanların, neyi varsa üleşir
Nice güzellik saklar baharların, kışların
Tabloları andırır uhrevî nakışların
Gönül göğümde bayrak, solumda atansın sen
Uğrunda öldüğümüz mukaddes vatansın sen
Davul zurna çalınca halaylarla coşarsın
Mâzinden hız alarak istikbale koşarsın
Yüce milletimizin kadim tapususun sen
Muhabbete açılan yürek kapısısın sen
Gönül gözün açıktır, aşk ile bakarsın sen!...
Hasretin köz gibidir, yürekler yakarsın sen
Bayrağıma renk veren al'ın var Anadolu!...
Gönül peteklerinde balın var Anadolu!...
 
Ne kağnılar geçmiştir o ıssız yollarından
Şehidin kanı sızar bayrağın allarından
Acılı yüreklerden yükseldikçe ağıtlar...
Hasretin ateşinden tutuşurdu kâğıtlar
Yiğitler harman olur, koç yiğitler dem sürer
Kutlu zafer uğrunda süvariler gem sürer
Uzağına düşünce efkâr karışır çaya
Karanlık gecelerde benzersin dolunaya
Şirin Karadeniz'de fındığın, çayın vardır
Muhabbet sofrasında senin de payın vardır
İçtiğimiz berrak su, soframızda aşsın sen
Memleket duvarında mukaddes bir taşsın sen
Hacıbektaş Veli'sin, Mevlâna'sın, Yunus'sun
Kem nazarla bakanlar, sonsuza kadar sussun
Dağların koyağında açan kardelensin sen
Hâlden anlamayanın hâlini bilensin sen
Leğeninde  yoğrulduk, ateşinde piştik biz
Ocaksızlardan kaçıp ocağına düştük biz
Kökünden ilham alan dalın var Anadolu!...
Isparta'nın şiarı halın var Anadolu!...
 
Çınarın kökü sende, meyven de var dalın da
Şehitler dile gelir bayrağının alında
Düşmanın karşısında yiğitçe duruşun var
Zurnaya üfleyişin, davula vuruşun var
Hak nazardan saklasın, düşmanın çoktur senin
Vatan coğrafyasında emsalin yoktur senin
Barış güvercinisin, gökte uçan kuşsun sen
Mazlumların gözünden akan kanlı yaşsın sen
Suların bir aynadır, aynada yüzüm kaldı
Hasretin ertesinde yaralı özüm kaldı
Küller içerisinde gül kokar dört bir yanın
Ege'nin incisinden bir farkı yoktur Van'ın
Âşığı usandıran nazın bile güzeldir
Çoğa değişmem seni, azın bile güzeldir
Merhemsin yaralara, derdimize dermansın
Bahtımızın güneşi, ilâhî bir fermansın
Beş vakitte okunan ezanların var senin
Destanını kanıyla yazanların var senin
Sevgiliye açılmış kolun var Anadolu!...
Seveni kavuşturan yolun var Anadolu!...
 
Söğüt'ten yola çıktın, çınarın kökü sende
Yetim kalmış ümmetin manevî yükü sende
Zaman, yekpare zaman; sonsuza akar durur
Uzağına düşeni, hasretin yakar durur
Gönlümüz sana açık, sade sen bize yâr ol
Düşmanların yas tutsun, sonsuza kadar var ol
Göklerde bağdaş kurmuş bulutların var senin
Aydınlık yarınlardan umutların var senin
Başka yâre hacet yok, vatan bize yâr iken
Bütün varlar yok olsa, dert değil sen var iken
Uyumak haram sana, seherde uyanırsın
Hakk'tan kuvvet alarak halkına dayanırsın
İlâhî bir nakkaşın elinden çıkmışsın sen
Gözyaşların sel olmuş, bendini yıkmışsın sen
Hasretin dağ misali, yürekte har gibisin
Uzun kışın ardından gelen bahar gibisin
Ağrın olduğu yerde bizim de ağrımız var
Dostluğa, kardeşliğe, barışa çağrımız var
Kirpikleri ıslatan selin var Anadolu!...
Kardeşliğe uzanan elin var Anadolu!...
 
Huzuru bulduğumuz eşsiz bir diyarsın sen
Külçe altın gibisin, yirmi dört ayarsın sen
Merhamet membaısın, anasın Anadolu!
Yiğitlerin saçında kınasın Anadolu!
Ezelden yola çıktın, ebede gidiyorsun
Mehmetçikler misali nöbete gidiyorsun
Toros'un yücesinde bembeyaz bir karsın sen
Ferhatlara Şirin'sin, Keremlere yârsin sen
Karanlık gecelerde çıramızı yakansın
Âb-ı hayat misali içimize akansın
Bize yâr oldun diye şükrederiz Mevlâ'ya
Senden evvel Kays'tık biz, Mecnûn olduk Leylâ'ya
Sonbaharın hüzünlü, ilkbaharın başkadır
Barışın güçlü sesi, kutlu çağrın aşkadır
Başı göklere değen dağların vardır senin
İrem'i kıskandıran bağların vardır senin
Kadim medeniyetin altın beşiğisin sen
Hakikatin durağı, kutlu eşiğisin sen
Yanık türküler yakan dilin var Anadolu!...
Gönül bağında açan gülün var Anadolu!...
 
                                             M. NİHAT MALKOÇ
 
 
Dörtyollu Mehmet Çavuş Destanı
 
F(ı)ransızlar dayanmış Dörtyol’a tabur tabur
Yanlarında Ermeni denilen pis mendebur
Almış gemi azıya, kimseler demiyor DUR
        Davran be Mehmet Çavuş sıra Karakese’de
        Yürü haydi, ardından kimseler gelmese de
 
Bu kara bulutları dağılmaz sanma sakın
Bahar gelir ayağa kalkılırsa top yekûn
Zafer gayret edene yarından daha yakın
        Davran be Mehmet Çavuş, bu diyarda şanın var
        Yürü, Allahtan sana emanet bir canın var
 
Ya oturup bekleyin esaret zilletini
Tepenize çıkarın Ermeni milletini
Atın üzerinizden miskinlik illetini
        Davran be Mehmet Çavuş, bu köye bir baş gerek
        Sen yürü de ardından kimler gelir bir görek!
 
Satın malı melali, silahlanın durmayın
Gelen bu tehlikeyi öyle uzak görmeyin
Eli bağlı bekleyip boş hayaller kurmayın
        Davran be Mehmet Çavuş, tutmak gerek yolları
        Sen yürü ki ardından köylü sığar kolları
 
“İnna fetehna leke” buyurur yüce Allah
Bu müjde boşa değil, yerde kalmaz hiç bir ah
Yiğide korkmak değil, silah yakışır silah
        Davran be Mehmet Çavuş, Kel Mehmet de seninle
        Yürü, nice yiğitler yürür bir tek ününle
 
Bu yolda şehadet var, kalırsan gazi derler
Göğsünü siper etti nice aslan neferler
İmanla kazanılır bilirsin ki zaferler
        Davran be Mehmet Çavuş, destanını yazalım
        Yürü, yiğit adını yüreklere kazalım       
 
Kurtkulak’da Mustafa, Çaylı Köyünde Mehmet
Özerli’de vuruldu muhtar ve iki heyet
Sıra Karakese’ye geldi bak en nihayet
        Davran be Mehmet Çavuş, şimdi cihat zamanı
        Sen yürü göreceksin Rabbim vermiş fermanı
 
Namahremler kirletmiş yurdunu, mabedini
Esaretle bağdaşmaz Türklük ve İslam Dini
Haydi, bismillah deyip vur cepheye kendini
        Davran be Mehmet Çavuş, bu gün kıyamet günü
        Rabbimin emrettiği sana kıyam et günü
 
Zaten ağlıyor şimdi ana, bacı ve eşler
Namusuna ilişir bu şerefsiz kalleşler
Kargalara yem olur davranmayan tüm leşler
        Davran be Mehmet çavuş, sana yakışmaz zillet
        Yürü, senden işaret bekler bu necip millet
 
Sana efelik taslar dünkü zelil uşaklar
Cennet durağı değil bil ki sıcak döşekler
Destanını okusun senden sonra kuşaklar
        Davran be Mehmet Çavuş, Peygambere layık ol
        Yürü, cihattan geçer cennete giden tek yol
 
Bu mavi gök kubbeye al bayrağın yakışır
Ezan, tekbir, salalar çın çın arşa akışır
Melekler inmek için gözlerine bakışır
        Davran be Mehmet Çavuş, insin artık melekler
        Yürü, sen yürümezsen kabul olmaz dilekler
 
Kara Hasan bir çete kurmuş, dağlara çıkmış
Tıpkı Tarık misali gemilerini yakmış
Diyorlar ki bu yola çıkarken o da tekmiş
        Davran be Mehmet Çavuş, Hasan’a Paşa derler
        Sen yürü göreceksin yiğide yaşa derler
 
Bak işte düşman çıktı hemen köye saldırdı
Ömer Hoca sancakla köyü cenge kaldırdı
Kahpe düşman bu köyden on yiğidi öldürdü
        Davran be Mehmet Çavuş, siperlere yatıver
        Sür fişeği namluya, ilk kurşunu atıver
 
Bas tetiğe namlular ateş kussun, kudursun
Mavzerler düşmanların on beşini bir vursun
Bu hayâsız işgali başlamadan durdursun
        Davran be Mehmet Çavuş, düşmez vatan kalesi
        Yürü seni bekliyor Hasan Paşa Çetesi
 
İşte düştü tetikler birbirinin ardından
Düşmanlar temizlenir artık cennet yurdundan
Esaret denen bu yük kalktı şimdi sırtından
        Helal be Mehmet Çavuş, gerçek bir kahramansın
        Yeni nesiller seni övünerek hep ansın
 
                                                    HALİT YILDIRIM





Şahamettin KuzucularAdmin / Erkek / 20.01.2016