KISSA-İ AŞK
GÜNÜN YAZISI

KISSA-i AŞK

 

 Vakti zamanında "Ben" isimli genç bir delikanlı ile "Sen" adlı genç bir kız varmış. Her ikisi de birbirlerinden habersizce öyle kendi hallerince yaşarlarmış. Aynı zamanda yine her ikisi de ehli gönül imişler ve kalpleri de aşkın sırları ile doluymuş.

 

Bir gün kaderleri tecelli etmiş ve "Ben"in karşısına "Sen" çıkıvermiş. İşte tam da o anda "Ben"in içerisine bir aşk ateşi düşmüş ve "Sen"e sevdalanıvermiş.

 

"Ben" yandıkça yanmış ve artık durup duruşamayarak fırsatını bulduğu ilk anda "Sen"e:

 

-Ben şimdiye kadar hep yalnız yaşardım. Seni görünce sanki bir anda "Sen" oldum çıktım. Sanki kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyor. İçim içimi yiyip duruyor. İnanın bunda benim hiç bir dahlim yoktur. Ne senin ne de benim haberim dahi olmadan bu aşk bana lütfedildi. Acaba kalbimde kalbini taşımama müsaade eder misin? Diye sorarak halini izah etmiş.

 

"Sen" bu duruma şaşırmakla beraber çok da sevinmiş. Her ne kadar o an için "Ben"e karşı bir şey hissedememiş olsa bile yine de kalbi aşkın hallerini çok iyi bildiği için "Ben"e cevaben:

 

-Ne mutlu sana. Bir gönülde yer bulmak benim için büyük bir lütuftur. Diyerek kendi kalbinin "Ben"in içerisinde taşınmasına müsaade etmiş.

 

"Ben" "Sen"in verdiği bu cevap karşısında çok mutlu olmuş. Aslında bunun altında yatan neden, biraz da "Sen"e duygularını ifade edebilmesi ve en azından kendince bir çare bulduğunu düşünmüş olmasıymış.

 

(Gerçi "Sen" buna müsaade etmemiş olsaydı, onu kalbinde taşımayacak mıydı? Hem elinde miydi ki bu. Elbette ki taşıyacaktı, fakat böyle olduğunda hiç değilse daha bir gönülden ve daha bir özenle olacaktı bu. Hem ayrıca bu sayede "Sen"in kalbi çok da fazla yorulmamış olacaktı. Ya da öyle olacağını farz ediyordu.)

 

Ben" böylece kalbinde taşıdığı "Sen" ile mutlu mes'ut günler geçirmekteymiş. Fakat ne yazık ki bir süre sonra yüreğinde taşıdığı "Sen" ile ilk zamanlar birlikte çok güzel hazlar yaşamış olsa da sonradan kalben mutmain olamamaya başlamış. Artık kendisi ile "Sen"i yaşattığı kalbinde iki benliği taşıyamaz bir hâle gelmiş ve iki kalp bir kalbin içerisine sığmamaya başlamış.

 

      Bunun üzerine "Sen"in de kendisine sevdalanması için içten niyazlarda bulunmuş Allah'a... Bir süre sonra da bu duaları kabul olunmuş ve "Sen" de "Ben"e sevdalanıvermiş.

 

         "Ben", kalbinin "Sen"in kalbinde taşınmasına zaten dünden razıymış. "Sen" de zaten bunu ona sormaya dahi gerek duymamış ve "Ben"i kalbinde taşımaya başlamış. Böylelikle hem "Ben" "Sen"in; hem de "Sen" "Ben"in kalbinde yer bulmuş.

 

         Bir süre böyle mutlu ve mes'ut bir şekilde yaşayıp gitmişler. Fakat yine bir sorun varmış Bir şeyler eksik görünüyormuş. Nedense bir zaman sonra artık birbirlerini anlamamaya ve aşkı hissedememeye başlamışlar.

 

         Artık eskisi gibi değillermiş. Birbirlerinin kalplerindeki emanete sahip çıkmakta zorlanmaya başlayıp "Yok" olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlar. Dile getirmeye dahi korktukları bu hal, ancak yine kalplerine danışarak çözülebilirdi ve onlar da öyle yapmaya karar vermişler.

 

          Görünüşe göre "Ben", "Sen"de, "Sen" de "Ben"de olduğunda ortaya ikilik çıkıyor ve bu da ayrılığa kapı aralıyordu. Onlar ise bu durumu ancak sonradan kavrayabilmişlerdi. Bunun üzerine "Ben":

 

         -Görülüyor ki bu aşk böyle olmayacak. En güzeli gel seninle birlikte "Sen" ve "Ben"i  ortadan kaldıralım ve "Bir" olalım. Ne dersin!? Diye sormuş.

 

         "Sen" de zaten dünden razıymış buna. Bu yüzden de "Ben" e hiç itiraz etmemiş. Bunun üzerine aldıkları bu kararı hemen yerine getirmeye karar vermişler ve "Ben" ile "Sen"i ortadan kaldırmışlar. Böylece her ikisi de "Bir"likte hem "Var" hem de "Yâr" olabilmişler.

.

Cemil Baştürk





Cemil BaştürkGold Üye / Erkek / 8/8/2019