ESAS-DER KURULURKEN II

   30 eylül cumartesi... Dörtyol 'daki ikinci günümüz ve ilk sabahımız. Odamızdan aşağıya indiğimizde yolda olan arkadaşlarımızın da gelmiş olduğunu gördük. Hoş geldiniz faslından sonra kahvaltı için salona geçtik. Bir gün öncesinden Şehamettin Bey kahvaltıyı Sibel Hanım 'ın hazırlayacağını söylemişti ama bukadarını beklemiyorduk doğrusu. Masada neler yoktu ki :Yumurta salatası, közlenmiş patlıcan biber salatası,rus salatası, patates kızartması, sigara böreği, domates,salatalık,peynir çeşitleri, zeytin, bal ( unuttuklarım olabilir. ) Mükellef bir kahvaltı sonrasında tabii ki teşekkür ve beğeniler Sibel Hanım'a geldi. Ve nihayet Esas -Der 'in kurulacağı Ticaret ve Sanayi Odası`na gitmek üzere toplandık.
   Salon öğretmen evine yürüme mesafesindeydi. Yeni yapılan binanın vıp salonu, pırıl pırıl ve ferah yapısıyla içimizi açtı. Dışarının sıcağına rağmen klima sayesinde hiç bunalmadık. Genel kurulumuz, Ahmet Özel Bey'in konuşmasıyla açıldı. Toplantıya Şehamettin Kuzucular, Ersin Gündoğdu, Şerife Gündoğdu, Mehmet Demirel, Mansur Ekmekçi.,Halil Gürkan, Ulvi Yürük, Şahin Teberik, Mahir Başpınar, Yusuf Bilge (Büyükboyacı ),Aytül Kaplan, Aydın Çetinkaya, Necibe Çetinkaya, Hatice Peköz, Salih Bey (soyadını hatırlayamadım. Unuttuklarımdan Özür diliyorum.) katıldılar. Daha sonra yönetim kurulu üyeleri oylamaya sunuldu ve Esas -Der resmen kurulmuş oldu.
   Toplantı sonrasında halk ozanları sazlarını konuşturup gönüllerimizi coşturdular. Bu arada mahalli sanatçı Sadi Bey'in emeklerini de unutmamak gerekir. Kendisine teşekkürlerimizi sunarız. Eee ! Klavyede Sadi Bey olur da oynamadan durulur mu? Son günlerin moda türküsü "erik dalı " çalmaya başlayınca toplantıdaki delikanlılar (!) da yerlerinde duramayıp kendilerini ortaya attılar. Türküler ve oyunların arasında şairlerimiz de şiirlerini okuyarak gönlümüzün bam telini titreterek günümüze ahenk kattılar. Saat 18 de buluşmak üzere dağıldık.
   Üstümüze rahat kıyafetler giyerek arabalara bindik ve karnımızı doyurmak üzere Payas'a doğru yola çıktık. Biz Mehmet Demirel ve eşinin olduğu arabaya bindik. (İki gün boyunca Sibel Hanım gibi Mehmet Bey'in eşi de bizi hiç yalnız bırakmadı. Kendilerine çok teşekkür ederiz. ) Deniz kenarında lüks olmayan, havanın serin olmasına rağmen sımsıcak bir mekâna geldik. Denizden gelen iyot kokusu eşliğinde yemeklerimizi afiyetle yedikten sonra kalkmak istemedik. Aslında planımız yemek sonrası genel kurulumuzun yapıldığı salona gidip geceye orda devam etmekti Ama herkes hemfikir olunca geceye burda devam etmeye karar verdik. Neşe içinde yine şiirler okuduk, sohbetler ettik. Yusuf Bey Şehamettin Bey 'den " Ak hilâlin efesi " şiirini okumasını istedi.Ama Şehamettin Bey herzamanki mütevaziliğiyle bu teklifi nazikçe geri çevirdi ve şiiri Yusuf Bey 'in okumasını istedi. Şiir okundu ama Yusuf Bey, şiiri kendisi okumadığı için Şehamettin Bey 'e ceza verdi.Ceza olarak da bize tatlı ikram edecekti. Vakit geç olduğu için arabalarımıza binerek yola revan olduk.
   Öğretmen evine gelip uyumak üzere odalarımıza çekildik. Tam yatmak üzereydik ki kapımız çalındı. Gelen Yusuf Bey 'di.Bizi dondurma yemek için aşağı çağırıyordu. Davete icabet etmemek olmazdı. Aşağı indik Yusuf Bey ile Mahir Bey bizi bekliyordu. Yusuf Bey, "Şehamettin Bey'in cezasını ben çekeyim diye dondurma aldım" dedi.Yusuf Bey 'in kendi elleriyle ikram ettiği dondurmaları afiyetle yedik.Mecliste Yusuf Bey olur da sohbet olmaz mı? Eşimle koyu bir sohbete daldılar. Mahir Bey 'le bana da dinleyici olmak düştü. Saat 23.30 olmuştu. Günün yorgunluğu üzerimize çökerken gözlerimiz de uyku emareleri belirmeye başlamıştı. Üstelik sabah erken kalkıp gezi için yollara düşecektik. İyi geceler dileklerinden sonra odalarımıza çekildik.
   Gezimize ait anılarımız da bir sonraki yazımda. Saygılarımla.





Necibe ÇetinkayaGold Üye / Kadın / 3/19/2017