BİR BAYBURT MACERASI
GÜNÜN YAZISI

BİR BAYBURT MACERASI

Babamın arzusu doğrultusunda, hem memleketimizi ziyaret, hem de yakında vefat eden rahmetli annemin veraset işlerini halletmek için erkek kardeşimle birlikte babamı da alarak Trabzon-Çaykara'ya geldik. 

Aradan iki gün geçti. Bir sabah veraset işleri için kardeşim,eşi ve ben Bayburt yoluna revan olduk. Babam yaşlı olduğu için gelmek istemedi.(İyi ki de gelmedi. Sebebini yazıyı okuyunca anlayacaksınız.) Nereden gideceğimizi bilmediğimiz için önce Uzungöl'e gittik.Halbuki köyde ki büyüklerimiz Sultanmurat Yaylasından daha çabuk gideceğimizi söylemişlerdi. Ama bir kere yola yola çıkmış bulunduk. Tarif üzerine Uzungöl'den Bayburt yoluna girdik. Şansımızdan iki gündür aralıksız yağan yağmur dinmiş, güneş yüzünü göstermişti. Yukarılara çıktıkça manzaraların güzelliği karşısında büyülenmiştik. Gayet mutluyduk. Elimizde telefonlar radyodan çalan şarkılar eşliğinde gördüğümüz manzaraları çekiyorduk. Zaman zaman yolları sis kaplasada keyfimiz gayet yerindeydi. 

Asfalt yol bitmiş, stabilize yola geçmiştik. Yolun haricinde toprak görmek mümkün değildi. Sarı,mor,beyaz çiçekler yeşilin üzerinde ünlü ressam İbrahim Çallı'nın tablosu gibiydi. Hiç bu kadar mor çiçeği bir arada görmemiştim. Yukarılara tırmandıkça sis yoğunluğu artmış bir karış önümüzü göremez olmuştuk. 

Duman dağa dayanmış
Yeşil kıştan uyanmış
Dağlar mora boyanmış
Bayburt'un yollarında

Dedim ama, neşe yerini çoktan endişeye  devretmişti. Bir saati aşan yolculukta tek bir araca raslamadık. Yollar bozuk, aşağısı uçurumdu. Yükseklik korkumdan aşağıya bakamıyordum. Ha bire yukarı tırmanıyorduk. Derken nihayet yanımızdan bir araç geçti. Korna çalarak aracı durdurduk.
 
- Merhaba hemşehrim, bu yol Bayburt'a mı gidiyor? 
-Aynen abi, ben de oraya gidiyorum takılın peşime.
 
Teşekkür ederek peşine düştük. En azından yalnız değildik. Sis vefalı bir dost gibi bizi hiç terketmedi. Adrenalini sevmediğim için bu yollar bana göre değildi. Stresin tavan yaptığı sırada inişe geçmiştik. Tırmandığımız yerleri şimdi yavaş yavaş inmeye başlamıştık. Trabzon'a gelirken 160-170 km hızla gelen kardeşimin hızı  35-40 km ye düşmüştü. Kaç defa Ayetelkürsü'yü okuduğumu hatırlamıyorum. Anladım ki buralarda korku özgür, cesaretse tutsakmış. 

Bir taraf hep uçurum
Manzaraya yok yorum
Yalan yok korkuyorum
Bayburt'un yollarında

Nihayet düzlüğe çıkmıştık. Sis de; "bunlardan bana dost olmaz" diye yakamızı bırakmıştı. Derin bir oh çektiğimiz sırada Bayburt tabelası görünce cehennemden cennete düşmüş günahkar kadar kadar sevindik. 

Tapu dairesi ve belediyedeki işlerimizde hemşehrilerimiz bize ellerinden gelen kolaylığı gösterdiler. Anadolu insanının mütevaziliğini, misafirperverliğini, yardımseverliğini her adımda yaşadık. Bu arada Bayburt'un meşhur et dönerinin de tadına bakmadan gitmek olmazdı. Malesef işimiz bitmediği için geri dönmek zorunda kaldık. Ama ne dönüş. Hayatım boyunca unutamayacağımız bir yol serüveninin bizleri beklediğini ne yazık ki bilmiyorduk. 

Gelirken yaşadığımız sitresi tekrar yaşamamak için büyüklerimizin tavsiyesine uyarak Çaykara'ya Sultanmurat Yaylası üzerinden gitmeye karar verdik. Yine zirveye tırmanma başlamıştı. 20 km asfalt yol gidince sevinmiştik. Yol hep öyle olacak zannettik. Ne bilecektik ki geliş yolunun dönüş yoluna göre otoban 
sayılacağını. 
Yine sis bastırmış ve yanlış yola sapmıştık. Bir karış önümüzü zor görüyorduk. Asfalt yol bitmiş, ancak bir arabanın geçeceği taşlık bir yola girmiştik. Geliş yolumuzu mumla arar olmuştuk. Yükseklik korkusundan aşağılara bakamıyor, sitresten güzelim manzaraların keyfini çıkaramıyordum. 
Nasıl bir yola girmiştik ya Rabbi! Bizden başka bir Allahın kulu yoktu. Karşıdan bir araba gelse yan yana geçmenin, geri geri gitmenin imkanı yok. Taşlık yolda bazen 5, bazen 8 km hızla gidiyoruz. Sağ tarafımızda 1,5-2 metre kar, alt tarafta karlara inat doğanın en güzel yeşilleri. Yaz ile kışın kardeş olacağını asla düşünemezdim. Eriyen karlar yollardan akıyor, zaten taşlık olan yollarda çukurlar açarak zorluğu ikiye katlıyordu. Sanki Ağrı Dağı'nın zirvesine tırmanmıştık. Akşam olmadan inmek için dua ediyorduk. Saatler ilerliyor yollar bitmek bilmiyordu. Aşağıya yaklaştığımız sırada bir barakaya rastladık ve hemen ileriden gelen arabayı durdurduk. İki km sonra asfalt yola kavuşacağımızı duyunca yeniden doğmuş gibi olduk. Meğer geldiğimiz yol dünyanın en tehlikeli yollarından biri olan Derebaşı virajlarıymış.
 
Derebaşı virajı
Adrenalin ilacı
Allahım bize acı
Bayburt'un yollarında

Bulutlara eş olduk
Korkuyla kardeş olduk
İnan ki bir hoş olduk
Bayburt'tun yollarında

Belgesellere konu olan bu yolu sadece adrenalin tutkunları kullanıyormuş. 42 km lik yolu yarım saatte gitmeyi düşlerken 4 saatte gitmiştik. Asfalt yola ulaştığımızda kazasız belasız gelmenin sevincini görmeliydiniz. 

Nihayet kabus bitmiş evimize dönmüştük. Fakat yaşadığım sitresten dolayı tansiyonum 22/12 ye çıkmıştı. Gece 2 de acilin yolunu tuttuk. Çok şükür şimdi iyiyim. Ama Bayburt'ta işimiz henüz bitmedi. Biz bu yolları adrenalin tutkunlarına bırakarak . 80km lik yolu, 200 km de olsa şehirler arası yoldan gitmeye karar verdik. 

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler. 





Necibe ÇetinkayaGold Üye / Kadın / 3/19/2017