Sevinç mi? Hüzün mü? Gülen Gözler mi? Yanan Yürekler mi? 2

Sevinç mi? Hüzün mü? Gülen Gözler mi? Yanan Yürekler mi? 2

 

Konuşan Büfeci Bülent’ti. Kendini sözünü bilmez kaba bir adamdı. Hayatın bir dokunuşla sıfırdan yeni bir hayata başlayacak olanları bu konuşma huzursuz etti.

Tek bir temasla sözle bakışla, başlayan hayat geçmiş ve gelecek zamanlarını yitirten olaylara bakış açılarıyla samimiyetten uzak olursa ömrün geri kalanını yitik kimliğe mahkûm ederken insanoğlu tabloyu değiştirmesi mümkün olmuyordu.

Aslan Yüksel elini kaldırarak halaya son verdi. Büfeci Bülent’e yaklaşarak.

-Biz herkesten ve senden izin almadık mı?

-Aldınız da çok uzattınız?

-Neyi uzattık Bülent?

-Tepinmeyi.

-Bülent adam gibi konuş asabımızı bozma.

-Bozarsam ne olur?

-Tamam, arkadaşlar haydi dağılalım olay çıkmasın.

Bülent denilen kalas laftan gönülden anlamaz.

-Olay çıkarsa ne olur yani? Sen ve arkadaşların yıkar mı büfe mi?

-Ben senin haddini bildiririm, arkadaşlara gerek yok.

-Haydi, bildir bakalım.

Ortalık bir anda karıştı. Herkes bir yana dağılırken, arkadaşlar sırt sırta vermiş, Yüksel’i izliyordu.

-Arkadaşlar siz karışmayın bana bırakın.

Bülent elinde salladığı bıçağı çıkararak saldırdı. Yüksel ani bir hareketle kenara çekilerek çenesine bir yumruk attı. Yerlerde toz toprak içinde kalan Bülent ağzında akan kanı eliyle sildi. Herkes kavga bitti derken arka belide ki silaha davranan Bülent rast gele ateş açarak tabancasındaki kurşunları bitirirken kaçarak uzaklaştı. Herkes şaşkın şaşkın birbirlerine bakarken kaçışıyorlardı. Bir feryat duyuldu ta ciğerden gelen günü kana kızıla boyayan bir ses.

-Eyvah Hatice’m eyvah, bugün sana emekli olarak sarılamadım Hatice’m!

Yere düştü yığıldı nefessiz kaldı. Yere düşen bir hayattı yeni umutları olan, bir kaza kurbanı ile son bulan.

İnsanın fıtratına yüzünü çevirmesi, karşısındaki insana anlayışla yaklaşmaması bakmaması, karşındakinin de bir can taşıdığını umursamaması, ya da cezasını fark ederken,  bir fark ediş süresi bu kadar çabuk insanın umursamaz olması fıtratına uygun halde olmamasının getirdiği acı sonuç, bunu daha erkenden fark ediş bir iman ediş eylemi kadar tesirli olacaktı, bu üzücü olay olmayacaktı desek te Rabbim bilir doğrusunu. Gözümüzü ve gönlümüzü telaşla bazen sükûnetle meşgul eden oyalayan ne varsa âlemde, zamanın ve anlam adına bir anda canın teslim edilmesiyle verilmesiyle yitirilmesinde son verilmektedir. Fakat bir yandan da ölmeden önce tüm bu meşgaleler bir  manaya varmasın diye yaşayanların çirkinliği de var, bazen böylesi hayatların seçilmesiyle manaya insana gülümsemeye erişebilmede bir rehber kadar yön verici, bir merhem gibi iyileştirici etkiye de sahiptir iman tabi gönlünde, kardeşlik gibi değeri bilerek taşıyabilirsek.

Mehmet Aluç





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016