Karagöz Ve Hacivat  (Ayağı kırık Hacivat)

 
Karagöz birkaç gündür sabahın erken vaktinde Hacivat’ı ziyaret etmiyordu, bundan sonra Hacivat’ın kendisini ilk önce ziyaret etmesini istiyordu. Ama nedense iki gündür Hacivat ne sabahın erken vaktinde gelip ziyaret ediyordu, ne de namaz vakitlerinde görünüyordu. Buna bir anlam veremeyen Karagöz, ani bir atakla kalktı oturduğu divanın üzerinde, Hacivat’ın evine doğru, koşar adımlarla vardı. Yine kapıyı alacaklı gibi hızlı hızlı çaldı, pencereye Hacivat’ın hanımı Sultan Hatun açtı.
 
-Buyur karagöz, neden bu kadar geç kaldın?
 
-Nereye geç kaldım, Sultan hatun?
 
-Arkadaşın kadim dostun, Hacivat’ın halini sormak için.
 
-Ben istedim ki bundan sonra o gelsin, halimi sorsun.
 
-Nasıl gelsin Karagöz, iki gün önce sana gelmek için merdivenlerden inerken, aşağıya yuvarlandı bacağını kırdı.
 
Karagöz bunu duyunca telaşlandı.
 
-Aç kapıyı Sultan hatun aç kapıyı hemen!
 
Yukarda kapının açma mandalına bağlı ip ile kapı açılınca, karagöz bir nefeste yukarıya çıktı, yatakta ayağı alçıya sarılı Hacivat’ı üzgün yatar görünce hemen sarıldı.
-Vah vah Hacivat’ım sana ne oldu? Kulaklarım sağır oldu duymadım.
 
-Duydun da kale almadın mı? Yazıklar olsun sana.
 
-Aman Hacivat’ım öyle demedim, birkaç günde sen sabah erkenden seher vaktinde gelerek kapımı çalmanı istedim.
 
-Kolumun da kırılmasını mı istedin?
 
-Sen niye gelmedin, iki gündür bekliyorum?
 
-Nasıl geleyim karagözüm?
 
-Gelmeyim mi dedin?
 
-Ayaklarım alçıda, nasıl geleyim?
 
-Bu kış ayında salça mı yapılır Hacivat’ım, biraz üsluplu olsun yalanın.
 
-Ne yalanı karagözüm, yine benim sözlerimi kapmaya çalışma olmuyor, sana yakışmıyor.
-Hacivat’ım nasıl oldu?
 
-İki gün önce, sabah namazını beraber camide kıldıktan sonra eve geldim, dedim eve uğrayım hanıma haber vereyim de, sana geleyim.
 
-Hanıma haberde mi veriyorsun sen?
 
-Evet, sen vermiyor musun bana gelince?
 
-Vermiyorum, ben senin gibi kılıbık değilim.
 
-Beni bu kırık ayağımla kaldırarak, seni dövmeye zorlama istersen.
 
-Tamam, Hacivat’ım şaka yaptım, tabii ki haber veriyorum bir yere giderken hanımıma. Hacivat’ım akşam yemeğine canın istediği bir şey varsa söyle ben hanımıma hazırlatayım. Sultan hatun, hem seninle uğraşarak hem de yemek iş yapması zor olur.
-Canım akşama karpuz istiyor, yanında peynir.
 
-Aman Hacivat’ım, bu kış günü karpuz mu olur? Başka bir şey iste.
 
-Kim işte?
-İşte değil iste…
 
-Ne isteyeyim Karagözüm, canının sağlığını.
 
-Ha şöyle Hacivat’ım, ama dur Rüstem emminin samanlığına bir bakayım, kalmışsa sana akşama bir karpuz isteyeyim de getireyim Hacivat’ım.
 
-Karagözüm bu dünyada kim var ki borçsuz?
 
-Ne borcu Hacivat’ım?
 
-Sen demedin mi Rüstem emminin kimseye borcu yok bir tek o borçsuz?
 
-Ben diyorum karpuz sen anlıyorsun borçsuz. Tamam, Hacivat’ım tamam, Kapattık perdeyi eylemedik viran Kusurumuz varsa Kul Mehmet’le beraber af ola, devamı derseniz hele bir yarın ola.
 
Mehmet Aluç /Kul Mehmet
 
 
 





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016