Bir Düşünelim Bakalım Düşünebilirsek Eğer Var Olmak Adına

 
Bir Düşünelim Bakalım Düşünebilirsek Eğer Var Olmak Adına
 
 
Aman bu dünya boş dünya diye hiç düşünmeyen çok, acaba böyle düşünenler olmasaydı nasıl olurdu halimiz, günlük koşuşturma olmadan monoton bir hayatla telaşsız kavgasız bir hayat düşene bilir miyiz? Bir düşünelim bakalım var olmak adına.
-Hüsamettin evladım.
-Buyur babacığım, evladım bana bir tas su verir misin?
-Hemen babacığım, emrin olur.
-Sağ olasın oğlum.
-Rica ederim babacığım.
-Sen bir hafta oldu hala evdesin, çocuklarla benimle ilgileniyorsun, peki evladım fabrikayı kim yönetiyor?
-Aman baba, seninde düşündüğün şeye bak, makineler kendi halinde çalışıyor, işçilerin yarısını tatile memleketlerine gönderdim, yarısı da onların yerine nöbetleşe çalışıyorlar.
-Evladım hiç öyle olur mu?
-Neden olmasın, sen başında iken eve uğramazdın yüzünü görmezdik, eline ne geçti şimdi, bu ihtiyarlıktan başka, o kadar katı kurallıydın ki bak kapını çalan yok, sağlığın nasıl soran yok.
-Ama evla…
-Bana hak veriyor musun? İstersen az düşün, ben memleketlerine giden işçilerin bu ay ki maaşlarını yatırayım hesaplarına geliyorum.
-Oğlum sen kafayı mı sıyırdın, bu gidişle sana miras bıraktığım fabrikayı batıracaksın. İzine çıkanlar çalışmıyor ki para veriyorsun.
-Niye baba aç mı yaşıyor onlar, bizim gibi insan değiller mi? Onlarında bakmakla yükümlü oldukları aileleri yok mu?
-Şee… Şeyyy var ama oğlum!
-Âmâsı yok babacığım, sen kazandın yığdın o kadar mal mülkün var, ben yanında olmazsa parayla tuttuğun hizmetçilerden başka kim yanında olacak? Malların mı sana hizmet edecek ihtiyacı olanla paylaşmadığın sürece?
-Oğlum sen bugün ters kalkmışsın yataktan!
-Hayır, babacığım Besmele ile kalkıyorum yatağımda. Hem sen bana devir ettiğin fabrikanın başında ben üç yıldır duruyorum zarar değil kâr ediyoruz.
-Üç yıl oldu mu? Yok, yok sen batıracaksın!
-Sen endişelenme baba, bir şey olmaz, olursa da senin geride yiyemediklerini yerim yani.
-Bak kendi ağzınla itiraf ediyorsun, ben bu günler için biriktirdim sizler için.
-Biriktirdin ama babacığım, aylarca yıllarca biz sensiz büyüdük, sen ha vardın ha yoktun. Ben senin gibi düşünmüyorum, sen dert etme kendi sağlığını az düşün.
-Bak karşı evimize gelen giden sıkıntılı gelenler nasıl gülümseyerek çıkıyorlar.
-Anlayamadım?
-Babacığım ben bir fon hesabı açtım, muhtaç olanlar için, her ay kazancımızın yüzde onunu aktarıyorum, ihtiyacı olanlara veriyorum.
-Oğlum sen kafayı yemişsin, sana bu ihtiyar kalkmaz halimle ben sana başka ne diyeyim?
-Kazancınız bol olsun fakir fukara rahata ersin de babacığım? Haklısın alışmamış bunlara bünyeniz haliyle zor gelir söylemeniz. Babacığım kısacası senin malınla yapamadıklarını ben yapıyorum senin adına. Uyudun mu baba, ama daha anlatacaklarım vardı. Hani rekabet ederek ezdiğin Rüstem amcaya yardım ederek, şirketini yeniden kurtarması için kredi verdim faizsiz, ayrıca Yaşar ustayı ve diğerlerini işten çıkarmıştın, Cuma namazında cumaya gittikleri için, hepsini işe aldım ben baba. Hani siz şirketler pardon fabrikatör olarak müttefik görünürken birbirinize kazıklar atıyordunuz(Biraz kaba oldu ama gerçek bu)ben hepsini söktüm, gülümseyen çiçekleri diktim iyi niyetimle, herkeste sıcak baktı. Beş fabrika ile anlaştım, beraber ihracat ithalat yapıyoruz, her fabrikadan kazancın yüzde onunu ihtiyaç sahiplerine harcıyoruz. Yani sizlerin rafa kaldırdığı yardımlaşmayı gülümsemeyi raftan indirdim bir güzel tozlarını aldım gül suyu ile yıkadım, yeni bir baskı ile hayata geçirdim… Aranızda ambargo mambargo vardı ya hepsini sildim uçuruma attım sevgili babacığım.
Bir an düşünmeye çalıştım neden olmasın, düşünüyorum öyleyse varım, düşünmüyorum öyle ise yok’um ben. Olmak insan olmak, olmamak hep kendini düşünmek yok olmak. Boşalınca mutfak ve rızkım dolduran Mevla var, o halde elimde varken imkân boş olanı bende doldurayım, verilenin hakkını yerine getirerek, layık olayım vesselam.
Mehmet Aluç 





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 1/20/2016