İçel- Mersin Tarih Turizim ve Kültür Dosyası


 
MERSİN




 

GENEL BİLGİLER

İlin Yüzölçümü 15.853 km2dir.  İlin %87'si dağlıktır. Toroslar'ın Mersin bölümünde kalan kısmı Bolkar Dağları adını alır. Bolkarların en yüksek yeri 3524 metre ile Medetsiz Tepesi’dir. Bu dağlardan İç Anadoluya açılan önemli geçişleri: Sertavul ve Gülek Boğazları sağlar. Orta Toroslar'ın geçit verebilen yeri Gülek Boğazıdır(1050 m.). İkinci önemli geçit ise Mut ilçesi yakınlarındaki Sertavul Geçidi’dir.

 Berdan Çayı (90 km) Göksu (299 km) ilin başlıca ırmaklarıdır. Eski adı İÇEL ( İç –il )  olan MERSİN ili doğusunda Adana, batısında Antalya, kuzeyinde Niğde, Konya ve Karaman illeri, güneyinde ise Akdeniz vardır.

  Tarsus,  Berdan  ve Anamur Ovası ildeki ovalardır. 2010 yılı verilerine göre il nüfusu 1.647.899 [1]Mersin merkez nüfusu ise 843.429'[2]dur. 2004 yılı verilerine göre Mersin’in takriben yüzde 55'i orman ve fundalık, yüzde 35'i işlenen arazi, yüzde 4 civarı çayır ve mera, geri kalanı ise yerleşim alanı veya tarıma elverişsiz alanlardır.

Mersin ve çevresinde, tipik sıcak ve ılıman astropikal iklimi hâkimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, ortalama 28 °C nemlilik ise %88 ler civarında kış ayları ise (15 °C) ılık ve yağışlıdır. (Yıllık yağış ortalaması 1096 mm. İlin uzun yıllar sıcaklık ortalaması ise 23 °C derecedir ve bu özelliğiyle Türkiye'nin en sıcak kesimidir.[3]

GAP Projesi’nin deniz ayağı olan Mersin Ataş Rafinerisi ve hizmet verdiği Çukurorva’nın sayesinde Mersin Limanı, Türkiye’nin en önemli ve en işlek limanları arasındadır.

Türkiye'nin en büyük Serbest Bölgesi olan Mersin’dedir ve yaklaşık 300 şirkete ev sahipliği yapmaktadır. Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nde 150'ye yakın firma faaliyet gösterir. Mersin Serbest Bölgesi de benzer özellikleri ile Mersin ve ülke ticaretinde önemli bir yer tutar

Türkiye'nin en önemli iç turizm merkezlerinden biri olan Mersin,  yapılan yeni projeler ve yeni otellerle Türkiye'nin gözde turizm bölgelerinden birisi olma yolunda hızla ilerlemektedir.   Yat turizminin gelişmesi amacıyla uluslararası standartlara uygun 500 yat bağlama ve 300 yat karaya alma kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı tamamlanmış ve ihaleye çıkılmıştır.

Liman ve demiryolu taşımacılığının yanı sıra karayolu taşımacılığında da Mersin önemli bir noktadadır. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Nakliyeciler Derneği ve Mersin Valiliği ile ortak olarak Mersin Lojistik Merkezi'ni kurma çalışmalarını tamamlamak üzeredir. Doğu Anadolu, Batı Akdeniz ve İç Anadolu'daki şirketler ithalat ve ihracatını Mersin üzerinden yapmaktadır. Mersin'de iş merkezlerinin çok olmasının diğer bir nedeni de çok sayıda nakliye ve gümrük firmalarının bulunması yüzündendir. Yapıldığında Türkiye'nin en uzun binası namını kazanan Metropol Ticaret Merkezi 52 katlıdır.

Alışveriş merkezleri Mersin'de yatırımlarını sıklaştırmaktadır.

İsa'nın Havarilerinden St. Paul'un Tarsus'ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan âlemince önemli olan ve Silifke/Taşucu'nda bulunan ve Hiristyanlar için Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) kabrinin de Mersinde olduğu ancak hiçbir zaman bulunamayacağı İncilde acırca yazılmıştır (Kilikya mektupları paftası)) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashab-ı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde ve Tarsus’ta bulunmaktadır.

Tabiplerin piri Lokman Hekim’in Tarsus'ta yaşamış olduğuna inanılır. Tarsus'ta halen ayakta kalan eski hamamın göbek taşındaki kızıllığın Şahmeranın kanı olduğuna inanılır.[4]


Mersin’in İlçeleri

Mersin ilinde 4'ü merkez ilçe olmak üzere toplam 13 ilçe bulunmaktadır.

  • Anamur
  • Aydıncık
  • Bozyazı
  • Çamlıyayla
  • Erdemli
  • Gülnar
  • Mut
  • Silifke
  • Tarsus

 

Resim alıntı: https://akincimehmet44.com/2011/04/22/mersin-ataturk-parki-ve-cevresi


MERSİNDE NERELERE GİDİLMELİ

Tarsus Müzesi, St. Paul Kuyusu ve Anıt Müzesi, Eshab-ı Kefh, Tarsus Şelalesi Gülek Kalesi Gülek Beldesi ,Atatürk Evi, Mersin Müzesi,  Mezitli de Soli Pompeipolisi, Yumuktepe ve Gözne Kalesi, Erdemli'de Elauissa-Sebaste(Ayaş) ve Kanlıdivane Örenyerini ve Kızkalesi'ni Kızkalesi plajı, Silifke Müzesi,  Aslan Eyce Taşucu Amphora Müzesi, Astım  ve Cennet-Cehennem Mağaraları,  Narlıkuyu, Üç Güzeller Mozaik Müzesi, Uzuncaburc ve Aya Thekla Manastırı, Susanoğlu, Kapızlı ve Boğsak plajları, Alahan Manastırı, Mut Kalesi, Yerköprü Şelalesini, Sertavul da saç kavurma, Mut kilimi Anamur Müzesi, Anemurium ve Mamure Kalesi özellikle gezilip, görülüp ve tadılması gereken yerleridir.

 


TARİHÇESİ

Toroslar merkez ilçe sınırlarında yer alan Yumuktepe Höyüğü'nde yapılan kazılarda bulgular MÖ 6300'lere kadar gitmektedir.   Yumuktepe ve Gözlükulede yapılan kazılarda Mersin’in tarihten önceki devirlerden beri önemli bir yerleşme merkezi olduğu anlaşılmaktadır. İl Merkezi Mersin’de bulunan Yumuktepe’de,  1937’de Liverpool Üniversitesi Arkeologlarınca başlatılan kazıda; en alt tabaka olarak “Neolitik Devri” tespit edilmiştir.

  Klasik devirde Klikya olarak adlandırılmış olan Mersin; sırası ile Hititler, Frigler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslıların, XI. yüzyılda Selçukluların, XIV. yüzyılda Karamanoğulları ve Ramazanoğullarının XV. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyetine geçmiştir.

            Bir süre yörede Etilerin hüküm sürdüğü görülür. Eti Kralı Hattuşil yöreyi imar ve ıslah etmiştir. Daha sonra Asur kralı III. Salomossa’ın ele geçirdiği Mersin yöresi, M.Ö.528 tarihinde İran Hükümdarlığına geçer, M.Ö.527 de yöreyi ve Kıbrıs’ı Yunanlılar ele geçirirler. M.Ö.334 senesinde yöre Büyük İskender’le Makedonyalıların eline geçer.

            M.Ö.261-246 da yöreyi Mısır Hükümdarı Batlenios Ogustos zapt eder. M.Ö.70’li yıllarda Romalıların eline geçen Mersin Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma toprakları içerisinde kalır.

            İslamiyet’in yayılmasından sonra Halife Osman zamanında Mersin ve civarı Arapların eline geçer. Daha sonra bölge 718 yılında halifeliğin Abbasilere geçmesiyle 853 yılında Sultan Mehdi, yöreyi Abbasi’lere katar. Daha sonra Selçukluların eline geçen yöre bu dönemde kısmi “Haçlı İstilası”na uğrar ve Selçukluların zayıflamasından sonra Karamanoğulları’na geçer.

            Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında yöre Osmanlı idaresi altına girer. I. Dünya Harbinde İtilaf Devletlerinin istilasına uğrayan Mersin, Milli Mücadele ile 3 Ocak 1922’de tekrar Türk hâkimiyetine girmiştir. 1924 yılında Mersin Adıyla Vilayet olmuştur. [5]

 

 



Tarihî, kültürel ve Turistik mekânları

 

Eshab-ı Kehf Mağarası, Cennet ve Cehennem Obrukları, Kleopatra Kapısı, Gümüşkum, Çamdüzü, Erdemli Çamlığı, Pullu, Karaekşi, Karabucak ve Bahçeyeri Orman İçi Dinlenme Yerleri, Narlıkuyu Mağarası, Susanoğlu, Kapızlı, Gözne, Fındık Pınarı, Çamlıyayla(Namrun) ve Sorgun Yaylaları,Çamlıyayla Cehennem deresi ve papazın bahçesi, Pompeiopolis, Tarsos, Neopolis, Krykos, Kilindria, Selevkeia ve Anemurion İlkçağ Kent Kalıntıları, Anamur, Meydancık, Kız Kalesi, Silifke Kalesi, Soli, Alahan Manastırı, Haghia Thekla Bazilikası, Uzuncaburç, Akkale, Gözlükule Yerleşmeleri, Tarsus Camii, Lal Ağa Camisi, Erdemli, Silifke, Tarsus ve Narlıkuyu Mozaik Müzeleri  başlıca gezi,lip görülmesi gereken mekanlarıdır. Bunların yanı sıra çok sayıda tarihi cami, han, cami ve kilise bulunur. ( Bu mekânların hepsini buraya almak mümkün olamadığından linklere tıklayınız ) ESKİ CAMİ, MÜFTÜ CAMİ, ULU CAMİ, AVNİYE CAMİİ, KATOLİK( KATEDRAL) KİLİSESİ, ORTODOKS KİLİSESİ,  İl merkezindeki tarihi cami ve kiliselerdir.

Mut ilçesinde, Alahan Manastırı, Dağpazarı Kilisesi, Kümbetler, türbe ve tarihi camiler bulunur.

TARSUS’ta ise, Eshab-ı Kef, Eski Cami, Danyal ve Ulu Mami  , Kubad Paşa Medresesi, bir çok türbe ve mescit bulunur.

Anamur da ise, Mamure ve Ak Cami ile Kızıl Kilise, Silifke’de, Alaaddin Cami, Reşadiye Cami, Tevvekkül Sultan Türbesi, Aya Tekla Yer altı Kilisesi,  Erdemli’deki Paşa Türbesi, Gülnar’daki Zeyne ve Şeyh Ömer Türbelei Mersin in ilçelerindeki tarihi Cami, Kilise ve türbelerdir.[6]

 

ALAHAN MANASTIRI

İlçe merkezinin 20 km. kuzeyinde 1300 m. yüksekliktedir.  Daha önceleri Kocakale’de denilen bu yere Alacahan Manastırı da denilmektedir.    Doğu-batı yönünde uzanan bir teras üzerinde yer almaktadır. Yapılar alanın kuzeyinde yer alan kaya kütlesine yaslanmışlardır. Kiliseye giden yolun sol tarafında kaya içine oyulmuş mezarlardan bir tanesinde lahdin dış yüzünde bulunan yazıttan hareketle ve aynı sırada başka bir mezarın kayadan oyulmuş arcosoliumunun dip duvarında boya ile yazılmış diğer yazıttan da anlaşıldığı üzere Rahip Tarasis tarafından yaptırıldığı veya hepsi olmasa da yapılmaya başlanıldığı düşünülmektedir. Burada bulunan sütun başlıkları da üsluplarına göre  5. ve 6. yüzyıllara tarihlendirilmektedirler. Yine burada yapılan kazılarda  4 ,5 ve 6. yüzyıllara ait sikkeler bulunmuştur. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda Alahan Manastırı  5 ve 6. yüzyıllara tarihlenmiştir. [7]

 

SİLİFKE ROMA TAPINAĞI
Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanlıkları orijinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun kenarında 14’er, kısa kenarında 8’er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri 10 m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir.
1980 yılında Kültür Bakanlığı’nca başlatılan kazı çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. İ.S. II. yy’da yapılmış olduğu anlaşılan tapınak V. yy’da planında önemli değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür.

 


AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ (MERYEMLİK)
Taşucu yolu üzerinde 4. Kilometreden sağa dönülüp bir km gidildiğinde Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan Meryemlik’e varılır. Meryemlik’in tarihi Azize Thekla’nın buraya gelişi ile başlar.

İsa Peygamber’in havarilerinden St. Paul’ün vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Thekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul’ün bu değerli öğrencisi Konya ve Yalvaç’ta Hıristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleucia’ya gelir ve sonradan kiliseye çevrilen buradaki bir mağarada saklanır.
Aya Thekla’nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılmış; ta ki bu din İ.S. 312 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bu mağara daha sonra IV. yy’da kiliseye dönüştürülmüştür.

Azize Thekla Kilisesi; imparator Zenon tarafından Aya Thekla’ya ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam, birçok sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.

 

TARSUS ŞELALESİ VE ROMA MEZARLARI


Tarsus İlçe Merkezinin kuzeyinde Berdan (Kydnos) Çay'ı üzerindedir. Berdan nehrinin bu bölümünde nehir suyu 4-5 metrelik bir yükseklikten dökülerek şelale meydana getirmektedir. Romalılar döneminde şelalenin bulunduğu alan nekropol (mezarlık) olarak kullanılmıştır. Şelalenin bulunduğu alanda konalemera yapıya sahip kayalara oyularak yapılmış mezarlar nehrin akış yükseltisi altında ortaya çıkmasından sonra oldukça tahrip olmuş durumdadır.

 

TARSUS: - ST. PAUL KİLİSESİ -- ESKİ CAMİ
Çarşıbaşındaki Kilisenin 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir. 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiştir. . Bazı kaynaklarda Ortaçağın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesinden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada, Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır.

 

ST. PAUL KUYUSU
Tarsus İlçe Merkezinde, Kızılmurat Mahallesinde Cumhuriyet Alanının yaklaşık 300 m kadar kuzeyinde, eski Tarsus evlerinin yoğun olduğu bölgede, öteden beri St.Paul'un evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunan kuyu, St.Paulus Kuyusu olarak bilinir. Bu evin bahçesinde yakın zamana kadar yapılan küçük bir kazı çalışmasında bazı duvarlar ortaya çıkarılmıştır. St.Paulus'un Hıristyanlık için önemine bağlı olarak, bu kalıntıların ve kuyunun çok eskiden beri kutsal sayılması, kentte yakın zamana kadar yaşayan Hıristiyan cemaatinin inancının izleri olarak yorumlanmaktadır. Kuyunun çapı 1.15 m dir. Silindir biçiminde olmasına karşın, asıl kuyu gövdesi kare biçimindedir ve dörtgen kesme taşlarla yapılmıştır. Derinliği 38 m olan kuyunun suyu yaz- kış hiç eksilmez. Kudüs'e hacı olmak için yöreden geçen Hıristiyanlarca kutsal sayılan bu kuyu suyundan içilir.

Hıristiyanlık dininde çok önemli biri olan ve Yahudi kökenli bir aileden gelen Paulus yada Yahudi adı olan Saul M.S. 3 yılında Tarsus'da doğmuştur. M.S.36 yılında hiç İsa ile karşılaşmış, Hıristiyan inancının temel öğelerini öğrenerek Antakyalı Barnabas ile Hıristiyanlık çalışmalarına devam etti. Ve bir Hıristiyan topluluğu kurdu St.Paul Kuyusu ve Anıt Müzesi UNESCO Dünya Miras Alanları içine alınmıştır.

 

KLEOPATRA KAPISI (DENİZ KAPISI) TARSUS
Kleopatra Kapısı, Tarsus'un girişindedir. Bizans Döneminde inşa edilen kent surlarının Dağ Kapısı, Adana Kapısı ve Deniz Kapısı bulunuyordu.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Tarsus'u anlatırken bu kapı için İskele kapısı ismini kullanmıştır. Kapının kenarı at nalı şeklinde ve yerden yüksekliği 6.17 m, derinliği ise 6.18 m. dir. Tarsus'un 18. Yüzyıl sonlarına kadar oldukça sağlam üç kapılı surları, 1835 yılında Mısırlı İbrahim Paşa tarafından yıktırılmış ve sadece iki ayak üzerinde tek kemerli deniz kapısı kalmıştır.

 

JUSTİNİAUS KÖPRÜSÜ (BAÇ KÖPRÜSÜ)
Modern Tarsus kentinin doğusunda bulunan Justiniaus köprüsüne halk tarafından eskiden şehre girişte alınan Bac Vergisinden dolayı Bac Köprüsü denilmektedir.
Adana-Ankara karayolunun Tarsus girişinde ve kuzeyindedir. Berdan (Tarsus) Çayı üzerindeki köprü, İ.S.VI. yüzyılda Bizans İmparatoru Justiniaus (İ.Ö.527-566) tarafından yaptırılmıştır. Birkaç kez ve en son olarak 1978 yılında restore edilmiştir.

 

 


MERSİN’DEKİ ANTİK KENTLER

 


SOLI - VIRANŞEHIR( SOLOI- POMPEIPOLIS )


Mersin'in 14 km batısında, deniz kenarında bulunan Soloi antik kenti, MÖ 7. Yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuş, kente güneş anlamına gelen Soloi adı verilmiştir. Darius( MÖ 521-485) zamanında, Klikyayı ele geçiren persler için Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke darp edilmiştir. Antik kentte, , sütunlu cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol su kemeri gibi yapılar bulunmaktaydı. Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır. Bunlardan 33 adeti başlıklı olup insan aslan ve kartal kabartmaları ile süslenmiştir. Ayrıca liman, hamam kalıntıları, su kemeri bugüne kadar ulaşabilmiş kalıntılar arasındadır. Mersin Müzesinde kente ait eserler sergilenmektedir. Petersburg Hermitage Müzesinde, Bizans dönemine ait bir kiliseden götürüldüğü anlaşılan altın ve gümüş objeler bulunmaktadır.[8]


KELENDERİS

Mersin'in Aydıncık ilçesindedir. Kazılarda çıkan en eski seramik örnekleri ancak İ.Ö. 8. ve 7. yüzyıla aittir. Antik yazarlardan Apollodoros, Kelenderis’in Suriye’den gelen Sandokos tarafından kurulduğunu belirtir.[9]  Kentteki kazılar, 1986 yılından beri Konya Selçuk Üniversitesi’nden Prof.Dr. Levent Zoroğlu başkanlığında sürdürülmektedir. Kelenderis ilk parlak dönemini İ.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda yaşamıştır. Atinalılar’ın öncülüğünde Persler’e karşı kurulan Attik-Delos Deniz Birliği’nin en doğudaki üyesi olmuştur. . Kentteki Liman Hamamının Üç ana mekânı günümüze kadar ulaşmıştır. Nekropol alanında yapılan kazılarla çok çeşitli mezar tipleri açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle Kelenderis antik kenti mezar çeşitlilikleriyle dikkat çekmektedir. Aydıncık-Gülnar yolu üzerinde 15. kilometrede orman içindeki kaynaktan kente su getiren kemerler ve kanallar günümüze kadar ulaşabilen alt yapılardır.[10]

 

NAGİDOS
Mersin Bozyazı da bulunan Nagidos antik kenti, Kelenderis gibi bölgenin en eski kentlerinden biridir.  Nagidos'un kalıntıları Bozyazı İlçesinde, kıyıya yakın bir tepe üzerindedir.  Kentten günümüze ulaşan kalıntılar, bu tepenin zirvesine yakın yerdeki surlardan ibarettir. Ayrıca Bozyazı Çayı üzerindeki köprünün ilk biçiminin Roma çağında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bir suyolu kalıntısı ile bir hamamın temelleri yine Geç Roma, Bizans çağı kalıntıları arasındadır. [11]

 

Elaiussa-Sebaste (Ayaş) ve Korykos (Kizkalesi)  Su Kemerleri

Lamas Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü yerin 10 km. kadar güneybatısında bulunan Elaiussa  Sebaste ile onun 6 km. güneybatısındaki Korykos antik şehirlerinin su iletim sistemleri, Roma ve Erken Bizans Dönemleri’ne tarihlenmektedir. Lamas Nehri’nden Limonlu Köyü’nün membaında 100 m. yükseklikte yandan su alma düzeniyle kayaya oyulmuş kanala alınan su, sahil boyunca her dere yatağını baştakiler daha yüksek, sonrakiler giderek alçalan ve kısalan sekiz su kemeriyle, önce Elaiussa Sebaste’ye sonra Korykos’a belki de daha ileriye iletilmiştir.

Bu sutaşıma sisteminin içerisinde ana kayaya oyulmuş galeriler, ana kaya oyularak veya harçlı duvar tekniğinde yapılmış üstü açık kanallar ve su kemerleri bulunmaktadır. Helenistik Dönem’de suyun temiz kalmasını sağlamak için yapılan su kanallarının üzerini örtmüşler  ve mümkün olduğu kadar da yerin altından geçirmişlerdir. İlk kez Roma Dönemi’nde yapılan su kemerleri öncelikle Elaiussa Sebaste’ye kadar suyu götürüyordu. Çünkü bu dönemde Korykos, Elaiussa Sebaste’ye bağlı bir yerleşimdi. 4.yüzyıldan sonra Seleukeia’nın Isauria Eyaleti’nin merkezi olması, bu kente yakın olan Korykos’u da etkilemiş ve limanı sayesinde önem kazanmasını sağlamıştır. Elaiussa Sebaste ise bu tarihten sonra limanının kumullar yüzünden kapanmasıyla önemini kaybetmiştir. Bu nedenle  5. ve 6.yüzyıllarda bu su kemerleri Korykos’a su taşımak için tamir edilmiştir. Elaiussa Sebaste’ye su ileten sistemin muhtemelen Roma Dönemi’nde İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda inşa edildiği , çok kereler onarım gördüğü ve daha sonraları da Korykos’a su iletecek şekilde uzatıldığı tespit edilmiştir.[12]

 

Elause Sebaste Antik Kenti Mersin - Ayaş

Erdemli’ye 20 km. uzaklıktaki Ayaş Beldesi’nin, Merdivenlikuyu Mevkii’nde yer almaktadır.  İl merkezine olan uzaklığı 50 km.’ dir. Antik şehre ait ilginç anıtlardan birisi olan kayaya oyulmuş son derece büyük sarnıça inilen merdivenler nedeniyle Merdivenlikuyu adını almıştır. İ.Ö. 2. ve 1. yüzyılda kurulmuş olan Elaiussa İmparatorluk ve Erken Hıristiyanlık Dönemleri’nde en parlak dönemini yaşamıştır.

İ.Ö. 20’lerde Elaiussa, Kapadokya kralı Archelaos’un denetimi altına girmiştir. Adının Sebaste olarak değişikliği bu dönemde olmuştur. İki liman havzası, bu toprakların yağ ve orman bakımından zenginliği, kara ve deniz yolu ile diğer limanlara ve dağlık kısımlara ulaşımın sağlanması bakımından kilit nokta konumundadır. ( Yazının devamı ve çok geniş bilgiler için Tıklayın Elause Sebaste Antik Kenti Mersin - Ayaş ) [13]

 


Kız Kalesi ve Korykos

Mersin’in 60 km. güneybatısında, Kızkalesi Beldesi’nde yer almaktadır. Silifkeye olan uzaklığı ise 25 km. kadardır.  Herodotos’a göre kent, Korykos (Gorgos?)adında Kıbrıslı bir prens tarafından kurulmuştur. Korykos adına ise İ.Ö. 1. yüzyıl başlarında Seleukos kralı IV. Anthiokos’un ölümünden sonra çıkan karışıklıklardan yararlanarak bağımsızlığını ilan ettiği sıradaki sikkelerin üzerinde rastlanmıştır. Kuzeydoğudan güneybatıya değin limanı da kapsayan, doğuda Elaiussa- Sebaste’ye, batıda Cennet-Cehenneme kadar uzanan bu yerleşimle ilgili en erken bilgiler Hellenistik Dönem’e aittir. (  Yazının devamı ve Geniş bilgi için tıklayın Kız Kalesi ve Korykos ) [14]

 

Kanlıdivane

Erdemli’ye 17 km. uzaklıktaki Yemişkumu Mahallesi’nden kuzeye sapan 3 km.’lik yolla ulaşılmaktadır.  Yerleşim büyük bir obruğun etrafında ve kuzeyinde kurulmuştur. Toroslarda çok rastlanan karst olayıyla meydana gelen doğal çukurların en büyüklerinden olan bu obruğun, İlk Çağlar’dan beri kutsal bir işlev gördüğü sanılmaktadır. Kanlıdivane Antik Dönem’de Olba Krallığı’nın sınırları içinde bulunan önemli bir dinsel merkezdir. Bu özelliğinin Hıristiyanlık Dönemi’nde de sürdüğü, obruğun kenarındaki Bizans Dönemi’ne ait dört kiliseden anlaşılmaktadır. Şehrin Bizans Dönemi hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Olba Krallığı’na ait kenti yeniden düzenleyen Bizans imparatoru II. Theodosius’un ( 408–450) kente Neapolis adını verdiği bilinmektedir.   12. yüzyıl sonlarında Ermeni hâkimiyetine girmiş olmasına rağmen onlara ait bir kalıntı görülememesi onların burada yerleşmemiş olduklarını düşündürmektedir. Türk hâkimiyetine girdikten sonrada Türkmen aşiretleri ören yerini kışlak olarak kullanmışlardır ve bu gelenek günümüze kadarda devam etmiştir. II ve III No’lu Kilise arasındaki Müslüman Mezarlığı bu göçebe aşiretlere aittir. Buradaki mezarların yanında bulunan üzüm veya zeytin ezme yerleri Dağlık Kilikia için tipik bir özelliktir. Yazının devamı ve Geniş bilgi için tıklayın Kız Kalesi ve Korykos )

 

UZUNCABURÇ (DİOCAESAREA)


Mersin’in en önemli ve en iyi korunmuş tarihi kalıntıları Silifke’nin 30 km kuzeyindeki Uzuncaburç beldesindedir. Helenistik çağda merkezi Uzuncaburç’un 4 km doğusundaki (ura) Olba Krallığı’nın ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma döneminde, İ.S. 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında Olba’dan ayrılarak Diocaesarea (Tanrı-İmparator Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basabilen yeni bir site durumuna getirilmiştir. Diocaesarea’daki Zeus Tapınağı, burç ve piramit çatılı anıtmezar Selefkoslar, yani Helenistik; sütunlu cadde, tiyatro, tören kapısı, çeşme, Şans Tapınağı ve Zafer Kapısı Roma döneminden kalma yapılardır. V. yy’da hristiyanlığın yörede gelişmesi ile Zeus Tapınağı kiliseye dönüştürülmüş, ayrıca yeni kiliseler de yapılmıştır. Bizans döneminin ardından Anadolu Türkleri buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun ismini vererek “Uzuncaburç” demişlerdir.[15]

 

ADRASSUS (BALABOLU)

Mut’un 42 km. batısında yer alan Yalnızcabağ Köyü’nün 9 km. kuzeybatısındadır.  Değirmen Mevkii yönüne giderken yolun solunda bulunan tepede akropolü, bu tepenin kuzeybatısında ve yolun sağında da nekropol alanı bulunmaktadır. Üzerinde yer aldığı tepenin adı Balapoğlu-Balabolu olarak geçmektedir. Roma Dönemi’nde iskan gördüğü anlaşılan kent coğrafi ve stratejik önemi nedeniyle müstakil bir şehir olmuştur. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun ve zaman zaman Isauria’nın himayesine girmiştir. Kentin kilise yapısına ait kalıntısı tepenin zirvesinde yer almaktadır. Kilisenin sadece apsisinin temel izleri kalmıştır. Eteklerde yuvarlanmış bir de  sütunce bulunmaktadır. Tepenin çevresindeki kayalıkların yükseklikleri, girinti ve çıkıntıları düzeltilerek küçüklü büyüklü bir çok oda meydana getirilmiştir. Bunların bazılarının içleri sıvalıdır. Yine aynı şekilde yerindeki ana kayanın oyulması ile oluşturulan sütunlar da vardır. ( Geniş Bilgi için https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html) [16]

 

ESKİ ANAMUR (ANEMURİUM)
Anamur İlçe merkezinin 6 km. güneybatısındadır., Roma İmparatorluğu, öncesine giden kalıntılara da bu güne kadar rastlanmamıştır. Anemurium'un adının "rüzgârlı yer" anlamında kullanıldığı da antik kaynaklarca ifade edilir. 1.yüzyılda kentin çevresine ilk surların yapıldığı, bir süre Kommagene Kralı Antiochus'un (38-72) yönetimine bırakıldığı tarihi bilgiler arasındadır.[17] ( Geniş Bilgi Çukurpınar Anamur ve Mamure Kalesi )

 

TİTİOPOLİS
Anamur'un batısında Ovabaşı köyü yolu üzerinde 5. km'de sağda, köy içinde ve kuzeyindeki hakim tepeler üzerinde çok geniş bir alana yayılan Kalınören köyü kalıntılarının bulunduğu yere gelinir. George Evart Bean ve Terence Bruce Mitford 1964-1968 yılları arasında Kilikya'da yaptıkları incelemeleri sonucunda hazırladıkları Batı Kilikya'da bulunan antik yerleri gösteren haritaların da bugünkü Kalınören köyünün yerini TITIOPOLIS olarak işaretlemişlerdir.


 


ÖNEMLİ HÖYÜKLER


YUMUKTEPE
Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Sistemli arkeolojik kazılar İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapılmıştır. II. Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle ara verilen kazılar 1946'da yeniden başlanıp 1947'de sonuçlanmıştır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi ve Roma Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan "Yumuktepe Arkeolojik Kazısı" 1993 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Yaklaşık 15 yıl sürecek kazı çalışmaları yaz aylarında sürdürülmektedir.

GÖZLÜKULE
Neolitik Çağda (İ.Ö. 5000) toprak tepe üzerinde kurulmuş en eski medeniyeti yaşamasıyla Anadolu kültürüne ışık tutan önemli yerleşim merkezlerinden biridir. İlk çağda Tarsus limanı olarak kullanılmıştır. Şehrin güneydoğusunda bugün park olarak ağaçlandırılmış 300 m. uzunluğunda ve 22 m. yüksekliğinde bir höyüktür

 

 



MERSİN’DEKİ KALELER

 


GÜLEK KALESİ TARSUS
Tarsus İlçesine bağlı Gülek Beldesinin kuzeydoğusunda yüksek kayalık dağ üzerindedir. Gülek Boğazına hakim olan kale, oldukça düzgün taşlardan özenle yapılmıştır. Kalenin surları savunmaya zayıf noktalardan köşeli ve yuvarlak kulelerle takviye edilmiştir. Kaleye giriş, kemerli abidevi bir kapıdandır. Kale oldukça tahrip olmuş durumdadır.

Fotoğraf yükleniyor  Fotoğraf yükleniyor

MAMURE KALESİ

Kale üç bölümden oluşmaktadır. Yüksek duvarlarla ayrılmış doğudaki iç avlu, batıdaki dış kale ve bunların güneyinde kayalıklar üzerine inşa edilmiş iç kaleden oluşmaktadır. 39 kulesi, su sarnıçları ve camisi, dışında hamamı bulunan kalenin etrafı 10 m. genişliğinde savunma amaçlı hendekle çevrilidir. dır. Duvarlar ve burçlar yapılırken, çeşitli taşlar ve horasan harcı kullanılmıştır. Giriş kapıları ve bazı pencerelerin kemerleri ile duvar köşelerinde kesme taş kullanılmıştır. Daha geç devirlerde yapılan onarım ve eklentilerde tuğla kullanılmıştır.

Çift katlı olan kale duvarları içinde birbirleri ile bağlantılı olan galeriler bulunmaktadır. Bu galeriler birbirleri ile irtibatlıdır. Üst kattaki burçlara ve seyirdim yerlerine merdivenlerle de ulaşılmaktadır. Burçlara ayrıca dış merdivenlerle ulaşım sağlanmaktadır. Kalenin güneyde sahil kenarındaki baş kale olarak adlandırdığımız kalın ve yüksek gözetleme kulesinden başlayarak, dairesel ve dört köşe formlarında baş kale ve köşe burcunun yanında üstü tamamen yıkılmış olan fener kulesi bulunmaktadır.

 

SİLİFKE KALESİ

Temel tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ kalesi görünümündedir.

Silifke’ye hâkim, 185 m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, XVII. yy.da Silifke Kalesi’nin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir. Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur.

 


KIZ KALESİ


                    Denizdeki Kale

Deniz Kalesi olarak da anılan Kızkalesi, belde sahilindeki küçük bir adacığın üzerinde kurulmuştur. Kıyıya uzaklığı bulunduğunuz yere göre değişmekle birlikte ortalama 600 m. kadardır. Kalenin girişi kuzeydedir. Burada da devşirme malzeme kullanılmıştır. 192 m. uzunluğundaki mazgal delikleri açılmış kale suru üzerine 8 tane üçgen, dörtgen ve yuvarlak biçiminde burçlar oturtulmuştur. Batıdaki sur boyunca uzanan iyi korunmuş bir galeri ile buradan denize açılan bir kapı bulunmaktadır. Mersin Müzesi tarafından yapılan temizlik kazısı sırasında kalenin orta alanında bir yapı kompleksi ortaya çıkarılmıştır. Bu yapı kompleksi içerisinde bir şapel bulunmaktadır. Yapı topluluğu ile müşterek plan veren bu şapelin, kalenin avlusunda bulunan diğer şapelden daha eski olduğu anlaşılmıştır.

                 Karadaki Kale:

Korykos Kalesi yapılırken genelde Roma Dönemi mimari parçaları devşirme olarak kullanıldığı için Ermeni işçiliği çok az görülebilmektedir. Kale çeşitli düzenlemeler ve eklemelerden sonra bugünkü haline 13. yüzyılın ortalarında gelmiştir. Aynı merkezli iki sıra surdan oluşmuştur. Dış sur daha geç inşa edilmiş olmalıdır. İç surların kapladığı alanın avlusunda üç kilise bulunmaktadır. Yine burada bulunan bir kapının üzerinde haç kabartması vardır. Yanı sıra sarnıçlar ve kare planlı bir yapı görülmektedir. Kalenin doğusunda malzeme olarak küçük kesme taşın kullanıldığı geniş bir mezar vardır. Kalenin doğusunda ana kaya kesilerek oluşturulmuş büyük bir hendek bulunmaktadır.

 

HİSARKALE

Erdemli’ye 14 km. uzaklıktaki Kumkuyu Beldesi’ne bağlı Kanlıdivane’nin batısındadır. Kabaçam örenyeri ile arasında bulunan bir vadi ile ayrılmaktadır. Sahile en yakın noktaya kurulmuştur. Önemli bir stratejik noktada yer almaktadır. Garnizon kalesidir. Güney-Kuzey doğrultusundaki vadinin dördüncü kilometresinde yer almaktadır.

Kale surlarla çok iyi tahkim edilmiştir. Batıdaki sur, çok sarp ve çıkılması imkânsızdır. Poligonal teknikte, çift sıra taş ile inşa edilmiştir. Sur bedeninin iç kısmı payelerle desteklenmiştir. Kuzey sınırdaki surun hemen arkası ise düzleştirilerek, yan yana küçük odacıklara ayrılmış, olasılıkla işlik ve barınak haline getirilmiştir.

 

TIRTAR (AKKALE)

Akkale, Mersin-Silifke karayolu üzerinde Mersin'e 49 km. uzaklıktadır. Geç Roam döneminde kurulmuştur. Denize hakim bir noktada bulunan Akkale'de 2-3 katlı bir ana yapı ve bunun doğusunda haç planlı, iki katlı küçük bir bina; güneyinde iki uzun dehliz halinde bir alt ana yapı; bir su sarnıcı, hamam yıkıntısı ve deniz kıyısında küçük bir sarnıç ve limanı bulunmaktadır. Büyük bir zeytinyağı ihraç merkezi olan Akkale'de 15.000 ton zeytinyağı alabilecek kapasitedeki sarnıç halen ayaktadır.

 

MERSİNDEKİ DİĞER KALELER

VEYSELLİ KALE ( Ayaş) , YENİYURT KALESİ  ( Ayaş) , MEYDAN KALESİ ( Silifke, SİVRİ KALE), HANÇERKALE Silifke, GÖKBURÇ KALE, Silifke, LİMAN KALESİ Taşucu, TOKMAR KALESİ (CASTELLUM NOVUM) Taşucu, MUT KALESİ, MAVGA KALESİ Kozlar Yaylası yakınında Mut, GÜLNAR KIRSHU (MEYDANCIK KALESİ), BOZYAZI SOFTA KALESİ, YELBİZ KALESİ Bozyazı, AYDINCIK SUSANLIK KALESİ,

 

 


Mersin Müzesi 

MÜZELER

 


ANAMUR MÜZESİ

Yalıevler Mahallesi, Atatürk Caddesi, Fahri Görgülü Caddesi No:8, Anamur

Müzede etnografik ve arkeolojik eserler bölümü, kütüphane, fotoğrafhane, laboratuar, konservasyon ve sanat galerisi gibi üniteler bulunmaktadır. Arkeolojik bölümde Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bozyazı’daki kazıda bulunan kabartma motifli altın diadem; Anamur Nekropolünde bulunan 36 parça ajurlu Bizans yapısı altın objeler, bronz athena, kantar ağırlığı, Müzenin önemli eserleri arasında yer almaktadır.[18]

 

MERSİN MÜZESİ

Kent merkezindeki Kültür Merkezi'nin doğu cephesindedir. Arkeolojik ve etnografik eserler üç ayrı salonda teşhir edilmektedir. Taş eserlerin sergilendiği birinci salonda; Roma dönemine ait mermer insan başları, heykel ve steller ile anforalar yer almaktadır. Pişmiş kilden (Terracota) yapılmış terliksi formdaki mezarlar, Pompeipolis antik kentinde bulunmuştur. İkinci salonda; Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden Yumuktepe ve Gözlükule kazılarından çıkarılan Yeni Taş, Bakır Taş ve Eski Tunç dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bunlar iki kulplu kaplar, ikili, üçlü, dörtlü sepetkulplu fincan şekilli kaplar, gaga ağızlı testiler ve çeşitli boyalı kaplardır. Ayrıca Eski Tunç, Urartu, Helenestik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli çanak, çömlek, cam ve bronz eserler, bronz, gümüş ve altın sikkeler bu salonda sergilenmektedir.[19]

 

MERSİN ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ

Atatürk 20 Ocak 1925 tarihinde eşi Latife hanımla birlikte Mersin'e geldiğinde bu evde 11 gün misafir edilmişti. Bu yapı günümüzde Atatürk Evi ve Müzesi olarak düzenlenmiştir. 2 katlı müzenin 1. Katında, Atatürk'ün değişik tarihlerde Mersin'i ziyaretleri ve Kurtuluş savaşı ile ilgili fotoğraf ve belgeler yeralır. 2.katında ise çalışma, dinlenme, yatak ve misafir odaları ile şahsi eşyaları bulunur. Ayrıca bir konferans salonu vardır.

 

SİLİFKE MÜZESİ

Arkeolojik ve etnoğrafik eserlerin sergilendiği müze, Neolitik Dönemden başlayarak M.Ö. 1200 yılları, Arkaik, Grek, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı  devirlerine ait eserler sergilenmektedir.

 

SİLİFKE ATATÜRK EVİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

Atatürk’ün Silifke’ye 27 Ocak 1925 tarihinde ilk gelişinde kaldığı tarihi ev restore edilerek, kullandığı eşyalarla birlikte müzeye dönüştürülmüştür.

 

TARSUS MÜZESİ

Tarsus Müzesi,1557 Yılında Ramazan oğullarından Kubat Paşa tarafından açık avlulu medrese olarak yaptırılan ve 1966 yılında restore edilen Kubat Paşa Medresesi müze haline getirilmiş Müzedeki eserler Paleotik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Urartu, Grek, Roma, Bisans, Selçuklar, Osmanlı devletine aittir.[20]

 

Taçucu Arslan Eyce Amphora Müzesi

 

Arslan Eyce, Amphora koleksiyonunu 1997’de Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfına bağışlamış ve 1800’lü yıllarda yapılmış kemerli tarihi niteliği olan binada açılan Müze Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 1997 yılında Taşucu Arslan Eyce Özel Amphora Müzesi olarak, onaylanmıştır.

Türkiye’deki ilk ve tek amphora müzesi olma özelliğini taşıyan Müze’de, Taşucu, Mersin ve Antalya açıklarından balıkçıların ağlarına takılarak toplanan ticari amphoralar sergilenmektedir. Koleksiyonda yer alan eserler arasında en büyük gurubu, yerel üretim amphoralar oluşturmaktadır. Müze bünyesinde sergilenen eserler, bölgenin Antik dönemdeki canlı ticari ilişkilerine ışık tutmaktadır. Ele geçen çok farklı tipteki amphoralar, bölgenin, antik dünyanın önemli merkezleri ile ticari ilişkiler içinde olduğunu da kanıtlamaktadır. Müzede M.Ö. 7. yüzyıl ile M.S. 18. yüzyıl arasında üretilmiş olan ticari amphoralar da yer almaktadır.[21]

 


Turizm  Alanları ve Doğal Güzellikler


Mersin 321 km lik sahil şeridine sahiptir. Mersin kıyıları yaklaşık 108 km'lik bölümünde doğal kumsalları vardır. 

Alahan Manastırı (Mut), Kravga Köprüsü, Kızkalesi, Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri, Viranşehir ( Soli), Tarsus - Aziz St. Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Çamlıyayla Namrun Kalesi (Lampron) ve Sinap Kalesi, Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure Kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar, Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami, Büyükeceli Kaya mezarları,  Kızkalesi, Ayaş, Yumuktepe, Soli-pompeipolis, Eshab-ı Kehf Mağarası, Anemurium tarihi kalıntıları, Kleopatra Kapısı gibi turizmde ilgi çekici mekânlara sahiptir.  Tisan, Taşucu, Narlıkuyu ve Dana Adası Önemli plajları ise Anamur, Kızkalesi, Susanoğlu ve Ayaştır.yerli turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği bölgelerdir.

Yayla turizminde beğenilen ve ilgi çeken yaylalar ise Gözne, Ayvagediği, Soğucak, Fındıkpınarı,Çamlıyayla Namrun ve Sorgun Yaylalarıdır.

2008 yılında Mut ilçesinde bulunan Alahan Manastırı ve Tarsus ilçesinde bulunan St.Paul Kuyusu ve Anıt Müzesi UNESCO Dünya Miras Alanları kapsamındaki yerler listesine alınmıştır.

·         

Mersin Marina

Mersin Marina, 500 yatlık deniz, 500 yatlık kara bağlama kapasitesi ile ülkemizin Doğu Akdeniz çanağındaki en büyük marinası olacaktır. Şehir marinası anlayışı ile tasarlanmıştır.

Mersin Marina bünyesinde bulunduracağı spa, restoran, bar, yat kulübü ve spor merkezi gibi birçok sosyal olanağın yanı sıra yatçılar için yat gereçleri satan mağazalar, çamaşırhane, duş-tuvalet, süpermarket, özel park yerleri, kablosuz internet erişimi, TV bağlantısı, akaryakıt ikmal, tekne bakım, ilkyardım, meteoroloji, yatçı depoları, hudut kapısı giriş çıkış ve gümrük hizmetleri gibi ihtiyaç duyulabilecek tüm hizmetleri “uluslararası standartlardaki kalitesi” ile müşterilerine sunmaktadır.

 

MERSİN PLAJLARI

MEZİTLİ, ERDEMLİ , AYDINCIK, BOZYAZI ANAMUR, TARSUS İlçelerinde çok sayıda plaj bulunur. Susanoğlu, Kızkalesi Ayaş, Kumkuyu, Tömük, Kapızlı, Soli Turistik Tesisleri Plajı, Kızkalesi Halk Plajı, Akkum Halk Plajı vb tanınmış plajlarıdır.

 Dosya:Meryem Ana Kilisesi Silifke.JPG  Dosya:023 Cennetobrugu.07.2006 resize.JPG

Cennet Obruğu,

Cennet Obruğu, 90 m. derinliğinde bir yeraltı deresinin yaptığı erozyon sonucunda, göçmesi nedeniyle meydana gelmiş devasa bir çukurdur.  Denizden yüksekliği 135 m. olan bu çöküntü içine, Romalılar devrinden kalma antik bir merdivenle inilir. İçinin yemyeşil oluşu, dibinde akarsuyun bulunuşu ve serinliği nedeniyle cennet denilir.  “Bir yer altı akarsuyu da diyebileceğimiz bu sistem günümüzde faaliyetine devam etmekte ve akarsu yolu üzerinde oluşmuş Cehennem Obruğu’nun taban yüzeyi altından geçmektedir. Narlıkuyu arazisinin derinliklerinden, karstik kaynaklar şeklinde Akdeniz’e karışmaktadır.”[22]

Cennet göçüğünün içine Paulus adına bir kilise yapılmıştır.  Mersin-Silifke yolu üzerinde bulunan Narlıkuyu ilçesi yakınlarında iki önemli karstik çukur bulunmaktadır. Obruk olarak adlandırılan bu çökme yapılar kireçtaşından oluşan plato içerisinde gelişmişlerdir.


Cehennem Obruğu
Tıpkı Cennet Obruğu gibi alttan bir yeraltı deresinin yaptığı erozyonla tavanın göçmesi sonucu oluşmuş. 50x75 m. boyutlarında ve elips biçiminde bir obruktur. Cennet Obruğu’na nazaran daha dar ve diktir. Bu nedenle tabanına inmek mümkün değildir,  ancak özel dağcı ipi veya esnek merdivenle inip çıkılabilir.

 

NARLI KUYU

Narlıkuyu Mersin'in 65 km güney batısında Erdemli’ye 27,5 ve Silifke'ye de 22 km uzaklıkta Ulaşım kolaylığı sayesinde, Mersin ve ilçelerinin gözde dinlenme mekânlarından biridir.

Narlıkuyu soğuk ve tatlı suyu ile diğer koylardan farklıdır. Su soğukluğunun sebebi Narlıkuyu’nun kuş uçuşu 1.2 km. kadar kuzey batısında yer alan Cennet obruğundan gelen yer altı suyudur. Narlıkuyu ile Cennet ve Cehennem obrukları 2 km lik asfalt bir yolla birbirlerine bağlanmışlardır.

Koy suyu çok soğuk olduğundan, koyda ender olarak denize girilir. Buna karşılık, koy balıkçılık ve gezinti teknelerinin popüler uğrak yerleri arasındadır. Koyun çevresinde çeşitli balıkçı lokantaları açılmıştır. NarlıkuyuÜç Güzeller mozaiği, Mozaik Müzesi , Akkum plajı, ve Akyar koylarına ev sahipliği yapar. .

 

 


Eğitim

 

Şehirde üç ikisi vakıf, biri devlet üniversitesi olmak üzere üç üniversite vardır. Mersin Üniversitesi, 1992 yılında açılmıştır. Bünyesinde 11 adet fakülte ve 8 adet meslek yüksekokulu ile 20.000 öğrenci barındırmaktadır. İldeki bir diğer üniversite ise Yenice'de bulunan Çağ Üniversitesi'dir. Son açılan üniversite ise Toros Üniversitesi'dir.

 


KÜLTÜR

Mersin'de Türkiye'nin dördüncü devlet opera ve balesi mevcuttur. Mersin Devlet Opera ve Balesi gösterilerini Mersin Kültür Merkezi'nde sergilemektedir.

Kentte düzenli olarak Mersin Uluslararası Mersin Müzik Festivali, Mersin Türk Sanat Müziği Festivali ve Mersin Uluslararası Nevit Kodallı Çoksesli Korolar Festivali gibi aktiviteler de düzenlenmektedir.

Mut klimleri, Silifçe kaşık oyunlarıi Yörük geleneği ve kültürü Mersinin kültürüle zenginliklerindendir.








Resim Alıntı: https://www.mersin.adalet.gov.

Resim Alıntı: w.nereyegitmeli.net/mersin/







KAYNAKÇA



  • [1] "Türkiye İstatistik Kurumu 2012 genel nüfus sayımı verileri". 13 Şubat 2013 tarihinde erişildi.
  • [2]"Türkiye İstatistik Kurumu 2012 genel nüfus sayımı verileri". 13 Şubat 2013 tarihinde erişildi.
  • [3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mersin_%28il%29
  • [4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mersin_%28il%29
  • [5] https://www.mersin.gov.tr/Default.aspx?pid=11241
  • [6] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33657/camiler-kiliseler.html
  • [7] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [8] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [9] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [10] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/251-cukurpinar__anamur_ve_mamure_kalesi.html
  • [11] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/251-cukurpinar__anamur_ve_mamure_kalesi.html
  • [12] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [13] Elause Sebaste Antik Kenti Mersin - Ayaş  Edebiyadvesanatakademisi.com/forumkategori/9
  • [14] Kız Kalesi ve Korykos  Edebiyadvesanatakademisi.com/forumkategori/9
  • [15] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [16] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [17] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/251-cukurpinar__anamur_ve_mamure_kalesi.html
  • [18] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [19] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [20] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-33656/muzeler-ve-orenyerleri.html
  • [21] https://www.mersinkulturturizm.gov.tr/belge/1-94904/tacucu-arslan-eyce-amphora-muzesi.html
  • [22] https://tr.wikipedia.org/wiki/Cennet_ve_Cehennem_%C3%87%C3%B6k%C3%BCkleri