Boncuk ve Türklerde Boncuk Geleneği

BONCUK



TÜRKLERDE BONCUK GELENEĞİ

Tarihteki Türk topluluklarında Nazar boncuğuna munçuk, moncuk, monşak, monçak, monçok, muyınçak gibi isimler verilmiştir ve bu tabirlerin bazıları günümüzde de bazı ulusların dillerinde yer almaktadır. Sözcük olarak "Boncuk" demektir. Bunlar kişinin veya atın boynuna takılan değerli taş; arslan tırnağı, muska gibi şeylerdir. Attila Han’ın babasının adı da Muncuk’tur. Türk halk inancında Albıs, Gökçe Munçuk (Mavi Boncuk)’tan çok korkar ki Nazar Boncuğu kavramının kökeninde bu anlayış yatar.

Kotaz sözcüğü de yine Nazar boncuğu anlamında kullanılan başka bir kelimedir. Gözün dikkatini başka yöne çekmesi nedeniyle korunduğu mantığı öne sürülür. Çok kuvvetli nazarların kotazları (nazar boncuklarını) çatlattığı hatta parça parça ettiği anlatılır. Sözcük olarak "kutlu nesne" anlamına gelir. Köşgük ve çom tabirleri de aynı anlamda kullanılır ve nazarlık demektir.[1]

Eski Türklerde güneş, Gök Tanrı’yı; Ay ise Erlik Han’ı (Kayra/Kara Han’ı) yani yer altı Tanrısını anlatır. İkisi birden de kainatı ifade eder. Bunlar; Türk mitolojisinde küre (boncuk) biçiminde tasvir edilmişlerdir. Sanat eserlerinde de kün (Güneş) ve ay iki yuvarlak olarak gösterilmektedirler Bunun en açık örneğini de 731’de ölen (Bana göre Çinliler tarafından zehirlenen) Kül (Köl) Tigin için dikilen ve yeğeni Yollug Tigin tarafından yazılan anıtta görmekteyiz. Bu anıtta; çift başlı bir ejder, sağa ve sola eğilerek iki ağzına iki moncuk (küre) almıştır ve onları tutmaktadır. (Fotoğraflar için bak: Taştaki Türkler; Servet Somuncuoğlu, s. 149) Kül Tigin’in mezar anıtında bulunan kaplumbağa üstündeki üst yarısı kırılmış anıtta da çift başlı ejder figürü aynen bulunuyor. (Fotoğraf için: Taştaki Türkler, s. 169)

Hiç kuşkusuz ki ejder (Çincesi Kök-luu) ve moncuk; Kök Türk hakanlarının tamgalarından birisi idi. [2]

Nazar boncuğu İslamiyet’ten önce olan Türk inançlarından kalma bir gelenektir. Nazar boncuğu, insanları kötü gözlerden koruduğuna inanılan mavi renkli boncuklardır. Genellikle göz şeklinde olur. Nazar boncuğu yapım aşamasında içerisine kurşun dökülür. Mâvi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğuna inanılır. Göz değmesinin temeli kıskançlık duygusu olarak düşünülür. Nazar boncuğu takmakla bu kıskançlık dolu bakışların tesirinin azaltılması veya başka yönlere yansıtılması amaçlanmaktadır.

Nazara uğrama veya nazar uğratma;, göz değmesi sonucu zarar görme;   kıskançlık,  kem , kötü niyetli, zarar verici bakışlara maruz kalarak kötü sonuçlarla karşılaşmaktır.  Türkçede olumsuz nazar göz değmesine, nazar değme olarak ifade edilir. Farsçada ise “ kem” sözcüğü ile ifade edilir. Arapçada ise nazra (isâbetü’l-ayn) sözüyle ifade bulur.[3]

İlk nazar boncuklarının Sümerliler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Sümerlilerden Mısırllılara geçtiği ve böylece yayıldığına dair çeşitli görüşler bulunur. Nazar bocuklarının Gökyüzü tanrısı Horus'un kem gözlerinden koruduğu inancı geçmişten günümüze dek ulaşmıştır. Halk arasında kıskançlık dolu ya da kötü niyetli bir bakışın etkisini ortadan kaldırmak için “nazar boncuğu”nun kullanıldığı görülür.[4]

Mavi renkli olup üzerinde göz resimleri ya da çeşitli göz şekilleri bulunan nazar boncukları, çocukların kundağına, omzuna, yastığına iliştirilir; büyüklerin de isteğe bağlı olarak boyunlarına, bileklerine hatta yüzük şeklinde olmak üzere parmaklarına ya da kıyafetlerinin görünecek bir yerine takılabilir.

Nazar boncuğu sadece kişilere değil evlerin girişine; otomobil, kamyon, otobüs gibi taşıtlara; hayvanların boyunlarına, boynuzlarına, alınlarına ya da barınaklarına; bitki ve çiçeklere hatta iyi mahsul veren bağ-bahçenin bir köşesine de asılabilir. [5]