Kararsızlıkla Dolu Bir An -1.Bölüm.

 


Hikayeler hayatı taşır, hikayeler gecenin karanlığından karanlık insanları saklar, yolları birbirine bağlar bir bakarsınız içinde insanlar ağlar, ya da gönülleri birbirine bağlar. Ya suça bağlar ya suçsuz yapar ya da engin ırmaklar gibi çağlar bize bir şeyler anlatır ve kaçar…Bilinmez ki bize hangisi şansına bahtına tahtına düşer.

Hikaye bu ya, anlatan anlatır okuyana bir şeyleri anlatır, gönülleri yaklaştırır, karşılıklı bakıştırır diyelim ve başlayalım hikayemize. Gece karanlık kaldırımda iki ayak sürüklenerek zor adımlarını atarken, gecenin karanlığını sülüetini kaplamış adeta görünmez yapmıştı. Yorgundu bitkindi bir an önce gitmek varmak istediği yere gitmeye hazırdı. Ama bu gitmek istediği yer öyle her insanın ben gidiyorum diyeceği bir yer değildi, korktuğu bir ömür kaçtığı ama kurtulamadığı bir davetti. Etrafına bakarak sanki etrafını karanlıkta görüyormuş gibi kaldırımdan inerek, yolun karşına geçmeye hazırlanırken, birden olanlar oldu, bir kuğu zerafetin de gökyüzünde uçuyordu, bedenindeki sancıların olmasına rağmen hiç hissetmiyordu. Bu şimdiye kadar duymadığı hissetmediği bir duyguydu. Bu neydi nasıldı? Şimdiye kadar neden karşılaşmamışım diye düşündü. Şaşırdı ama bir o kadarda sevindi haz ile doldu…

Oysa hayatında hep bir şeyler yapmak isterken, ya bir engel çıkıyordu önüne ya da engel olan birisi! Adım atsa bir yeniliğe korkuyordu, adımları gerisin geriye gidiyordu. Lakin şimdi yıllardır böylesine karışan korkutan engel olamadığı bir anın içinde gökyüzünde bir kuş gibi uçuyor, bir kuğu kadar zarif hareketlerle hareketler yaparak uçuyordu adeta, baktı etrafına gökyüzüne mi uçuyorum diye, hayır gökyüzüne uçmuyordu! Bildiği emin olduğu bir şey vardı ancak gökyüzüne uçarak böylesine havalanır özgür mutlu olunur muydu? Öldüm mü ben derken kendine bir çimdik attı, hayır ölmemiş canlı yaşıyordu. Bu neyin nesiydi, bedenindeki acılara yorgunluklara rağmen hiçbir acı ve yorgunluk duymuyordu. Ani bir düşüşle yere çakıldı. İçinden havada uçmuyorsam nasıl yere çakıldım derken, asfaltta taksinin freninin kokusu genzine karışırken, o fren sesi sanki kulağının zarını patlatacak derece de gecenin karanlığını delerek, karanlığa ve karanlığına bir ışık getirmişti, yere düşmenin ağırlığı ile derinden bir ah dedi, bayıldı.

Lüks taksiden inen bir kadın, yaptığı kazanın şoku ile uzun bir süre arabanın içinden uzun süre çıkamadı. Korkunun ve şokun suçun verdiği psikolojik atakla, uzun süre dışarı çıkıp çıkmamak arasında çelişkiye düştü. Bir ara, bu karanlıkta kimse görmedi çek git arabaya biraz masraf ederek bu işten kurtulursun diyen karanlık düşüncelerin ortasında, hayır diyerek arabanın kapısını açtı dışarıya soluk soluğa çıktı. Karanlık düşünceleri de onu takip ediyordu beyninde mütamadiyen gerekli gereksiz konuşuyordu.

-Neden çıktın arabadan, gece karanlık kimseler görmedi Allah’dan başka, af dilenirsin af eder seni ne gereği vardı? Baksana gecenin bu karanlığında bu karanlık sokakta serseriden başka kim dışarıda olur?

Kadın hiddetlenerek.

-Sen sus hem günah diyorsun ve Allah’ı katıyorsun? Allah kul hakkını af eder mi? Yoksa sen şeytan mısın? Devamlı damarlarımızda gezen yolumuza çıkan?

-Yok canım ne alakası var? Ben sana yardımcı olmak isteyen temiz düşüncelerinim, şimdiye kadar beni bir köşede hapis ederek saklayan, belki de bu anlar için saklayan sensin?

-Ona yardım etmemekle, boğazını keserek öldürmek arasında bir fark var mı?

-Yok aslında ama var olması neyi değiştirir ki sonuçta ikisini de sonu ölüm… Tabi biri isteyerek yapılan bir eylem, senin yaptığın kaza ise istem istek arzun dışında gerçekleşen bir olay ama suçu olan cezası olan bir suç. Şimdi gecenin bu karanlığında boğazını kesip gitsen kim görecek, Allah’dan başka…Etrafta kamerada yok, gelip geçenin olmadığı bir yer 
burası…

Kadın bir an durdu. Olabilir mi acaba diye düşündü. Yerde çarparak yatan yaralıya yürümeyi durdurdu, arabasının yanına dönerek sırtını dayayarak çömeldi başın ellerinin arasına alarak düşüncelere daldı. İçindeki düşüncesi.

-Bak şimdi bana hak vermeye başladın, demek ki çok zekisin ve bu günleri düşünerek o zamandan tedbirini almışsın, bravo sana.

Kadın gözlerindeki yaşları silerek.

-Sen neler saçmalıyorsun, böylesine yardıma muhtaç birine yardım etmeden kaçmanın neresi akıllılık bana anlatır mısın?

-Şimdi yardıma gitsen hasta haneye götürsen kayıttır, ismidir yakını mısın neyisin polise kendi ellerinle teslim olmak yıllarca hapis yatmak istiyorsan geç yardım et ve durumunu anlat anlat anlat yok gece karanlıktı görmedim, birden aniden önüme fırladı göremedim…Fren izlerinden ne kadar hızlı gittiğini süratini anlamayacaklar mı? En iyisi at bagaja az ilerde uçurum var sal gitsin oradan aşağıya zamanla unutursun, zaman neleri unutturmuyor ki?
-Aşk acılarımı, sevdiğim insanın ihanetini unutturmuyor işte zaman!

-Aman dert ettiğin şeye bak, sende aldatırsın ödeşirsiniz, çekersin resimlerini yollarsın, şimdi konumuz bu değil.

Kadın şaşkın bir ifade ile.

-Yok sen şeytansın?

-Hayır diyorum, ben düşüncelerinim, şeytan benden önce bunu okudu ve kaçtı.

Kadın gülmeye kahkahalar atmaya başladı. Bir süre sonra.

-Ben deliriyorum galiba, ben böylesine kötü olamam ki?

-Neden insan değil misin? Bak dünyaya binlerce masum insanı insanlar gereksiz savaşlarla bombalarla bombalayarak öldürmüyor mu? Kaos planları ile işgal etmiyorlar mı? Neden şaşırıyorsun, olmaz diye kendine işkence ediyorsun, hapsi göz ardı ediyorsun? Sen hapiste kalamazsın ki, sen hapsin ne olduğunu dahi bilmiyorsun ki? Dört duvar arasında beton pislik içinde yıllarca arzuladığın yemekler ikramlar olmadan yaşayamazsın? Sen zenginliğe alışmış bir hanım efendisin, sana göre değil.

-Benim ne suçum var işte alalade bir kaza ne kadar suçlu olabilir ki? Param çok verir çıkarım dışarıya, ama yerde yatan o yaralıya yardım etmeliyim, sen çık git aklımda fikrimde.
-Sen bilirsin buyur ben aklının bir kenarda sessizce bekliyor olacağım. 

Kadın doğruldu, derinden bir oh çekti, arabanın farları kırıktı ,farlar yanmıyordu, ama arabanın içindeki sönük tavandaki ampulün kısık ışığı ile az ilerisi aydınlanıyordu. Yerde yatan yaralının yanına yaklaştı. Yerde yatan bir erkekti.
-Beyefendi beyefendi uyanın… 

Diyerek hafiften sallamaya başladı bedenini, yerde yatan yaralı bir süre sessiz kalınca. O karanlık düşüncesi yanına koştu.
Devam edecek arkası yarın

Mehmet Aluç
 Not allowed!

 
Bu dünya üç günlük handır
Ona uyarsan gideceğin yer nardır
Hakka varmadan önce gönlünde ne vardır
Aç bak içini yoksa hakka varacak baktıracak bir yüz var mıdır
Mehmet Aluç /Kul Mehmet



Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 20.01.2016