Güle Güle Mahmut Hoca (Münir Özkul )
GÜNÜN YAZISI

 
Güle Güle Mahmut Hoca (Münir Özkul)
 
 
Mahmut hoca (Münir Özkul Nurlar içinde yatsın) sınıfa girer herkes ayağa kalkar, bir tek inek şaban(Kemal Sunal Nurlar içinde yatsın) elinde okuduğu güdük Necmi’nin (Halit Akça Tepe nurlar içinde yatsın) elleriyle yazdığı güya sevgilisinden geldiğini sandığı aşk mektubunu okumaya dalmıştır fark edemez. Mahmut hoca bunu fark eder, sınıfta haliyle fark eder gülmeye başlar. Mahmut hoca İnek Şaban’a yaklaşır.
-Evladım, ders mi çalışıyorsun?
İnek Şaban Mahmut hocayı karşısında görünce önce irkilir, elindeki mektubu saklayarak, şaşkınlıkla Mahmut hocaya, arkadaşlarına kızgın kızgın bakar, neden Mahmut hocanın geldiğini haber vermediniz dercesine, sonra
-Yok, hocam, sevgilim bana mektup yazmış onu okuyordum.
-Senin bir sevgilinde mi var evladım.
Sınıf kahkahaya boğulur. Güdük Necmi.
-Evet, Mahmut hocam, hem de bizden habersiz bir sevgilisi varmış!
İnek şaban koltuk altı kabararak.
-Evet, hocam, yakışıklıyım herkes gibi sizde biliyorsunuz…
-Ver okuyayım neler yazmış sevgili kız arkadaşın.
-Ama hocam bana özel!
-Olsun ver okuyayım.
İnek şaban mektubu çekinerek uzatır Mahmut hocaya. Mahmut hoca okumaya başlar.
-Çimen gibi üzerine uzanarak yatmak isterim, bir yonca gibi tatlısın, samanlıklar içinde arama beni… Diye devam ediyordu.
-Evladım bu aşk mektubu değil ki?
Şaban şaşkınlık içinde!
-Aşk mektubu hocam!
-Hayır, evladım doğayı sanki bir… İneğe anlatıyorlarmış gibi…
Mahmut hoca anlar
-Evladım arkadaşların sana şaka yapmış.
İnek Şaban Güdüğe sinirlenerek döner.
-Bu güdüğün işidir Mahmut hocam
Derken tüm sınıf Mahmut hocayla gülmeye başlar. Mahmut hoca
-Yeter bu kadar şamata, yazık değil mi arkadaşınınız duygularıyla alay edercesine böylesine mektup yazmanız onunla alay etmeniz, size yakışıyor mu?
Güdük hemen atlar söze.
-Ama hocam yoksa bu okulun kahrı hiç çekilmez.
-Ne kahrı evladım, sizin suçunuz hiç duydunuz mu? Lise son sınıfı dört yıl okuyan sizden başka öğrenci var mı diye?
Güdük
-Yok, hocam buda bizim farkımız…
-Sizin tembelliğinizin yapısını bilmesem, düşünmekten düşünen insan olmaktan kaçtığınızı bilmesem inanacağım yani.
Ferit atılır
-Hocam kalbimizi kırıyorsunuz, çift dikiş desek olmaz mı?
-Hayır, doğruluk ölçütlerini bilmesem, gerçekle yalanı da hadi bilmesem sizde bilginin mümkün olabileceğini düşüneceğim ama bildiğim için bana yutturamazsınız çift dikişi… Sizin tembelliğe olan paradigmanızı bana yutturamazsınız çocuklar.
Şaban hemen söze atlar
-Hocam paradigman, para gibi bir şey mi?
Herkes güler
-Hayır, evladım model kalıp değerler vagonu pardon dizisi demek.
-Tamam, şimdi anladım hocam tren gibi.
-Neyi anladın Şaban?
Şaban düşünür kaşınır sırıtır.
-Şey hocam sizin dediğinizi!
-Benim dediğim neydi?
-Şeee… Şeydi!
-Neydi evladım?
-Ama hocam ben böyle arkadaşların yamyam bakışları altında konuşamıyorum ki!
-Tamam, o zaman güdük sen anlat ne demek istediğimi.
Güdük sıranın kendisine geldiğini anlayınca şaşkına döner, hiç alışık olmadığı bir konudur dersten konuşmak işi gücü İnek Şabanı ineğe benzeterek alay etmek küçük düşürmekti. Ayağa kalktı.
-Ama Mahmut hocam gerçeği aramayı inek şabana vermişken neden bana bu görevi veriyorsunuz? Bırakalım arkadaşımız ine… Şaban cevap versin değil mi arkadaşlar?
Sınıfta hiç kimse gülmedi, Mahmut hocanın niyetini anlamışlardı. Mahmut hoca Güdüğe.
-Neyin gerçeği evladım?
-…
-Evladım biz senin gibi aramıyoruz, yanılma ihtimallerini görerek te illaki yanılalım da demiyorum. Bir şeyi sorgularsak o zaman yanılma ihtimallerini sıfırlıyoruz demektir tıpkı sizin notlarınız gibi.
Hababam sınıfı başını önüne eğdi.
-Bilmenin yolu kapısı sınırsızdır evladım, siz neden haylazlık yapmanın sınırsız olduğunu anlıyorsunuz evlatlarım? İnsanlar sizin gibi ilişkilerinde sıkı fıkı olsa şimdi uzaya bir Türkiye daha kurmuştuk, âmâ siz haylazlıkta neden sıkı fıkı oluyorsunuz? Her şeyin bir sınırı hatta her yükselişin en aza indirilme süreci vardır, bu kızgınlık olabilir nefret etmek olabilir bu konuda arkadaşlar araya girer aradaki kırgınlığı asgariye en aza çekmek için mücadele eder ama sizde bunların hiç biri yok ki, en az en çok nedir onu da bilesiniz! Sizler okumaya gönüllü olacağınıza haylazlık yapmaya gönüllüsünüz, sizler benim evlatlarımsınız, sizlere ve ailelerinize üzülüyorum geceleri aklıma sizler gelince ben uyuyamıyorum. Anlıyorum farklı olmayı istiyor olabilirsiniz ama insan okuyarak insanlığa yardımcı olacak bilimsel çalışmalarla buluşlarla yardımcı olmakla farklı olabilir ama siz… Neyse dersi yine bugün bana da böldürttünüz ya helal olsun size.
Güdük
-Mahmut hocam seni üzmek istemezdik ama bizimde farkımız bu işte, akıl yürütme gizleme haylazlık ne derseniz deyin…
-Her şeyi derim lakin akıl yürütme diyemem ama akılınızı kaybettiğinizi söyleyebilirim. Sizler alışıla gelmiş tüm bilinenleri yok etmek için uğraşıyorsunuz, bu uğraşı azda okumak için gösterseniz hepiniz çoktan en iyi dereceyle üniversiteyi bitirenlerden olurdunuz ama siz hala haylazlık peşindesiniz. Sizler dikkate alma öncelik verme ciddi bir yaklaşımda bulunmaktan çok çok uzaksınız, hatta uzaydasınız desem buna inanın.
Güdük
-Mahmut hocam biz önceliğimizi haylazlığa verdik bir tek onu ciddiye alıyoruz.
-Evlatlarım sizler neden durağan bir hayatı yaşamayı seçiyorsunuz, okumuyorsunuz ciddiye almıyorsunuz gayret göstermiyorsunuz hep haylazlık yapıp duruyorsunuz. Bazıları sizin gibi fırsatları yakalayamıyor ellerine geçmiyor, bunun kadrini kıymetini bilin azıcık…
Demeden teneffüs zili çalar, tüm sınıf hurra diyerek kapıya koşar, Mahmut hoca ezilmemek için zorlukla bir kenara çekilir bu haylazlar ordusunun densizliğinden kurtulur.
2
Mahmut hoca sınıfa girer, gülümseyerek masasına oturur ve Feride
-Evladım bunların içinde az biraz akıllı olan sensin, okulu bitirmeden gizlice evlendin bir çocuğunda var ona da bir şey demedim sadece eşekliğin diyerek af ettim, şimdi sende bir baba olarak söyle bana, bu sınıfın gidişatına bakarak sen bir milli eğitim bakanı ol ve eğitim sistemine veyahut ta sizleri düzeltecek bir eğitim modeli bana anlat ki yarın senin evladında hangi şartlar altında eğitim yaptırmak istediğini öğrenelim. Öncelikle böyle bir okulda okumasını ister misin?
Ferit kaşlarını eğerek.
-Hayır, hocam hiç istemem, hatta yakınından bilene geçirmem.
-Neden?
-Mahmut hocam bizlere bakılarak ne bir eğitim modeli nede nitelikli bir çözüm çıkar ortaya…
-Yani ümitsiz vaka mıyız bizler diyorsun?
-Evet, çünkü ben baba olarak doğuştan çocuğumun sahip olduğu ciddiyeti idraki aklını böyle bir sınıfta kaybetmesini istemem. Ben kendimde gerçekleştirmediğimi onu okutarak gerçekleştireceğim, ben idealist olamadım ama onun bir ideali olmasını isterim.
-Duyun çocuklar arkadaşınızı, zora gelince insan nasıl her şeyi anlıyor…
-Geçte olsa anladım Mahmut hocam, bilgiye koşan onu arayarak bulan olmasını istiyorum.
-Biz eğitimcilerde sizlerden bunu istiyoruz evlatlarım, bunlar çok ağır bir yük değil ki, neden kaçıyorsunuz? Size hayatınızın anlamı olacak şeyleri öğretmek için çalışıyoruz, yoksa otururum müdür koltuğuma sizlerle hiç ilgilenmem kafamda bende rahat ederim, akşamları sizleri sıkıntılarınızı düşünmeden rahatça yatarım. Hayata dair her şeyi öğrenmenizi sorgulamanızı, gerçek olanın ne olup olmadığını öğrenerek peşinden gitmenizi istiyoruz sadece. Hayatınıza anlam katacak ne varsa ne eksikse sorun onu biliyorsak öğretelim, bilmiyorsak beraberce bulalım.
-Mahmut hocam ben Ferit olarak arkadaşlar adına söz veriyoruz okuyarak bu sene mezun olacağız, değil mi arkadaşlar?
Hababam sınıfı hep bir ağızdan
-Evetttt
Diyerek okulu havaya kaldırdılar bu gürültüleri ile.
İnsanın kendisini ifade ettiği ve birbirleriyle anlaşmasını sağlayan en kullanışlı, en gelişmiş ve en önemli aracı bence gülmesidir güldürmesidir, bundan en kolay ve en zor yolu yoktur. Hayatı kavramada insanların zor hayat şartlarında onların asık suratların güldürmede pek çok katkısı olan Mahmut Hoca, Münir Özkul bugün aramızdan ayrılarak hakka yürüdü, bende kendimce onu böyle bir öykü ile son bir defa analım istedim, sürçü lisan ettim ise af ola vesselam.
Devam etsin mi yoksa son noktayı koyalım mı ne dersiniz, ecelin hayata son noktayı koyduğu gibi?
Mehmet Aluç
 
06-01-2018
04: 00-05:45





Mehmet AluçGold Üye / Erkek / 20.01.2016