MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Roman Nedir Türleri ve Özellikleri.
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 24 Mayıs 2011 Salı Beğen




ROMAN NEDİR?


İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve bu türde yazılmış eserlere roman denir.

Roman kelimesinin Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Roman" kelimesi, Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan halk kitlelerinin konuştuğu halk Lâtincesine verilen addır. Sonraları herkesin anlayabilmesi için bu dille yazılan destan ve hikâyelere "roman" adı verilmiştir. Kelimenin aslı buradan gelir. (H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 303)

Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir. Bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır. Romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan Petronius’un Satyricon (1’inci yüzyıl) ve Apuleius’un Metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir. Çağdaş anlamına yakın ilk örneklerini ilk örneklerini 15.y.y. da fransız yazar rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır.

Roman düzyazıyla yazılır. Romanın dört asli hususiyeti vardır:

Tema, Entrika, Karekterizasyon ve Stil.

Tema, bir romanın soyut anlamının hulasasıdır. Mesela Victor Hugo'nun Sefiller'indeki tema, ``Toplumun, alt sınıflardaki insanlara karşı adaletsizliği'' dir; Margaret Mitchell'in Rüzgar Gibi Geçit’sinde tema, ``Amerikan İç Savaşı'nın Güney toplumu üzerindeki etkisi'' dir. Tema, bir romanın amacını tamamlar. Yani; tema, romanın biçimini, yazarın yapacağı sayısız seçimde standardın ne olacağını belirler ve romanın bütünleştiricisi olarak hizmet görür. Bir romanın teması, insani bir fikirden ibaret olduğundan;), bu fikir insani eylemler, olarak-yani bir entrika olarak- sunulmak durumundadır.

Entrika, temanın dramatize edilmesinin aracıdır. Bir hikâyeyi eylemler halinde sunmak; onu, olaylar halinde sunmak demektir. İçinde hiçbir olayın olmadığı bir hikâye, hikâye değildir. Olayları rast gele olan bir hikâye; bir olaylar yığınıdır. Böyle bir yazı edebi bir eser veya roman değildir. Entrika, bir düğümün çözümüne amaçlı olarak mantıken bağlantılılandırılmış olaylardan oluşan bir dizidir. Bu tanımdaki `` Amaçlı'' kelimesinin iki uygulaması vardır: hem yazara, hem de o romandaki karakterlere uygulanır. Öyle bir olaylar dizisi ortaya koymalı ki her önemli olay hikâyede daha önce verilen olaylarla bağlantılı olsun, onlarca belirlensin, onlardan çıkarak gelişsin.

Karekterizasyon :Bu dizi öyle olmalıdır ki hiç bir olay ilgisiz, keyfi, arızı olmasın; olayların mantığı kaçınılmaz olarak nihai bir sonuca bağlansın. Böyle bir dizinin kurulması için romandaki karakterler amaçlı davrandırılmalıdır. Ya kendilerince açıkça bilinen bazı amaçlar peşinde sunulmalı ya da eylemlerini yönlendiren ve romandaki başka somut olaylar içinde ifade bazı motivasyonlara davrandıkları dramatize edilmelidir.

Karakterler olay zincirindeki entrika oluşumları gerçekleştirebilecek yetenekte, temayı ortaya koyacak, düşünsel ve kimliksel yapılara sahip ve uygun olmalıdır. Çevre, olay, zaman, ve dönem şartlarına uygun tarihi vbe sosyolojik gerçeklerle mantıksal tezatlar oluşmamalıdır.

Stil . Romanın stili, temasına entrika ve karakter yapısını ortaya koyan bir stille yazılmalıdır. Zaten romancının sanat anlayışı, sanat tarzı bunların hepsinde birden belirleyici bir faktör olacaktır.

Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekânlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekânlarda geçer. Olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır. Olaylar ayrıntısıyla işlenebilir; kişilikler çevre ve doğa ilişkileri de göz önüne alınarak kapsamlı olarak çizilebilir Romanda bir ana olay ile ana olaya bağlı olaylar dizisi vardır. Romanda anlatım birinci ya da üçüncü kişinin ağzından yapılabilir. Olay dizisi ve kişilikler oluştu­rurlarken de gözleme dayalı anlatımın yanında iç konuşma, günlük tutma ya da mektup gibi yöntem­ler kullanılabilir.

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir. Romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir.

Roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları’nı sayabiliriz.

Romanda da belli başlı dört unsur vardır:

1 — olay,
2 — kişiler,
3 — çevre,
4 — anlatım

1)Romandaki Olay Unsuru : Romanlar, bilinen bir tarihte ve belli bir süre içinde geçen olayları konu alır. Bu bakımdan romanlarda önemli bir zaman yazarın yaşadığı

çağ olabildiği gibi geçmiş veya gelecek zaman da olabilir. Bazı romanlar ise yalnızca birkaç saat içinde vukûa gelen olayları konu alır.

2 ) Kişler kahramanlar: Toplumda rastlanabilir, yaşayabilir veya yaşamış kişiler arasından seçilir. Bunlar toplumun her tabakasından olabilir. Her türlü huy ve karakterleri doğruya yakın bir şekilde ele alınır. Hatta aynı kişinin zıt mizaç ve huyları, olduğu gibi işlenir.

Son zamanlarda yazılan romanlarda kahramanlar ve konu kaybolmuş, roman demek roman yazarının boş zamanlarında tutulduğu illüzyon (hayali görüntüler) veya rüyamsı kişi ve olayları bölük pörçük sıralamak gibi anlaşılmaya başlanmıştır. Ayrıca ideolojik fikirler ağır basmaya başlamıştır.

3 ) Çevre : Romanlarda çevre, okuyucuya tasvirle anlatılır. Bu, bir kasaba, şehir veya köy olabilir. Bunların hepsinin kullanıldığı romanlar olduğu gibi yazarın tasarladığı ideal, gerçek üstü bir çevre de olabilir. Burada önemli olan çevrenin coğrafi bir mekâna yerleşmesidir.

Romanların hemen hepsinde bir gaye vardır. bu amaç bazılarında konu ve üslûp içine iyice gizlenmişken, bazılarında çok açıktır. Böyle romanlara “tezli roman” denir. Belli bir ideolojiye bağlı romanlarda bu husus daha açık olarak meydandadır. Bilhassa materyalist ideolojiye bağlı olanlarda bu amaç o kadar ileri gider ki, okuyucuda bir roman değil, doktrin kitabı okunuyormuş havası uyanır.

4 ) Anlatım: Her edebi eserde olduğu gibi romanda da üslûp son derece önemlidir. Bazı romancılar eserdeki konuların, olayların, duygu ve fikirlerin eskiyip ölebileceğine, fakat mükemmel bir üslûbun onları yaşatmaya devam edeceğine içten inanmışlar ve üslûp üstünde büyük hassasiyet göstermişlerdir. Kelimelerini, cümlelerini ve anlatım tarzlarını buna göre düzenlemişlerdir.

Romana ait unsurlar: romanlarda konu, bir temel olayın etrafında gelişen iç içe olaylar zincirinden doğar. Bunların olmuş veya olabilir vasfı taşıması önemlidir. Hayatın normal akışına ters düşen sivri tesadüfler, olağan dışı ender vak’alar romanda makul sayılmaz. Ele alınan bir konu bir plan dâhilinde işlenir. bu plan kısaca “giriş (serim)”, “gelişme (düğüm)”, “sonuç (çözüm)” şeklinde özetlenir. Bazı romanlarda bu planın sırası değiştirilerek uygulandığı da görülür.

Romanlardaki olaylar, bir plâna uygun olarak anlatılır. Bu plân şöyledir:

Serim Roman olayının başı, burada verilir.

Düğüm: Roman olayının gelişip, açıldığı bölümdür.

Çözüm: Romandaki olayın açıklığa kavuştuğu, düğümün çözüldüğü bölümdür.

Romanda Tipleştirme: geleneksel romanın başvurduğu anlatım yollarından biridir. Tipleştirmede yazar, bir roman kahramanını aşağılayan ya da yücelten eğilimleri ön plana çıkarır; bunlara büyüteçle yaklaşır. İnsana özgü bir niteliğin doruk noktasına çıkarılarak anlatılması, tipleştirmenin özünü oluşturur. Sözgelimi “evlat sevgisi”, insanda bulunan eğilimlerden biridir. Ünlü romancı Balzac, Goriot Baba adlı yapıtında kızlarına aşırı sevgi duyan bir babayı tipleştirmiştir. Yine Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü adlı yapıtında Ali Rıza Efendi evlat sevgisiyle yoğrulmuş bir tiptir. Orhan Kemal, Murtaza adlı romanında görevinden başka bir şey düşünmeyen, göreve bağlılığı her şeyin üstünde tutan bir mahalle bekçisini tipleştirir.

Tip özelliğini diğer olay yazılarımızda, özellikle geleneksel tiyatrolarımızda da görürüz. Karagöz Hacivat, Kavuklu, Pişekâr işte bu şekilde belirli insani özellikleriyle öne çıkmış tiplerdir.

Romanda karakter:. Tipleştirmedeki gibi bir özelliği abartma, sivrileştirme., gibi hususular karakter çizmede yoktur. Romancı insanı bütün boyutlarıyla anlatmaya çalışır. Bir insanın bedensel, ruhsal ve toplumsal yapısı; karakterinin oluşumunda rol oynayan etmenler üzerinde durulur. Karakter bireysel ve ulusal bir görünüm taşırken; tip ise evrensel bir görünüm taşır.

ROMAN ÇEŞİTLERİ- TÜRLERİ

Edebi akımlara göre roman türleri :

Roman çeşitleri romanlar edebi akımlara göre klasik, romantik, realist, sürrealist, popüler roman gibi isimlerle sınıflandırılabildiği gibi, içyapısına göre de tarihi roman, macera romanı, sosyal roman ve tahlil romanı olarak da çeşitlere ayrılabilir.

1 — romantik roman
2 — realist roman
3 — natüralist roman

1 — Romantik roman: his ve hayal unsurlarının ağırlık taşıdığı, belli bir şiirliliğin hakim olduğu romanlardır. yazar coşkun bir his ve heyecan hali içindedir. bu romanlarda yazar daha çok kendi şahsi duygularını ve maceralarını anlatır. olaylar duyguların zengin dünyasında abartılarak daha etkileyici hale sokulur.

bu romanların belirgin özelliği duygu ve hayalin bütün esere hakim olması, gözlem ve inceleme unsurlarının duygu ve hayal unsurlarının yanında silikleşmiş bulunmasıdır. bu akıma mensup sanatçılarda gerçeklerden çok, duygular ve hayaller önemlidir.

2 — Realist roman: gözlem ve araştırma unsurlarının esas alındığı, his ve hayal unsurlarının ikinci plana itildiği romanlara denir. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu neticeler önemlidir. Sanatçı hiçbir surette kendi duygu, düşünce ve hayallerini eserine karıştırmaz.

Realist romancılar toplumun içinde titiz birer araştırmacı gibi incelemeler yaparlar, olayları ve karakterleri objektif olarak tespit ederler ve değerlendirirler. gayeleri okuyucuya romantik romanlarda olduğu gibi kendi duygu ve hayallerini aktarmak değil, kendilerinin dışında var olan gerçekleri, canlı tablolar halinde, aslına sadık kalarak dile getirmektedir.

3 — Natüralist roman: realist romanla büyük benzerlikleri vardır. Ancak natüralist roman realist romana göre ilme ve araştırmaya daha çok önem verir. Natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla ilmi metotlara bağlılık gösterirler. Toplumu adeta bir laboratuvar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, ilmi verilere kesinlikle bağlı kalarak kaleme alırlar. İnsanı ele alırken, biyoloji ilminin ortaya koyduğu gerçeklerden, toplumu ele alırken de sosyolojinin kanunlarından yola çıkarlar ve bu ilimlerin vardığı sonuçlara göre neticeye ulaşmaya çalışırlar.

4) Popüler Roman: Gündelik siyasi, magazin, aktüel konuları takip eden çağının moda konularına yönelik yazılan ticari kaygılar, baskı sayısı maddi gelir, reklam, sipariş, siyasi rant gibi maksatlara uygun yazılan romanlardır. Sanat kaygısı gözetilmez. Amaç para kazanmak olduğu gibi siyaset veya reklâm içerikli de olabilir.


STİLLERİNE GÖRE ROMAN TÜRLERİ

Duygusal Roman

İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves’i bu türe örnek gösterilebilir.

Gotik Roman

Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü bir türdür. 18. yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir türdür. Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır. Horace Walpole’un Otranto Şatosu, Mary Shelley’in Frankenstein adlı romanları bu türün örnekleridir. Gotik romanın günümüzdeki uzantıları bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir.

Ruhbilimsel roman

Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost’un Manon Lescaut adlı eseriyle Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir.bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

Romanlar konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir.

Üslup bakımından "romantik roman", "gerçekçi roman", "doğalcı roman", "estetik roman", "izlenimci roman", "dışavurumcu roman", "yeni roman" türleri sayılabilir.

Üslup Bakımından  ( Sanat anlayışı ) Roman Türleri :

Romantik Roman
Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür. Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean-Jacques Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Werther’in Acıları romanı gibi.


Gerçekçi Roman ( Realist )
Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.


Doğalcı Roman ( Naturalist)
Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Guy de Maupassant romanları doğalcı romanlardır.


Estetik Roman
Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır.

İzlenimci Roman


Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir.

Dışavurumcu Roman

20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir.Dostoyevski,Franz Kafka,Samuel Beckett ve Bertold Brecht’in romanları bu türün örneklerindendir.


Yeni Roman
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı. Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır. Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir. Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunu denemişlerdir.

Konu Bakımından Roman Türleri

Konusu bakımından roman "tarihsel roman pikaresk roman duygusal roman, gotik roman, ruhbilimsel roman töre romanı, oluşum romanı" türlerine ayrılır.

Tarihsel Roman

Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastırı’nı sayabiliriz. Bu türün önemli örnekleri arasında Lesage’nin Gil Blas de Santilane’ın Serüvenleri, Defoe’nun Talihli Metres’i, Thomas Mann’ın romanları.

Macera Romanı:

Günlük hayatta her zaman rastlanmayan değişik, şaşırtıcı, beklenmez, esrarlı olayları konu edinen romandır. bu romanlarda vak’a yani olay hemen her şey demektir. bunlar yeni keşfedilmiş veya tasarlanan ülkelerde geçer. hayali olabilir. ancak olağandışı unsurlar taşımalı, korkunç ve acayip hisler uyandırmalıdır. olayların akışı ve iç içe girmesi çok süratli olmalı, okuyucuda heyecan ve merak uyandırmalıdır. kahramanları kurnazlık, maddi kuvvet ve cesaretleriyle üstün vasıflıdırlar. daha çok silahşör, şövalye, polis, ajan ve casuslardan seçilir. hep hareket halindeyken tanıtıldıklarından ruh yapıları üstünde durulmaz. bu romanlarda fikir zenginliği yoktur. maksat şaşırtıcı ve heyecanlı konularla okuyucuya hoşça vakit geçirtmektir.

Sosyal Roman: romancıların yaşadıkları toplumu, o toplumu ilgilendiren meseleleri yeni bir açıdan ele alarak yazdıkları romanlardır. gizli veya açık bir maksat telkinine çalışırlar. kişiler, bazı meslek ve sınıfları temsil eden birer tip olarak alınır. olaylar, sosyal sebeplerle açıklanmak istenir. ruh tahlilleri ve duygu derinlikleri arka plana atılmıştır. bütün tezli romanlar bu gruptandır.

Tahlil romanI ( tezli roman- psikolojik roman): dış alemde geçen olaylardan çok, kahramanın iç dünyasını ve insan benliğinin kişi ve toplum çatışmaları içindeki belirtilerini konu edinen romanlara denir. fertçi bir görünüş hakimdir. kahramanları olan kişileri bütün derinlikleriyle ortaya koyarlar. çok defa aşırı ülküler, sert ihtiraslar, derin hisler taşıyan ve bazen sakat ruhlu dengesiz insanları ele alarak işlerler.

Biyografik Roman


Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi

pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil'in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu'nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamının Romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan'ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.

                      

lgili Sayfalar

  • Tiyatronun Ortaya Çıkışı ve Gelişimi
  • Roman Nedir, Roman Türleri ve Tüm Özellikleri.
  • Hikaye: ( Tüm Özellikleriyle )
  • Tiyatro: Yazı Türü, Oyunu, Tarihi, Türleri,Terimleri, Gelişimi.
  • Müzikli Tiyatrolar: Opera, Operet, Bale,Pandomim, Skeç...
  • Haber Yazı Türü, Haberleşme Tarihi ve Gelişim Süreçleri
  • MAKALE: Nedir, Bilimsel Makale ve Özellikleri
  • Sohbet-Söyleşi- Yazı Türü ve Özellikleri
  • Eleştiri, Tenkit, Eleştirmen ve Özellikleri
  • Deneme;Tanımı, Özellikleri, Tarihi, Deneme Yazarları
  • Gezi Yazıları; Özellikleri veTarihi
  • Gazete Fıkrası,Tanımı, Özellikleri, Yazarları
  • Günlük( Günce), Özellikleri, Örnekler
  • Hatıra ( Anı) Yazı Türü, Özellikleri, Tarihi, Örnekleri
  • İnceleme Yazıları , Türleri, Roman, Şiir, Tiyatro İnceleme Planı
  • Biyografi, Özellikleri ve Türleri
  • Monografi, Otobiyografi, Nekroloji, Portre
  • Bibliyografya Nedir, Tez ve Dipnot Nasıl Hazırlanır?
  • Röportaj Nedir, Özellikleri,Yapısı, Tarihçesi
  • Açık Oturum: Nedir,Panel ve Diğer Türlerden Farkı, Örnek Yazı
Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...