MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Müzikli Tiyatro : Opera Operet Bale Pandomim Skeç...
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 24 Mayıs 2011 Salı Beğen



Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösteridir. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır.

Tiyatro, bir sahne sanatıdır. Tiyatro eseri, olayları oluş halinde gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın hümanist bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak ifade edilir.


Tiyatro eserinin diğer türlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini, izleyenin kanaat ve anlayışlarından alır. Göze görünür bir karaktere sahip olması, canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat öğesidir. Bu edebiyat öğesi yanında tiyatro kavramı içinde oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik gibi unsurların bütünlüğü söz konusudur.

Tiyatro metinlerine "oyun" metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır.

Müzikli tiyatrolarda konunun bir bölümü veya tamamı bestelenmiş olabildiği gibi dans ve koro eşliğinde de oynanabilir.  Müzikli tiyatrolar “opera, operet, komedi müzikal, bale, revü ve skeç” gibi bölümlere ayrılır.


Opera

Opera, insanların konuşmak yerine tiyatro oyununu şarkı söyleyerek sahneye koymasıdır. Operanın tiyatrodan ayrılan başlıca özelliği, bir müzik bölümünün de bulunmasıdır.

opera sözcüğü İtalyanca'da Eser anlamına gelir.Daha önce yapılan müzikli oyunlarda olduğu gibi operada müzik oyuna sonradan eklenmiştir Operanın müziği metin ve sahneyle bir bütün halindedir İlk operalar reçitatiflerden oluşuyordu. Reçitatifte konuşma dilinin ritimsel özelliği ve sözlerin anlamı müzikten öndedir. Daha sonra da arya biçiminin akıca müziği önem kazanıyor. Opera'nın ilk adı Drama Per Musica dır

Bugün şu anadaki kabaca tanımıyla opera ise solistleri korosu orkestrası kostümü sahnesi ışığı dramatik oyunu ile müziğe uyarlanmış bir çeşit tiyatrodur


Opera'nın Doğuşu
Floransa’da bulunan kendilerine Camerala diyen bir grup aydın (şair-besteci-şarkıcı-çalgıcılardan oluşan) Rönesans’ın da etkisiyle Eski Yunan’daki müzikli dramaları geri döndürme hareketini başlatmışlardır Eski Yunan’daki Erupides ve Sofokles’in tragedyalarından yola çıkmışlardır Sonra Ortaçağ daki dinsel dramların kilise sınırlarını aşıp dindışı öğelerden etkilenmesiyle Mystere adlı oyunlar ortaya çıkıyor. Oyun öncesinde orkestra giriş müziği çalıyor ayrıca sahneye çıkan her karakter de müzik eşliğinde tanıtılıyor Böylece Tiyatro , koro ve orkestranın bir arada olduğu ortamlar oluşturuluyor.

13.yüzyıl başındaki Pastoral komedilerde halk ezgileri de tiyatroya ekleniyor

Bu arada zamanın pek çok ünlü madrigal bestecisi başlı başına bir müzik biçimi haline gelen İntermezzo için besteler yapmışlardır.Konusunu doğadan alan Pastoral şiirler ve madrigal komedileri de operanın öncüleri arasındadır.


Tarihte ilk opera 1597’de Floransa karnavalında oynanan , Rinuçini'nin şiirsel metni üzerine Peri’nin müziklendirdiği Dafne dir.


Arya (Aria)
Belli bir kalıp içinde orkestra eşliğinde söz ve müziğin birleşimidir. Opera kantata ve orotoryoda aryanın yeri çok önemlidir. Söylem ve biçim açısından aryanın 17. yüzyıl başından beri gösterdiği gelişme , operanın bir sahne biçimi olarak gelişmesinin benzeridir. Barok dönemde operaseverler sırf ünlü bir aryayı ve solistini dinlemek için operaya gitmeye başlarlar. Çalgısal müzikte de arya biçimine rastlanır

Konçerto Grosso'larada Süitlerde diğer bölümlerin tersine dans niteliği taşımayan ezgisel bir parçadır. Ariyozo

( Arioso) ise , Barok ile gelen arya benzeri anlamında reçitatif ve arya arasındaki ezgidir. Besteciler aryalarda giderek bildik halk ezgilerini kullanıp müziği opera içinde alımlı bir hale getirirler 18. yüzyılda önem kazanan A-B-A kalıbındaki da capo arya Bach'ın ve Handel’in kantatlarında ve operalarda kullanılan başlıca biçimidir 19. yüzyıl ile iki bölümlü ve daha dramatik arya biçimleri doğar Bunların ilk bölümü ağır ikincisi hızlı tempolarda düzenlenir soliste yer yer bir başka karakter ya da koro katılabilir.


Operet Nedir

Operet, olayları gülünç ve toplumsal, siyasal yergi öğeleri içererek anlatanm müzikal sahne oyunudur.

Sözlerinin müziksiz kısımları müziklerden çok olan tiyatro eserlerdir. Halka hitap etmek için yazılır. Operetlerde renk, ışık, kıyafetler ve dans en göze çarpıcı şekilde kullanılır.


OPERA VE OPERETİN FARKLARI


Bir başka açıdan bakıldığında Operaların bestelenmiş sözleri olan bir tiyatro türü Operetin ise bestesiz sözlerden oluştuğu görülür. Operalar yüksek zümreye hitap ederken operetlerin halkın beğenilerine ve halkın zevkine hitap ettiği söylenebilir.

Operalar Tragedyalarn müzikli hali Operetler ise halka hitap eden yönleri, eleştiri, hiciv ve komedi ile ilgili konular içermesinden dolayı komedinin müzikli hali olarak nitelendirilebilir.

Olay ve kişilerin özelliklerinin sınırı çok belirgin olmadığından opera komikle ayrımını çizmek zordur. Operet, Fransa'da İkinci İmparatorluk boyunca Paris'te çok tutulan bir eğlenceydi. En önemli temsilcisi J. Offenbach'dır. Viyana'da 1870'lerde daha duygusal ve sıcak melodikliğe dayanan yeni bir operet tipi ortaya çıktı. Bu okulun temsilcisi J. Strauss (oğul), F. von Suppe ve K. Millöcker'dir. Giderek yergisel özelliğini yitiren operet, yumuşak müziğiyle müzikal komediye dönüştü. Viyana'da F. Lehar, O. Straus bu türde eserler verdiler.

Türkiye'de operet

Operet, Türkiye'de 19. yüzyı'ın ikinci yarısı ve 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaygın bir tür oldu. Operet besteleyen ilk müzikçi Dikran Çuhacıyan Efendi oldu. Özellikle Leblebici Horhor operetiyle yaygın bir ün kazandı. İsmail Hakkı Bey, doğu müziği sistemleri içinde operetler besteledi. Daha sonra Dr. Suphi Ezgi, Hasan Ferit Alnar, Muhlis Sabahattin Ezgi,

Cemal Reşit Rey bu türden ürünler verdiler.


Bale

Müzikli, dansın daha çok öne çıktığı, daha çok lirik ve dram arası bir temada oynanan oyunlardır. Diğerlerine nazaran estetiğe daha çok önem verilir.


Bale, kuralları belli akademik dans (danse d’école) tekniğinin, başka sanatsal öğelerle de birleştirilerek bir sahne gösterisi oluşturacak biçimde sunulmasıdır. Bale terimi, bu akademik dans tekniği için de kullanılır. Bir gösteri sanatı olarak genellikle müzik eşliğinde, dekor ve sahne giysileriyle sunulan, son derece titiz bir danstır. Bir bale, dans, müzik ve tasarımla dramatik bir öykü anlatabilir ya da hiç bir öykü olmadan yalnızca müziğin dans aracılığıyla bir yorumu biçiminde sunulabilir.


BALE TARİHİ


Fransız Balesi


Bale, Rönesans saray gösterilerinden ve bunları izleyen Fransız ballet de cour’undan gelişti. Genellikle ilkçağ teması üzerinde müzik eşliğinde şiir okuma, dans, mim, ve şarkıyı çok zengin dekor ve giysilerle birleştiren bu oyunları kral ailesi üyeleri ve soylular sarayda kendileri oynarlardı. 17. yüzyılda görülen gerileme yıllarının ardından dansa çok meraklı olan Fransa kralı XVI. Louis (1638-1715), “dansı yeniden kusursuzluğa kavuşturmak” amacıyla 1661’de Kraliyet Dans Akademisi’ni kurdu. Aynı yıl, dansların perde aralarına serpiştirildiği, sözleri Moliére’in, müziği Jean Baptiste Lully’nin olan ilk comédie-ballet sunuldu. Bu olay Lully’nin opera-ballet’ler yazmasına ve bunlar için gerekli profesyonel dansçıları eğitmek amacıyla Kraliyet Müzik Akademisi’ne (ya da Opera) bağlı bir okul kurulmasına yol açtı.

18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında sanayi, toplum, siyaset, ve sanat alanlarında görülen devrimler, balede büyük değişikliklere yola açtı. Özelllikle Fransa’da bale eğitiminde benimsenen üslup ancien régime’in (eski Rejim) ve o dönemdeki sosyete danslarının etkisinden çıktı. 19. yüzyıl başlarının sahne dansı, romantik balenin temsilcileri Marie Taglioni (1804-84) ve Fanny Elssler (1810-84) ile yepyeni bir sanat yönü kazandı. Ayak parmaklarının üzerinde dengeli duruş demek olan Pointe’ın dans terimleri arasına katılmasıyla balerin, kusursuz bir sahne kişisi durumuna geldi.

Rus İmparatorluk Balesi

1738’de Çariçe Anna İoannovna’nın Fransız dans eğitmeni Jean-Baptist Lande’ye aristokratların çocukları için Petersburg’da bir dans okulu açma izni vermesiyle başlamıştır.

Bu okulda yirmi beş yıl görev alan Didelot Klasik Fransız ve Rus folklor temalarını işleyerek, dikkatlice hazırlanmış masalımsı baleleri komplike hazırlanmış sahnelerde sunmuş ve performansları büyük tiyatro oyunlarına çevirmiştir. Puşkin’in eserlerini ilk defa baleye uyarlayan da Didelot’tur.

Marius Petipa’nın İmparatorluk Balesi’ndeki 56 yıllık kariyeri boyunca altmıştan fazla balenin koreografisini gerçekleştirmiş ve her yeni sezon açılışı için orijinal baleler tasarlamıştır.
1917 Ekim Devriminden sonra Rus Balesi sekteye uğramasına rağpğmen, Petersburg Balesi, daha zarif ve klasik gelenekleri ile Rudolph Nureyev, Natalia Makarova, Mikhail Barişnikov gibi yetenekleri yetiştirmeye devam etmiştir.

Marinski Tiyatrosu ve Bolşoy tiyatrosu hala Rus Balesinin adını unutulmazlar arasında yazdırtmaktadır.

Pandomim

Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı hedefleyen sözsüz oyun türüdür. Yüz mimikleri, el, kol ve beden hareketleri kullanılarak tema anlatılmaya çalışılır. Pandomim (mim), evrensel bir tiyatro dili sayılır. En basit anlatımıyla sözsüz tiyatro oyunudur. Gösteri sanatının dallarından biridir. Kısaca "mim" olarak ifade edilir.

Mim sözcüğü, "taklit etmek" veya "temsil etmek" anlamına gelen Grekçe "mimeisthai" sözcüğünden gelir. Fransızca pantomime kökenli bir sözcük olan pandomim sanatı, Türk Dil Kurumu tarafından şöyle açıklanmaktadır: "Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun."

En ünlü pandomim sanatçılarına örnek olarak Marcel Marceau gösterilebilir. 1975 yılında Marcel Marceau “Kalbin Dili” (“Language of the Heart”)[1]olarak adlandırılan pandomim sanatı ve kendi hayatı ile ilgili kisa sessiz bir film yaptı. [2]

Charlie Chaplin, Laurel ve Hardy, sessiz sinema döneminde bu türün ilk temsilcilerinden olmuşlardır. Ülkemizde de Taner Barlas Mim Tiyatrosu bu konuda etkinlik göstermiştir.

"Sessiz dil" pandomim, 17. yüzyıldan sonra, bale içinde de yer almaya başlamıştır. Oyunlar, Yeni Çağ ve yeni tiyatroyla beraber mistik konulardan uzaklaşıp gerçekçi dünyaya geçer. Realist akımlar ve akılcılık da bunu etkiler.

Tuluat

Tiyatro türlerinden biridir. Sanatçılar, oynadıkları eserin konusuna bağlıdırlar; ama oyundaki sözleri içlerinden geldiği gibi söyleyerek, doğaçlama yaparlar. Yazılı esere uymak mecburiyetleri yoktur. Perdeli orta oyunu da denir. [1]

Revü

Olaylı eleştirili yapılan tiyatro türüdür. Konu açısından bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, kendi başlarına anlamlı olan, tablolardan kurulu, ezgi, monolog, skeç, dans ve karşılıklı nükteli konuşmalardan oluşan bir gösteri biçimi.

Skeç

Beş-altı dakikaya sığdırılan tablolar şeklinde kısa, müzikal oyunlardır. Bir çeşidi de radyo skeçleridir. İnsanların oynamaktan hoşlandığı bir sahnelemedir.

 

İLGİLİ BAŞLIKLAR

  • Bale Tiyatrosu Dansı ve Tarihçesi
  • Tragedya Trajedi Nedir ve Özellikleri
  • Dram (tiyatro) Nedir ve Özellikleri
  • Tiyatronun Ortaya Çıkışı ve Gelişimi
  • Müzikli Tiyatro : Opera Operet Bale Pandomim Skeç...
  • Tiyatro Yazı Türü Oyunu Tarihi Türleri Terimleri Gelişimi .
  • Tanzimat Tiyatrosu Yazarlar Eserler Özetleri 
  • Servet-i Fünun Döneminde Tiyatro


                

lgili Sayfalar

  • Tiyatronun Ortaya Çıkışı ve Gelişimi
  • Roman Nedir, Roman Türleri ve Tüm Özellikleri.
  • Hikaye: ( Tüm Özellikleriyle )
  • Tiyatro: Yazı Türü, Oyunu, Tarihi, Türleri,Terimleri, Gelişimi.
  • Müzikli Tiyatrolar: Opera, Operet, Bale,Pandomim, Skeç...
  • Haber Yazı Türü, Haberleşme Tarihi ve Gelişim Süreçleri
  • MAKALE: Nedir, Bilimsel Makale ve Özellikleri
  • Sohbet-Söyleşi- Yazı Türü ve Özellikleri
  • Eleştiri, Tenkit, Eleştirmen ve Özellikleri
  • Deneme;Tanımı, Özellikleri, Tarihi, Deneme Yazarları
  • Gezi Yazıları; Özellikleri veTarihi
  • Gazete Fıkrası,Tanımı, Özellikleri, Yazarları
  • Günlük( Günce), Özellikleri, Örnekler
  • Hatıra ( Anı) Yazı Türü, Özellikleri, Tarihi, Örnekleri
  • İnceleme Yazıları , Türleri, Roman, Şiir, Tiyatro İnceleme Planı
  • Biyografi, Özellikleri ve Türleri
  • Monografi, Otobiyografi, Nekroloji, Portre
  • Bibliyografya Nedir, Tez ve Dipnot Nasıl Hazırlanır?
  • Röportaj Nedir, Özellikleri,Yapısı, Tarihçesi
  • Açık Oturum: Nedir,Panel ve Diğer Türlerden Farkı, Örnek Yazı
Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...