MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Ratip Aşir Acudoğlu
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 26 Nisan 2012 Perşembe Beğen

Ratip Aşir Acudoğlu






(1898 - 1958)Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği kurucularından, Cumhuriyet döneminde yurtdışına gönderilen ilk heykeltraş, ilk anıtsal heykelimizi yapan sanatçımızdır. 


Ratip Aşir Acudoğu, soyadı ACUDOĞLU olarak da yazılır. Ratip Aşir Acudoğlu 1898 yılında İstanbul'da doğdu. Ratip Aşir, İlk öğrenimini Mahmudiye Rüştiyesi'nde, ortaöğrenimini Ankara Sultaniyesi'nde yaptı. O sıralar Türkiye Birinci Dünya Savaşı'na katılmıştı. Son sınıf öğrencisiyken askere alınan Ratip Aşır savaşın bittiği yıl Sanayii Nefise Mektebine (Güzel Sanatlar Akademisi)  Heykel Bölümü'ne girdi. 1918'de girdiği Sanayi-i Nefise Mektebi'nde İhsan Özsoyun atölyesinde çalışmaya başlayarak ilk heykelcilermizden İhsan Özsoy'un öğrencisi oldu.İhsan Özsoy'dan heykel sanatıyla ilgili temel bilgileri aldı.


1920 de Almanya'ya gitti. Münih Akademisi'ne giren Ratip Aşir, bir süre Blecker'in atölyesinde çalıştı. Fakat o Fransa'nın Rodin'den sonra yetişen en güçlü heykelcisi Aristide Maillo'a hayrandı. Bütün dileği Bourdella ve Maillol gibi büyüklerin yanında çalışmaktı. Nitekim Münih'e geldiğinin ikinci yılında Almanya'dan Fransa'ya geçerek Maillol'dan ders almak istedi. Maillol atölyesine kabul edip eserlerini bir bir gösterdi ama Hayranı olduğu Aristide Maillol'dan ders almayı başaramayınca Maillol ve Emile-Antoine Bourdelle’nin eserlerinin etkisinde serbest olarak çalışmaya başladı. 




1925’te Türkiye’ye döndükten ve Avrupa sınavını geçtikten sonra yeniden Fransa’ya gitti. 1925 yılında Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği (1929) kurucularından olan Ratip Aşir Acudoğlu, devlet tarafından Paris’e heykel eğitimi için gönderilen ilk heykel sanatçısı olmayı başarmıştı. (2) Paris'e gitti; julian Akademisi'nde Landowski ve Bourchard'ın atölye­lerinde çalıştı. Ama, söz konusu sa­natçılar, heykelin akademik disipli­nini uygulayan ve bu yolda eğitim veren kişiler olduklarından, Ratip Aşir zaman buldukça, kendine usta olarak seçtiği Maillol ve Bourdelle' in atölyelerine giderek, onların önerilerinden yararlandı. Üç yıl eğitim aldığı Avrupadan 1928’de Türkiye’ye dönüşünde Edirne Öğretmen Okulu'na resim öğretmeni olarak tayin edildi. Daha sonra, çeşitli orta öğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptı. (3) 


1929 yılında Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği kurulmuş ve bununla birlikte sergi etkinliklerine yılda iki sergi daha eklenmiştir. Ratip Aşir Acudoğlu  Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliğinin kurucu üyelerinin en başındaki isimlerden birisidir.


Sanatçı ömrünün sonuna kadar ortaokullarda çocuklara resim yaptırmak gibi kişiliğine hiç uymayan işlerle uğraşmak zorunda kaldı. Menemen Şehit Kubilay anıtı, Erzincan İnönü anıtı (1948), Ankara Ziraat Fakültesi Atatürk anıtı gibi büyük eserler ona sipariş edildi ve bunlardan sağladığı kazançla kendi heykel çalışmalarını sürdürebildi. En belirgin Eseri Ziraat Fakültesi önündeki Atatürk anıtıdır denebilir. Ratip Aşir Hatipoğlu 1958 yılında öldü.




 
ANIT HEYKELLERİ VE HEYKEL SANATI 


Atatürk’ün heykelcilik yönündeki duyarlı yaklaşımı ve  heykel sanatının yaygınlaşması ve halka benimsetilmesi amacıyla önemli meydanlara konulmak üzere, yaşanan zaferleri ve değerli komutanları konu alan anıt heykellerin yaptırılmasını düşünmüş Fakat ülkemizde anıt heykel yapımı için gerekli teknik imkanların olmaması ve anıt heykel yapımı konusunda yeterli tecrübeye sahip sanatçıların henüz yetişmemesi üzerine ilk anıtsal heykeller yabancı sanatçılar tarafından yapılmıştır.1930’lu yıllara gelindiğinde ise, Cumhuriyet anıtlarının ancak Cumhuriyet ve devrimlerini gerçek anlamda duyumsayabilecek Türk heykeltıraşlarına yaptırılması gerektiğini öne süren kampanyalar sonuç vermeye başlar ve Türk heykeltıraşlar böylece anıt yapımında devreye girerler. Anıt heykelcilik konusunda yerel heykeltraşlarımızın yetiştirilmesi çabaları sonucunda 1930’lu yıllardan sonra, öncülüğü Kenan Yontuç, Ratip Aşir Acudoğlu, Hadi Bara, Nijad Sirel’in yaptığı anıtlar yerli heykelcilerimiz tarafından yapılarak teslim edilmişlerdir. Ve günümüze kadar geçen süre zarfından anıtsal heykelcilik alanında ülkemizde çok başarılı diğer heykelcilerimiz yetişmiştir.


İşte bu çabalar meyvesini vermeye başlayacak  yerli sanatçılarımızın yaptığı ilk anıtsal heykeller yapılmaya başlanacaktır. İlk Cumhuriyet kuşağı olarak adlandırılan heykeltıraşlardan Ratip Aşir Acudoğlu (1898-1957) 1932 yılında Menemen Şehit Kubilay Anıtı’nı teslim ederek Cumhuriyet tarihinde ilk anıtsal heyekeli yapan sanatçı olarak tarihe gececektir. 


Raşit Acuroğlu ülkemizde  ilk anıtsal heykelleri yapan sanatçılardan biridir. 1932 yılında Kubilay Anıtı için açılan sınava katılmış  bu anıtın yapılması için açılan yarışmayı  kazanmış ve anıt 1932 yılında açılmıştır... Kubilay Anıtı ülkemizde yerel heykelcilerimiz tarafından yapılmış olan  ilk anıtsal heykeldir.


Ratip Aşir Acudoğu, heykel sanatı­mızda yabancı sanatçılar tarafın­dan başlatılan anıt türündeki heykel  geleneğini, Türk sanatçılarının yapıtlarına aktaran kuşağın öncülerinden biridir. yapıtları az sayıda olmakla birlikte, özellikle üç önemli anıt heykelinde (Ankara Ziraat Fakültesi önündeki"Atatürk heykeli, Erzincan'daki İnönü heykeli ve Menemen'deki Şehit Kubilay heykelleri ile Cumhuriyet'in  değerlerini sanatla bütünleştirmeyi  başardığı  çağdaş ve gerçekçi ideolojisinin heykel sanatıyla birleştirildiği yerli heykelcilerimizin yaptığı ilk  anıtsal heykellerdir. 
1947 yılında Erzincan'da yaptığı Kent Meydanı Heykeli dikkat çeken önemli anıtsal heykellerinden birisidir. 


"İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeki tek alçı heykeli Fahriye Yen büstü, sanatçının Maillol heykellerine bağlı yönünün başlıca örneğidir.
Anıt heykelciliği, kendi kuşağının öteki sanatçıları gibi Acudoğu'yu da belli ilkeler doğrultusunda çalışmaya yöneltmiş, bu ilkeler arasında, anıt heykelciliğini belli işlevler üstüne oturtma çabası her zaman önemli yer tutmuştur. Sipariş kurallarına uyma zorunluluğu ve konu sınırla­ması, özgür yaratıcılığı bir anlamda ister istemez sınırlandırmış da olsa, bu sınırlamaya karşın, Türki­ye'de 1930 yıllarında anıt heykelci­liğinde ortaya çıkan seçeneklerin, Acudoğu'nun sanatında kesin yo­rum biçimini belirlediği söylenebilir. Söz konusu yorumda, gerçekçilik temel ölçü olarak alınmış, güncel gelişmeler karşısında her türlü abartmadan uzak kalınmaya özen gösterilmiştir. Amaç, yaşanan dö­nemin tanığı olmak, hem toplumsal, hem sanatsal açıdan yeni devlet bi­lincinin oluşmasına katkıda bulun­maktır. Yapıtlarında bu ilkeden hareket eden Acudoğu, çevre ve tarih olgusunu sürekli göz önünde tutup, bu olgular ile heykelin çağdaşlık boyutu arasında nesnel ilişkiler kurmuş bir sanatçıdır." (4) 

Ratip Aşir Acudoğu, heykel sanatı­mızda yabancı sanatçılar  tarafın­dan başlatılan anıt türündeki heykel geleneğini, Türk sanatçılarının ya­pıtlarına aktaran kuşağın öncülerin­dendir. Özellikle üç önemli anıt heykeli Ankara Veteriner-Ziraat Fakültesi Dekanlıkları önündeki Atatürk heykeli, Erzincan'daki İnönü heykeli ve Menemen'deki Şehit Kubilay heykeli’dikkat çekicidir.  Kendi kuşağının öteki sanatçıları gibi Acudoğu'da, Türki­ye'de 1930’lu yıllarda anıt heykelci­liğinde hem toplumsal, hem sanatsal açıdan yeni devlet bi­lincinin oluşmasına katkıda bulunmak amacını benimsemiştir

Acudoğlu, taş, kil, ve çamur kullandığı heykellerinde, insan vücudunun temel özelliklerinden yararlanarak  güçlülük, sağlamlık ve uyumluluk duygularını vurguladı. (3) Figür ve büstlerinin yanı sıra, duygusal yönü ağır basan ve plastik değer taşıyan olgun anıtlar gerçekleştirdi.
 

1.http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=546
2.http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/179-cumhuriyet__d%C3%B6nemi_heykelcileri_ve_heykel_sanati.html
3. http://mimoza.marmara.edu.tr/~avni/ERZiNCAN/heykel/index.htm
4. Anonim Raşit Acudoğlu, http://forum.kanka.net/archive/inde






 1947 yılında Ratip Aşir Acudoğu tarafından yapılan Erzincan kent meydanı heykeli




kubilay aniti




İLGİNİZİ ÇEKEN BAŞLIĞI TIKLAYIN
 

  • Heykelci Mehmet Aksoy
  • Heykelci Prof. Hüseyin Gezer Hayatı ve Heykelleri 
  • Hüseyin Anka Özkan Hayatı ve Heykelciliği
  • Yervant Osgan İlk Türk Heykelcisi ve Hocası 
  • İhsan Özsoy İlkTürk Heykel Sanatçısı ve Hocası 
  • Nijad Sirel Hayatı ve Heykelciliği 
  • Günseli Aru ve Heykelciliği
  • Heykelci, Zerrin Bölükbaşı
  • Gürdal Duyar
  • İlk Kadın Heykelcimiz Nermin Farukî
  • Ali Teoman Germaner, Hayatı ve Sanatı
  • Saim Bugay , Hayatı, Sanatı ve Detayları
  • Kuzgun Çetin Acar, Hayatı ve Heykelciliği
  • Heykelci Prof. Dr. Kenan Yontunç
  • Yavuz Görey, Hüseyin Gezer ,Hüseyin Özkan,
  • Hakkı Atamulu, Hayatı ve Heykelleri
  • Şadi Çalık Hayatı ve Heykelciliği 1
  • Kadın Heykeltıraş Sabiha Bengütaş
  • HEYKELCİ PROF. DR. MUSTAFA NUSRET SUMAN
  • Ratip Aşir Acudoğlu
  • İlhan Koman, Hayatı ve Heykelcilik Detayları
  • Zühtü Müridoğlu , Hayatı, Heykel Sanatı
  • Ali Hadi Bara, Hayatı ve Heykeltıraşlık Detayı

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...