MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Meşhur Hattatlarımız ve Ekolleri
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 01 Haziran 2013 Cumartesi Beğen




Cemâluddin Yakut’ul-Musta’sımî (1204-1298):

Kalemin ucunu eğri keserek aklâm-ı sittede büyük bir gelişme vücuda getirmiştir. Yakut’un yaptığı bu yenilik, hüsn-ü hat tarihinde bir inkılâp niteliğindedir, kendisi Türk’tür. Kendisinden sonra gelen Osmanlı Türkleri de hüsn-ü hat sanatının zirve eserlerini vererek Yakut’ul-Mustasım Kaleminin hakkını vermişlerdir.

Abdullah Sayrafî:  Yakut’ul-Musta’sımî’nin yolundan giderek bilhassa nesih yazısında başarılı eserler vermiştir. 

 

DERVİŞ HASAN BİN İLYAS ( ? – ?)

 

SÜLEYMAN VASFİ EFENDİ (? -?)

 

Maraşlı Hayrettin:

Maraşlı Hayrettin üstat, Şeyh Hamdullah’ın hocasıdır.

 


ŞEYH HAMDULLAH VE HATTATLIK EKOLÜ

 

ŞEYH HAMDULLAH (1429 – 1520)  Amasyalı Şeyh Hamdullah (1437-1520): Murakaası ( yani albümü ) Topkapı Sarayı Müzesi Yazı Salonunda teşhir edilir.  Padişah ll.Bayezîd’in hocasıdır.  Şeyh Hamdullah bihakkın „kıblet’ul-küttab“ unvanı ile meşhurdur. Kendisi Osmanlı ve diğer İslam Ülkelerindeki bulunan bütün hattatların piri kabul ettikleri çok meşhur bir hattattır. Özellikle sülüs ve nesih yazıları ile şöhret ve takdir bulmuştur. Yazılarını yazarken mürekkep hokkasını padişahın tuttuğu rivayet edilir.  Üstadların Üstadı olarak nam salar. Oğlu ve Damadı dahi pek çok hattat yetiştirmiştir. Osmanlı devrinde bir ekol oluşturan hattattır. [1]

  • Bursalı Şerbetçizâde İbrahim Efendi: Hattatlık tarzı Tarzı, Şeyh Hamdullah tarzı tutunduktan sonra devam edememiştir.
  • MUSTAFA DEDE (1495 – 1538) Şeyh Hamdullah’ın oğludur.
  • Hüsameddin Hüseyin Şah: Şeyh Hamdullah’ın çok sevdiği talebelerindendir.
  • Şükrullah Halife: Şeyh Hamdullah’ın damadı olup, Hamdullah’tan sonra üstatların üstadı olmuştur.
  • Pîr Mehmet: Şükrullah’ın oğludur.
  • Kırımlı Abdullah Efendi: Pîr Mehmet ve Mustafa Dede’nin talebesidir.

 



KARAHİSARİ AHMED ŞEMSEDDİN VE HATTATLIK EKOLÜ

 

KARAHİSARİ AHMED ŞEMSEDDİN (? – 1556)  İran hattatlarının tesirinden kurtulamamıştır. Mimar Sinan devrinde yetişen ve “şeş kalem“ yazının yüzünü ağartan Karahisarî’ye Yakut-ı Rûm da denmiştir.[2]

  • Üsküdârlı Hasan Çelebî: Karahisarî’nin mânevî evlâdıdır.
  • Erzurumlu Halid: Hasan Çelebî’nin talebesidir.
  • İmam Mehmet Efendi
  • Cezzar Abdullah Efendi: İmam Mehmet Efendi’nin çömezidir.
  • Ramazan Efendi: Cezzar Abdullah Efendi’den icazet alan Ramazan Efendi, dört yüz Mushaf-ı Şerif yazmıştır !
  • Hafız Halil: Ramazan Efendi’nin halefidir
  • Derviş Ali: İmam Mehmet ve Erzurumlu Halid’den icâzet almıştır
  • Hafız Ahmet: Hafız Halil’in halefidir.
  • Nefeszâde İsmail Efendi.
  • Suyolcuzâde Eyyubî Mustafa: Derviş Ali’nin talebesidir.
  • Üsküdârlı Hasan Çelebî, Erzurumlu Halid, İmam Mehmet, Derviş Ali, Nefeszâde İsmail Efendi, Suyolcuzâde Eyyubî Mustafa KARAHİSARİ AHMED ŞEMSEDDİN’in hatta-tlık ekolünün önemli hattatlarıdır.

 

KARAHİSARİ AHMED ŞEMSEDDİNekolü hat sanatımız İranlı hattatların etkisindedir. Bu hat ekolü Amasyalı Şeyh Hamdullah ekolünün tutunması ve değer görmesi ile itibardan düşmeye başlamıştır. Buna rağmen bu tarzda hat sanatını icra eden birçok hattat yetişmiştir. [3]

 

 

Matrakçı Nasuh ( Nasuh bin Abdullah) 1480-1564

Tacuddin Celâl: Süleymaniye Camii’nin kitâbelerinin yazılmasında Şeyh Hamdullah tarafından Kanunî’ye tavsiye edilen hattattır.

HASAN ÇELEBİ (16. ASIR)

ÖMER BEY (NASUH PAŞA ZADE) (? – 1679)

 


Hafız Osman Efendi ve Ekolü


Hafız Osman Efendi (Hafız Osman bin Ali-1642-1700 m.,?-1112 h.): Hafız Osman, zamanın üstâdı Derviş Ali’den ders almıştır. Daha sonra Derviş Ali’nin emriyle bir müddet Suyolcuzâde Eyyubî Mustafa’dan ders almıştır. Talimini tamamladıktan sonra Nefeszâde İsmail Efendi’ye de devam ederek Şeyh Hamdullah’ın yazılarındaki bütün incelikleri tamamen öğrenmiştir. Böylece yazılarında bilhassa sülüs ve nesihte Şeyh Hamdullah’tan sonra en büyük şahsiyet olarak kabul edilmiştir.

O sıralarda başka tavırlarla yazan hattatlar bile Hafız Osman Efendi’ye devam etmişler, daha önce takip ettikleri kaideyi terk ile onun zarif ve parlak üslubu yoluna girmişlerdir. Pek çok talebe yetiştirmiştir.

Hafız Osman hattıyla“ yazılan Kur’an-ı Kerim’ler iki bin ikinci yıla girdiğimiz şu günlerde bile memleketimizde büyük bir revaçla tercih edilmektedir. Hatta evlerimizdeki Kur’an-ı Kerim'lerin çoğunun Hafız Osman hattıyla yazıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.[4]

Meşhur (     ) „waw çekme „ hikâyesi de Hafız Osman’a atfedilir.

 

  • Hezarfen Mehmet Efendi: Hafız Osman’ın talebelerindendir.
  •  Nahifi ( Divan şairi ve hattat) Süleyman Nahifî Efendi: Hz.Mevlânâ’nın Mesnevîsini aynı vezinde nazmen tercümede muvaffak olan şair Süleyman Nahifî Efendi de yazıda Hafız Osman Efendi’den ders görmüştür. [5]
  • Sultan lll.Ahmet: Hafız Osman’ın talebelerindendir.
  • Sultan ll.Mustafa:Hafız Osman’ın talebelerindendir.
  • Çinicizâde Abdurrahman Efendi:Hafız Osman Efendi’nin kalemlerini açmak hizmetiyle haklı iftihara kavuşanlardandır.
  • Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi: Hafız Osman’ın 1112 h.,1700 m.Yılında vefatından sonra Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi “üstat-ı ekber” sayılır.Sultan lll.Ahmet, Yedikuleli’yi daima manevî iltifatlarıyla ve bol ihsanlarıyla taltif eder. Padişaha teşekkürlerini sunmak için yazdığı Kur’an-ı Kerim çok nefistir. (“Bu kıymetli eser hâlen İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kıymetli yazmalar içinde saklıdır.” Prof. Dr.Süheyl Ünver, Türk Yazı Çeşitleri, 1953, İstanbul,)
  • .Eğrikapılı Râsim Efendi: Yedikuleli’nin en güzide talebelerindendir. Çok talebe yetiştirmiş, çok sayıda Kur’an-ı Kerimler,en’amlar,murakaa ve kıt’alar yazmıştır.
  • Hıfzı: Râsim Efendi’nin talebesidir.
  • Seyyid Abdulhalim: Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi’nin oğlu ve meşhur talebesidir.

 

Seyyid Mehmet: Seyyid Abdullah Efendi’den mezun Seyyid Mehmet Efendi beş yüz Kur’an-ı Kerim yazmıştır. Bu sahada rekor Seyyid Mehmet Efendi’dedir.

Hafız Salih: Çemşîr “Şimşir”Hafız diye anılır.Üç yüzden fazla Kur’an-ı Kerim yazmıştır.

Şekerzâde Mehmet: Nesihte üzerine yetişen gelmemiş olarak bilinir. Şimşir Hafız ve Şekerzâde’nin yazıları karşısında hayranlıklar gizlenemez.

Şekerzâde Mehmet: Nesihte üzerine yetişen gelmemiş olarak bilinir. Şimşir Hafız ve Şekerzâde’nin yazıları karşısında hayranlıklar gizlenemez.

Süleyman Ah-enîn Kalem

Ömer: Sarayda yazı muallimi ve sikkelerin ressamıdır.

İmam Derviş Ali

Hüseyin Hablî

İpci

Yahya Fahrettin

Yamak Salih

Kütahyalı Şeyhzâde Mustafa (Mustafa el-Kutahî)

Afif damadı Osman

Ebubekir Raşit

Trabzonlu Ömer Vasfî

VELİYÜDDİN EFENDİ (ŞEYHU’L-İSLAM) (? -1768)

 

İsmail Zühdî: Hıfzî Efendi’nin talebesidir. “Râkım geçilmez” sözüne mazhar meşhur hattat Mustafa Râkım Efendi’nin ağabeyi ve hocasıdır .Kabr-ı şerifi Edirnekapı haricindedir. Nesih yazı en son âhengine Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman’dan sonra İsmail Zühdî’de kavuşmuştur. Sülüs yazıda da Şeyh’in ve Hafız Osman’ın en güzel harf ve kelimelerini alarak aynen, fakat kendi üslûb kanunlarıyla taklit ederek sıralamıştır. Bundan dolayı yazılarına “Şeyh’indir!” dendiği bile olmuştur.

 


Mustafa Rakım Efendi (1757-1828): İsmail Zühdî Efendi’nin en büyük talebesi ve küçük kardeşidir. Bir anlamda en büyük eseridir diyebiliriz. Çünkü Râkım’ın ressamlık yönü bir tarafa; sülüs, nesih, ta’lik ve bilhassa celîde muazzam bir üstaddır.

Hiç kimse bu zat kadar lâtif ve bediî tarzda yazmaya muktedir olmamıştır. Onun muazzam eserleri karşısında hayrette kalmamak mümkün değildir. Tuğraları eski şekilden ıslâh ederek en iyisini tasavvur edilmeyecek derecede nefis ve yeni bir tarzda yazmaya kendisinden başka kimse muvaffak olamadı. Tuğrayı herkesin kendi dar zevkine göre uydurmasına mani olmuş ve onu takip edenler yolunda yürümekten başka çare bulamamışlardır.[6]

 

Mehmet Esad Yesarî (1753-1798)

Mahmud Celaleddin (?-1849)

Esma İbret Hanım (?-1780)

SULTAN İKİNCİ MAHMUD (1785 – 1839)

SULTAN ABDÜLMECİD  (1823 – 1861)

Fatma Şerife Hanım.

Kazasker Mustafa İzzet Efendi (1770-1849)

Mehmet Hulusî Efendi (1869-1940)

Seyyid Mehmet Şevkî Efendi: (1829-1887Dayısı hattat Hulusî Efendiden sülüs ve nesihi meşk etmiş ve asla üstadını bırakmamıştır. Kütüphaneye „Hafız Osman murakka’aları“ denen yazılarını görmek için devamlı gider, yazıları çok mütalaa ederdi. Ayrıca İsmail Zühdî Efendinin yazılarını elde eder ve ruhundan ruhuna feyiz almak için haftanın muayyen günlerinde Edirnekapı haricindeki kabrini ziyaret ederek kendini öyle yetiştirmiştir ki bilhassa sülüste ve nesihte zirveye yetişenlerden olmuştur.[7]

 

Şevkî Efendi’nin hat şeceresi [8]

  • Mehmet Hulusî (Dayısı)
  • Mahmud Racî
  • Ömer Vasfî
  • Yamak Salih
  • Hüseyin Haplî
  • Derviş Ali (Sanî)
  • Hafız Osman
  • Nefeszâde İsmail
  • Derviş Ali (Evvel)
  • Halid bin İsmail Erzurumî
  • Hasan’ul-Üsküdârî
  • Pîr Mehmet Dede
  • Damad Şükrullah Halife
  • Şeyh Hamidullah

 

Samî Efendi (1838-1912)

Bakkal Arif Efendi (1830-1909)

Râkım Bey (1874-1949): Bakkal Arif Bey’in talebesidir.

Paşazâde Ali Haydar Bey

Hoca Sa’deddin Efendi: Osmanlı Şeyh’ul-İslâmı.

Yahya Efendi: Osmanlı Şeyh’ul-İslâmı.

Feyzullah Efendi: Osmanlı Şeyh’ul-İslâmı.

Çelebizâde Asım Efendi: Osmanlı Şeyh’ul-İslâmı.

KADIASKER MUSTAFA İZZET EFENDİ (1801 – 1876)

Hekimoğlu Ali Paşa: Osmanlı Sadrazamı.

Koca Ragıp Paşa: Osmanlı Sadrazamı VE Divan Şairi

üstat Ağakapılı İsmail Efendi: Hafız Osman Efendi’nin benzeri olmayan müstesna bir zat olduğunu devamlı vurgulardı.

Yâkut bin Hilâl

Esad Yesârî

Yesarîzâde: Esad Yesârî’nin oğludur.

Mehmet Tahir (?-1845)

Hacı Kâmil Akdik (1861-1941): ”Reis’ul-hattatîn” lâkabına hakkıyla kavuşanlardan.

Hacı Nuri Korman (1868-1951)

Aziz Efendi (1871-1934)

Hasan Rıza Efendi (1849-1920) Halim Özyazıcı’nın hocası.

Mustafa Halim Özyazıcı (1898-1964)

İsmail Hakkı Altunbezer (1873-1946)

Beşiktaşlı Hacı Nuri Efendi (1868-1951)

 

 

 

MEHMED HAMDİ (KARALAMACI) (?-1784)

İSMAİL ZÜHDİ EFENDİ (? – 1806)

ESMA İBRET HANIM (1780 ? – ?)

AHMED RAKIM (KÜÇÜK RAKIM) (? – 1866)

ALİ HAYDAR BEY (1802 – 1870)

RECAİ EFENDİ (1804 – 1874)

MEHMED ŞEFİK BEY (1820 ? – 1880)

MEHMED ŞEVKİ EFENDİ (1829 – 1887)

ALİ EFENDİ (HAYDAR’LI, ÇIRÇIR’LI) (? – 1906)

 

BAKKAL HACI ARİF EFENDİ (FİLİBELİ) (1830 – 1909)

SAMİ EFENDİ (1838 – 1912)

HACI NAZİF BEY (1846 – 1913)

HACI HASAN RIZA EFENDİ (1849 – 1920)

ÖMER VASFİ EFENDİ “HATİP” (1880 – 1928)

AZİZ EFENDİ “ŞEYH” (1871 – 1934)

HACI KAMİL EFENDİ “AKDİK” (1861 – 1941)

NEYZEN EMİN EFENDİ “YAZICI” (1883 – 1945)

TUĞRAKEŞ İSMAİL HAKKI BEY “ALTUNBEZER” (1872 – 1946)

MACİD EFENDİ “AYRAL” (1891 – 1961)

HALİM EFENDİ “ÖZYAZICI” (1898 – 1964)[9]

NECMEDDİN EFENDİ “OKYAY” (1883 – 1976)[10]

 






KAYNAKÇA



  • [1] http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/digerleri/hat_sanati_ve_hattatlarimiz-t19544.0.html
  • [2] http://www.islamvetasavvuf.com/index.php?topic=418.0
  • [3] http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/digerleri/hat_sanati_ve_hattatlarimiz-t19544.0.html
  • [4] http://www.islamvetasavvuf.com/index.php?topic=418.0
  • [5] edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/672-nahifi_hayati siirlerinden_secmeler_17__yy.html
  • [6] http://www.islamvetasavvuf.com/index.php?topic=418.0
  • [7] http://www.islamvetasavvuf.com/index.php?topic=418.0
  • [8] http://www.islamvetasavvuf.com/index.php?topic=418.0
  • [9] http://secerearastirmalari.wordpress.com/2011/03/27/137/
  • [10] Averkan Yılmaz, Meşhur Hattatlar, http://secerearastirmalari.wordpress.com/2011/





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...