MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Servet-i Fünun Edebiyatı Şair ve Yazarları
Ekleyen : ESA , 24 Ağustos 2016 Çarşamba Beğen

 

Servet-i Fünun dergisi Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir. Recaizade Mahmut EKREM’in evinde yapılan edebiyat toplantılarına katılan her biri iyi eğitimli genç kuşak edebiyatçılar bu evde yapılan toplantılarda bir edebiyat topluluğu kurmak fikrini ortaya atmışlar Servet-i Fünun dergisinin başına Tevfik Fikret ’in editör olarak gelmesiyle birlikte yazılarını yayınlamaya başlamışladır. , 1895 sonlarında derginin başına Tevfik Fikret’in gelmesiyle Tanzimat’la birlikte başlayan edebiyatı Avrupa ruhu ve tekniği içinde yenileştirme hareketi yeni bir ivme kazanır. Bu dergi etrafında toplanan gençlerin bu hamlesi edebiyatımızdaServet-i Fünn Topluluğu olarak adlandırılmıştır.  Topluluk 1896-1901 yılları arasında, faaliyet göstermiş, derginin 1901 yılında bir ara kapatılması sonrasında da dağılmıştır. Topluluğu oluşturan şair ve yazarlar şunlardır.

Ali Ekrem, Cenap Şahabettin Süleyman Nazif , Süleyman Nesib,Mehmet Rauf, , Tevfik Fikret , Hüseyin Cahit , Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Faik Ali Ozansoy, İsmail Safa, Hüseyin Siret Özsever, Celâl Sahir Erozan, Hüseyin Suat, Ahmet Şuayb, Halit Ziya'dır.

Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat türlerinde başarılı eserler veren Servet-i Fünuncular: , Şiirde: Tevfik Fikret ,Cenap Şahabettin ,Süleyman Nazif ; Roman ve hikâyede: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf,, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu,  ; Tiyatro türünde: Hüseyin Suat, Eleştiri türünde Ahmet Şuayp’tır.

 

 

Tevfik Fikret :

Mehmet Tevfik Fikret (d. 24 Aralık 1867, İstanbul - ö. 19 Ağustos 1915, İstanbul). Türk şair, öğretmen, yayıncı.

İstanbul’un Kadırga semtinde 24 Aralık 1867 günü dünyaya gelen Tevfik Fikret’e ailesi Mehmet Tevfik adını vermişti.

Dedesi Ahmet Ağa, Çankırı, Bayramören ilçesi Dalkoz Köyü’nden İstanbul’a yerleşmişti Ahmet Ağa Fikret’in babası Hüseyin Efendi’yi İstanbul’un en iyi okullarından birisi olan îrfani Rüşdiyesi’nde okutmuştu.  Tevfik Fikret’in doğduğu yıl Hüseyin Efendi, İstanbul’da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memur olarak çalışıyordu ( 1) Dindar, saf ve temiz bir baba olan Hüseyin Efendi Hama, Nablus, Akka, Urfa ve Halep mutasarrıflıklarında bulunmuştu. (1) Yazının Devamı: Tevfik Fikret :

 

 

 

Cenap Şahabettin :

Cenap Şahabettin, 2 Nisan 1871’de Manastır’da doğmuştur. Babası, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit olan Binbaşı Osman Şahabettin, annesi ise İsmet Hanım’dır. Aile, babasının şehit düşmesi üzerine, İstanbul’a taşınmıştır. Cenap, ilköğrenimini Mekteb-i Feyziye’de yapar. Ardından bir süre Eyüp Askerî Rüştiyesi ve Gülhane Askerî Rüştiyesi’nde öğrenim gördükten sonra, iki yıl da Kuleli Tıbbiye İdâdisi’nde okumuş, tıp öğrenimini 1889’da Askerî Tıbbiye’de tamamlamıştır.

1889’da tıp alanında ihtisas yapması için Paris’e gönderilir. Paris’te üç yıl kalıp, İstanbul’a döner ve Haydarpaşa Hastanesinde hekimlik yapmaya başlar. Bundan sonra 1914’te emekli olana kadar, Kamerun, Cidde, Mersin, Rodos gibi yerlerde Karantina doktorluğu, Meclis-i Sıhhiye Müfettişliği, Meclis-i Sıhhiye İkinci Başkanlığı gibi görevlerde bulunmuştur….
 Yazının Devamı Cenap Şahabettin :

 

 

Halit Ziya Uşaklıgil,

(d. 1867 - ö. 22 Mart 1945) İstanbul'da halı ticareti ile tanınmış Uşak kökenli "Uşşakizadeler" ailesinden olan Hacı Halil Efendi’nin oğludur. Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarındandır.

İstanbul'da doğmuştur. İlköğrenimini İstanbul Fatih Rüşdiyesi'nde tamamlayan Halit Ziya, daha sonra ailesel nedenlerle orta öğrenimini İzmir Rüşdiyesi’nde tamamladı (1878). Halit Ziya, ideali olan hariciyecilik mesleğine giremeyince rüşdiye öğretmeni oldu. Daha sonra bir süre Osmanlı Bankası’nda çalıştı.

20 yaşında gazetelerde yazıları çıkmış, daha sonra da roman denemelerine başlamıştır. 1893'te 27 yaşındayken İstanbul'a gelip Servet-i Fünun’a katılarak edebiyat çalışmalarını arttıran Halit Ziya, Meşrutiyet’ten sonra bir süre Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde görev aldı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Son Posta gazetesinde yazılar yazmıştır… Yazının Devamı : Halit Ziya Uşaklıgil,

 

 

 

Mehmet Rauf

Mehmet Rauf (1874-1931) İstanbul’da doğdu.. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi ve Mekteb-i Bahriye’de okumuştur. (1884-1893). He­nüz on altı yaşında iken yazdığı Düşmüş adlı hikâyesi İzmir’de, Halit Ziya’nın çı­kardığı Hizmet gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Mektep dergisinde, Edebiyat-ı Cedide kurulduğu zaman da Servet-i Fünun’da küçük hikâyeler, mensur şiirler, edebi makaleler yazmış, Servet-i Fünun’da tefrika edilen Eylül romanıyla ünü genişlemiştir. Meşrutiyet (1908) ten sonra deniz subaylığından ayrılarak hayatını yazarlıkla kazanmaya çalışmış, birçok hikâye, roman, piyes yazmış, sürdüğü maceralı ve dengesiz bayat sonunda yoksulluk içinde ölmüştü… Yazının Devamı Mehmet Rauf

 

 

Hüseyin Cahit: 

(d.7 Aralık 1875 - ö.18 Ekim 1957) yazı hayatına Servet-i Fünun döneminde edebiyatçı olarak başlamış, II. Meşrutiyet, Atatürk, İsmet İnönü dönemlerinde her daim sert kalemiyle yazdığı polemik ve eleştirilerle ve aynı zamanda da kültürün yaygınlaşmasına destekleriyle akıllarda kalmış, gazeteci, yazar, siyaset adamıdır.

1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile edebiyatı bırakmış ve politikaya girmiştir. Ağustos 1908'de Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım ile birlikte Tanin Gazetesini kurdu, İttihat ve Terakki'nin siyasi alanda bir nevi kalemşoru oldu. Aynı yıl, 1908-1912 Osmanlı Meclisi Mebusanı ile 1912 Nisan-Ağustos Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda İstanbul milletvekili seçildi. Yazının Devamı: Hüseyin Cahit: 

 

 

Celâl Sahir Erozan,

 (29 Eylül 1883, İstanbul - 16 Kasım 1935). Türk şair, yazar, yayıncı ve politikacı. “Aşk ve kadın şairi” olarak tanınan sanatçı, dilin sadeleşmesi gerektiğini savunmuş, Türk Dil Kurumu'nun kurucu dört üyesi arasında yer almıştır.

Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati donemlerinde tipik bir 'Servet-i Fünun şairi', Milli Edebiyat döneminde 'Türkçü', Cumhuriyet yıllarında ise 'Kemalist' bir kimlik kazanmış, Atatürk'ün yakın çevresinde yer almış, milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'inde bulunmuştur… Yazının Devamı: Celâl Sahir Erozan,

 

 

Faik Ali Ozansoy,

Servet-i Fünun şairlerinden. 1875’te Diyarbakır’da doğdu. Diyarbakırlı Said Paşanın küçük oğlu ve aynı devir şairlerinden Süleyman Nazif’in kardeşidir. İlköğrenimini Diyarbakır’da tamamladıktan sonra, İstanbul’daki Mekteb-i Mülkiyeye girdi.

Okulu bitirdikten sonra birçok yerlerde kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu. Mütareke yıllarında Diyarbakır valiliği yaptı. Ebu Bekr Hazem Beyin dâhiliye nazırlığı sırasında müsteşarlığa getirildi ise de, iki ay sonra kabinenin düşmesi sonucu, bu görevden istifa etti. Mülkiye Mektebinde Fransızca, Saint-Bones Fransız Okulunda ise Türkçe öğretmenliği yaptı. 1931 yılında Dâhiliye Müsteşarlığından emekliye ayrıldı. Yazının Devamı Faik Ali Ozansoy,

 

 

 

Süleyman Nazif

Servet-i fünun ve Milli Edebiyat şairi. 

1869 senesinde Diyarbakır'da doğdu. Babası şair ve tarihçi Said Paşadır. Tahsile 1874'te Maraş'ta başladı. Maraş'tan Diyarbakır'a döndüklerinde, Nazif rüştiye (ortaokul)de tahsiline devam etti. 1879'da Mardin'e babasının yanına döndüğünde, babasından dersler almaya ve bir ermeni papazından Fransızca öğrenmeye başladı. 1892 yılında babasını kaybettikten sonra, Sırrı Paşanın valiliği sırasında Diyarbakır'da bazı görevlerde bulundu ve 1893 yılında Meclis-i Vilayet ikinci katipliği, Vilayet Matbaası Müdürlüğü ve Vilayet Gazetesi başyazarlığına tayin edildi. 


1869 senesinde Ermeni meselesini tetkik için Diyarbakır'a gelen Abdullah Paşanın takdirini kazanarak onun yanında terfiyle Musul'a gitti. Burada ve tekrar geldiği Diyarbakır'da fazla kalmayıp İstanbul'a geldi. Fakat Sultan Abdülhamid Han aleyhine yazdığı yazılar sebebiyle, Paris'e kaçtı. Yazının Devamı: Süleyman Nazif

 

 

Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat Dönemi bağımsız Hikâye ve nesircisi

1870'de İstanbul'da doğmuştur. Ailesi dönemin ulema sınıfındandır. Babası Müftüoğlu Sezai Beydir. Dedesi Yunanlılar tarafından şehid edilen Mora Müftüsü Abdülhalim Efendidir. Dedesinin müftü olması sebebiyle "Müftüoğlu" adını almıştır. ...

Şiirle ve tasavvufla ilgilenmişlerdir. Müftüoğlu yedi yaşında babasını kaybetmiş, ağabeyinin himayesinde büyümüştür. Eğitimine Soğukçeşme Askerî Rüştiyesinde başlamış daha sonra Galatasaray Sultanisine girmiştir. Tevfik Fikret'le bu okulda tanışmış ve arkadaşlık kurmuştur. Dördüncü sınıftayken ilk eserinin basılışı edebiyata ilgisini artırdı. 1888'de sultanideki eğitimini bitirmiş, Hariciye Nezaretinde çalışmaya başlamıştır. Bu görevine devam ederken Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yapmıştır… Yazının Devamı: Ahmet Hikmet Müftüoğlu

 

 

 

 

Hüseyin Suat Yalçın

Hüseyin Suat Yalçın (İstanbul, 1867 - İstanbul, 1942) Türk yazarıdır. Servet-i Funun Topluluğunun önemli nesircilerinden olan Hüseyin Cahit Yalçın’ın ağabeysisidir. (1)

Babası orta halli bir maliye memuru (Aşar Müdürü) Ali Rıza Bey, annesi ise Fat­ma Neyyire Hanım’dır. Hüseyin Suat Yalçın,  ilkokul öğrenimini Molla Gurânî Mahalle Mektebinde daha sonra, Balıkesir İptidai Mektebi, Beyazıt Rüştiyesi, Drama Sancağı Rüştiyesinde okumuştu. (2) 

Yüksek öğrenimini tıbbiye de yapan şair Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’ yi 1886′da bitirerek doktor oldu.  Tıbbiye'yi bitirdikten (1886) sonra (1886), üç yıl Midillide çalıştı ve İstanbul'da bir müddet hekimlik yaptı.  1893 te Uzmanlık eğitimi için Paris’e gitti. Bu görevini Paris’te tamamladı (1893-1895).... Yazının Devamı Hüseyin Suat Yalçın

 

 

 

Hüseyin Siret Özsever (d. 1872, İstanbul - ö. 1959), Türk şairi.

Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Hariciye Mektebi kaleminde ve Nafia Tercüme kaleminde çalıştı. 2. Abdülhamit'in siyasetine karşı olduğu için Hısnımansur'a (Adıyaman) tahrirat katibi tayin edildi (1897); fakat bir İngiliz gemisiyle Kahire'ye, Mahmud Celaleddin Paşa'nın daveti üzerine oradan Paris'e gitti. Paris'teyken İstanbul hükümeti tarafından idama mahkûm edildi.

Meşrutiyet'in ilanından (1908) sonra Türkiye'ye döndü. Vilayet mektupçuluğuna ve Hazinei Evrak Müdürlüğü'ne tayin edildi; İsviçre'ye gitti. Mütarekeden sonra İstanbul'a döndü; edebiyat öğretmenliği ve Hariciye nezareti mektupçuluğu yaptı. Edebiyatı Cedide topluluğu içinde Tevfik Fikret'in etkisi altında kalarak yazdığı şiirlerinden nazım tekniğine ve dile önem verdi. Bazı şiirlerinde Ömer Senih mahlasını kullandı. Son şiirlerinde hece ölçüsünü denedi; dilde sadeliği benimsedi.

    Leyâl-i Girizan (Kaçan Geceler), (1910)

    Bağbozumu, (1928)

    Kıvılcımlı Kül, (1937)

 

 

(İstanbul, 1867 - İstanbul, 1942) Türk yazarıdır. Tıbbiye'yi bitirdikten (1886) sonra öğrenimini Paris'te sürdüren (1893-1895) Hüseyin Suat Yalçın İstanbul 10. Belediye Dairesi hekimliği, Suriye vilayeti sıhhiye müfettişliği (1898-1908), Meclis-i Kebir-i Sıhhiye üyeliği gibi görevlerde bulundu (1908-1918). Ulusal kurtuluş hareketine katıldı. Cumhuriyet'in ilanından sonra Deniz Yolları hekimliğine getirildi. Ölümüne kadar bu görevde kaldı. Kalem dergisinde "Gâve-i Zalim" adıyla mizahi yazıları yayımlandı. Darülbedayi'nin kuruluşunda büyük katkısı oldu. "yüzlerdeki sahte gülüğü, maskeyi kaldır; gözyaşlarının bak ne acı izleri vardır! "

 Başlıca yapıtları

     Oyunları

  1. Şehbal Yahut İstibdadın Son Perdesi (1908)
  2. Kirli Çamaşırlar (1910)
  3. Ahirette Bir Gün (Yayımlanışı: 1910)
  4. Deva-yı Aşk (Yayımlanışı: 1910)
  5. Çifteli Mikroplar
  6. Hülle
  7. Yamalar

Şiirleri

  1. Lâne-i Melâl (1910).
  2. Gave'nin Destanı (gülmece şiirleri, 1923).

   Kaynak:  tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Suat_

 

AHMED ŞUAYB (1876-1910)

Edebî tenkit sahasındaki seviyeli makaleleriyle tanınan Servet-i Fünûn dönemi yazarı.

İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini Fâtih Rüşdiyesi ile Vefa İdâdîsi'nde ta­mamladı. Mekteb-i Hukuk'u bitirince, daha sonra sadrazam olan Hakkı Pa­şanın muavini olarak aynı okulda idare hukuku derslerini okutmaya başladı. 1908'den sonra devletler hukuku ders­leri de verdi. Bu sırada Meclis-i Maârif üyeliği, Tedrîsât-ı İbtidâiyye müdürlüğü, İstanbul Maarif müdürlüğü, son olarak da Dîvân-ı Muhasebat müddeiumumîliği görevlerinde bulundu. Zamanında mü­dahale edilemeyen bir apandisit yüzün­den otuz dört yaşında öldü.

 

II. Meşrutiyetin ilânından sonra, çeşitli davetlere rağmen politikaya ka­rışmayarak arkadaşları Rızâ Tevfik ve Mehmed Câvid'le birlikte, Türkiye'deki pozitivist hareketin başlıca yayın organ­larından biri sayılan Ulûm-ı İktisadiyye ve İctimâiyye Mecmuasını çıkaran (Ocak 1908 - Ağustos 1910 arasında 24 sayı) Ahmed Şuayb, burada "Fransa İnkılâbı", "Rusya Tarihi", "Avâmil-i İcti­mâiyye" gibi Avrupa siyasî tarihi ile ilgili dikkate "değer makaleler yayımlamıştır.

 

Eserleri. Hayat ve Kitaplar (İstanbul 1317); Hukûk-ı İdare (l-II, İstanbul 1326-1329); Hukuk-ı İdare, II. Sınıf (İstanbul 1327); Hukuk-ı Umûmiyye-i Düvel (İs­tanbul 1328).

 

Kaynak:.liseedebiyat.com/index.php/ders-notlari/32-9-sinif-tuerk-edebyati/662-ahmed-uayb.html

 

 

Süleyman Nesib

 

Süleyman Paşazade Mehmet Sami, Süleyman Nesib (d.1866 – ö. 28 Eylül 1917), eğitimci ve edebiyatçı.

Osmanlı Devleti’nde okul müdürlüğü, milli eğitim müdürlüğü, Darülfünun rektörlüğü yapmış bir eğitimcidir ve Servet-i Fünun edebiyatçılarındandır. Asıl adı Süleyman Paşazade Mehmet Sami Bey idi ancak şair olarak “Süleyman Nesib” adıyla tanınır. Türk edebiyatında sone tarzını ilk defa kullanan şairdir[1].

1866 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmet Sami idi. Babası, 93 Harbi'nin ünlü komutanlarından Şıpka Kahramanı Müşir Süleyman Hüsnü Paşa'dır. Babası, Abdülaziz’in tahttan indirilmesine karıştığı gerekçesiyle Bağdat’a sürüldüğü için Abdülaziz’in tahtta olduğu sürede Sami Bey’in de İstanbul’a gelmesi mümkün olmadı[1]. Abdülaziz’in ölümünden sonra geldiği İstanbul’da ilk ver orta öğrenimini tamamladı; doğu ve batı kültürü alarak yetişti.

İlk şiirini 1883’te yayınladı. Mütevazi bir şair olarak Servet-i Fünun Edebiyatı içinde yer aldı. Şiirlerinde Süleyman Nesip adını kullanırdı.

1889’da Mekteb-i Mülkiyye-i Şahane'yi bitirdi. 1890’da Bursa İdadisi müdürü olarak görevlendirildi. 1891’de babasını görmek için izinli olarak gittiği Bağdat’ta kaldı ve Bağdat İdadisi’nde müdür olarak görev yaptı. Babasının ölümü üzerine 1893’te geri döndü ve Bursa Maarif Müdürlüğü, ardından merkezi Rodos’ta bulunan Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti Maarif Müdürlüğü yaptı. Rodos’ta iken babasını hayatına, II. Abdülhamit devrinin siyasi ve askerî olaylarına ait bilgi veren “Süleyman Paşa Muhakemesi” (1912) adlı bir eser kaleme aldı[2].

Kaynak:  http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCleyman_Nesib

 
DERLEME ALINTI YAZI 

 

          Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...