MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Servet- i Fünun Edebiyatı Genel Özellkleri
Ekleyen : ESA , 24 Ağustos 2016 Çarşamba Beğen

 

Servet- i Fünun edebiyatı için tüm detayları Serveti Fünun kategosinde bulabileceksiniz.)

Edebiyat-ı Cedide , veya bilinen diğer ismiyle Servet-i Fünun Edebiyatı, II. Abdülhamit döneminde, Servet-i Fünun adlı derginin çevresinde toplanan sanatçıların Batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketidir. Bu hareket 1896'dan 1901'e kadar etkili olmuştur. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın'ın Fransızca'dan çevirdiği "Edebiyat ve Hukuk" başlıklı makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış, dolayısıyla Servet-i Fünun topluluğunun faaliyetleri de son bulmuştur.

Servet-i Fünun Dergisi

 
 http://www.sanatkitabevi.com.tr/sanat/manager/muzayedeuploads/ddbe5882e6548b29647dbd37915b7168.jpg

Servet-i Fünun dergisi aslen bir bilim dergisi olarak, Recaizade Mahmud Ekrem'in Mekteb-i Mülkiye'den öğrencisi Ahmet İhsan Tokgöz tarafından 1891'de çıkarılmaya başlanır. Recaizade Mahmud Ekrem bu dergiyi bir edebiyat dergisi haline getirmek için Ahmet İhsan ile anlaşır. Galatasaray Lisesi'nden öğrencisi olan Tevfik Fikret'in derginin Kısm-i edebi der-muharrirliği (edebiyat bölümü sorumlusu) görevine getirilmesini sağlar. Recâizâde Mahmut Ekrem, 1895 sonunda, Malûmat adlı bir dergide yazan Muallim Naci ve onun izleyicileriyle, kafiyenin göz için mi, yoksa kulak için mi olduğu tartışmasına giriştiğinde; bu gazeteye karşı cevaplarının bir kısmını Ser­vet-i Fünun dergisinde yayınlar. 1896'da yazarın etrafındaki gençlerin de bu dergi çevresinde toplanmasıyla Servet-i Fünun topluluğu meydana gelir ve bilim dergisi yerini tamamen bir edebi dergiye

bırakır. Bu hareket, derginin kapatılışından sonra, kendilerine Fecr-i Aticiler denilen Ahmet Haşim, Refik Halit Karay ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairler tarafından izlenmemiştir.

SERVET-İ FÜNUN TOPLULUĞUNUN KURULUŞU VE TEPKİLER

Servet-i Fünun edebiyatı, Ahmed İhsan Tokgöz’ün çıkardığı Servet-i Fünun dergisi çevresinde geliştiği için bu adla anılır. Servet-i Fünun dönemi, kurumsal olarak Tevfik Fikret’in derginin yazı işleri müdürü olarak getirilmesiyle başlatılmaktadır (1986) Tanzimat edebiyatı, uygarlık değişimi çerçevesinde Divan edebiyatına tepki olarak doğmuştu; bununla birlikte Tanzimat dönemi sanatçılarının Divan geleneğinden tümüyle koptuğu söylenemez. Batı edebiyatı örnek alınırken de belirli bir hazırlık yapılmadığı, tutarlı bir program hazırlanmadığı için yapıtlarda en belirgin özelliklerin gelişi güzellik ve sıradanlık olduğu dikkati çekmektedir. Servet-i Fünun yazarlarıysa, Tanzimat dönemi yazarlarının yanılgılarından yararlandılar ve Batı edebiyatını da yakından tanıma olanağını bulduklarından, Türk edebiyatının Batı örneğinde gelişmesinin başlangıcını oluşturdular. Servet-i Fünuncular Türk toplumunun Batı’nın bilim ve sanatını örnek alarak Batılılaşabileceğine inanıp, Batı’nın bilim ve sanatında gördükleri yenilikleri ülkelerine taşımaya çalıştılar ve bu yolda yeni denemelere girişmekten kaçındılar.

Servet-i Fünuncuların, Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanmalarında Fransız şiirindeki Parnasse okulu etkisi açıkça olarak görülür. Yönelimleri Batı doğrultusunda olduğuna göre, Batı’nın güncel ve çağdaş sanat akımlarından etkilenmeleri de çok doğaldı. Nitekim Servet-i Fünun şiiri Parnasse okuluyla simgeciliğin etkisini taşır.

Servet-i Fünun’un bir başka adı da Edebiyat-ı cedide’dir. Gerçekte Edebiyat-ı Cedide “ Yeni Edebiyat “ sözü, Tanzimat dönemi için kullanılmıştı, ancak Servet-i Fünun anlayışına karşı olanlar, onları küçümsemek alaya almak gibi amaçlarla “ Yeni Edebiyat-ı Cedideciler “ diye adlandırdılar. Takımla ve alaylara kulak asmayan Servet-i Fünuncular bu adlandırmadaki “ Yeni “ sözcüğünü atarak kendileri için ’’ Edebiyat-ı Cedide ’’ sözünü uygun gördüler


Servet-i Fünun Edebiyatının Özellikleri
http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK982987JW552_250.jpghttp://static.ideefixe.com/images/188/188499_2.jpg

Servet-i Fünun topluluğunu oluşturan sanatçılar aşağı yukarı 1870 kuşağıdır. Onların dünyaya geldikleri dönemde Batılılaşma hareketleri bir hayli ilerlemiş, yenilik meselesi yoluna girmişti.

Tanzimat'ın ilk dönem sanatçıları 1879'dan sonra ölmüş, hayatta olanlar ise susmuş ya da susturulmuştu. Dolayı­sıyla yeni bir edebi topluluğun ortaya çıkması için ortam çok uygundu. 1890'dan sonra birtakım yeni dergiler ya­yımlanmaya başladı.

1891'de yayın hayatına başlayan Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmaya başlayan genç sanatçılar, o döne­me kadar ülkeye büyük bir yenilik diye giren edebi örnekleri bir çırpıda okudular. Servet-i Fünun sanatçıları yetiş­tikleri okullarda yabancı dil -özellikle Fransızca- öğrenmişlerdi. O döneme kadar çok önemli görülen Arapça ve Farsçayı ihmal ettiler.

Servet-i Fünuncuların yabancı dil bildikleri için Batı'ya yönelmeleri, Batıyla karşılaşmaları çok kolay oldu. Tanzimat­çılar sadece romantik ve klasiklerden haberdar idiler; Servet-i Fünuncular ise parnasyenleri ve sembolistleri biliyor­lardı. Fransızcanın yardımıyla Alman, İngiliz, Rus, İtalyan edebiyatları hakkında da az çok fikir sahibi olmuşlardı.

Büyük bir sanat aşkı taşıyan Servet-i Fünuncular Fransız edebiyatını yakından izliyorlar, onu örnek alarak Türk ede­biyatını Batılılaştırmaya çabalıyorlardı. Türk şiirine Fransız şiirinden birçok yeni hayaller getirdiler, bunları ifade ede­bilmek için o güne kadar hiç görülmemiş tamlamalar oluşturdular. Sözlüklerden yeni yeni Arapça, Farsça kelime­ler bulup çıkardılar. Böylece konuşma dilinden uzak bir söz dağarcığı oluşturdular. Fransız edebiyatına aşırı bağlı­lıkları, halkın konuşmasından farklı bir söz dağarcığı oluşturmaları itirazlara ve eleştirilmelerine yol açtı.

Servet-i Fünun edebiyatının edebi faaliyetini sürdürdüğü dönemde İstanbul'un özellikle zengin kesimlerinde Batılı yaşam tarzı, her yönüyle benimsenmişti. Zengin aileler çocuklarına Fransız mürebbiyeler tutuyor, küçük yaşlarda Fransızca öğretiyorlardı. Batı mimarisine uygun büyük konaklar, deniz kıyısında yalılar yaptırılıyor, bu binaların iç­leri Batı zevkine ve hayat tarzına uygun biçimde düzenleniyordu.

Tanzimat döneminde söz hakkı olmayan, geri planda kalan kadın öne çıkıyor; dışa dönük, aydın, yabancı dil bilen, piyano çalan bir kimliğe bürünüyordu. Buna karşılık özellikle romanlarda zayıf karakterli, silik bir kişiliği olan erkek portreleri dikkat çekiyordu.

Servet-i Fünun dönemi 1896'da başlayıp 1901'de sona ermiştir. Bu dönemde devletin başında II. Abdülhamit var­dır. Sanatçılar siyasi baskıyı üzerlerinde hissetmektedir. Baskı, istibdat dönemi olarak bilinen yıllardır. Duygu ve dü­şüncelerin özgür biçimde açıklanması mümkün değildir; sansür vardır. Düşüncelerini özgürce ifade edemeyen sa­natçılar, karamsar bir ruh hali ile kendi içlerine kapanmışlardı.

Baskıdan bunaldıkları için Türkiye'den kaçmayı bile düşünmüşlerdi. Bu mümkün olmayınca iyice kendi kabukları­na çekilmişlerdir. Sıkıntılı, karamsar, hayattan beklentisi olmayan bir ruh halini eserlerine yansıtmışlardır. Onların bu durumlarında öncüleri durumundaki Recaizade Mahmut Ekrem'in hayat felsefesi ve fikirleri de etkili olmuştur.

http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK983278WI584_250.jpg

Servet-i Fünuncular toplum meselelerinden uzak, bireysel bir edebiyat oluşturdular. Onların oluşturdukları bu ede­biyata "salon edebiyatı" ve "yüksek zümre edebiyatı" gibi adlar verilmiştir. Eserlerinde toplumcu bir yön kesinlikle yoktur. Hedefledikleri Batılı yaşam tarzına uygun ortamları, aileleri, tipleri, olayları anlatmışlardır.

Aşırı bireycilikten kaynaklanan konu darlığı, sürekli kişisel hayallerin ve duyguların -özellikle aşk duygusunun- iş­lenmesi, Servet-i Fünuncuların aynı çatı altında durmalarını güçleştirdi. Siyasi şartların baskısından kaynaklanan cansızlık, toplumdan kopukluk, dildeki sunilik, bundan kaynaklanan anlam kapalılığı Servet-i Fünun'un sonunu ha­zırlayan önemli faktörlerdir.

 

 

SERVET-İ FÜNÛN (EDEBİYAT-I CEDİDE) EDEBİYATINDA ŞİİR

Abdülhak Hamit'in şekilde yaptığı yeniliği daha da genişletirler Fransız şiirinden "sone" ve "terzarima" gibi nazım türlerini alırlar. Müstezad (serbest nazım)ı, yaygın ölçüde kullanırlar. Kalıplaşmış vezinlerin dışına çıkarlar.

Türk şiiri nazım şekilleri bakımında modernleşir. Türkçeyi aruza uygularlar. Fikret oldukça başarı sağlar. Aruzun bütün kalıpları müstezat için denenir, büyük ilgi görür.

Şiirde ahengi yaratmada aruz vezninden yararlanılır. Konunun yapısına uygun, aruzun değişik kalıpları kullanılır. Ahenk endişesiyle aynı şiirde değişik vezinlere yer verirler (Cenap Sahabettin).

Kafiye göz için değil, kulak içindir ilkesi benimsenir; kafiye, ahenk unsuru olarak eli alınır.

Şairler, mısra bağımsızlığı anlayışına ve ifadenin bir beyitte bitmesi geleneğine karşı koyarlar. Bütün güzelliğine önem verirler.

Şiirde anjambmanlar(şiirde cümledeki anlamın bir dizede bitmeyip sonraki dizelere geçmesi,kayması,sarkması)kullanarak, şiiri nesre yaklaştırmaya çalışırlar. Şiirde cümleleri istedikleri kısalık ve uzunlukta kullanırlar. Cümleyi mısra ortalarında tamamlayarak, beş altı mısra kadar uzattıkları olur.

Şiirin konusunu genişletirler. Ferdî duygu ve hayâllerin yanı sıra, aşk, tabiat ve allı hayatı başlıca temalar arasındadır. Hayâl-hakikat çatışması şiirde dikkat çekici boyutlardadır.

Ferdiyetçi sanat anlayışı şiire egemendir. Aşırı duygusallık ve yeni hayâl dünyası kurma eğilimi, onları ferdiyetçi kılmıştır. Bu yüzden aşk ve tabiat konusuna ağırlık verir.

Romantizmden sembolizme kadar açılan şairler, yeni bir duyuş, hayâl kuruş, yeni bil zevk ve estetik getirmişlerdir. Beğendikleri birçok hayâlleri şiire sokarlar.

Parnasizmin ve sembolizmin etkisiyle şiire resim ve mûsikî girer. Ses ve ahenk şiire egemen olur (Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin). Şiire özgü bir vokabüler (kelime kadrosu) yaratılır. Şiirde kuvvetli bir mûsikî dili görülür. Şiire dış mûsikî (yani vezin ve şekil kusursuzluğu) ve iç mûsikî (yani doyurucu, anlam yönü kuvvetli şiir) egemendir. Tevfik Fikret dili ve tekniğiyle dış mûsikîyi, Cenap Şahabettin ise ince buluş, parlak hayal ve mecazlarıyla iç mûsikîyi sağlarlar.

Şiir dilinde Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar vardır. Sanatkârane bir üslûp peşindedirler.

Batı etkisinde şiire yeni sözler girer: "saat-ı semen fem" (yasemin renkli saat). Fransızca " neige d'or " karşılığı olan "berf-i zerrin" (altın renkli kar) vb...

Servet-i Fünun şiiri, II. Meşrutiyet'in ilanıyla (1908) sosyal meselelere yönelir (Tevfik Fikret, Ali Ekrem, Süleyman Nazif...)

Şiirin yenileşmesinde nazım şekli önemli bir rol oynar; şiir nazım şekli bakımından zenginlik kazanır.
 

Servet-i Fünûn Romancılarının Etkilendiği Akımlar

Servet-i Fünûn yazarları, yakından takip ettikleri Fransız yazarların etkisiyle realist roman anlayışını benimsemişlerdir. Realist romanlar olayları kişi ve çevreyi gerçekçi bir şekilde anlatır. Yazarlar kendi duygu ve düşüncelerini esere yansıtmazlar. Olaylar ve kişiler karşısında tarafsız kalırlar. Realist romanlarda eserin üslubu yapmacıksızdır. Servet-i Fünûn yazarları, romanda realist ve natüralist yazarları örnek almışlardır. Realist romanda gözlem ve araştırma ön planda, his ve hayal unsurları ise ikinci plandadır. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu sonuçlar önemlidir. Gözlem önemlidir. Yazarlar gerçeğe uygun çevre betimlemeleri yapmıştır. Bu dönem romancıları, esere kendi duygu, düşünce ve hayallerini karıştırmaz, kişiliğini gizler. Bunun için de olayları, kişileri iç ve dış özellikleriyle, psikolojik yönleriyle objektif bir şekilde anlatır. Dil ve üslup olaya ve olayın kahramanının kişiliğine uygun olarak kullanılır. Natüralist romanlarda bilime ve araştırmaya daha çok önem verilir. Natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla bilimsel metodlara bağlıdır. Toplumu âdeta bir laboratuvar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, bilimsel verilere bağlı kalarak yazarlar. Servet-i Fünûn yazarlarının romanlarında realizm belirgindir. Sanat sanat içindir anlayışından hareketle sanatçılar dil ve anlatıma önem vermişlerdir.

 

 

Servet-i Fünûn Romancıları

Bu dönemin romancıları Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın'dır.

 http://3.bp.blogspot.com/_-TlqXLjWUfE/Squl-CSpU5I/AAAAAAAAAK8/oZU02APV37M/s400/2022-Mai-ve-Siyah.jpg
Halit Ziya

Genel Özellikler
  • Servet-i Fünun döneminde Türk edebiyatı, tam anlamıyla Batılı bir kimlik kazanmıştır. Sanatçılar hem şiir hem düz yazı alanında edebiyatın gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır. Servet-i Fünun, Tanzimat'ın çok ilerisinde ve ondan çok başarılı bir edebiyat oluşturmuştur.
  • Servet-i Fünuncular hem biçim hem içerik açısından önemli yenilikler gerçekleştirdiler.
  • Şiirde ağırlıklı olarak aruz ölçüsünü kullandılar, aruzu Türkçeye başarıyla uyguladılar.
  • Şiiri düz yazıya yaklaştırdılar. Bazı şiirleri konuşma doğallığındadır.
  • Kulak için kafiye anlayışını benimsemişlerdir.
  • Şiirde ahenge önem verdiler. Ahenk oluşturmak için kelime seçimine, vezne ve kafiyeye önem verdiler.
  • Ahenk için bazı şiirlerde birden çok aruz kalıbını denediler.
  • Şiirde beyit bütünlüğünü kırıp konu bütünlüğüne önem verdiler. Cümlenin dizede ya da beyitte tamamlanması kuralını aşıp sık sık anjanbmana başvurdular.
  • Divan şiiri nazım biçimlerinden sadece müstezattan yararlandılar; müstezadı geliştirip "serbest müstezat" na­zım biçimini sık sık kullandılar.
  • Batı edebiyatından alınan sone ve terza-rima gibi nazım biçimlerini kullandılar.
  • Servet-i Fünuncuların şiirlerinde kullandıkları dil sade değildir. Şiirde, Divan şiirini aratmayacak ölçüde süslü, sanatlı, anlaşılması zor bir dil kullandılar.
  • Sanat için sanat anlayışına bağlı olan Servet-i Fünuncuların şiirlerinde en çok işledikleri konular aşk, tabiat ve bireysel duygulardır. Karamsarlık, yalnızlık, üzüntü şiirlerinde sık karşılaşılan kavramlardır.
  • Servet-i Fünun edebiyatında şiirde, sembolizm ve parnasizm akımlarının etkisi görülür.
  • Cenap Şahabettin'in şiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Parnasizm akımının etkisi ise hem Cenap Şahabettin'in hem de Tevfik Fikret'in şiirlerinde vardır.
  • Tevfik Fikret ve Cenap Sahabettin, Servet-i Fünun şiirinin en önemli iki şairidir.
  • Servet-i Fünun sanatçıları roman ve hikâye türlerinde de oldukça başarılıdırlar: Batılı roman ve hikâye tekniği­ne uygun ilk örnekler bu dönemde yazılmıştır.
  • Romanlarda mekân İstanbul'la sınırlıdır. Genellikle toplumun yüksek kesiminden insanların yaşadığı semtlerde, büyük yalı ve konaklarda geçen olaylar işlenmiş; sıradan insanların yaşantısına yer verilmemiştir.
  • Romanlarda aşk, umutsuzluk, karamsarlık gibi bireysel konular, yasak aşklar, gerçek-hayal çatışması gibi ko­nular işlenmiştir.
  • Hikâyelerde sınırlı da olsa halktan insanların hayatlarına ve Anadolu'da geçen olaylara yer verilmiştir. Hikâye­lerde yerel ve millî nitelikler az da olsa yansıtılmıştır. Hikâyelerde kullanılan dil romanlara göre sadedir.
  • Romanlardaki dil de şiir dili gibi süslü ve sanatlıdır. Özellikle Halit Ziya'nın romanlarında alışılmıştan farklı bir cümle yapısı vardır. Halit Ziya, yeknesaklığı kırmak için cümlelerdeki fiilleri farklı kiplerle kullanmıştır. Cümlede yüklemin yerini değiştirip, devrik cümleler kullanmıştır. Eksiltili cümlelere yer vermiştir.
  • Servet-i Fünun döneminde yazılan roman ve hikâyelerde realizm ve natüralizm akımlarının etkileri vardır. Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu adlı romanında hem realizm hem natüralizm akımının etkisi görülür.
  • Halit Ziya, Servet-i Fünun'un roman ve hikâye alanındaki en önemli yazarıdır. Halit Ziya'dan sonraki isim ise Mehmet Rauf'tur. Hüseyin Cahit Yalçın roman ve hikâye türlerinde eserleri olan bir başka Servet-i Fünun yaza­rıdır.
  • Roman ve hikâyenin dışında gezi yazısı, edebi tenkit, makale türlerinde de eserler verilmiştir.
  • Servet-i Fünun'da gazetecilik yoktur; gazetenin yerini dergi almıştır. Dergiler edebiyatçıların bir araya toplanıp grup oluşturmalarını sağlamıştır. Bu dönemde Servet-i Fünun'dan başka Hazine-i Fünun, Mütalaa, Resimli Ga­zete, Malumat, Mirsat, Musavver Fen, Mektep gibi birçok dergi yayımlanmıştır.
  • Tiyatro alanında önemli bir faaliyet yoktur. Bazı sanatçılar tiyatro oyunları yazmış olsa da çok başarılı eserler yoktur. Cenap Sahabettin, Mehmet Rauf ve Hüseyin Suad'ın tiyatro türünde çalışmaları olmuştur.
     

 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...