MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Fazıl Ahmet Aykaç Hayatı ve Edebi Kişiliği
Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 06 Eylül 2015 Pazar Beğen


Fazıl Ahmet AYKAÇ

(1884-1967) Mizah ve hiciv şairi,  yazar ve Milletvekili 


HAYATI

Babası , tasavvufa meraklı bir  kişi olan subaylık mutasarrıf yapmış  M. Cemal Bey’dir.  Babasının farklı yerlerdeki     görevleri nedeniyle  eğitim hayatı İstanbul’dan Gümüşhane’ye kadar uzanan farklı bölgelerde devam eder. [1]  İstanbulda iken  Küçük yaşlardan itibaren  Arapça ve Farsça  öğrenmiş , medrese dersleri görmüş ve hafız  olmuştur.

İlk öğretimine İstanbul’da Numune-i Terakki okulunda başlar. [2]Fakat  babasının görev  yerlerinin değişimesi ile liseye kadar tahsil  hayatını  Anadolu’nun  çelşitli yerlerinde devam eder. Gümüşhane Rüştiyesi ile Musul idâdîsi’de dahil  çeşitli  yerlerde , çeşitli okullarda  öğrenim görmüştür. Çocukluk yıllarında  Musul, Gümüşhane  ve  Trabzon’a kadar uzanan  bu gezilerine eserlerinde  de  bahs edecek anılarında  Gümüşhane ve Ziğana ‘ya geniş  yer verecektir. [3]

Lise yıllarında  ailesinin  İstanbul’a  gelebilmesi ile  Lise tahsilini  İstanbul’da LyceeFrançais’ ta mamlar Fazıl Ahmet, bu lisede Fransızca öğrenmek istemiş bu okulu birincilikle bitirdiği gibi mezuniyet törenine  o yıllarda istanbul’da bulunan İstanbul Aşığı Piyer Loti ‘de katılmıştır.

Liseyi bitirdikten sonra Sanayi-i Nefise mektebi-  Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi- mimari bölümüne kayıt olur. Paris Ecole Libre desSciencesPolitiques et Morales’in(Siyasal Bilgiler Fakültesi) derslerini mektupla tamamlar. Almanca ve İngilizce de öğrenir.  [4]

Babası  M. Cemal Bey  vefaat edince  annesi ve iki küçük kardeşine  bakmak zorunda kalmıştır. İlk olarak Maarif Nezaretinde “Mekatib-i Ecnebiye Kalemi”nde çıraklık yapmaya başlar. Müze Kütüphanesinde çalışmaya başlar. Oradan ayrılıp Darphane Tahrirat Kalemine geçer.  Daha sonra bir müddet de  İzmir Valisi Kazım Paşa’nın özel katibi olur.  1908’de Darülmuallimin’e öğretmen olarak atanır. Bu okulun  Edebiyat ve felsefe derslerini verir.  Bu  yıllarda ilk yazılarını da yazar. Celal Sahir’in  sahibi olduğu Seyyare Gazetesi’nde yazıları çıkmaya başlar.  Celal Sahir’in çıkardığı  “ Seyyare” gazetenin baş muhariridir.

Mezun olduğu Sanayi-i Nefise ‘de estetik ve mitoloji, İstanbul ve Galatasaray Liselerinde felsefe, edebiyat, pedagoji ve  Fransızca  derslerini verir.

Bu yıllar arasında edebiyatla yoğun olarak uğraşmış, eserlerini batırmıştır. Şiirleri  ,   hiciv , eleştiri ve anılarını eski harflerle bastırmıştır. 

Galatasaray’da muallim iken 1927’de Elazığ milletvekili seçilir. 1938’e kadar  mecliste milletvekili olarak kalır.  Atatürk’ün ölümü üzerine  Ankara’ya gelir.  Daha sonra Diyarbakır milletvekili seçilerek tekrar Ankara’ya döner ve 1950 seçimlerine kadar siyasi hayatta yer alır. 1950 den sonra ise siyaseti bırakır. [5]

Enekli olduktan sonra  Şehir Tiyatroları Edebi Kurulu’nda görev alır. Ömrünün son zamanlarında felç olarak yatağa düşer., 5 Aralık 1967’de Cerrahpaşa Hastanesinde vefat eder ve  Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir.





EDEBİ KİŞİLİĞİ

İyi düzeyde Arapça ve Farsça öğrenmiş olan Fazıl Ahmet   Acem dilinde gazeller yazabilecek kadar iyi düzeyde Farsça öğrenmiş,  Fransızca’yı da iyi bilen kuranı hıfz etmiş bir şairdir.

II Meşrutiyetten sonra basın hayatında görülen bu rahatlama sonrasında  gaztelerde çıkan yazılarda  hicivleri anıları, günlük hayatla ilgili yazıları ile şiirleri çıkmaya başlar.  “İlk makalesi Halit Ziya’nın Sabah’ta neşredilen “İtidal” başlıklı yazısına cevaben yazdığı “Muhafaza-i İtidal Nasıl Kabil Olur?” adlı makalesidir.”  [6]Divan şairlerine ilgi  duymakta onların şiirlerine nazireler de yazmaktadır.  Celal Sahir’in Seyyare gaztesinde  baş muharrirken  Arkadaşı  Hüseyin Cahit  vasıtasıyla Tanin gaztesinde de yazıları çıkmaya  başlar.  Alaycı iğneleyici bir dille,  eğitim felsefe  edebiyat, gezi, anı , türünde yazıları çıkmaktadır. Divan edebiyatı   zevkini taşıyan şiirlerine mizahı sokan ilk şairdir. 

Bir mizah ve hiciv şair olarak dikkat çeken Fazıl Ahmet Nedim ve Nefi’nin etkiis altında şiirler yazmış,  devrin büyüklerini kibarca hicvetmiştir.  Çeşitli devlet adamlarına, edip ve şairlerine ,  siyasetçilerine hicivler yazmış olmasıan rağmen  Şeyhül’islam Musa Kazım Efendi’ye yazdığı  hicivlerin  fazlalığı dikkat çeker.[7]   Fecri Ati Topluluğu Yazar ve Şairlerinden olmasına rağmen  daha ziyade eski şiire şeklen ve ruhen bağlı bir şair olmuştur..Şiirlerinde  mizaha ve  hicve eğilmesine rağmen terbiyesi ve üslubunu bozmayan bir şair olmuş fakat ağır tenkitlere, hakaretlere, aşağılamlara yer vermemiş, bayağılığa asla düşmemiştir.

Mizah ve hafif hiciv onun mensur yazılarında da bulunur.  Devrin  çeştili dergi ve gazeteleri olan Tanin Hilal , Akşam,  ve  Servet-i Fünun  da bir çok yazıları çıkmış [8]bu dergi ve gazetelerde çıkan yazılarının bazılarını eski harflerle batırmıştır. Tanin gazetesinde mensur yazıları mizahî şiirleri  çıkmış,  Hilal Matbasında  Gazeteci Ahmet Samim ile  Muhtar Bey, Rıza Tevfik, AHMET ŞUAYİP  , Faik Ali, Süleyman Nazif ’le tanışmış;  Celâl Sahir Erozan ve Ahmet Samim vasıtasıyla  Fecr-i Ati Topluluğuna girerek  Fecr-i Ati Beyanamesine imza atan şairlerden biri olmuş, Bu  Fecr-i Ati Topluluğunun oluşumuna  dahil olmuştur.  

Okuduğu yazar ve şairlerin etkisi altında kalmaya meyilli bir mziacı vardır. Bu nedenle bir çok şiir veya yazısı etkiis altında kaldığı kişilere  yazılmış nazire özelliği taşır. Mensur yazılarında ve şiirlerinde en dikkat çekici yönü mizah hiciv ve nazire olgusudur. Şiirlerinde yazılarında etkisi  altında kaldığı şaiir ve yazarın düşünce ve deyiş özellikleri  açıkça hissedilir . Zaten kendisi de bu etkinin farkında olarak yazmaktadır.   Yazıları ve şiirleri özgün nitelikler taşımaz.  Çocukluk yıllarında    gezdiği yerle ve anıları eserlerinde anlatmaktan hoşlanmış, devrinin önemli kişilerine yazdığı  alaycı, mizahi ve hicivli yazı ve şiirleri ile dikkat çekmiştir.  Hatırlarında çeşitli tasvirler de de bulunmuş,  gündelik hayat, siyaset, eleştiri, tenkit, hiciv, mizah, eğitim, tarih, siyaset,  konulu geniş bir yelpazede yazıları çıkmış fakat hemen hiç birinde derinlemesine bir çalışma yapmamıştır.

Gazete ve  dergilerde çıkan yazılaının bazılarını ve  şiirlerini Osmanlıca olarak  eski yazılarla bastırır.  Cumhuriyet döneminde latin harfleri  bastırdığı eserleri de olmasıan rağmen siyasetle ilgilnemeye başladıktan sonra  edebi haytaı ve yazıın dünyası sönük geçmiştir.  Osmanlıca olarak basılan eserlerinin özeti Şahamettin Kuzucular’ın hazırlamış olduğu  “  Fazıl Ahmet Aykaç Hayatı ve Eserlerinde Mizah adlı “ basılmamış  Lisans tezinde  özetlenmiştir.   ( Bkz AÜ.  DTCF  Kütüphanesi) Fazıl Ahmet, keskin zekası, sivri dili ve güçlü kalemiyle mizah edebiyatımızın vazgeçilmez şahsiyetleri arasında yer almış,[9] yazdığı dönem boyunca nesirlerindeki mükemmel Türkçesi yanında şiirlerindeki buluşları ile de büyük bir okuyucu ve hayran kitlesini etrafında toplamıştır.



ESERLERİ

  • Dîvançe-i Fâzıl (1913, şiirler),
  • Harman Sonu (1919, şiirler),
  • Terbiyeya Dair  1910,
  • Kırpıntı (1924),n ( Hatıra)
  • Şeytan Diyor Ki (1927, sohbet, makale vs.),
  • Tarih Dersi (1928)
  • Fazıl Ahmet Hitabeler,Şiirler Hicivler  1934
  • İkinci Sis 1951



  • [1] Nuray YAZICIOĞLU, Gölgede Kalmış Bir Hiciv Şairi: Fazıl Ahmet Aykaç, http://edebiyatufku.net/
  • [2] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler. Elips Yyaınları, Ank, 2005, shf 86
  • [3] Şahamettin Kuzucular, Fazıl Ahmet Aykaç Eserlerinde Mizah,  AÜ DTCF Basılmamış Lisans Tezi. 1985
  • [4] Nuray YAZICIOĞLU, Gölgede Kalmış Bir Hiciv Şairi: Fazıl Ahmet Aykaç, http://edebiyatufku.net/
  • [5] https://www.tbmm.gov.tr/TBMM_Album/Cilt1/index.html
  • [6] Nuray YAZICIOĞLU, Gölgede Kalmış Bir Hiciv Şairi: Fazıl Ahmet Aykaç, http://edebiyatufku.net/
  • [7] Şahamettin Kuzucular, Fazıl Ahmet Aykaç Eserlerinde Mizah,  AÜ DTCF Kütüphanesi,  Basılmamış Lisans Tezi. 1985
  • [8] Halit Fahri Ozansoy, “Fazıl Ahmet Aykaç”, Edebiyatçılar Çevremde, Ank., 1970, Sümerbank Kült. Yay., s.62
  • [9] Halit Ziya Uşaklıgil, “Hüner ve Zeka”, Sanata Dair, C.2, İst., 1939, Hilmi Ktbv., s.41

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...