MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
1997- 1998- ÖSS TÜRKÇE SORULARI VE CEVAPLARI
Ekleyen : ESA , 03 Kasım 2012 Cumartesi Beğen



1999 ÖSS Türkçe Soruları

1998 ÖYS EDEBİYAT SORULARI


SON 15 YILIN TÜRKÇE SORULARI  KATEGORİSİ İÇİN TIKLAYIN edebiyadvesanatakademisi.com/Edebiyatlar.aspx?id=26



ÖSS TÜRKÇE SORU ÖRNEKLERİ

 
 
1.      Geçmişe sürekli özlem duymak, çağla beraber yürümemek, geçmişe demir atmak olur. Bu da aydın kişiye yakışmaz. Benim yazılarımda geçmiş büyük ölçülerde yer tutar, ama bu, hiçbir zaman yaşadığımız günlerden kopma, geçmişe sığınma anlamında değildir. Tersine, geçmişle günümüzü birleştirerek zenginleştirmedir.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Geçmişteki güzel günleri anmak

B)     Geçmişin güzelliklerini bugün görememek

C)     Geçmişin sınırları dışına çıkmamak

D)     Geçmişle günümüz arasında köprü kurmak

E)     Geçmişin, geleceği etkileyeceğini yadsımak

                                                                                                                               Cevap: C (1997 ÖSS)

2.      (I) Evimin balkonundan arka bahçelere bakarak sonbaharı günü gününe izliyorum. (II) Sonbahar bu yıl bana her zamankinden daha yakın geliyor. (III) Ama yine de yazın üzerimdeki etkilerinden bir türlü sıyrılamıyorum. (IV) Sanki, avucumdan birden bire kayıp gitti yaz. (V) Adalar Denizi’nin bol yıldızlı gecelerinin tadına varamadan sonbahar geliverdi.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yazarın duygularına yer verilmemiştir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                Cevap: A (1997 ÖSS)

3.      (I) Halka ulaşmamız, operanın halka seslenen bir sanat olduğunu anlatmamız gerekiyor. (II) Bu da  büyük ölçüde halkla daha yakından iletişim kurmamıza bağlıdır. (III) Bu amaçla gelecek yıl bir yarışma düzenlemeyi ve sahnelenmeye değer görülen eserleri, sahnelemeyi düşünüyorum. (IV) Eğer katılım sağlanırsa bu tür yarışmaları ileride daha da çeşitlendirip zenginleştirerek sürdürmek istiyorum. (V) Bu tür etkinlikler Türk seyircisini, yavaş yavaş da olsa, operaya yaklaştıracak, ona operayı sevdirecektir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde bir tasarıdan söz edilmektedir?

A)     I. ve II.

B)     II. ve III.

C)     III. ve IV.

D)     III. ve V.

E)     IV. ve V.

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

4.      (I) Sanatçı, çağdaş sanatçılardan herhangi birinin izinde yürümekten olabildiğince kaçınıyor. (II) O, sözcüğün gerçek anlamıyla, kendine özgü olmak istiyor. (III) Çalışmalarında biçim ve öz yönünden olabildiğince özgür bir tutum sürdürüyor. (IV) Sıradan sanatseverlerin kolayca tadına varamayacağı, değişik yorumlara açık ürünler ortaya koyuyor.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

A)     I. ve II.

B)     I. ve III.

C)     I. ve IV.

D)     II. ve IV.

E)     III. ve IV.

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)

5.      Yeni bir roman yazacağım zaman duraksarım; çünkü bu romanda, üslubun ve konuya bakış açısının daha önce yazdıklarımdan farklı nitelikler taşımasını gerektiğini düşünürüm.

Bu sözleri söyleyen bir romancıdan aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A)     Kendinen önce hiçbir romancının işlemediği özgün konuları seçmesi

B)     Konuyla anlatım biçimi arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurması

C)     Bir romanın sanatsal değerini belirlemede, konunun önemli bir etken olduğuna inanması

D)     Sanatta kalıcılığın, alışılmış yöntemlerin dışına çıkmakla sağlanacağına inanması

E)     Her romanda konuyu değişik bir yaklaşımla ve anlatımla işlemek istemesi

                                                                                                                                 Cevap: E (1997 ÖSS)

6.      (I) Kişi, karşısında duran bir ağaca baktı mı, yanındakilerin de onu kendisi gibi gördüğünü sanır. (II) Oysa iş, hiç de öyle değildir. (III) Çünkü her kişi, baktığı nesne ya da varlıkta farklı şeyler görür, faklı şeyler algılar. (IV) Aynı doğa parçası karşısında ressamların yaptığı resimlerde hiçbir benzerlik bulunmaması bundandır. (V) Bu, aynı konuyu, aynı temayı işleyen iki romancı, iki şair için de böyledir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce, numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmektedir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

7.      (I) Eleştirmeni öteki yazarlardan ayıran en önemli nokta, eleştirmenin konusunu yaşamdan değil, yazıdan seçmesidir. (II) Çünkü eleştirmenin temel işlevi, okuyucuların yazınsal ürünleri daha iyi anlayıp değerlendirmelerini sağlamaktır. (III) Bu yönden, okuyucuyu göz önünde bulundurma eleştirmen için zorunluluktur. (IV)Eleştirmenin düşüncelerini olabildiğince somut ve yalın biçimde dile getirmesi gerekir. (V) “Yalınlıkla” kastedilen, düşüncelerin akıcı, kolay anlaşılır cümlelerle dile getirilmesinin yanında bunların birbirileriyle olan bağlantılarıdır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, eleştirmenin yapıtla okuyucu arasında köprü oluşturma görevinden söz edilmektedir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: B (1997 ÖSS)

8.      (I) Aydın kesimi, tiyatro sanatına, bu sanatın değerine, sorumluluklarına karşı duyarlıdır. (II) Tiyatro seyircisinin çoğunluğu ise tiyatro sevgisini yalnızca bir alışkanlık olarak sürdürmektedir. (III) Bu sanatı oluşturan dil, sahne, ışık ve müzik gibi  öğeler konusunda fazla bilgisi yoktur. (IV) Onun için, seyirciye her zaman daha iyisini, daha doğrusunu, daha güzelini götürmek, tiyatro sevgisini ince bir beğeniyle donatmak, düşünceyle yoğurmak gerekir (V) Bu da ancak tiyatro sanatçılarının, bu sanatçıları yetiştirenlerin, inançlı ve sürekli çabalarıyla gerçekleşir.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilenler, tiyatro sanatıyla uğraşanlar için bir “görev” olarak nitelendirilebir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

9.      (I) Orhan Veli, şiirimizde yüzyıllardır egemen olan romantizmi yıkmıştır. (II) Somut ve belirgin bir insan sevgisini sanatımıza getirmiştir. (III) Şiirimizde alaysama ve gülümsemeye dayalı bir anlatımın ilk büyük temsilcisidir. (IV) Ancak, bu yenilikçi şair, “Yeni bir şiir nasıl olmalı?” düşüncesinin değil, “Eski şiir ne değildi?” düşüncesinin çevresinde dolaşmaya başladığı için kendini sınırlamıştır. (V) Bu da onun tam anlamıyla özgür olmasını daha ilk adımda engellemiştir. (VI) Bu yüzden, yeni bir akımın gizli, el değmedik olanaklarını kullanmaya pek fırsat bulamamıştır.

Bu parçada Orhan Veli’nin şiirlerini yazarken istediği gibi davranamayışının nedeni numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmiştir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

10.  (I) Konu “kitap” oldu mu herkes bir şeyler söylüyor. (II) Bana ters gelen bir görüş ise bugünlerde oldukça yaygın. (III) O da şu: Kitap konusunda yetişkin ve çocuk ayrımı yapılamaz. (IV) Çünkü iyi bir çocuk kitabı, mutlaka yetişkinlere de seslenir. (V) Bu düşüncenin doğruluğuna inanmıyorum. (VI) Nedeni de şu: Çocukların severek okuyacakları nitelikli bir kitap, yetişkinlere pek bir şey söylemeyebilir ya da yetişkinlerin severek okuyacağı bir kitap, çocukları hiç de heyecanlandırmayabilir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri, “çocuklarla yetişkinlerin aynı kitaplardan hoşlanamayacağı” düşüncesine ters düşmektedir?

A)     I. ve III.

B)     I. ve IV.

C)     I. ve VI.

D)     III. ve IV.

E)     IV. ve IV.

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

11.  Sofraya hep birlikte otururduk. Tahatadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşede otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

A)     Betimleme – öyküleme

B)     Öyküleme – örnek verme

C)     Betimleme – açıklama

D)     Açıklama – öyküleme

E)     Açıklama – örnek verme

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)

12.  Bir vapur yanaşıyor. Eminönü’ndeki vapur iskelesine. Martılar ona çığlıklarıyla eşlik ediyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte insanlar birer ikişer dolduruyorlar kaldırımları. Yol kenraındaki taksiler, gecenin yorgunluğunu atıyor. Caminin avlusunda güvercinler... Galata köprüsündeki emektar kahvede sabahçaylar içiliyor; buharlar yükseliyor bardaklardan, pencereden içeriye dolan güneşle birlikte. Ah, bir de bu deniz kokusu...

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)     Nesnelere, insanlara özgü nitelikler yükleme

B)     Betimleyici bir yol izleme

C)     Çeşitli duyulara seslenme

D)     Gözlem gücüyle ayrıntılar seçme

E)     Örneklerden ve karşılaştırmalaradanyararlanma

                                                                                                                                 Cevap: E (1997 ÖSS)

13.  (I) Bu kitap, sanat yaşamımın değişik dönemlerinden seçilmiş ürünlerden oluşuyor. (II) Ağırlık, 1970’lerden önce yazdığım şiirlerde. (III) Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım, ancak bu şiirleri kitaba almadım. (IV) Anılarımda da belirttiğim gibi, bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler. (V) Dolayısıyla beni bütün yönlerimle okurlarıma tanıtacaktır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

14.  (I) Bir sanatçı önce kullanacağı malzemeyi seçer. (II) Sonra da bu malzemedeki estetik dışı öğeleri ayıklar. (III) O da tasarladıklarını dil aracılığıyla kısa ve öz olarak anlatır. (IV) Şairin malzemesi de dildir. (V) Örneğin, bir yontucu, mermeri fazlalıklarından arındırarak yapıtını ortaya çıkarır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturabilmek için, cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?

A)     I. ve II.

B)     II. ve III.

C)     III. ve IV.

D)     III. ve V.

E)     IV. ve V.

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

15.  İlk olarak 1885 yılında yayımlanan bu kitap, yayımlandığı dönemin yasaklarından birine karşı çıkan, dönemin özellikleri açısından değerlendirildiğinde her bakımdan modern bir roman. Böylesine olgun ve şaşırtıcı bir romanın yüz yıl önce yazılıp yayımlanmış olması, romanımız açısından önemli bir gelişme. Ayrıca romanın daha önemli bir özelliği var: Çok rahat ve kolay okunabilirliği. Sanki bugün yazılmış gibi...

Düşüncenin akışına göre, parçanın son cümlesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?

A)     akıcı, anlaşılır bir dile sahip

B)     günümüzün birçok sorununa değiniyor

C)     gelecek kuşaklara örnek olabilecek nitelikte

D)     geçmiş yüzyılın değerlendirmesini içeriyor

E)     yaratıcısının yaratma gücünü kanıtlıyor

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)


16.  Kıyılar çoktan doldu. Şimdi de dağların yamaçları hızla betonlaşıyor. En temiz renk olduğundan kuşku duyulmayan beyaz, çamlıkları, zeytinlikleri kirletiyor kimi zaman. Bu olumsuz gidişe insanlar değil ama doğa, olanca güzelliğiyle direniyor. İşte akşam oluyor, işte  güller, menekşeler açıyor denizde.

Bu parçada hangi sorun vurgulanmaktadır?

A)     Doğanın kendini yenilemedeki yetersizliği

B)     İnsanların, goğal güzelliklerin ayrımına, tadına varamaması

C)     Doğal güzelliklerin insanları eskisi kadar etkilememesi

D)     Çamlık ve zeytinliklere ihtiyaç duyulmaması

E)     Plansız yapılaşmanın çevreyi çirkinleştimesi.

                                                                                                                                 Cevap: E (1997 ÖSS)

17.  Yaşar Kemal, yaşadığını, gözlemlediğini yansıtan, topluma ayna tutan bir yazar sayılmaz. Gözlemlediklerinden, bildiklerinden, hayal gücüyle yeni bir roman dünyası yaratan sanatçılardandır. Bu yönüyle çarpıcı karakterleri; boyutları, olağanı ve sıradanı aşan olayları; efsaneler ve düşlerle iç içe geçmiş bir gerçekliği içeren yapıtlar vermiştir. Ama onun gücü bir yandan da dilinden, dilindeki şiirsellikten gelir. Şiirselliğin besleyip geliştirdiği bir Çukurova dünyası katmıştır edebiyatımıza.

Bu parçada yazarın özellikle hangi niteliği üzerinde durulmaktadır?

A)     Kahramanlarının olağanüstü nitelikler taşıması

B)     Gözlem yeteneğinin güçlü olması

C)     Gördüklerini, yeniden biçimlendirerek etkili bir söyleyişle dile getirmesi

D)     Konularını, gerçeküstü olaylarla renklendirip zenginleştirmesi

E)     İçinde yaşadığı, bildiği ve tanıdığı yöreyi anlatması

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

18.  Benim çocukluk anılarım daha çok annemle ilgilidir. Babam eve akşamları gelen, biraz yabancı, biraz düş gibi biriydi. Ergenlik yıllarımın babası, hayranlık duyulan, çekinilen, yakışıklı, güçlü bir adamdı. Lise yıllarımda o, kişiliğimi kanıtlamak duygusuyla kafa tuttuğum; sevmek, acımak, karşı koymak ya da sığınmak duyguları arasında bocaladığım zamanlarda bana hep sabırla karşılık veren bir insandı. Onun altmışlı, benim otuzlu yıllarımızda babam, yaşlanmakta olan, kendisi için kaygı duyduğum bir yakınımdı. Annemle kişilikleri sanki özdeşleşmiş, başlıca kaygıları, evlatlarının mutluluğu olan tek bir kişi olmuşlardı.

Bu parçanın bütününde yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?

A)     Babasına duyduğu kırgınlığın nedenlerini

B)     Babasına bakış açısındaki değişmeleri

C)     Anne ve babasıyla yakınlaşmasının nedenlerini

D)     Olgunlaşmasında anne ve babasının rolünü

E)     Kendisini ailesine bağlayan değişik etkenleri

                                                                                                                                 Cevap: B (1997 ÖSS)

19.  Tüm tanımlar, tanımlanan şeyin bir yanını eksik bırakır. Kirliliği tanımlamaya kalkarsak, mutlaka o tanımın da eksik bir yanı olacaktır. Çünlü kirlilik göreceli bir şey. Birine göre temiz ya da az kirli olan şey, bir başkasına göre çok kirli sayılabilir. Bu durum dil için de geçerli. Bazı kişiler dilimizin Doğu ve Batı dilleri tarafından kuşatılmasını doğal karşılayıp bundan hoşnut olurken bazıları bundan rahatsızlık duymaktadır. Çevremizi gözlemlediğimizde bunu açıkça görebiliriz. Konuşurken, yazarken dilini arıtmak için özen gösterenler yanında, konuştuklarını, yazdıklarını pek çok yabancı sözcükle süslemeyi hüner sananlar az mı?

Bu parçadaki yakınma, özellikle aşağıdakilerden hangisine örnektir?

A)     Kavramları tanımlamanın önemine

B)     Kirlenmeyi önelmenin olanaksız olduğuna

C)     Dillerin birbirileriyle etkileşim için olduğuna

D)     Bazı kişilerin, Türkçeyi kullanırken yabancı dillerin etkisinde kaldığına

E)     Dildeki kirlenmenin eğitim yetersizliğinden kaynaklandığına

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

20.  Yazar, kitaplarını okuyan çocukların yaşama ilişkin sorunlarla doğrudan doğruya karşılaşmasını istemez. Ancak, çocukların bu konularda bilinçlenmesini ve eleştirel bir bakış kazanmasını amaçlar. Başka bir deyişle, çağdaş dünyanın sorunlarını masalsı bir biçimde çocuğun dünyasına taşıyarak çocuğu, çağdaş yaşamın vazgeçilmez koşulu olan eleştşrel düşünmeye hazırlar. Bu özelliği nedeniyle yetişkinler de onun kitaplarını büyük bir ilgiyle okurlar.

Bu parçaya göre, sözü edilen yazarın kitaplarının, büyüklere çekici gelen yanı aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Olayları ve durumları, doğru ve yanlış yönleriyle birlikte düşündürmeyi amaçlaması

B)     Sorunları, dolaylı bir biçimde çocuklara sezdirmesi

C)     Çocukları, okumaya yönlendirmek amacıyla masalsı bir anlatımı yeğlemesi

D)     Sorunları çözüm yollarıyla birlikte vermesi

E)     Çocuğun dünyasına yenilikler getirerek onun dünyasını zenginleştirmesi

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)

21.  Bir sanatçının ilk kitabının ortaya çıkması, gerçekten çok hoş bir duygu. Hangi sanatçı vardır ki kitabını vitrinlerde görünce içi titremesin, duygulanmasın? Bunu anlatmak oldukça zor. Sonra bu duygulanma yalnızca ilk kitap için mi geçerli? Yoksa yeni çıkan ya da çıkacak olan bütün kitaplar için de mi bu böyle? Bilemiyorum. Ama şu gerçeği çok iyi biliyorum: İnsanın içinde uyanan bu coşku, kişiyi yeni yapıtlar hazırlamaya çağırıyor. Hatta yeni kitaplar için zorlayıcı bir güç niteliği kazanıyor.

Sanatçının bu sözlerle yansıttıklarına dayanarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?

A)     Her sanatçı ilk kitabıyla okurlarını etkilemek ister.

B)     Yazarların başarılı bir çizgi tutturmasında ilk kitaplarının büyük bir payı vardır.

C)     İlk kitapların yazılması ve yayımlanması, sonrakilerden daha zordur.

D)     Sanatçı, her kitabın yayımlanışında aynı ölçüde mutlu olur.

E)     İlk kitapların sanatçılarda uyandırdığı duygu, onları yenilerini yazmaya özendirir.

                                                                                                                                 Cevap: E (1997 ÖSS)

22.  Sanatçının yaratma gücüne sınır çizilemez. Kimi çayları, ırmakları kurutur; kimisi de bir damla sudan okyanuslar yaratır. Bu sanatçımız da dizeleriyle tek bir yapraktan koskoca bir orman yaratmış. Gerçek imge dediğimiz şey de bu değil midir? Şairin yakaladığı bir ışık; sonra da bütünüyle yapıtının yarattığı bir farklılık...

Bu parçadan, sanatçılarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A)     Bilgili ve görgülü olduklarına

B)     Dış dünyayı düş güçleriyle yendien biçimlendirdiklerine

C)     Yararlanacakları kaynakları özenle seçtiklerine

D)     Olayları ve durumları abartarak verdiklerine

E)     Davranışlarını duygularının yönettiğine

                                                                                                                                 Cevap: B (1997 ÖSS)

23.  Yenilgiyi daha baştan kabul eden insanlar hiçbir zaman zafere kavuşamazlar. Her yeni gün, bizleri bir takım güçlüklerle karşı karşıya getirir. Bunları yenebilme, öncelikle onları yenebileceğimizi düşünmeye bağlıdır. Hiçbir yetkin doktr, hastasının iyileşmeyeceğini kabul etmez. Ümidi olmasa bile elinden gelen her şeyi yapar, en son dakikaya kadar her türlü çabayı gösterir.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Sorunlara, onların üstesinden gelebileceğimiz umuduyla yaklaşmalıyız.

B)     Yaşam, güçlükler ve sıkıntılarla doludur.

C)     Zorluklarla karşılaşmak kişilerin dayanma gücünü arttırır.

D)     Her iş ya da mesleğin savaşmayı gerektiren tehlikeleri vardır.

E)     İşini seven kişi, onda başarı gösterir.

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)

24.  Öykülerimi okuyanlar çok iyi bilirler. Ben kişilerimin çoğunu gerçek hayattan seçerim. Bunlar çok yakından bildiğim, tanıdığım kişilerdir. Geçen gün “Koşucu” adlı öykümde işlediğim koşucuyla karşılaştım. Şuradan buradan konuştuk. Ona baktım, içimden dedim ki: “Bu benim öykümdeki koşucu değil. Benimkisi çok farklı.”

Yazarın, öyküsünde işlediği kahramanla ilgili sözlerinden aşağıdakilerin hangisine varılabilir?

A)     Öyküye kahraman olarak seçilen kişilerin davranışları zaman içinde değişebilir.

B)     Kişilerle ilgili kimi gerçekler, sonradan fark edilebilir.

C)     Gerçek yaşamdaki kişiler, öykü kişisine dönüşürken değişir.

D)     Öykücünün, gerçek yaşamdaki kişileri algılamada belirli bir ölçütü yoktur.

E)     Gerçeklik ölçütü, duruma ve zamana göre değişiklik gösterir.

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

25.  Gençken öfkeli, sert, kavgacı; bir o kadar da yaşama sevinciyle dolu, şakacı, güleç biri. Sonra yılların getirdiği değişiklikler, yıpranmalar, yaşlanma... Gittikçe daha az sevinç, daha az öfke, daha çok hüzün... Delice sevgiler, delice kızgınlıklar, tutkularla geçmiş bir ömrün deneyimini sözcüklerde, dizelerde damıtmak için, gece gündüz sürdürülen yoğun bir çalışma... Bugün babamı düşündüğümde, Caddebostan’daki evin bir köşesine yerleştirdiği küçük, gösterişsiz bir masada, sabahın erken saatlerinden başlayarak çalışan bir adam geliyor gözlerimin önüne.

Bu parçada sözü edilen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Bir dost çevresine girmekten kaçındığına

B)     Kişisel özelliklerinde karşıtlıklar bulunduğuna

C)     Yaşadıklarını şiirlerine yansıttığına

D)     Yaşlandıkça kimi özelliklerinin değiştiğine

E)     Zamanının büyük bölümünü çalışarak geçirdiğine

                                                                                                                                 Cevap: A (1997 ÖSS)

26.  Türkiye’de büyük kentlerin dillerinin incelenmesi, bugün konuşulan Türkçenin kullanımı açısından karşımıza çok değişik olgular çıkaracaktır. Çünkü kentlerin toplumsal yapılarında büyük değişiklikler olmuştur. Günümüzde Anadolu ağızlarının kendilerine özgü nitelikleri bütünüyle kordukları söylenemeyeceği gibi, İstanbul’da konuşulan Türkçenin de artık saf bir İstanbul ağzı olduğu söylenemez. Tam tersine Türkçenin kullanımında öteden beri temel alınan bu ağzı konuşanların sayısı, yok denecek ölçüde azalmıştır. İstanbul ağzı gibi, bugün konuşulan Türkçe de bölgesel kullanımların sızması sonucunda birtakım değişikliklere uğramıştır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Konuşulan Türçedeki değişmenin nedenlerine

B)     Anadolu ağızlarının zaman içinde değiştiğine

C)     Büyük kentlerde konuşulan Türkçenin değişik nedenlerle yeniden biçimlendiğine

D)     Bölgesel ağızların günümüz Türkçesini zenginleştirdiğine

E)     Toplumsal yapıdaki değişmelerin bugün konuşulan Türkçeyi de etkilediğine

                                                                                                                                 Cevap: D (1997 ÖSS)

27.  Denemenin, büyük savlar içermeyen bir tür olduğunu düşünüyorum. Duyguya, sezgiye, birikime, akla dayanan demokratik bir tartışma ortamı yaratır deneme. Denemelerde söylenenlerin, bilimsel yapıtlarda olduğu gibi deneylerle, bulgularla kanıtlanmış olması da gerekmiyor. Deneme, yazmadan edilemeyen anlardaki iç dökmelerdir bir bakıma.

Bu parçada denemeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Denemenin belirli bir işlevi olduğuna

B)     Doğruluğu tartışılabilir düşüncelere yer verdiğine

C)     Nesnel bir tutum gerektirdiğine

D)     Duygularla beslenen bir yanının olduğuna

E)     Anlatma gereksinmesinin ürünü olduğuna

                                                                                                                                 Cevap: C (1997 ÖSS)

28.  Bir kuruluşun açtığı roman yarışmasında jüri üyesiydim. Dosyalar dolusu yarışma metniyle boğuşuyordum. Acemice yazılmış, özelliksiz metinlerdi bunların çoğu. İlk romanıyla ünlü bir yazar oluvermenin düşleri gizliydi bu dosyalarda. Bunları değerlendirirken bir dosya özellikle dikkatimi çekti. Zevkle okumaya başladım. Ötekilerden çok farklı bir yapısı vardı. Çağdaş edebiyatı tanıyan, dile egemen bir yazarın ürünüydü bu dosya.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Jüri üyeliğinin yorucu yönlerinin bulunduğuna

B)     Yarışmaya katılan yapıtlardan çoğunun nitelikli olmadığına

C)     Yarışmaya katılanların çokluğuna

D)     Düzeyli bir metnin ilgiyle okunabildiğine

E)     Yazarların tanınmasında yarışmaların önemine

                                                                                                                                 Cevap: E (1997 ÖSS)

29.  Onun öykülerinde ... Evlerde lambalı radyolar, gıramafonlar, taş plaklar çalınır. Mahalle aralarında çocuklar oyun oynarlar. Cambazhaneler kurulur; yazlık bahçe sinemalarında kovboy filmleri izlenir. Mahalle camisinin bahçesinde oğlak otlatılır. Ana caddelerden tramvaylar geçer; ağzındaki sigarasıyla yalnız bir adam parkta dolaşır; Haydarpaşa Garında köylüler trenden inerler omuzlarında torbalarıyla.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü bozulmaz?

A)     o dönemin eğlence hayatını bütünüyle tanıma fırsatını bulursunuz.

B)     1940’lı, 50’li yılların yaşamından görüntüler yakalarsınız.

C)     geçmiş yaşamın sıkıntılarını bütün ağırlığıyla duyarsınız

D)     birbirini seven insanların ilişkilerindeki sıcaklığı hissedersiniz

E)     bugünün yaşamından izler görürsünüz

                                                                                                                                 Cevap: B (1997 ÖSS)

30.  (I) Kentlerin de kimliği vardır; bu kimliği oluşturan öğelerin başında da yapılar gelir. (II) Yapılar, kentlerin belirleyici özelliklerini yansıtır. (III) Örneğin Paris, Londra, Brüksel, Moskova deyince ilk akla gelenler, kuleler, köprüler, kubbeler ve gökdelenlerdir. (IV) Ya İstanbul deyince? (V) Elbette ki minarelerden kubbelere uzanarak, Kız Kulesinden Galata Kulesine değin birçok şeyi sayabiliriz. (VI) Çünkü bu tipik yapılar kentle özdeşleşmiştir. (VII) Bu yapıları kentten, kenti de bunlardan ayrı düşünmek olanaksızdır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri aynı anlamı içermektedir?

A)     I. ile II.

IV. ile V.

B)     I. ile II.

VI. ile VII.

C)     II. ile III.

V. ile VI.

D)     II. ile IV.

III. ile V.

E)     III. ile IV.

VI. ile  VII.

                                                                                                                                        Cevap: B (1998 ÖSS)

31.  (I) Kendimle ve sanatımla ilgili olarak yazılıp çizilenleri biriktirmek istemiyorum. (II) Kitaplardaki şiirlerimden başka hiçbir şey bırakmayı düşünmüyorum arkamda. (III) Farklı yorumlara konu olmak istemiyorum. (IV) Arkamda birtakım kağıtlar bırakıp da insanların kafasını karıştırmanın gereksiz olduğuna inanıyorum.

Bu parçada söylenenlerin nedenleri, numaralanmış cümlelerin hangilerinde açıklanmıştır?

A)     I. ile II.

B)     I. ile III.

C)     II. ile III.

D)     II. ile IV.

E)     III. ile IV.

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)

32.  (I) Yapıtlarında farklı çevrelerin ve insanların yaşamlarına, sorunlarına yönelmiş. (II) Acı veren olaylardan hoşlandığı belli. (III) Düşsel yaşamlar,ilişkiler üretiyor. (IV) Anlattılarında, insan sıcaklığını yansıtıyor. (V) Bunları göz önünde bulundurarak, onun gelecekte dünyayı çok daha farklı bir bakış açısıyla yansıtabileceğini söyleyebiliriz.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, sözü edilen yazara duyulan güven dile getirilmektedir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)
 
 

 33.  (I) Yazar, konuların gerektirdiği şiirselliği ya da gülmeceyi yerli yerinde kullanıyor; özlemi, öfkeyi aynı güçle duyumsatıyor. (II) Sıradan insanların her günkü yaşamından sahnelere yer veriyor. (III) Yalnızlığın, sevgisizliğin sık sık sözünü ediyor.(IV) Bunu yanında, kişilere, onların serüvenlerine, özlemlerine magazin öykücüsü gibi yaklaşmaktan kurtulamıyor. (V) Anlatımı da sıradan; daha ilk öyküde cümleler birbirinin üzerine yığılıyor.

Yukarıdaki eleştiride kaçıcı cümleden başlayarak, sözü edilen yazarın yapıtlarındaki olumsuz yönlere değinilmektedir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: D (1998 ÖSS)

34.  (I) Bu kitapta sanatçı “sevgi”yi ele almış. (II) Kitapta yer alan on öyküde, değişik yaklaşımlarla bu konudaki düşüncelerini, yüreğinden geçenleri yazıya dönüştürmüş. (III) Yazıların hepsinde, sanatçının şiirlerine özgü, o lirik ve epik duyarlılık egemen. (IV) Bunlar, okurun kitabı okuyup bitirdikten sonra öykülerin birbiriyle bağlantısını görmesini kolaylaştırıyor. (V) Daha doğrusu kitabın bir bütün olarak değerlendirilmesini sağlıyor.

Yukarıdaki eleştiride, numaralanmış cümlelerden hangisi sözü edilen sanatçının anlatımına ilişkin bilgi vermektedir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: C (1998 ÖSS)

35.  (I) Doğanın korunması, bizim için önemli bir nokta olmanın da ötesinde temel hedeftir. (II) Bu nedenle konutlar, kenttekine benzer bir dokuda değil, tamamen çevredeki ormanla uyum sağlayacak biçimde yapıldı. (III) Bir başka konu da bitkilendirme. (IV) Son zamanlarda bitkiyle haşır neşir olma eğilimi yaygınlaştı; elbette bu durum, biz çevre tasarımcılarını sevindiriyor. (V) Ancak yabancı kökenli bitkiler yerine kestane, erguvan, kızılağaç, fıstık çamı tercih edilmeli; böyle bir tercih yörenin ruhuna da uygun olur.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde parçanın ana düşüncesi belirtilmiştir?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: A (1998 ÖSS)

36.  On altıncı katta asansörden indik. Bana odayı gösterecek çocuğun peşinden yürüyordum. Çocuk kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı, içeri girdik. Perdeler sıkı sıkıya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun kapısını açtı. Bir şey isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Bahşişini verdim, gitti.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)     Duyguları yansıtma

B)     Eylemleri oluş sırasına göre verme

C)     Gözlem gücünden yararlanma

D)     Değişik yapılı cümleler kullanma

E)     Birinci kişinin ağzından anlatma

                                                                                                                                 Cevap: A (1998 ÖSS)

37.  Ankara’nın mimarisiyle ünlü ilçesi Ayaş’ta bir sokak... Sokaktaki tarihi evlerden biri... Badanası solmuş, sıvaları yer yer dökülmüş. Pencere pervazları da doğaya direniyor; bir bakıma evin sahibi yaşlı kadını andırıyor. Ev de yorgun, sahibi de. Ne var ki yaşam sürüyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?

A)     İzlenimleri belirtmeye

B)     Benzetme yapmaya

C)     Eksiltili cümleler kullanmaya

D)     Kişileştirmeden yararlanmaya

E)     Örnekler vermeye

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)

38.  (I) Okuduğunuz bir eserin nitelikli olup olmadığını mı anlamak istiyorsunuz? (II) Bu, seçici bir okurun yanıtlaması gereken ilk sorudur. (III) Onu birkaç ay sonra tekrar ele alın. (IV) Kötüyse okumaya değmez; iyi ise değişik bir tatla karşınıza çıkar. (V) Size yepyeni ufuklar açar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A)     I.

B)     II.

C)     III.

D)     IV.

E)     V.

                                                                                                                                 Cevap: B (1998 ÖSS)

39.  Bu roman Reşat Nuri’nin önemli ve başarılı bir yapıtı değildir. Ancak... Reşat Nuri bu yapıtında yer yer şematik ve didaktik olmakla birlikte çok önemli toplumsal bir sorunu romana taşımıştır.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A)     ilk tezli romanlarımızdandır.

B)     içerdiği gözlemler ve yaşantılar yönünden ilginç özellikler taşımaktadır.

C)     yaklaşık doksan yıl önce yaşanan sorun, günümüzde de çözülememiştir.

D)     yaşanmış olaylardan yola çıktığı için tarihçilere kaynaklık etmiştir.

E)     sanatçının toplumsal roman alanındaki çalışmalarının ilk örneği olması açısından ilginçtir.

                                                                                                                                 Cevap: C (1998 ÖSS)

40.  Bireyi mesleğe yönlendirirken onun ilgileri, yetenekleri ve toplumun ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır. Ancak on, on beş yıl sonra hangi meslekte ne kadar insan gücüne ihtiyaç duyulacağını kestirebilmek zor. Ayrıca bu bir ölçüde kestirilebilse bile, zamanla bazı mesleklerle ilgili modalar ortaya çıkıyor. Özellikle gençler arasında kimi meslekler daha çok tutulmaya başlıyor; ister istemez o mesleğe eğilim artıyor. Sonra, bazı mesleklerde daha çok para kazanıldığı için gençler özellikle o mesleklere yöneliyor. ...

Bu parça düşüncenin akışına göre aşağıdaki cümlelerden hangisiyle sürdürülebilir?

A)     Aslında çalışma alanlarının ve mesleklerin sınırlı oluşu buna yol açıyor.

B)     Bence, bireylerin ilgilerinin çok yönlü ve çok boyutlu olmayışı, belirli mesleklerde yığılmaya neden oluyor.

C)     Sözün kısası bu tutum, yeni yeni mesleklerin doğmasını sağlıyor.

D)     Bu sorun, anne ve babaların çocukları yanlış yönlendirmesinden kaynaklanıyor.

E)     Sonuç olarak toplumun ihtiyaçlarıyla insanların eğilimlerini bağdaştırmak zor oluyor.

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)

41.  Adını yurt dışında da duyuran ünlü ressamlarımızla daha çok, öğlunun Cihangir’deki resim atölyesinde karşılaşırdık. Bildim bileli yalnız yaşayan bir kadındı. Soylu, sade, zarif ve çok güzeldi. Konuşurken sesini bir kez bile yükselttiğine tanık olmadım. Her zaman yüzünde ipeksi bir gülümseyiş, bakışlarında huzurlu bir anlam vardı.

Sözü edilen ressamın, bu parçada vurgulanmak istenen özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Özgürlüğüne düşkün olma

B)     Öteki meslektaşlarına benzememe

C)     Güzelliğiyle dikkat çekmek isteme

D)     Yumuşak bir kişiliğe sahip olma

E)     Ressamlığını ön planda tutmama

                                                                                                                                 Cevap: D (1998 ÖSS)

42.  Kasım gelince tatil yapılan yöreler boşalır. Giden gider, kalanların başı dinçtir. Yaz günlerinin o şen şakrak havası, yerini dingin güzelliklere bırakır. Güneş hala bedenleri ısıtır. Büyük kentlerin gürültüsünden kaçıp bu kıyılara yerleşen insanların en sevdiği zamandır kış ayları. Böyle bir günde bisikletinizi tahta iskelenin başına bırakıp oltanızı denize sallandırabilirsiniz. Balık çıkmasa bile baş başa kaldığınız doğanın sessiz müziği ruhunuzu dinlendirmeye yeter.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Tatil yörelerinin yazın daha kalabalıklaştığı

B)     Kışın balık avlamanın insana ayrı bir tat verdiği

C)     İnsanların dinlenmek için kıyı kentlerini seçtiği

D)     Her mevsimin kendine göre güzelliklerinin olduğu

E)     Tatil yörelerinin kışın daha dinlendirici olduğu

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)

43.  Bu yazarımız, Türk insanını konuşturmada, sözcüğün gerçek anlamıyla özgün bir sanatçıdır. Romancılığımızın bu yönden gelişmesinde büyük hizmetleri olmuştur. Konuşturmalarda en küçük bir yapaylık yoktur. Sokağın dilini, roman dili konumuna getirmedeki çabaları da küçümsenemez. Çünkü tek tek sözcükleri yan yana getirmekle yetinmemiş; bunlardan kendine özgü bir anlatım oluşturmuştur.

Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Halk dilinin özelliklerini doğal bir biçimde kullanarak özgün bir anlatıma ulaşmıştır.

B)     Yapaylığa düşmemek için romanlarında kendi insanımızın yaşamını işlemiştir.

C)     Konuyla anlatım biçimi arasındaki etkileşime önem vermiştir.

D)     Romanda, kendisinden önce kullanılan anlatım biçimlerine karşı çıkmış, yeni anlatım olanakları yaratmıştır.

E)     Anlattıklarını gözlemlerine dayandırmaya özen göstermiştir.

                                                                                                                                 Cevap: A (1998 ÖSS)

44.  Çocuğa yalnızca bilgi yükleme eğitimin amacı değildir. Gereğinden fazla bilgi yüklenmesi, çocuğun ancak belleğini geliştirir. Fazla bilgi, çocuğu yaşama hazırlamadığı gibi, onun bireysel özgürlüklerini de engelleyebilir. Çünkü çocuk öğrendiklerini uygulamak için gerekli deneyimden yoksun kalır; bu yüzden aklını kullanamaz, özgür düşünemez, özgür davranamaz. Yeni durumlar karşısında çözüm üretemez. Böyle olunca da kendine, her zaman bağlı kalacağı bir iskele, bir dayanak arar.

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Bilgili kişiler bellekleri güçlü olanlardır.

B)     Çok bilgili insanlar, olaylara ve durumlara yönelik düşünceler üretemezler.

C)    Eğitim, düşünebilme ve düşündüğünü uygulayabilme yetisi kazandırmalıdır.

D)     Kişilerin yaşama uyum sağlaması özgür düşünmelerine bağlıdır.

E)     Özgürce davranabilen kişiler, sorunlara ustalıkla çözüm bulurlar.

                                                                                                                                 Cevap: C (1998 ÖSS)

45.  Yaşam olduğu gibiş kalmaz; kuşkusuz hep değişir. Ancak değişimin yavaş ya da hızlı olduğu dönemler vardır. Gelenekler, bu değişimin hızlandığı dönemlerde insanların karşısına büyük bir sorun olarak çıkar. Yaşanan günle geçmiş arasında gözle görülür bir farkın olmadığı dönemlerde ise böyle bir sorun yoktur.

Bu parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisi vurgulanmaktadır?

A)     Gelişme ve değişmelerin hızını, toplumun kendisi belirler.

B)     Yenileşmelerin hızlanması toplumlarda sorunların doğmasına yol açar.

C)     Toplumu oluşturan bireyler, geleneklerin buyruklarını hiç düşünmeden yerine getirirler.

D)     Toplumsal yaşamdaki yenilikler değişimlerin göstergesidir.

E)     Geçmişle, içinde bulunulan zamanı karşılaştırmak toplumları yanlış yönlendirir.

                                                                                                                                 Cevap: B (1998 ÖSS)

46.  Flaubert için şöyle diyorlar:”On sene, yirmi sene sonra aynı dizelere hayranlık duyar, aynı biçimleri arar, aynı şeyleri beğenir. Öyle görünüyor ki yirmisine doğru kavrayabildiği düşünceleri kavramış ve sonra bütün yaşamı boyunca bunları somutlamaya çalışmıştır. Yaşamını hiçbir biçimde yapıtlarına yansıtmamıştır. Durağan bir yaşamı olan bu sanatçıyı tutucu olarak nitelendirmek yanlış olmaz.”

Aşağıdakilerden hangisini söyleyen kişi, bu parçada belirtilenlere karşı çıkmaktadır?

A)     Ağır ama özenli çalışan bir yazardı; sanatıyla ilgili düşünceleri zamanla daha da kesinleşti.

B)     Yazıda dilin ritmik akışını ve hecelerin uyumunu arar, tıpkı müzik gibi okurun zihninin derinliklerine seslenmek isterdi.

C)     Zaman içinde beğenileri aynı kalan bir yazarın, “Madam Bovary” gibi çağının çok ilerisinde bir roman yazabilmesine ne demeli?

D)     “Madam Bovary”de karakterlerin bütün özelliklerini ya da olayları, duygulara kapılmadan yansıtarak nesnelliğini ortaya koymuyor mu?

E)     “Mektuplar”da kendi kişiliğini yapıtına yansıtmamak için çırpınan bir yazarın, bunu romanlarında da yapmasını doğal karşılamak gerekmiyor mu?

                                                                                                                               Cevap: C (1998 ÖSS)

47.  Okuru kitaplarla, yazarlarla buluşturma işlevini bütünüyle yerine getirmese de, gönlümüzden geçenleri yeterince karşılayamasa da kitap fuarlarını çok seviyorum. O renk renk kitapların oluşturduğu çiçek bahçesinde dolaşmak, onlara dokunmak; o güzelliklerin tadına varmak... Yüreği sanat sevgisiyle çarpan güleç yüzlere merhaba demek, gözlerdeki ışıltıyı, mutluluğu damarlarımızda duyumsamak... Duygusal yönden az şey midir bunlar?

Bu parçada kitap fuarlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Sevilen yerler olarak herkesin ilgisini çektiğine

B)     Görüntüsüyle sanatsal zevkler uyandırdığına

C)     Kimi yazarlarla tanışma olanağı sağladığına

D)     Güzel duygular uyandırarak insanı mutlu ettiğine

E)     Gezip görenlerin beklentileriyle ilgili kimi küçük eksiklikler bulunduğuna

                                                                                                                                 Cevap: A (1998 ÖSS)

48.  Ben ünlü bir yayınevinde çalışan bir öykü yazarıyım. Pek çok kitabı yayıma hazırladım bugüne değin. Yazarın coşkusunu paylaşarak kiminin adını bile koydum. Bir virgüllük katkım olan her kitabı kendiminmiş gibi sahiplendim. Basımevinden geldiğinde sıcacık bir ekmek demektir her kitap benim için. Emekle ekmeğin birleşen kokusunu taşır her kitap o an. Elinizdekiyse benim ilk öykükitabım. Saymadım; ama kim bilir kaçıncı kitabım.

Öykücünün bu sözlerinden kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)     Kitaplarla uğraşmayı her şeyin üstünde tuttuğu

B)     Başkalarının kitaplarına da katkılarının olduğu

C)     Bir kitabı yayıma hazırlamanın kendisine çok zevk verdiği

D)     Kitapları yayıma hazırlamanın,yazarlık için iyi bir başlangıç olduğunu düşündüğü

E)     Kendisi için kitapların büyük bir değerinin olduğu

                                                                                                                                 Cevap: D (1998 ÖSS)

49.  Anadili bilincinden yoksun Osmanlı okumuşu, Arapça ve Farsçadan sözcük ve dilbilgisi kurallarını alarak Türkçeyi neredeyse yok olma durumuna getirmişti. Tanzimat’tan sonra Meşrutiyet’e kadar süren sadeleşme ve Cumhuriyet döneminde başlatılan özleştirme harekteleriyle Türkçe, işte bu yok olma tehlikesinden kurtulmuştur. Bu durumda, Türkçe köklerden Türkçe eklere yeni sözcükler türetmek, böylece dilimizin söz dağarcığını Türkçe sözcüklerle zenginleştirmek daha doğru, daha yerinde bir tutum değil midir?

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Osmanlı aydınlarının anadili konsundaki tutumuna

B)     Yabancı dillerden sözcük ve kural almanın olumsuz sonuçlar doğuracağına

C)     Türkçeyi, yabancı dillerin baskısından kurtarmak için yapılan çalışmalara

D)     Türkçenin söz varlığını zenginleştirme yollarından birine

E)     Türkçeyi özleştirme çalışmalarının kimler tarafından yürütüldüğüne

                                                                                                                                 Cevap: E (1998 ÖSS)

50.  Özel zevkleri için bir yarım saat bile ayırdığını sanmıyorum. Kentlerarası bir yolculukta bile ya bir yolcu ya bir şoför muavini bulur, onlarla konuşmaya dalardı; bir yandan da elindeki küçük kağıtlara bir şeyler yazardı. Romanlarını yeni baskıya hazırlarken, bir kompozisyon ödevi gibi titizlikle düzeltirdi. Yapıtlarındaki sağlamlık biraz da bu dikkatinden gelir. Durmadan aldığı notlar ise, roman kahramanlarını doğal konuşturmada gösterdiği başarının kaynağı olmuştur. Yazınımzın en rahat okunan o güzel öykülerini, bu dil kaynağından beslenerek yazmıştır.

Böyle tanıtılan yazarın yapıtlarıyla ilgili tutumu konusunda, aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Çalışmalarında titiz davrandığına

B)     Her fırsatta malzeme topladığına

C)     İlgi çekici konuları işlediğine

D)     Dil ve anlatımına özen göstediğine

E)     Düzeltmek ve geliştirmek için çalıştığına

                                                                                                                                 Cevap: C (1998 ÖSS)


SINAVA HAZIRLIK İÇİN EN ÇOK TIKLANAN İLGİLİ KATEGORİLER

Yazım İmla Kelime: ( Kategorisi ) /Edebiyatlar.aspx?id=3

Anlam Anlatım, Cümle ( Kategorimiz) Edebiyatlar.aspx?id=7

Yazı Türleri: ( Kategorimiz ) /Edebiyatlar.aspx?id=5

İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM. /Edebiyatlar.aspx?id=8

DİVAN ŞİİRİ VE ŞAİRLERİ /Edebiyatlar.aspx?id=15

TANZİMAR DÖNEMİ /Edebiyatlar.aspx?id=17

SERVETİ FÜNUN FECRİ ATİ /Edebiyatlar.aspx?id=18

MİLLİ EDEBİYAT VE MİLLİ MÜCADELE /Edebiyatlar.aspx?id=19

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞAİRLER /Edebiyatlar.aspx?id=20

http:CUMHURİYET DÖNEMİ YAZARLAR /Edebiyatlar.aspx?id=22

Türkçe'nin Kelime Türetme ve Anlam Karşılama Yöntemleri

Düşünceyi Geliştirme: Tanımlama,Örnekleme,Karşılaştırma...

Paragraf : Tanımı, Yapısı, Türleri, Konusu ve Anafikri



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...